14 Ocak 2019 Pazartesi

SA7368/KY1-CÇ575: Tartışma

"İlginç olan karşıtlardan daha şiddetli tartışmaların da aynı ideolojiyi, aynı ütopyayı, aynı inancı paylaşanlar arasında ortaya çıkması."


Tartışmak neredeyse insanın –etten kemikten varlık olan insanın- doğası gibi bir durum. Bu etten kemikten canlı, yani biz, tartışmaktan büyük bir haz alıyoruz. Neredeyse günün her saatinde bir tartışma konusu içinde buluyoruz kendimizi. Kimbilir rüyasında kendisiyle tartışan insanlar bile vardır! 

Niye tartışırız? Tartışmanın temelinde ne var? Kuşkusuz tartışmanın temelinde neyin ne olduğuna duyulan merak var. Hatta bir itki bile diyebiliriz. İtki diyebiliriz zira insan doğuştan –bir kuş, bir arı, bir ot gibi- kendisi ve çevresi ile ilgili bilgilerle yeryüzüne adım atmıyor. Merak içinde çevresine, kendisine bakıyor. Neyin ne olduğu hakkında birtakım bilgiler bu bilgiler temelinde yargılar ediniyor. Tartışma da bu minval üzere meydana çıkıyor. Bilmek için çıkılan bir yol yahut bildirmek için çıkılan yolda edindiği yargılarla kişiliğini temellendiriyor. Kişi ya kendisinin doğru bildiği bir şeyi karşısındakine anlatma gayretine düşüyor ya muhatabının doğrusunun yanlışlığını gösterme gayretine. 

Kimi tartışmalar salt bir şeyin öyle olup olmadığının araştırması olurken kimi tartışmalar da salt kendisinin doğrusunu yahut muhatabının yanlışlığını göstermek üzerine oluyor. İşin içine doğrular girdiğinde de –gerçek konumuzun dışında olmakla beraber hemen belirtelim ki, gerçekten muradımız kişilerin varlığından bağımsız varlıklardır, örneğin kavak ağacı gerçektir (kuşkusuz gören göze sahipler için) fakat kavak ağacının uzunluğu, güzelliği, fevkaladeliği doğrudur- tartışma kaçınılmaz oluyor. 

Kaçınılmaz oluyor çünkü kişi kendisini, kişiliğini doğruları doğrultusunda temellendiriyor. Bu doğruya itiraz ise ister istemez kişiliğine bir saldırı olarak görülüyor. Ve yanlış da burada başlıyor. Öyle sanıyorum ki kişi varlığını temellendirmede gerçekler üzerine –varlığı kendisine bağlı olmayan varlıklar üzerine- yönelmiş olsa hiçbir tartışma kişiselliğe evrilmez. Hiçbir itiraz kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak görülmez. Bu da bize ilkeler dünyasını verir. 

İlkeler üzerine yapılan tartışmalar kişiye kavgalar için gerekçeler yerine yeni kapılar açar. Oysa sıklıkla rastlanılan ilkeler değil gündelik hayhuylar üzerine yapılan tartışmalar, kişiliğe saldırıya yöneltecek tartışmalar. Hiç kuşkusuz ilkeler üzerine değil de gündelik hayhuy (bir kibrit alevi gibidir gündelik hayhuy) üzerine olan tartışmalar zaman kaybıdır.. buna işaret edeni yermek eser yerine tuluat peşinde koşulduğunun bariz bir imidir.. eser peşinde olanın, yeni bir dünya yaratmak için yola koyulanın, diriliş eri olanın işi elbette gündelik hayhuy değildir, olmamalıdır. İlkeler bir heva ve heves işi olmadığı sürece gündelik hayhuy kişiyi yolundan etmeyecektir. Buna bir olanak bulamayacaktır kişi.

İşin bir başka boyutu da tartışmaların hiçbir dem araştırmaya konu olabilecek, bir araştırma sonucu nesnesiyle örtüşebilecek sağın bilgilere ulaşma olanağı bulunmayacak konular icat edip onun üzerinde tartışmak. En beyhude tartışmalardan biri, belki önü alınması en öncelikli olanı da bu tür tartışmalar. Bu tür tartışmaların temelinde de yerleşik ideolojiler, bildik ütopyalar, kadim inançlar oluyor. 

İlginç olan karşıtlardan daha şiddetli tartışmaların da aynı ideolojiyi, aynı ütopyayı, aynı inancı paylaşanlar arasında ortaya çıkması. Kökten karşı olanlar arasında tartışmalar kökte bir olduğu savındakilerin tartışmaları yanında saman alevi olurken, aynı doğrultuda olduğu savında olanlar arasındaki tartışmalar bir kıyamet manzarasını andırıyor.



Cemal Çalık, 14.01.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli


Facebook 


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı