11 Kasım 2012 Pazar

SA101/FT5: Tanzimat Serkeşliğinin Sonu, Yeniden İnşâ Sürecinin Başlangıcı

"Vahşi, vicdansız, nobran ve cahil ‘İttihat-Terakki Nesli’ bu projenin ürünü olarak Türkiye’nin sonraki bir yüzyılını, toplumunu ve insanlarını planladı. Bu planlamanın temeli de ‘İslâm Düşmanlığı’ idi ve asıl organizatörler ‘Mason Locaları’ydı, çünkü Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi bürokratlarının, matbuat erbabının tamamına yakını masondu."


Türkiye’de devlet, tanzimat ile birlikte haddini aşarak yönetici erkin çerçevesini çizdiği insan ve toplum tipini oluşturmaya çalıştı. Tanzimat öncesi, etkin ve güçlü bir imparatorluk olarak -çağdaşı ve eşdeğeri imparatorlukların aksine- genel olarak halkına din, dil, ırk ve mezhep dayatmasında bulunmayan, insanlarını müreffeh bir toplumla ve özgür düşünce ile yaşatamasa bile onlara ‘tasarlanmış’ bir hayat biçimi dayatmayan, onların özel hayatlarına saygı duyan bir devlet varken, tanzimat sonrası bu devlet ceberrut bir devlet hâline geldi; insanların yatak odalarına girerek kadın ve erkek arasındaki korunmalı alanı mahvetti.


Tanzimat sonrası (1839) fermanı hazırlayan, başlangıçta Hariciye Nâzırı, sonrasında Sadrazam olarak Mustafa Reşit Paşa’nın Osmanlı toplumunu ‘Batılılaşma Perspektifi’ ile dönüştürmeyi amaçlayan çabaları ile onun çırağı Ahmet Cevdet Paşa’nın ve Tanzimat’ın diğer isimleri Mehmet Emin Âli Paşa, Fuad Paşa ve Mithat Paşa’nın çatısını kurduğu, geliştirdiği ve organize ettiği sosyal, siyasal ve bürokratik form, yukarıdan aşağıya, ideologlardan câhil(!) halka inen dikta ürünü kanunlar/ talimatlar zorbalıklar zinciri olarak uygulandı.

19. Yüzyılın  ikinci yarısında ve özellikle son yıllarında açık ya da gizli talimatlarla bürokratik diktatörlüğün stratejik kurgularında netleştirilen toplum ve birey karakterini gerçekleştirebilecek isimler matbuat/medya mensupları olarak istihdam edildi. Edebî değeri tartışmalı romanlarla, tiyatrolarla, gazete köşe yazılarıyla, şiirlerle -Osmanlı toplumunda dergah ve tekke etkisi ile zayıflamış bulunan dinî değerleri ustalıkla dikkatlerden kaçırarak- insanların zaaflarını körükleyen, kadın-erkek ilişkilerini ‘Modern Batı’nın görsel ve işitsel hâz değişkenlerine bağımlı hâle getiren Ahmet Mithat, Şinasi, Tevfik Fikret, Beşir Fuat, Şemsettin Sami… gibi isimler ‘Diktacı Tanzimat Devleti’nin toplum mühendisliği projelerini gerçekleştirmek için ellerinden geleni yaptılar.

Vahşi, vicdansız, nobran ve cahil ‘İttihat-Terakki Nesli’ bu projenin ürünü olarak Türkiye’nin sonraki bir yüzyılını, toplumunu ve insanlarını planladı. Bu planlamanın temeli de ‘İslâm Düşmanlığı’ idi ve asıl organizatörler ‘Mason Locaları’ydı, çünkü Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi bürokratlarının, matbuat erbabının tamamına yakını masondu. 1877 (93) Rus Savaşı, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi bürokrasisinin eseridir ve üç savaş da yenilgiyle sonuçlanmıştır. Türkiye, toplumun değerlerini yok edecek bu tanzime karşı direnebilecek olan nesillerini kaybetmiştir.

Beyoğlu’nun meyhanelerinden, otellerinden ve kumarhanelerinden randevuevlerine kurdukları köprüyü, Osmanlı insanının ruhuna uzatabilmek için çok çaba sarf eden birinci nesil tanzimatçılar (1860-1877) ikinci neslin daha özgür bir ortamda (1877-1896) pozitivizmi ya da Fransız İhtilali’nin masonik ataları Voltaire, Diderot, Montesquie ve Jean-Jacques Rousseau’dan yapılan çevirilerle taşınan ateizmi sanatsal bir dile dönüştürmelerine zemin hazırladıkları gibi, din düşmanlığını yeni insan tipinin ana felsefesi hâline getirdiler.

Tanzimat’ın meşum karakterlerinden Mithat Paşa’nın, Serasker Avni Paşa ve Süleyman Paşa ile girdiği kirli tezgahın amacı Fransa ve İngiltere’den tedrici olarak gelen emirleri uygulamak ve bir kültürü, dini ve imparatorluğu yıkmaktı; Devlet 1876’ya geldiğinde üç kişi tarafından tahrip edilecek  ve padişah kolaylıkla tahttan indirilip öldürülecek kadar zayıflatılmıştı. (Demokrasi davasıyla halk tarafından iktidara getirilen Adnan Menderes’in 1950’li yıllarda darbeci Mithat Paşa’nın cesedini Türkiye’ye nakletmesi, Abide-i Hürriyet'e gömdürmesi ve neredeyse Türkiye’nin her tarafındaki kurum ve caddelere adını kazıması çok acı bir tecrübe olarak durmaktadır. Bu açıdan Menderes dönemi, Menderes’in katlinden dolayı yeterince sorgulanmamıştır.)

‘İttihat-Terakki Nesli’ teknik olarak tasarlanmış bir nesildi ve bu nesil özellikle askerî öğrencilerle darülfünun öğrencileri arasından devşirildi.  Zaten İmparatorluğun büzüşme sürecinde etkili olan kişiler sadece askerler ve bürokratlardı; onları değiştirmek yetiyordu. Bu büyük bir projeydi ve başarıya ulaşıldı.

Tevfik Fikret’ten Ali Suavi'ye, Namık Kemal’e kadar bütün devşirme ideologlar, büyük bir yıkım sürecini ısrarla devam ettirdiler. Maske, daima ittihattı, yani birleşme; oysa Tanzimat’ın bizzat kendisi bir polarizasyon düzenlemesi olarak tarihe geçmiştir. Müslüman unsurlar, dilleri ve ırkları dolayısıyla aşağılanmış, Fransız kültürü ve felsefesi, kitaplar; romanlar, tiyatrolar ve şiirlerle kutsanarak her türlü yerli değer cehaletin ve geri kalmışlığın simgesi olarak dışlanmıştır.  Tanzimat dönemi edebiyatçılarının ruhlarına yerleşmiş bulunan aşağılık kompleksi sonraki nesillere de sirayet etmiş ve 2000’li yılların başlangıcına kadar bu hastalık büyük bir kıyım üretmiştir.

Tanzimat bürokratları ile matbuat erbabı isimler, Osmanlılık profilinin ardına saklanmış her türden dinin mensubu idiler; isimleri Müslüman’dı, ancak kendilerinin Müslüman olmadıkları açıktı. İlk romanlardan, ilk dönem şiirlerine kadar görev bölümü yapmış olan isimler, Osmanlıcı, İslamcı, Pozitivist vs kimliklerini teşhir etmek üzere çok çalıştılar ve muhalif olabilecek seslerin hepsi İttihat-Terakki Cemiyeti adı altında toplandı. Osmanlı’yı 1908-1918 yılları arasında hızlı bir yok oluşa sürükleyen zihniyet böylesine ezik, kişiliksiz, dergâh ve Beyoğlu müdavimi düşkün tiplerden oluşuyordu.

Savaşlar toplumların yeniden dizayn edilmesi için üretilirler. Tarih boyunca kurulmuş tüm yeni devletler, çok büyük yıkımlar getirmiş olan savaşlar sonrasında kurulmuştur. Türkiye, cumhuriyetin kuruluşunu, düşünen, üreten, muhalefet eden bir nesli olmadan karşılamıştır. Ve yeni nesil, Tanzimat’ın yarım bıraktığı projeyi tamamlamak üzere, yeni romanlar, yeni şiirler ve yeni kahramanlar üretmek üzere kuşatma altına alınmış, bir geçmiş tamamen aşağılanarak kirletilmiştir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki sırnaşık, yılışık, İTC artığı inorganik tipler, batı klasiklerini tercüme ederek, büyük ve batılı bir toplum üreteceklerini sanıyorlardı ve itiraz edecek kimse de yoktu. Osmanlı’nın 19. yüzyılı ile Cumhuriyet’in ilk yüzyılı, tercüme eserler ve taklitçi romantizm ya da klasisizm ile çok ucuz, estetik yoksunu romanlar ve şiirler üretilerek tahrip edilmiştir.

İki yüzyıl boyunca nesil, görsel ve işitsel algılarına dayatılan her türlü veriye mahkum edildi. Önce bireyle, sonra toplumla bir arada olmanın temel dayanaklarını üreten din ve aile gibi iki temel kurumu gereksiz bulsun için uğraşıldı. Ancak 21 yüzyıldaki birey ve toplum seçimleri, özenle inşa edilen kirli ve hastalıklı organizmanın ancak belirli bölgelerde yaşayabildiğini, kentlerin varoşlarına bile inemediğini tekno-değişimci mühendislere doğrudan anlatacaktı.

Yeni binyıl batının yalancı, fırsatçı, sarhoş, ahlak yoksunu tiplerini ve bencil kişiliklerini anlatan felsefesinden, romanından, şiirinden, sinemasından ve tasavvufun küf kokan tereddütlerinden ve paranoid salgılarından arınmış, Kur’an’ın çerçevesini belirlediği ve anlattığı gerçeği insanlara anlatacak yeni romanlar, şiirler, denemeler, senaryolar, tiyatrolar üretmek gerektiğini şiddetle hatırlatıyor. İnsanlar görsel ve işitsel algılarına yerleştirilmiş yapay implantları bünyelerinden atmak isteyecek kadar farkında ve muhtaç durumda.  Ve müzik, onarım ve yeniden inşa sürecinin basamaklarını tırmanacak sahici kulaklar arıyor.

Faruk Tamer,  08.11.2012, Görsel Eleştiri - Visual Critique  XXXV


Tanzimatçı Masonlar İçin Bakınız:


Sadrazam Koca Mustafa Reşit Paşa,

Sadrazam Âli Paşa, 
Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa, 
Sadrazam Ethem Paşa, 
Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa, 
Sadrazam Mithat Paşa, 
Sadrazam Ahmet Vefik Paşa, 
Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa,

...



Gazeteci ve Yazar Şinasi,
Şair ve Devlet Adamı Ziya Paşa,
Gazeteci ve Yazar Teodor Kasap,
Büyük Vatan Şairi Namık Kemal,
Tiyatrocu ve Yazar Güllü Agop,
Yazar Mehmet Emin Bey,
Yazar ve Gazeteci Ahmet Rasim,
Lügatçı ve Yazar Diran Kelekyan,
Milli Şair Mehmet Emin Yurdakul,
Yazar ve Filozof Rıza Tevfik,
Yazar ve Gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın,
Yazar ve Sosyolog Ziya Gökalp,
Şair ve Noter Mithat Cemal Kuntay,
Yazar ve Gazeteci Ahmet Emin Yalman,
Yazar ve Öğretmen Reşad Nuri Güntekin,
Yazar ve Gazeteci Agah Sırrı Leven


1. http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=39&Itemid=43
2. http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=13&Itemid=27

Seçkin Deniz Twitter Akışı