9 Mayıs 2018 Çarşamba

SA6104/ÇY11-HK10: Osmanlı Yadigârı Bir Şehir: Harar

"Birçok farklılığı ve rengi içinde barındıran Harar, mimariden yaşama, tarihten inanca kadar birçok konuda Osmanlı’dan bize bırakılan bir emanet. Son 10 yılda bölgede yapılan girişimlerle hem tarihi miras gün yüzüne çıkarılıyor, hem de bölgenin daha bayındır hale gelmesi sağlanıyor."


Osmanlı İmparatorluğu, dünya üzerinde adım atılmadık yer bırakmayarak Türk-İslam kültürünü fethettiği her yere taşıdı, o bölgelere gönderdiği elçiler ve yerleştirdiği kişilerle izlerini en uzak noktalara ulaştırdı. Ancak zaman içinde İmparatorluğun zayıflaması ve toprak kaybı yaşamasıyla sınırları içerisindeki birçok bölgeyle bağı kesildi. Uzun yıllar kurulamayan bağlar, 2005 yılında Türkiye’nin inisiyatif almasıyla tekrar ortaya çıkarılmaya başladı. Etiyopya’nın Harar kenti, işte bu tarihsel bağların yeniden kurulduğu yerlerden biri.

Ülkemiz sınırlarında olmayan ancak gittiğinizde kendinizi ülkenizde gibi hissettiğiniz; mimarisinde, yaşantısında tanıdık izler bulduğunuz bir şehir düşünün. Harar, işte böyle bir yer. Yaşam ve kültürel anlamda renklilikler taşıyan Harar, Etiyopya’ya bağlı bir kent. Bölge birçok kez işgale uğramış, birçok kez yönetim değişmiş. Sur içinde kalan bu şehir, başkent Addis Ababa’nın doğusunda yer alıyor. Dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi burada da Türklerle karşılaşıyorsunuz.

Türklerin Harar’la ilk teması, Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın 1874 yılında şehri almasıyla başlıyor. İlerleyen yıllarda Harar’a farklı yönetimler hâkim oluyor fakat Osmanlı bölgeyle olan diplomatik temaslarını sürdürüyor. Ve Harar, o günden bu yana birçok Türk aileye ev sahipliği yapıyor.

Harari kültürüne göre, evde kadınların, erkeklerin, misafirlerin, yaşlıların ve çocukların yerleri ayrı oluyor. Yerlerin taksimi meselesi ev sakinlerini onurlandırmak adına yapılıyor. Mesela, evde bulunanlar arasında Kur’an-ı Kerim bilmeyen kişiler bilenlerden daha aşağıda oturuyor. Bu da dine ve ilime ne kadar önem verildiğinin güzel bir örneği.

Harar’ı önemli kılan şey aslında Peygamber Efendimiz (sav)’in kızı Rukiye ve sahabilerin Habeşistan’a hicret ettikleri sırada burada bir süre ikamet etmeleri. 13. yüzyıldan bu yana İslam âlimlerinin geçiş noktasında olan Harar, bugün küçük yüzölçümüne rağmen birçok camiye de ev sahipliği yapıyor.

2006 yılında Dünya Kültür Listesi’ne alınan Harar, UNESCO tarafından “İslam’ın en kutsal 4. Şehri” olarak kabul edilmiş ve 10. yüzyıldan kalanlar dâhil 82 adet cami listelenmiş. O camilerden en bilinenleri şunlar: Shash Road Central Mosque, Aw Mesh’had Mosque, Aw Seid Ali Masjid, Aboker Mosque, Grand Jami Mosque, Din agobara Mosque, Sheikh Ahmed Abdullahi Mosque, Sheikh Mohammed Yonis Mosque, Sheikh Ahmed Wazir Mosque, Aw Abdal Mosque, Aw Gojam Mesjid, Aw Ture Mosque, Aw Qurabie Limay Mosque, Shenkor Central Mosque.

İlişkiler canlanıyor

2005’in “Afrika Yılı” ilan edilmesinin ardından, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın (TİKA) Afrika’daki ilk ofisi Addis Ababa’da açıldı ve Harar ile ilişkiler yıllar sonra yeniden canlandırıldı. Türk Hava Yolları’nın (THY) 2006 Nisan ayında Addis Ababa’ya doğrudan sefer başlatması Etiyopya ve Harar bölgesiyle olan ilişkilerin gelişmesinde önemli rol oynadı.

Mısır’ın fethinden sonra Etiyopya’ya gelen Osmanlı’nın, şehirdeki surlar başta olmak üzere diğer yapılardaki etkisi kendisini hemen gösteriyor. Şehri saran bu surları bir Türk emirinin yaptırdığı rivayet ediliyor. Osmanlı’nın uzun yıllar hâkimiyetini sürdürdüğü Afrika’da bu tür izlere sıkça rastlanıyor.

Kentte yaşadığı bilinen 300’e yakın Türk aile var. Halkının Müslüman olması yaşantı olarak benzer kodları taşıdığımızın bir ispatı. Harar halkı, bölge sakini olmayan birisiyle evlenmiyor.  Bu da kültürlerini gelecek nesillere pek bir bozulma yaşamadan nasıl ulaştırabildiklerinin ispatı niteliğinde.

Afrika’da bir Anadolu esintisi

Bölgedeki Türklerin de etkisiyle kendinizi yabancı bir yere gitmiş hissetmiyorsunuz. Geniş meydanlar, dar ve yokuşlu sokaklar, müstakil, bahçeli toprak ve kerpiç binalar bir İç Anadolu esintisi uyandırıyor. Tek katlı ve şehrin dokusuyla uyumlu. Harar kent merkezinde başkent Addis Ababa’ya nazaran daha çok cami ve tarihi yapı bulunuyor.

Şehrin dağlık bir alanda kurulması ağırlıklı olarak küçükbaş hayvancılık, tarım ve ticaret yapılmasına olanak sağlıyor. Şehir yerleşim ve mimarisindeki özgünlük, giyim kuşam kültürüyle de dikkati çekiyor. Sokaklarda renkli kıyafetleriyle kafasının üzerinde sürekli bir şeyler taşıyan insanlar görülüyor.

Eski şehir merkezi Jugol, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. “Harari” olarak adlandırılan şehir halkı, farklı topluluklardan oluşuyor. Hal böyle olunca şehirde birçok farklı dil konuşuluyor. 19. yüzyıla kadar Arap alfabesini kullanan halk, bugün geleneksel Etiyopya alfabesini kullanıyor.

Harar’da, sıcak bölgelerde sıklıkla karşılaşılan dış sofalı Türk evlerinin benzeri bir mimari göze çarpıyor. Birçok kültürü içinde bulunduran şehirde, camilerin yanı sıra kiliseler de var. Bunun yanı sıra ünlü Fransız şairi Arthur Rimbaud​’nun bir dönem Harar’da ticaretle uğraştığı ve burada bir konakta kaldığı biliniyor. Rimbaud’nun yaşadığı o konak, şimdilerde ziyarete açılmak üzere onarılıyor.

Tarihi eserlere restorasyon

Türkiye, Harar’da çeşitli projeler yaparak Etiyopya ile ilişkilerini güçlendiriyor. TİKA aracılığıyla yapılan kalkınma ve kültürel yardımlar, bölgedeki Osmanlı eserlerine sahip çıkılması adına büyük önem taşıyor.

TİKA’nın 2005 yılında başlayan destek ve teşvikleri halen devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Ocak ayında bu teşviklerle Osmanlı konsolosluk binası restore edilmişti. 1912 senesine kadar konsolosluk hizmeti verilen binanın iki yılda yenilenerek Harar şehrine kazandırılmış oldu.

***

Hilal-i Ahmer unutulmadı

TİKA’nın yanı sıra Kızılay da bölge halkına desteğini eksik etmemiş. Harar’da “yurtdışındaki ilk Hilal-i Ahmer temsilciliği” olma özelliği taşıyan binasının onarımını sürdüren Kızılay, sosyal destek ve gıda yardımlarını da sürdürüyor. Bu bağlamda her yıl Ramazan ayında ihtiyaç sahibi binlerce aileye gıda yardımı yapılıyor, Kurban bayramında vekâlet sahipleri adına kurban kesimi yaparak ihtiyaç sahiplerine dağıtıyorlar. Harar’daki yetimhaneleri desteklemeye yönelik çalışmaların yanı sıra nakdi ve ayni yardımlar konusunda Harar yerel makamlarıyla işbirlikleri sağlıyorlar. Bir yetimhane, inşası girişimleri olduğunu söyleyen Kızılay yetkilileri, Osmanlı döneminde Hilal-i Ahmer (Kızılay) Harar şubesi olarak hizmet veren binanın tadilatı konusunda da çalıştıklarını ve projelendirme işlemi tamamlandıktan sonra binanın tadilatının yapılacağını söylüyorlar. Kuraklık başta olmak farklı doğal afetlere maruz kalan Etiyopya’ya yönelik ciddi yardım çalışmaları olan Türk Kızılayı, geçmiş yıllarda Etiyopya halkına gemilerle insani yardım malzemesi de göndermişti.

Birçok farklılığı ve rengi içinde barındıran Harar, mimariden yaşama, tarihten inanca kadar birçok konuda Osmanlı’dan bize bırakılan bir emanet. Son 10 yılda bölgede yapılan girişimlerle hem tarihi miras gün yüzüne çıkarılıyor, hem de bölgenin daha bayındır hale gelmesi sağlanıyor.


Halime Kirazlı, 09.05.2018, Sonsuz Ark, Çırak Yazar, Özel Dosyalar

Özel Dosyalar


Halime Kirazlı Yazıları





İlk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı