23 Mayıs 2021 Pazar

SA9208/SD2074: İmparatorluk Siyasetçisi Joe Biden'ın Uzun Savaşı-7; 1980'ler- ABD'nin El Salvador'da Askerî Diktatörlüğe Verdiği Destek, ABD'nin Nikaragua'da Kontra Ölüm Mangalarına Verdiği Destek

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz serisinin bu bölümündeki analizler, Afganistan, Irak, Somali, Yemen, Nijerya, eski Yugoslavya ve dünyanın başka yerlerinde savaş muhabirliği yapan The Intercept'in üç kurucu editöründen biri, kıdemli muhabiri ve Genel Yayın Yönetmeni olan Jeremy Scahill'e aittir ve ABD Başkanı Joe Biden'ın 50 yıla yaklaşan siyasi hayatına, daha doğrusu 'Kirli ve Çelişkilerle Dolu Siyasi Hayatı'na odaklanmaktadır. İnsanlık dışı kanlı politikaları tasarlamak, planlamak ve uygulamak olarak özetlenebilecek bir süreç sonunda 'bunama' belirtileri gösterdiği bir dönemde ödül olarak ABD Başkanlığı'na aday gösterilen ve seçilen Joe Biden ABD'nin Kanlı Uzun Savaşı'nın sorumlularından biri olarak ABD İmparatorluğu'nun çöküşünü de hazırlamıştır. Analiz serisinin dikkatle okunması ve bu acımasız şahsın temsil ettiği satanist gücün dünyaya ve insanlara neler yaptığının detaylarıyla bilinmesi gerekmektedir. Obama yönetimindeki ABD'nin Başkan Yardımcısı Biden, 5 Ekim 2014'te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla arayarak, 2 Ekim 2014 günü Harvard Üniversitesi’nde yaptığı, IŞİD sorunundan Türkiye’yi de sorumlu tutan açıklamaları nedeniyle özür dilemişti. Biden,“Bölgedeki müttefiklerimiz, Suriye’deki en büyük problemimizdi” demiş ve Erdoğan’ın da kendisine “Siz haklıydınız” dediğini belirtmişti. Erdoğan ise bu sözleri söylediğini reddederek Biden’dan özür beklediğini dile getirmişti. Sonsuz Ark, (IŞİD'ın gerçek organizatörlerinden biri olduğunu düşündüğü) eski ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in sürekli yalan söylediğine ilişkin üç ayrı analizi içeren 'SA920/ÇY4-DB17: Joe Biden Yine Yalan Söylerken Yakalandı' başlıklı yayınıyla tarihe kayıt düşmüştü. Başkanlık seçimleri sürerken, Ağustos 2020'da ortaya çıkan konuşmasında Türkiye'yi izole etmekten ve Erdoğan'a karşı muhalefeti desteklemekten söz etmişti Joe Biden: "Bir yol haritamızın olduğunu açıkça göstermemiz lazım. Düşündüğümüz şeyle ilgili sesimizi yükseltmemiz lazım, bedel ödemeli. Nasıl çalışacaklarını anlamak için çevresinde F-15 savaş uçağı uçurdukları hava savunma sistemi olduğuna göre ona belli silahları satmaya devam edip etmeyeceğimiz konusunda bedel ödemeli. Yani çok endişeliyim. Ama benim yaptığım gibi onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan'ı yenecek duruma gelmeleri için hala var olan Türk liderliği unsurlarından daha fazla verim almalı ve onları güçlendirmeliyiz. Darbe ile değil, seçim süreci ile... Partisi, İstanbul'dan dışarı atıldı. Peki biz ne yapıyoruz? Burada oturup boyun eğiyoruz." Türkiye, kendisine soykırım iftirası atan bu kanlı ve soykırımcı geçmişe sahip ABD'nin Başkanı'na karşı çok dikkatli olmalı, ancak cesur adımlar atmakta tereddüt etmemelidir.
Seçkin Deniz, 23.05.2021


A Half-Century of Joe Biden’s Stances on War, Militarism, and the CIA
İmparatorluk Siyasetçisi: Yarım Asırlık Siyasetçi Joe Biden'ın Savaş, Militarizm ve CIA ile İlgili Duruşları
JOE BIDEN’S LONG WAR

1980'ler- ABD'nin El Salvador'da Askerî Diktatörlüğe Verdiği  Destek- 1980s U.S. SUPPORT FOR MILITARY DICTATORSHIP IN EL SALVADOR

Jimmy Carter’ın başkanlığının sonuna doğru, 1979 sonlarında El Salvador’daki askeri cunta, önceki askeri hükümete karşı darbe yaparak gücünü pekiştirdi. Ardından gelen devlet cinayetleri, El Salvador’da 12 yıl süren kanlı iç savaşı başlattı. Carter yönetimi, ülkeyi istikrara kavuşturmak ve komünistler tarafından ele geçirilmesini önlemek için en iyi fırsatı sunduğuna inanarak darbe rejimini destekledi. 


Aile fertlerinin tabutlarını Guadalupe'ye taşıyan bir kamyonu karşılayan kadınlar ve çocuklar yas tutuyor, El Salvador, 9 Mayıs 1983. Fotoğraf: Robert Nickelsberg / Getty Images

Carter, insan haklarını savunma taahhüdü ile danışmanlarının Latin Amerika'da büyüyen komünist etki olarak tanımlanan gerçeklerle yüzleşmek için yaptığı baskı arasında kaldı. Yeni cunta, El Salvador'daki daha ilerici güçlerle iktidarı paylaşmaya açık görünüyordu ve ilk yönetim bir avuç liberal sivil siyasi figürü içeriyordu. Ancak liberaller, sağcı bir subay ile anlaşmazlık yaşadıktan ve Carter, solcu unsurları içeren bir yönetim organına karşı olduğunu açıkça ortaya koyduktan sonra, ilk yönetim hızla dağıldı. Carter ve danışmanları, bu tür  solcu unsurların yönetime dahil edilmesinin, Nikaragua'daki Sandinistalarda olduğu gibi Küba'ya bağlı bir hükümetin yönetimi ele geçirmesine yol açabileceğini savundu. Sağcı güçler iktidarda güçlerini pekiştirdiler ve komünizmle mücadele bayrağı altında Katolik din adamlarının öldürülmesi de dahil olmak üzere sivilleri katletmeye başladılar.

Şubat 1980'de San Salvador'un Katolik başpiskoposu Óscar Romero, Carter'ın askeri yardıma devam edeceğini ve cuntaya eğitim vereceğini ifade eden ABD haberlerini okuduktan sonra Carter'a bir mektup yazdı. Askeri rejimin açık sözlü bir karşıtı olmadan önce muhafazakar bir Katolik olarak görülen Romero, Carter'a desteğini yeniden gözden geçirmesi için yalvardı ve "hükümetinizin katkısının şüphesiz adaletsizliği ve baskıyı keskinleştireceğini" yazdı. Rahip Carter'a "insan haklarını gerçekten savunmayı istiyorsa" "Salvador hükümetine askeri yardım yapılmasını yasaklaması" gerektiğini söyledi. 

Carter yönetimi, Romero'nun ricasını görmezden geldi. Daha önce Romero'nun bir sorun olduğu belirlenmişti. Ulusal güvenlik danışmanı Zbigniew Brzezinski daha önce Papa'yı Başpiskopos Romero'yu askeri cuntayı desteklemesi için yönlendirmeye çağırmıştı. Brzezinski Ocak ayında Vatikan'a yazdığı mektubunda "Başpiskopos cuntayı şiddetle eleştirdi ve aşırı sola destek vermeye yöneldi," dedi ve ekledi: "Onları böyle bir harekete karşı uyardık." Carter'a yazdıktan bir ay sonra, 24 Mart'ta Romero, Ayin esnasında kalbine sıkılan kurşunla öldürüldü. Operasyon emri, ABD'den eğitimli emekli bir Salvador ordusu binbaşısı tarafından verilmişti.

1980 seçim kampanyası sırasında, Ronald Reagan ve yardımcısı George H.W. Bush, komünizme karşı yumuşak davrandığı ve Orta Amerika'da yeterince şey yapmadığı için defalarca Carter'ı eleştirdiler. Diğer siyasi aksiliklerle beraber Carter'ın El Salvador'daki anti-komünist duruşu, yeniden seçilmesi için yeterli olmadı: Reagan, Carter'ı ezici bir şekilde yendi. Ancak, topal bir ördek olarak, Carter, Aralık 1980'de Salvadorlu Ulusal Muhafızlar üç Amerikalı rahibeye ve bir ABD vatandaşı misyonere tecavüz edilip öldürdükten sonra cuntaya bütün askeri ve ekonomik yardımı hemen kesti.

Yeni Reagan yönetiminin askeri rejime yardıma devam etme ve yardımı arttırma niyeti ile ilgili ilk sinyallerden sonra Joe Biden, ABD'nin bu politikasını hafif bir şekilde eleştiren meslektaşı iki senatöre katıldı. Senatörler, Başkan seçilen Reagan'a, yardımın cinayetlerin soruşturulmasında yapılacak işbirliği ile bağlantılı olması gerektiğini yazdı. Mektupta, "Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi güvenlik güçleri tarafından işlenen terörü destekleyen bir hükümeti desteklemesinden korkuyoruz" deniyordu. Ocak 1981'de, başkanlığının sona ermesine birkaç gün kala, Carter kişisel olarak, Salvador Hükümeti'ni Marksist terörizme karşı mücadelesinde desteklemek için, Huey savaş helikopterleri, silahlar ve mühimmat da dahil olmak üzere Salvador cuntasına "acil" askeri yardım ulaştırılmasına izin verdi.

Reagan yönetimi, göreve gelir gelmez, Orta ve Latin Amerika'da komünizme karşı verilen sözde savaşı yoğunlaştırdı. 1981'de Biden, Senato İstihbarat Komitesini El Salvador da dahil olmak üzere ABD operasyonları hakkında bilgilendirmeyi reddettiği için yeni Reagan yönetimine salvo atışlarda bulunmaya başladı. Biden, "Tek elde ettiğimiz, bize söylemek istedikleri şey" dedi, yönetimi gözetim gerekliliklerine uymadığı için sürekli eleştiriyor, "Bir şey öğrenmek için şimdi araştırmacı, muhabir olmak gerekiyor," diye suçluyordu.

1983'e gelindiğinde, ABD gün geçtikçe El Salvador'daki toplu katliama daha fazla karışıyor hale gelmişti, Biden alenen “askeri yardımımızda önerilen hızlı artıştan rahatsız olduğunu” söylüyordu.  Biden Salvador cuntasına yapılan vasıfsız askeri yardıma karşı çıkarken, sık sık finansmanın onaylanmasını sağlamak için uzlaşmalara aracılık etmeye çalıştı, örneğin 1983 tarihli "Salvador birliklerinin ABD'li eğitmenleri tarafından El Salvador dışında eğitilmesini zorunlu kılan değişiklik" gibi.

Biden, Senato'nun fonlara getirdiği bazı kısıtlamalara karşı askeri diktatörlüğe yapılan yardımlara destek veriyordu. Biden, "El Salvador'da bırakıp kaçarsak trajedi olur, ancak sadece başkanın yönteminde ısrar edersek bunun bir trajedi olacağına da inanıyorum" dedi. Salvador kuvvetleri ABD'de, kötü şöhretli Amerika Ordusu Okulunda ve Honduras'taki bir Amerikan üssünde eğitim almaya devam edecekti.

Biden, ABD askerlerinin El Salvador'daki savaşa aktif olarak katılmasını engelleme konusunu odak noktası haline getirdi ve 1984'te uyarılarda bulundu: "Eğer yeniden seçilirse, Reagan'ın yeniden seçilmesinin ertesi günü, Latin Amerika'da savaşan Amerikan askerlerini göreceğimize inanıyorum."


San Salvador Başpiskoposunun Portresi Oscar Romero (1917 - 1980), San Salvador, El Salvador, 1979. (Fotoğraf: Leif Skoogfors / Getty Images) 

1984'te CIA ve Reagan destekli askeri cuntanın lideri José Napoleón Duarte resmen El Salvador'un başkanı oldu. Duarte, 1979'da cuntanın iktidarı ele geçirmesiyle başlayan El Salvador iç savaşı sırasında meydana gelen toplu katliamlara ve diğer savaş suçlarına derinden karışmıştı. Biden, Kongre ziyareti sonrasında Duarte’den övgüyle bahsetti. "Kongreyi kasıp kavurdu," dedi Biden. Eski Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'a atıfta bulunarak, "Sedat'tan bu yana senatörler üzerinde kişisel olarak o kadar fazla izlenim bırakan kimse görmedim".

Biden, pek çok Senato komitesinde ve cuntaya yardım konusunda çeşitli önerileri destekleyerek ve aleyhte oy vererek tutarlı bir tutum sergilemedi. Pozisyonlarını özetlemek zor olsa da Biden, yardımların kısılmasını savunmada ve yardım taleplerini insan haklarına ve El Salvador'daki ABD vatandaşlarının öldürülmesine ilişkin soruşturmalarda yapılan işbirliğine bağlarken tutarlıydı. Duarte’nin başkanlığa yükselişini takip eden yıllarda, askeri cunta ölümcül tutumunu sürdürdü. 1989'da altı Cizvit rahip ve diğer iki sivil, taburu 1980'de Amerika Birleşik Devletleri Ordusu Okulunda oluşturulan Salvador askeri güçleri tarafından evlerinde öldürüldü.

1992’de sona eren El Salvador’daki iç savaşta en az 75.000 kişinin öldüğü tahmin ediliyordu; BM Hakikat Komisyonu bunların yaklaşık yüzde 85’inin, ABD destekli hükümet tarafından öldürüldüğünü tespit etti.

Jeremy Scahill, 27 Nisan 2021, The Intercept


1980'ler- ABD'nin Nikaragua'da Kontra Ölüm Mangalarına Verdiği Destek- U.S. SUPPORT FOR CONTRA DEATH SQUADS IN NICARAGUA


Bir kadın ve çocuklar, 1 Ocak 1987'de Kontra devriyelerinden kaçıyorlar. Fotoğraf: Getty Images aracılığıyla Bill Gentile / Corbis

Joe Biden, 1980'ler boyunca, Reagan yönetiminin özellikle Nikaragua ve El Salvador'da yürüttüğü Orta Amerika'daki kirli savaşları açıkça eleştiren, önde gelen karşıtlarından biriydi. Yönetimin politikalarına muhalefetine rağmen, belirli kongre ve yürütme prosedürleri incelendiğinde, Biden'ın Başkan Ronald Reagan’ın savaşlarına destek verdiği görülüyordu, ancak Biden, CIA, üç Nikaragua limanının etrafına mayın döşediğinde - ABD'nin Dünya Mahkemesi'nde uluslararası hukuku ihlal etmekten mahkum edildiği bir devlet terörü eylemi-  şiddetle karşı çıktı. Biden 1984'te “Birinin limanlarda mayın döşenmesinin gerekip gerekmediği sorusuna cevabım hayır” dedi. “Bence bu çok çirkin. Limanlara mayın döşemek için hiçbir sebep yok. Bu bir savaş eylemidir." 

Biden, Reagan yönetim politikalarının ateşli savunucusu muhafazakar Arizona Senatörü Barry Goldwater liderliğindeki iki partinin ezici bir çoğunlukla desteklediği Senato teklifini reddetmek için oy kullandı. Biden ayrıca Kontra ölüm mangalarının finansmanına karşı da oy kullandı. Ama sonra işler daha da belirsizleşmişti.

Reagan yönetimi Kontralara 28 milyon dolarlık ek yardım talep ettiğinde, Biden fonları onaylayacak bir uzlaşmaya aracılık etmeye çalıştı, ancak "isyancıların katılabileceği faaliyet türlerini ve Amerikan fonunun sona erdirilebileceği koşulları belirledi." Biden'in 1984'te dediği gibi, "Programın hedeflerini açıkça belirten ve Kontraların parayla yapabileceklerini ve yapamayacaklarını çok sıkı bir şekilde belirleyen bir uzlaşma oluşturmaya çalıştım." 

Biden’ın girişimi başarısız olduktan sonra oluşturan fonu kınadı ve "Kontralara destek Senato İstihbarat Komitesinde canlı ve iyi durumda" dedi. Biden sık sık Kontraları ABD “prestijine” yönelik riskler açısından desteklemeye karşı çıktı ve politikayı stratejik anlamda sorunlu olarak tasvir etti. Aynı zamanda, zaman zaman Reagan yönetiminin Nikaragua ve El Salvador'daki politikalarını Sovyet etkisine karşı koyma girişimleri olduğu için destekledi.

Kongre kısıtlamalarına rağmen, yönetim yasadışı yollarla da dahil olmak üzere Kontraları finanse etmeye devam etti; bu da Reagan’ın ikinci döneminde İran-Kontra skandalına yol açtı.

Jeremy Scahill, 27 Nisan 2021, The Intercept


<<<Önceki                  Sonraki>>>


Seçkin Deniz, 23.05.2021, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı