29 Temmuz 2017 Cumartesi

SA4655/Sonsuz Ark-YD43: Hamas Suudi Arabistan’dan Tamamen Koptu mu?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Türkiye-Katar Ekseni üzerinden sürdürülen diplomatik gerilim stratejilerinin ana hedefi 'kaotik müslüman coğrafya' olgusunun oluşması, yayılması, derinleşmesi ve kemikleşmesi; bunun sonuçlarından biri de Siyonist İsrail'in daha özgür bir alanda dilediği şekilde Filistin-Gazze'yi işgal ve yok etme planlarını gerçekleştirmesi, Mescid-i Aksa'yı Süleyman Mabedi'ne dönüştürmesi. Bu stratejinin uygulanmasında en kolay yerel uşaklar elbette Mısır'daki darbede ve Türkiye'de uygulamaya konan ve halk tarafından durdurulan 15 Temmuz 2016'daki FETÖ darbesinde büyük rolü olan BAE ve Suudi hanedanının yönettiği Arabistan. Mısır ve Libya'daki sefalet bu iki ülkenin ihanetinin en büyük sonuçlarındandı bugüne kadar; eğer Türkiye'de başarılı olsalardı Katar'la uğraşmak zorunda kalmayacaklardı. Katar-Türkiye işbirliğinin elde ettiği güç büyüdükçe bu iki vahşi ülke -BAE, Suudi Arabistan-  müslüman coğrafyada mason efendilerinin emirlerini yerine getirmekte zorlanacaklardı.. Katar'a abluka'nın kalkmasının en önemli şartlarından biri Katar'daki Türk askeri üssünün kapatılması talebi idi... diğer talep de Hamas'a verilen desteğin kesilmesi... Aşağıdaki analiz Türkiye kamuoyunun pek fazla vakıf olmadığı Hamas-Suudi Arabistan ilişkilerine dairdir.
Seçkin Deniz, 29.07.2017


Hamas’la Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler kimi Suudi dini çevrelerin beklentisinin aksine soğukluğunu koruyor. Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud ocak 2015’te tahta çıktığında Suudi Arabistan’ın Hamas gibi siyasal İslamcı gruplara açılacağı beklentisi kamuoyunda heyecan yaratmıştı. Nitekim Hamas Siyasi Büro Şefi Halid Meşal temmuz 2015’te Suudi Arabistan’a gelerek Selman’la görüştü. Ancak Suudi Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr, Meşal’in aslında umre ziyareti için geldiğini ve siyasi konuların görüşülmediğini söyleyerek ziyaretten beklentileri aşağı çekti.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki liderliğine Yahya Senvar’ın getirilmesi Hamas’ı Suudi Arabistan’dan uzaklaştırırken İran’la Filistin direnişini yakınlaştırıyor. 


Körfez bölgesinden sorumlu Devlet Bakanı Samir Sabhan, Al-Monitor’a verdiği demeçte Hamas’la niçin temas olmadığını açıklarken Suudi Arabistan’ın örgüt ve hareketlerle değil devletlerle muhatap olduğunu vurguladı. Sabhan’a göre Suudi Arabistan Filistin Yönetimi’ni doğrudan destekliyor ve bu anlamda devlet dışı aktörlerle iş birliğine izin vermeyen uluslararası düzenlemeler doğrultusunda daha kapsamlı bir yaklaşım izliyor.

Sabhan, ayrıca İran’ın Filistin direnişini temsil eden Hamas’a destek vererek Müslüman kamuoyu nezdinde Suudi Arabistan’a herhangi bir üstünlük sağlamadığını öne sürdü. Bakana göre İran aslında Filistin davasını umursamıyor ve El Fetih’le Hamas’ın arasını açarak, Arapların Filistinlileri birleştirme çabalarını baltalayarak kendi menfaatlerine çalışıyor. Sabhan, Suudi Arabistan’ın Hamas’a desteğini kesmesine rağmen Filistin Yönetimi üzerinden Filistin bütçesine katkı yapmaya devam ettiğini kaydetti.

13 Şubat’ta Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki liderliğine silahlı kanat İzzeddin El Kassam Tugayları’ndan Yahya Senvar seçildi. Senvar’ın İran’la bölgedeki Sünni-Şii çatışmasını aşan güçlü ilişkileri var. Liderliğe bu ismin seçilmesi, Hamas’ın silahlı mücadeleden yana tercih yaptığına ve bu nedenle eğitim ve finansman açısından Arap dünyasında rakibi olmayan İran’a yöneldiğine işaret ediyor.

Senvar’ın başa geçmesi Hamas’la Suudi Arabistan’ın yakınlaşacağı beklentisini de geçersiz kılıyor. 1979 İslam Devrimi’ne mesafeli duran Hamas kurucusu Ahmed Yasin’in hayatta olduğu dönemde Hamas’ın Suudi yönetimiyle yakın ilişkileri olmuştu. Suudi Arabistan, kendisiyle aynı ideolojik çizgide olan Yasin’e hayatı boyunca saygı ve nezaket göstermiş, 1998’deki hac ziyareti dönüşünde özel bir araç tahsis etmişti. Ancak o günler çoktan mazide kaldı.

Hamas’ın üst düzey isimlerinden Ali Baraka, Beyrut’taki bürosundan telefonla yaptığı açıklamada dış ilişkilerde kararları veren Siyasi Büro’nun Suudi Arabistan da dâhil Arap ve Müslüman ülkelerle ilişkileri geliştirmeye çalıştığını belirtti ve ekledi: “Hamas’ın asıl önemsediği konu direnişe ve davaya destek. Bu nedenle İran konusunda daha istekli.”

Suriye ayaklanmasının başlarında Devlet Başkanı Beşar Esad rejimine karşı tavır alan Hamas, siyasi bürosunu Şam’dan Doha’ya taşımıştı. O günlerde pek çok siyasi yorumcu Hamas’ın Suudi Arabistan’la yeni bir sayfa açacağını, Esad’ın en büyük destekçisi olan İran ile Hamas’ın ayrı düşeceğini düşünmüştü. Ancak gelinen noktada Tahran hâlâ Hamas’a destek veriyor.

Hamas yönetimine yakın bir kaynak Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Hamas lideri İsmail Haniye eylül 2016’da hac için Suudi Arabistan’a gittiğinde sıcak bir şekilde karşılanmadı. Kral Selman, Müslüman ülkelerden hac için gelen devlet başkanlarını ve diğer üst düzey yetkilileri sarayda kabul ettiğinde Haniye bu kabule katılma imkânı bulamadı. Bu, Hamas’ı fazlasıyla sarstı.”

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla konuşan kaynağa göre Haniye krallıkta bulunduğu sırada Suudi yetkililer kendisiyle görüşmek için herhangi bir girişimde bulunmadı. Al-Monitor’a özel bir bilgiyi de aktaran kaynak, Suudi makamların 2016’da Hamas Siyasi Bürosu’nun bir üyesini El Kassam Tugayları’na para topladığı suçlamasıyla tutukladığını kaydetti. Söz konusu üye ancak Hamas’a yakın bazı ülkelerin araya girmesiyle serbest bırakılmış. İran, Suudi Arabistan’la gergin ilişkileri nedeniyle bu ülkelerin arasında yer almamış.

Kaynak şöyle devam etti: “Suudi halkı El Kassam Tugayları’nı her zaman destekledi. Suudi yönetimi halkına Hamas’a yardım etmeye müsaade etse İran’ın sağladığı paralar gölgede kalır. Ancak bazı işaretler Suudi Arabistan’ın Hamas’ı istemediğini gösteriyor. Örneğin Suudi büyükelçilikleri milli bayramlarda Hamas temsilcilerini artık davet etmiyor. Önemsenmediğimizi düşünüyoruz. Bu nedenle Hamas yönetimi, Meşal ve Haniye’nin Katar’daki Suudi Büyükelçiliği’nin (eylül 2016’daki) Milli Gün kutlamasına katılmasına itiraz etti.”

Hamas, Suudi Arabistan’ın tavrından duyduğu rahatsızlığı üst düzey yöneticilerin dolaylı açıklamalarıyla dile getiriyor. Örneğin Siyasi Büro’nun iki numaralı isimi Musa Ebu Marzuk 16 Haziran 2016’da Arap dünyasından hiç bahsetmeden İran’ın Filistin’deki rolünü övdü ve şu ifadeyi kullandı: “İran’ın gerek malzeme gerekse eğitim ve para olarak Filistin direnişine verdiği destek kıyas kabul etmez. Çoğu ülke bunu sağlayacak durumda değil.”

Hamaslı kaynak da Suudi Arabistan’ın sadece Ramallah’taki Filistin Yönetimi’ne destek sağladığını teyit etti ve şöyle devam etti: “Biz Mekke Anlaşması’na saygılıyız ve her ne kadar Suudi Arabistan aksini düşünse de bu anlaşmadan caymış değiliz. Haniye hükümeti meşrudur, Filistin Yasama Konseyi’nde çoğunluğa sahiptir. Ancak aşikâr gerçekleri de görmezden gelemeyiz. İsrail’in Gazze’ye yönelik 2014 savaşının ardından El Kassam Tugayları’nın askeri altyapısını bir yıl içinde toparlayan İran’dan başkası değildi.”

Suudi rejimine yakınlığıyla bilinen Körfez Araştırma Merkezi’nin başkanı Abdülaziz Bin Sakr ise Al-Monitor’a şu yorumda bulundu: “ABD’de yönetimin değişmesi ve buna bağlı olarak Filistinlilerin dışlanma ihtimali Hamas’ı ABD politikalarının karşısında duran aşırıcı kesimlere doğru itti.”

Sakr’a göre silahlı kanattan gelen Senvar’ın Hamas’ın başına geçmesi El Kassam Tugayları’nın hareket üzerindeki kontrolünü iyice pekiştiriyor ve Hamas’ı Suudi Arabistan’dan uzaklaştırıp İran’la yakınlaştırıyor.

Fahd al-Otaibi , 26 Şubat 2017, El Monitör




Seçkin Deniz, 29.07.2017, Sonsuz Ark, Yayın Dünyası'ndan, Çeviri



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı