19 Ekim 2015 Pazartesi

SA1917/KY20-MEK29: Üretilmiş Bir Cinnet Laboratuarı: IRAK

"Bugün itibari ile Irak Devleti içinde Anayasal olmasa da fiilen 6 ordu var. Bu orduların toplamı 1 milyonu aşmış durumda..."


Saddam Hüseyin’in, asılmadan hemen önce kendisine “Cehenneme git!” diyen celladına, “Cehennemin kapısını esas şimdi açıyorsunuz” dediği rivayet edilir.

Bir süre önce Irak Kürdistan Bölgesi'nde bazı temas ve gözlemlerde bulunma imkanım oldu. Kerkük cephesinde, bir kaç kilometre uzaktaki DAİŞ güçleri ile savaşan Peşmerge güçlerinin mevzilerinde cephe komutanı ve KDP’nin etkili isimlerinden Kemal Kerküki ile sohbet ettik. Bazı gazeteci arkadaşlar, siyasiler ve bölgede çalışan haberci dostlar ile bölgedeki gelişmeleri değerlendirdik.

Kerkük dönüşü artık Erbil başta olmak üzere hemen bütün yerleşim bölgelerinde rutin hale gelen askeri kontrol noktalarında, özellikle Arap kentlerinin plakalarını taşıyan araç ve yolcularına yöneltilen derin kuşkunun ve şahidi olduğum bazı sahnelerin, Saddam Hüseyin’in yukarıya alıntıladığım sözlerini nasıl haklı çıkardığını dehşetle müşahede ettim.

Bütün bu temas ve gözlemlerden çıkardığım en net fotoğraf şu: Irak üç parçaya bölünmüş durumda, lakin bu parçalanma üç parça ile kalabilir mi orası oldukça kuşkulu. Başta Irak olmak üzere yüz yıl evvel bölgede Emperyalizmin icra ettiği operasyonlarla kurulan zalim ve yapay devletler, tıpkı bölünerek kuruldukları gibi, şimdi çok daha mikro sosyo ekonomik zeminler üzerinden yeniden bölünme ile karşı karşıyalar.

Bugün itibari ile Irak Devleti içinde Anayasal olmasa da fiilen 6 ordu var. Bu orduların toplamı 1 milyonu aşmış durumda: 

  1. Haşdi Eş Şabi: Şii, 180.000 maaşlı asker ve 250 bin silahlı milisi bulunuyor. 
  2. Ceyş’ul Mehdi: Şii, 200.000 maaşlı askeri bulunuyor. 
  3. Bedir Tugayları: Şii, 185.000 maaşlı askeri var. 
  4. Sehva: Sünni, ABD desteği ile kuruldu ve 50.000 maaşlı askeri var. 
  5. Dijle Operasyon Birliği: Şii, 25.000 maaşlı askerden oluşuyor. 
  6. Peşmerge: 90.000 maaşlı askeri ile Kürt Bölgesini koruyor.


Bu resmi ve yarı resmi askeri varlıklar dışında, 5000 kişiden 100.000 kişiye kadar, bazısı terörist, bazısı legal siyasi organizasyonlara tabi 20’yi aşkın başka silahlı güçler var. Bugün Bağdat’ta sıradan bir habercilik için minimum 8 ayrı organizasyondan çalışma/izin belgesi alınmak durumunda, ayrıca bu belgelerden bazılarını diğerlerinden dikkatlice gizlemek hayati önem taşıyor.

Bütün bu anlattığım askeri yüklerin büyük bir kısmı Irak eski devlet başkanı Maliki döneminde ortaya çıktılar. Malikinin bu uygulamalarının da plansız ve siyasi sürecin dayatması sonucu oluşan bir zorlama ile ortaya çıktığını sanmıyorum.

Bu konunun yakın komşumuz İran’ın askeri sistemi ile çok yakın ilgisi var.

Kürdistan’a sahip çıkmak

İran devriminden hemen sonra, orduya güvenemeyeceğini anlayan yeni rejim, Devrim Komiteleri’ni Devrim Muhafızları (Sipahi Pasdarani İnkilabi İslami) adı ile paralel bir ordu olarak örgütledi. Süreç içinde onları da denetleyecek ve kesin olmamakla beraber 10 milyonu aşkın gönüllüsü bulunan Besic’i kurdu. Ayrıca Besic’in de 1,5 milyonu aşkın ve toplumda ‘devrim değerlerini koruma’ misyonu ile görevli bir kamu gücü olduğu biliniyor. 

Bugün tek çatı altında toplanmış olsa da 11 bin ayrı merkezden yönetilen ve siyasi odaklarla fazlaca içli dışlı, hava kuvvetlerinden deniz kuvvetlerine, nükleer askeri çalışmalardan dev şirketlere, üniversitelere kadar hayatın hemen her alanında büyük ağırlığı olan bir güçtür bu paralel ordu.

İslam coğrafyasında son dönemde sıkça rastladığımız çoğu illegal askeri örgütlenmelerin hemen tamamının en azından esin kaynağının bu ikili askeri yapı olduğunu düşünmek için elimizde birden fazla done var. 

Irak’da Şii Maliki yönetimi süresince kurulmalarına ve devlet imkanları ile güçlenmelerine imkan tanınan paralel ordular, Lübnan’ı paramiliter yapısı ile adeta esir almış görünen Hizbullah, Yemen’de Huseyin Bedreddin El-Husi’nin kurduğu Husi Ensurallah Hareketi Ordusu, Suriye rejiminin örgütlediği Şii paramiliter güçler ve Şii tabanı olan diğer ülkelerde rastladığımız paralel askeri örgütlerin hemen tamamının İran rejimi ile temasları sır değil. Yine Türkiye ve komşu ülkelere de ki çoğu sol/sekter örgütlerin askeri olarak İran’ın ilgisine mazhar olduklarına dair haberler sık sık medyada yer almaktadır.

Irak’ın görece tek istikrar sağlanmış bölgesi olan Irak Kürdistan Bölgesi ise son bir kaç aydan beri, bölgedeki gelişmelere paralel biçimde, yine İran’ın artık sır da olmayan (özellikle Şii Türkmen ve ideolojik sol/İslamcı parti ve örgütlere yönelik) müdahaleleri ile siyasi ve askeri bir karmaşaya yol almakta olduğu gözlenmektedir.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, 11 Mart 1970’de Saddam Hüseyin ve Mele Mustafa Barzani arasında yapılan anlaşma üzerine kuruldu. Özerklik anlaşmasına göre Irak’ın kuzeyindeki üç il, yaklaşık 37 000 km²’lik alan, Erbil’de kurulacak yerel parlamento tarafından yönetilecekti. Bunun yanı sıra Irak Meclisinde 5 bakan ve başbakan yardımcısı Kürt olacaktı. Kürtçe, ülke genelinde Arapça ile birlikte ikinci resmi dil olacaktı.

İran/Irak savaşının hemen öncesinde Saddam Hüseyin, anlaşmayı kaldırmış ve 1974’te Kürt bakanları meclisten çıkarmıştı. Bu durum üzerine Kürt hareketleri isyan etmişlerdi.

I.Körfez Savaşı öncesi ve savaş sırasında rejimden kaçan yüzbinlerce Kürt, Türkiye’ye sığındı. Türkiye tarafından kurulan kamplarda Kürt mültecilere sağlık ve barınma imkanı sağlandı. Saddam Hüseyin devrilip Kürt liderler yeni dönemde söz sahibi olana kadar Türk Pasaportu taşıdılar.

İlginç bir çoğulculuğa sahip olan IKBY Parlamentosu 111 milletvekilinden oluşuyor. KDP 38, Goran 24, KYB 18, Yekgirtu 10, Komel İslam 6 sandalye ile temsil ediliyor. Diğer 15 vekil ise küçük parti ve kota tanınan azınlıklara ait. İşbaşındaki hükümette bütün siyasi partilerin katılımı mevcut ve bu haliyle adeta dünyanın muhalefetsiz tek hükümeti konumunda. Son yıllarda Türkiye ile yaptığı işbirlikleri ekonomik olarak hatırı sayılır bir büyüklüğe ulaşmış durumda.

Gelişen ekonomik ilişkiler ve hızla belirginleşen uzun erimli Kürt/Türk stratejik işbirliği vizyonu, bölge dışında ve bölgede emperyalist hedefler güden ülke ve çevreleri telaşlandırmışa benziyor. Son aylarda Türkiye’de çözüm sürecini sabote etme ve siyasal iktidarı zora sokacak kalkışma ve terör hareketlerinin neredeyse aynı elden çıkmışçasına IKBY’de de uygulanmaya sokulması bu telaşın boyutlarını gösterir nitelikte.

Roller aynı sahne başka

Muhafazakar bir taban ve ideolojiye sahip KDP ile sol gelenek ve ideoloji üzerine kurulu KYB, IKBY siyasetinin ana akımını temsil etse de KYB’den ayrılan Goran hareketi de son yıllarda etkin siyasi partilerden biri oldu. 

KYB kurulduğu günden beri İran’ın siyasi etkisinde hareket etti, İran’a sınır Süleymaniye ve çevresinde etkin olan KYB’nin bu ilişkilerini bir adım ileriye götüren Goran hareketi, son aylarda meydana gelen başkanlık krizini Barzani ve KDP öncülüğünde büyük bir siyasal katılım ile kurulan yönetimi yıkmaya vardıracak şekilde yönlendirmeye çalışıyor. 

Bütün bu sosyal karmaşanın ise, Türkiye/IKBY ilişkilerinden ve Türkiye’nin çözüm süreci ile de ortaya koyduğu yeni Ortadoğu vizyonu ve stratejisinden rahatsız olan İran tarafından yönlendirildiği gözlemleniyor.

Türkiye’deki ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ kampanyasına çok benzer dinamik ve jargonlar ile gelişen Barzani ve KDP karşıtı olaylara PKK’nin da yerel güçleri ile destek verdiği yine gelen haberler arasında.

Türkiye’nin uzun erimli bir strateji olarak ortaya koyduğu IKBY ile ilişkiler derinleşerek devam ettirilmeli. 

Kürt sosyolojisinin Türkiye sosyolojisinin doğal uzantısı olduğu gerçeği, Türkiye’nin iç barışı ve demokrasisi kadar gelecek vizyonu için de hayati bir önem taşımaktadır. Bölgede emperyal hedefler güden ve yazık ki Suriye örneğinde görüldüğü üzere masum halkların kanları ve katliamları pahasına ısrarla devam eden, bunun için başta Rusya ve ABD olmak üzere emperyalist güçlerle, azınlık dikta rejimleri ve yerelde bir çok terör örgütü ile kirli ilişkiler kuran İran’ın inisiyatif alanı olmasına müsaade edilmemelidir.


Mustafa Ekici / TRT Kürdi GYY, Star Gazetesi- Açık Görüş



Mustafa Ekici, 19.10.2015, Sonsuz Ark, Konuk Yazar 

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı