4 Ekim 2021 Pazartesi

SA9389/SD2198: Sıkıntı (Roman); 2. Bölüm-Yer 45

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

‘Yer Yazarı’ sanki son alıntıları daha da can yaksın diye özenle seçmiş gibiydi. İnsanın ruhuna dair her şeyi de yine Samirîler kurgulamıştı, halen bütün insanlık onların kanunlarını koyduğu psikoloji ve psikiyatri ile güya ‘tedavi’ ediliyordu; oysa amaç tedavi değildi, uyuşturucu ilaçlara bağımlılık sağlayarak insanı aklından ve iradesinden uzaklaştırmaktı. Bunu da başarmışlardı.


15 Temmuz 1099’da Kudüs'ün Toulouse Kontu Raymond de Saint-Gilles önderliğindeki Haçlılar tarafından ele geçirilmesi ve Kudüs Krallığı’nın kurulması yaşadığımız sefaletin boyutları açısından bir dönüm noktasıydı. Aklı, Bilgi’yi ve İman’ı kaybetmiştik ve 638 yılında fethettiğimiz Samirîlerin kutsal şehrini, yine onların yönettiği ordulara teslim etmiştik. 

2 Ekim 1187’de Selahaddin Eyyûbî tarafından tekrar geri alsak da bu şehri 9 Aralık 1917 yılında yine yenilerek kaybedecektik. Geçmişten ders almakta becerikli değildik. İmparatorluklar kursak da Kur’an’dan uzaklaştığımız için sefaletten kurtulamamıştık. Endülüs’ten Batı’ya akan aklın gittiği yolu yönetememiştik.

‘Yer Yazarı’ sanki son alıntıları daha da can yaksın diye özenle seçmiş gibiydi. İnsanın ruhuna dair her şeyi de yine Samirîler kurgulamıştı, halen bütün insanlık onların kanunlarını koyduğu psikoloji ve psikiyatri ile güya ‘tedavi’ ediliyordu; oysa amaç tedavi değildi, uyuşturucu ilaçlara bağımlılık sağlayarak insanı aklından ve iradesinden uzaklaştırmaktı. Bunu da başarmışlardı. Kaldı ki; kendilerinde genetik olarak Şizofreni’nin var olduğunu da itiraf etmişlerdi. Şizofreni ile mâlûl bir topluluk nasıl şizofreniyi tedavi edebilirdi?

“Psikolojideki başlıca düşünce sistemleri Yapısalcılık, İşlevselcilik, Davranışçılık, Gestalt Psikolojisi, Psikanaliz, Hümanist Psikoloji ve Bilişsel Psikoloji olarak sınıflandırılabilir. Yahudiler, bu yedi düşünce okulundan dördünün gelişiminde etkili oldu. Daha spesifik olarak, Wolfgang Köhler haricinde, Gestalt Psikolojisinin kurulmasında yer alan tüm önemli figürler Yahudi idi; yani Max Wertheimer (ana kurucusu), Kurt Koffka, Kurt Lewin, Kurt Goldstein ve Edgar Rubin idi. Benzer şekilde, Psikanaliz Sigmund Freud tarafından kuruldu ve Carl Jung'un dikkate değer istisnası dışında, ilk savunucularının çoğu da Yahudiydi (örneğin, Alfred Adler, Erik Erikson, Sandor Ferenczi, Anna Freud, Erich Fromm, Melanie Klein, Otto Rank, ve Theodor Reik). Abraham Maslow, Hümanist Psikolojinin iki kurucu isminden biriydi ve Ulric Neisser, Lev Vygotsky, Jerome Bruner, Herbert Simon ve Noam Chomsky, Bilişsel Psikolojinin gelişimine büyük katkıda bulundular.

1968'de, dokuz seçkin psikologdan oluşan bir panel, 1600 ile 1967 yılları arasındaki yaklaşık dört yüzyıl boyunca psikoloji tarihindeki en önemli düşünürlerle ilgili bir çalışma yayınladı. Sadece ölen kişileri dikkate alarak filozof ve psikolog binden fazla adayın bulunduğu ilk listeden elli üç isimden oluşan üstün bir grup belirlediler. Elli üç kişiden beşi Yahudiydi (Adler, Freud, Koffka, Wertheimer ve Rubin).

2002'de Review of General Psychology'de yayınlanan daha yeni bir çalışma, yirminci yüzyılın önde gelen doksan dokuz psikoloğunu sıraladı. Bu liste dergi ve ders kitabı alıntı verilerine ve Amerikan Psikoloji Derneği'nin 1.725 üyesi tarafından sunulan sıralamalara dayanıyordu. Ortaya çıkan listedeki isimlerin %40’ı Yahudi veya Yahudi kökenli psikologlardan oluşuyordu. Aynı çalışmada Yahudiler, hem profesyonel literatürde hem de giriş niteliğindeki psikoloji ders kitaplarında en çok alıntı yapılan araştırmacıların yaklaşık %40'ını oluşturuyordu. ABD Ulusal Bilimler Akademisi'nin psikoloji bölümünün mevcut üyelerinin de yaklaşık %40’ı Yahudi'dir; yine "20. Yüzyılın En Seçkin 100 Psikoloğu" arasında Yahudiler %40 oranında yer aldı.” 

Kime, ne anlatabilirdim? Küçük bir topluluk bütün insanlığı hedef almış ve yavaş yavaş insanlıktan çıkarıyor, desem kaç kişi inanırdı? Hatta şu ana dek yazdığım Samirîler’e ait bütün ölü isimler dirilse, yaşayanlarla birlikte, amaçlarının tam olarak söylediğim gibi olduğunu canlı yayınlanan bir programda itiraf etseler, kim inanırdı? İnsanlık işte bu hale getirilmişti.

Satranç’ta da etkinlerdi, anlatıyorlardı övünerek:

“Profesör Arpad Elo, 1978 tarihli “The Rating of Chess Players, Past and Present (Geçmiş ve Şimdiki Satranç Oyuncularının Derecelendirmesi)” adlı kitabında, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren yaklaşık 476 büyük turnuva oyuncusunu sayısal olarak derecelendirdi. Elli bir en yüksek dereceli oyuncunun yaklaşık yarısı Yahudi ya da Yahudi kökenliydi. Benzer sonuçlar, Profesör Adriaan de Groot'un “Thought and Choice in Chess (Satrançta Düşünce ve Seçim)” adlı çalışmasında ulaştığı tüm zamanların en büyük elli beş oyuncusunun 1951’deki sıralaması ve 1989'daki tüm zamanların en güçlü altmış dört oyuncusu sıralaması için de geçerlidir. Büyük Usta Raymond Keene ve Profesör Nathan Divinsky'nin yazdığı "Warriors of the Mind: A Quest for the Supreme Genius of the Chess Board (Aklın Savaşçıları: Satranç Tahtasının Üstün Dehası İçin Bir Arayış)” kitabı incelenebilir.

1998'de Bobby Fischer, tüm zamanların en güçlü beş dünya şampiyonu oyuncusu hakkındaki değerlendirmesini Chess Life'a bildirmek için Yahudi aleyhtarı nutuklarından zaman ayırdı. Beş kişiden üçü (Fischer'in kendisi dahil) Yahudiydi ve biri yarı Yahudiydi. Macar-Yahudi Büyük Usta Judit Polgar, gelmiş geçmiş en güçlü kadın oyuncuydu.”

Ve müzik…

“Batı klasik müziği, kökenleri sinagog hizmetlerinin litürjik tezahüratlarına dayanan Gregoryen ilahisinin bir ürünüdür. Modern zamanlarda Yahudiler, icracılar, şefler ve besteciler olarak müzikte önemli bir rol oynadılar; yirminci yüzyılın önde gelen yüz virtüöz sanatçısından kemancıların yaklaşık üçte ikisi, çellistlerin yarısı ve piyanistlerin yüzde kırkı, yüz şefinin yaklaşık dörtte biri yahudiydi. Önde gelen klasik besteciler arasında, Yahudi temsili yalnızca yüzde on kadardır, en dikkate değer olanlar Felix Mendelssohn, Jacques Offenbach, Gustav Mahler, Arnold Schoenberg, George Gershwin ve Aaron Copland'dır. Bununla birlikte, Yahudi besteciler hem Amerikan müzikal tiyatrosunun gelişmesinde hem de film müziğinin gelişmesinde baskın bir rol oynadılar; Songwriters Hall of Fame üyelerinin yaklaşık yüzde kırkı Yahudi'dir.”

Peki ya Nobel Barış ödülü alanlar? Nobel Barış Ödülü alanların arasında geçmişlerinde terör dahil Filistinli soykırımı da bulunan isimler de vardır:

“Tobias Asser (1911), Alfred Fried (1911), Rene Cassin (1968), Henry Kissinger (1973), Menachem Begin (1978), Elie Wiesel (1986), Şimon Peres (1994), Yitzhak Rabin (1994), Sir Joseph Rotblat (1995)

Nobel Barış Ödülü alan yirmi beş kuruluştan dördü, esas olarak Yahudiler tarafından kurulmuştur (veya IPPNW örneğinde, ortaklaşa kurulmuştur). Beşinci bir örgüt, yarı Yahudi kökenli bir kişi tarafından kuruldu: UNICEF (1965): Ludwik Rajchman, Uluslararası Af Örgütü (1977): Peter Benenson, IPPNW (1985): Bernard Lown (kurucu ortak), Pugwash Konferansları (1995): Sir Joseph Rotblat, Sınır Tanımayan Doktorlar (1999): Bernard Kouchner.” 


<< Önceki                      Sonraki>>


[(26.09.2021, (2/93 (212))]

Lütfen gitmek istediğiniz bölümü tıklayınız:


Seçkin Deniz, 04.10.2021, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

  

Seçkin Deniz Twitter Akışı