28 Nisan 2019 Pazar

SA7621/TG255: Moskova, Montrö Sözleşmesinden İki Yönden Yararlanmak İstiyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz güncel politikaların ötesinde uluslararası ilişkilerde tektonik hareketler üretecek kadar önemli bir The Jamestown Foundation yayınıdır ve Erdoğan'ın bir süre önce açmayı planladığı Kanal İstanbul'un nasıl bir değişim-dönüşüm üreteceğine dair iyi bir örnektir... Türkiye, NATO'nun asla vazgeçemeyeceği  bir müttefik olarak önemini korumakla birlikte karşısında çok ince stratejik hamleler yapması gereken Batı ve Rusya gibi iki rakiple karşı karşıya olduğunu unutmamalı ve çıkarlarını yeniden tanımlayabilecek bir güç aralığında çalışırken stratejik tüm oyunların hedefinde olduğunu bilmelidir.
Seçkin Deniz, 28.04.2019


Moscow Wants to Have It Both Ways on Montreux Convention

Moskova, Rus gemilerinin Türk Boğazlarından (Boğaziçi ve Çanakkale) geçişlerini düzenleyen Montrö Sözleşmesi konusunda, kendi avantajına olduğunda sözleşmeyi destekleyen ancak tersi durumda bu anlaşmayı görmezden gelerek baltalamaya çalışan ikili bir tutum sergiliyor. İki yöne gerçekleşmekte olan bu kasıtlı salınım Başkan Vladimir Putin’in, Rusya tarafından yakın çevresinin önemli bir parçası olarak görülen Karadeniz’den Batılı güçleri uzaklaştırmaya yönelik hibrid bir girişimi temsil ediyor. Ancak bu strateji Rusya ve NATO arasında çıkabilecek ciddi bir çatışma potansiyeli taşıyor. Gerçekten de birkaç haftadır gerçekleşen olaylar ve yapılan yorumlar, bu riskin aratabileceğine işaret ediyor. 

Rus Kilo sınıfı denizaltı 14 Mart Türk Boğazlarından geçti (Kaynak: Usni.org)

Rus hükümeti, Boğazlardan Karadeniz’e geçen yabancı gemilerin sayısını sınırlayan ve bu gemilerin Karadeniz’de ne kadar kalabileceğini düzenleyen 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi konusunda uzun zamandır görüş ayrılığı içinde bulunuyor. Moskova’daki bazı çevreler, bu konuyu Rusya’nın ulusal güvenliğinin önemli bir bileşeni olarak görürken diğer bir kesim ise Rusya’nın kendine ait gördüğü sulara Batı’nın dahline açık bir davet olarak değerlendiriyor. Dahası Montrö Sözleşmesine yönelik eleştiriler arasında, 80 yıldan daha eski olan bu belgenin Rusya’nın boğazlar yoluyla Akdeniz’deki güç projeksiyonu özgürlüğüne yönelik bir sınırlama olduğu görüşü bulunuyor. 

Nihayetinde bazıları Rusya’yı sözleşmeyi yeniden değerlendirmeye teşvik ederken diğerleri Moskova’nın Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurmak adına kazanacağından çok daha fazlasını kaybedebileceği uyarısında bulunuyor. 

Ancak Kremlin bu yollardan herhangi biri yerine her ikisini de denemeye karar vermiş görünüyor. Bir yandan kendisini Montrö Sözleşmesinin savunucusu gibi gösterirken diğer yandan sözleşmenin hem içeriğini hem de ruhunu baltalamaya çalışıyor. 

Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Grushkov, 4 gün önce (19 Nisan) TASS Haber Ajansına vermiş olduğu bir mülakatta, Montrö Sözleşmesinin sıkı bir şekilde takip edilmesi gerektiğini ifade ederek Batı İttifakı’nın Karadeniz’de üç kıyısal devleti (Bulgaristan, Romanya, Türkiye) bulunduğu göz önüne alındığında NATO’nun sözleşmeyi ihlal etmesi için herhangi bir sebebi bulunmadığını belirtti. Grushkov’a göre NATO üyesi diğer ülkelerin, özellikle ABD ve İngiltere gemilerinin varlığı ise, Batı’nın Ukrayna provokasyonlarının bir parçası haline gelmeye hazırlandığını göstermesi anlamında sorun teşkil etmekte. (TASS, Nisan 2019)

Grushkov TASS’a verdiği mülakatta şöyle diyor: “Bugün güvenlik anlamında en büyük sorun, kıyısal olmayan ülkelerin oradaki varlığını artırma girişimleridir.  Montrö Sözleşmesinin ciddi bir güvenlik garantisi olarak uygulanması gerektiğine kesinlikle inanıyoruz. Romanya ve Bulgaristan'da yürütülen bir dizi altyapı projesini ve NATO ülkelerinin orada destek tesisleri yaratma ve ek güçler yerleştirme girişimlerini dikkatle takip ediyoruz.”

Dolayısıyla Grushkov’un sözleri, Rusya’nın Montrö Sözleşmesi’ni yeniden gözden geçirmek veya kendi başına sözleşme hükümlerini ihlal etme noktasında bir menfaatinin bulunmadığını gösterse de durum gerçekte böyle görünmüyor. Moskova medyası ve Rus Hükümeti, Montrö Sözleşmesine tam anlamıyla uygun bir şekilde Karadeniz’e giriş ve çıkış yapmakta olan NATO gemilerine karşı defalarca öfke ve hiddetini ifade etmekle kalmadı. Rus güçleri kullandığı diğer taktiklerin yanı sıra, (NATO gemilerinin) GPS navigasyon sistemlerini bozarak onları Rus dışlama bölgelerine girme riskiyle karşı karşıya bıraktı. Bu durum 1936 tarihli sözleşmenin hem içeriğine hem de ruhuna aykırıdır.

Ve son on gün içinde iki ciddi gelişme daha oldu. Her şeyden önce, etkili bir Moskova yorumcusu olan Yevgeny Satanovsky, Montrö Sözleşmesinin kaldırılması ve NATO gemilerinin Karadeniz'e serbestçe girip çıkamaması için Boğazlar üzerinde Rus kontrolünün sağlanması gerektiğini savundu. Satanovsky’nin önerisi bir yandan Rusya’nın uzun bir süredir devam eden İstanbul’u kontrol altına alma isteğini yeniden canlandırırken diğer yandan  Satanovsky, ne olması gerektiği konusunda net ve ikinci ihtimalin Batı'nın radarı altında gerçekleşmesi daha muhtemel.

Satanovsky özellikle Moskova’nın, Montrö Sözleşmesine tabi olan Boğazları geçmek zorunda kalmadan, gemilerin Akdeniz ile Karadeniz arasında geçiş yapmasını sağlayacak bir proje olan İstanbul Kanalı’nın geliştirilmesinde tam bir ortak olması gerektiğini öne sürüyor. Satanovsky bu tür bir kanal inşasının Montrö Sözleşmesini devre dışı bırakma imkânı sağlayacağını söyleyerek, bu durumda Rusya’nın projeye katılımının, Türkiye’de nükleer bir tesis veya boru hattı üzerinde çalışmaktan daha önemli bir iş olduğunu ifade ediyor.

Diğer önemli gelişme, Sözleşme'nin geçen ay Moskova tarafından açık bir şekilde ihlal edilmesiydi. Washington’daki Ukrayna Büyükelçiliği, bu olaya, özellikle The Jamestown Vakfı’na gönderdiği resmi olmayan bir yazı ile dikkat çekti. Rus Karadeniz Filosu 14 Mart'ta, Türk Boğazları'ndan geçerek bir Rus denizaltı onarım tesisi bulunan St. Petersburg'a transit geçiş yaptığını bildirdiği bir denizaltı gönderdi. Ancak Ukrayna Büyükelçiliği’ne göre bu iddia doğru değildi: Füze donanımlı denizaltı büyük ihtimalle Akdeniz’de bulunan Rus deniz kuvvetlerindeki bir denizaltı ile rotasyon gerçekleştirmek üzere yola çıkmıştı. 

Bu tür bir eylem Montrö Sözleşmesinde; “Karadeniz ülkelerine ait denizaltılar, Karadeniz dışındaki tersanelerde tamir edilmek üzere Boğazlardan (daha sonra geri dönmek üzere) geçme hakkına sahip olacaklardır” şeklinde ifade edilen 10 ve 12. Maddelerine aykırıdır. Suriye, Tartus'taki [Rus] destek tesisi [böyle] bir tersane değildir. 

Kısacası Moskova, desteklediğini ilan ettiği Konvansiyonu ihlal etmekte, böylece hem NATO hem de uluslararası hukuka meydan okumaktadır. Batı'nın, Moskova’nın eylemlerini ve sözlerini daha dikkatli bir şekilde incelemesi gerekecektir.

Paul Goble, 23 Nisan 2019, The Jamestown Foundation


Tamer Güner, 28.04.2019, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.



Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı