30 Ağustos 2018 Perşembe

SA6737/DT38: Ansiklopedi Setlerimizin Tozları

"Tozu alınacak çok şeyimiz var, farkına varabilirsek eğer..."


Ansiklopedi setlerinin tozunu alıyor hanım; tahmin ediyorum söyleniyordur. Ama ben onları aldığımda internet yoktu; çocuklarım benim gibi, merak ettikleri basit veya karmaşık herhangi bir konuyu araştırmak için kütüphane kütüphane gezmesinler diye düşünmüştüm. 

Diyanet'in birkaç ansiklopedilik eserinden başka bütün olarak biri Hachette Axis ansiklopedi seti, diğeri Asım Köksal'ın İslam Tarihi ansiklopedi seti; bir de 1924 basım Ömer Rıza (Doğrul)'nın Osmanlıca Asr-ı Saadet seti var, diğer yüzlerce kitabı saymıyorum. Şu anda üniversitede olan şehzâdemiz her ikisini de kullanmış, ama küçüklerin kullandıklarını sanmıyorum. Merak ettikleri şeyi internetten kolaylıkla öğreniyorlar, kitapları ise okul ve heyecan için okuyorlar.


O günleri özlüyor muyum? Adana Sabancı Kültür Sitesi'ydi adı o zamanlar, şimdi Adana Sabancı Kültür Merkezi, her önünden geçtiğimde evet özlemle bakıyorum o günlere... Tiyatrosu da vardı, ama tiyatroyu basit, çocuksu ve sahte bulduğum için girip izleme isteği hiç oluşmamıştı içimde, hatta tiyatro türünden kitapları da alıp okumuyordum, fakat o koca kitap raflarının arasında saatlerin nasıl geçtiğini unuttuğumu hatırlıyorum. Kütüphane'nin kendisine has o kokusunun etkisi altında kitapları tek tek elime alır inceler, hatta birkaç sayfasını okur sonra alıp almayacağıma karar verirdim... Kitaplar çok pahalıydı, okul kütüphanesi, Kültür Sitesi ve bir komşu kitabevinin sahibinin okuyup kırıştırmadan iade etmem şartıyla bana açtığı dükkanı.

Kütüphane, benim için 'aç birinin lokantaya baktığı gibi' baktığım bir yerdi...Okuduğum kitapların adlarını bile hatırlayamıyorum şimdi... Bu alışkanlığım, yazar ve kitap adı hatırlayamama alışkanlığım o günlerden kalma bir alışkanlık; önemli bulduğum herhangi bir kitabın adını ve yazarını aklımda tutmak için çaba göstermişimdir o günden bugüne.... şimdi çok da önemsemediğim için hiç aklımda kalmıyor, bazen kitabı bitirmek üzereyken adı neydi deyip kapağa bakıyorum, çünkü içerik benim için hep önemli olmuştu... 


Bu tıpkı adı olan lokantalardan içer girip yemeklere bakmak ve tadına bakarak alıp yediğim yemeğin adını ve aşçının adını hatırlamamak ya da önemsememek gibi bir şeydi... Kaç kişi bir yerde yediği yemeğin aşçısının adını sorar öğrenirdi ki, kitap da öyleydi... Yemek lezzetli ise gider aynı yemeği yerdim, nasılsa aynı aşçı yapacaktı onu, aşçı değişince de aynı yemek aynı tatta çıkmayacağından yemekten vazgeçerdim... 


Belki de yazarın adını hatırlamak o emeğe verilen saygıdan ileri gelmeliydi ama, ben kitabı satın aldığımda o emeğin karşılığını ödüyordum, kütüphaneler zaten bedava almıyordu, yazara borçlu değildim, hatta okuduğum ve muhtemelen etkilendiğim için yazardan alacaklıydım da... yine de yazarın adını hatırlamama sebebimi iyi hatırlıyorum; kitabı okuyup tartışmak için okuyanların yazar adı ve kitap adı üzerinden yürüttükleri 'artistik' yaygaradan hiç hoşlanmamıştım, amacım kitap okumakla övünmek değildi ki kitap okurken. 


Kitapların adlarına gelince; binlerce kitaptan hangi birinin adını aklıma tutabilirdim ki, hatırladıklarım var, ancak onları görünce okuduğumu hatırlıyorum. Şimdi bazen aynı alışkanlıkla AVM'lerdeki büyük kitapçılara giriyorum ve yine o günlere dönüyorum, alıyor, inceliyor ve sonra karar veriyorum...


Merak ettiğim fazla bir şey kalmadığını görüyorum şu zamanda. Kitaplara ilgim de azaldı.İnternet kaynakları çok daha zengin ve içerik sürekli denetlenebilir bir imkana da sahip. Dilediğim zaman akademik yayınlara ulaşıyorum, dilediğim zaman da herhangi bir konuya dair iyi bir metne yahut bir kanuna, ilana, resmi gazeteye, habere, belgeye...


Hanım'a da anlattım bu durumu o ansiklopedi setlerinin tozunu silerken, o da salladı kafasını onaylar bir şekilde: "Hanım," dedim. "Dijital dünya yok olduğunda bunlar kaynak olmaya devam edecek."


Okumak artık engellenemez bir fiil; çünkü teknoloji her şeyi bir cep telefonuna, bir tablete, bir kitap kalınlığındaki dizüstü bilgisayara taşımış durumda ve o ekranlardaki yazılı her şey okunacak birer materyal. 

Seçmeyi öğretmemiz gerekiyor çocuklarımıza, doğruyu ve yanlışı ayırdetmeyi, yani hikmeti... onları emirlerimizle dizginleyemeyiz, engelleyemeyiz, yönlendiremeyiz, ama seçmesini öğretebilirsek gerekenleri onlar kendileri özgür iradeleriyle yapacaklardır.


Biz artık kullanılmayan ansiklopedi setlerimizin tozlarını alırken, onlar kullandıkları bilgisayarlarının, tabletlerinin ve telefonlarının tozlarını alıyorlar... çok fazla abartmamak gerek kitap okumuyorlar diyerek; okuyorlar, ama biz onlar için içerik üretebilecek kapasiteye ulaşabilmiş değiliz ülke olarak...


Tozu alınacak çok şeyimiz var, farkına varabilirsek eğer...




Doğa Toprak, 30.08.2018, Sonsuz Ark , Kırlangıç Zamanları, 




Sonsuz Ark'tan 
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
.

Seçkin Deniz Twitter Akışı