14 Kasım 2018 Çarşamba

SA7122/ÇY11-HK52: İkinciliğe Üzülen Takımın Hikâyesi



Ay yıldızlıların 2004 yılında Avrupa Ampute Futbol Şampiyonasıyla başlayan şampiyonluk yolundaki macerası sürüyor. Türkiye Futbol Federasyonunun “Türkiye Futbol Oynuyor” projesi kapsamında desteklediği, Bedensel Engelliler Spor Federasyonu bünyesindeki Ampute Milli Takımı, Meksika Dünya Kupasından göğsümüzü kabartan bir başarıyla döndü. 

Futbolcusundan, teknik heyetine kadar içinde birçok farklı hikâye barındıran Ampute Milli Takımı yeşil sahalarda görmeye hasret kaldığımız centilmenlik ve inançla gönülleri fethetti. Angola karşısında son penaltısını kaçıran ay yıldızlıların yaşadığı üzüntü, Atatürk Havalimanındaki muhteşem karşılama ile dağıldı. Ampute Milli Takım Futbolcuları Rahmi Özcan, Şeyhmus Erdinç ve kaleci Furkan Arslan ile ampute futbolla tanışma hikâyelerini, Dünya kupası heyecanını konuştuk.


Ampute futbola başlamanız, Milli takıma çağrılma süreciniz nasıl işledi?

Rahmi Özcan: Manisa’da liseye başladığım yıl, 19 Mayıs çalışmalarına alınmadım. Ben de arkadaşlarla top oynuyordum. Yeni gelen bir beden eğitimi öğretmeni beni keşfetti. Ampute futbolun varlığını bilmiyordum. Öğretmenimiz, engelliler için de futbolun olabileceğini, tek ayak ile oynanan birçok engelli branşının olduğunu, futbolun da bunların içinde bulunabileceğini söyledi. Ampute futbolun 10 – 12 kişiyle filizlenmeye başladığını söyledi. Araştırdım, onları aradım ve 2005 yılında ampute futbol milli takım kampına davet edildim. Ben davet edildiğimde Brezilya’ya gitmelerine 4 gün vardı. İlk turnuvayı o yüzden kaçırdım. 2006 yılında ilk Avrupa şampiyonasının kampına geldim o gün bugündür Milli takımdayım.

Şeyhmus Erdinç: 2009 yılında İzmir Altay Ampute futbol takımında oynayan bir kaleci abimiz beni protez yaptırırken gördü. Top oynayıp oynayamayacağımı sordu. “Tabi ki oynarım” dedim. Babam da futbolcuydu. 2009 yılı Ekim ayında başladım. Ampute futbola başladığımda ligin ikinci devresine yetişmiştim. İzmir Altay kulübünde 6 maça çıkmış, 6 gol atmıştım. O dönem Milli takımın başında olan Halil İbrahim Köprülü hocamız beni Milli takıma çağırdı. Gelecek vaat ettiğimizi ve daha çok çalışmamız gerektiğini söyledi. Daha sonraki süreçte Ankara’ya transfer oldum. Çalışarak devam ettim ve bir sonraki sene Milli takıma girdim. Ankara’da da yaklaşık 10 yıldır top oynuyorum. Şu an Gazilergücü Spor Kulübünde oynuyorum.

Furkan Arslan: Ben de Ampute Liginin kurulduğu 2009 senesinde bir arkadaşımın vasıtasıyla Samsun’daki kulüpte futbola başladım. Kaza geçirmeden önce Samsunspor altyapısında oynadım. Kaza geçirdikten sonra ampute ile tanıştım. O günden beri devam ediyorum. Bir iki sene sonra performanslarımız beğenildi. Halil İbrahim hoca bizi kampa çağırdı. O sayede Milli Takım serüvenimiz başladı.

VERDİĞİMİZ SÖZÜ TUTAMADIK

Dünya ikincisi oldunuz ama çok üzüldünüz…

Şeyhmus: 7 kamp yaptık. Zorlu süreçlerden geçtik; fiziki ve psikolojik olarak çok yorulduk. Tek bir hedefimiz vardı, şampiyon olmak. Avrupa şampiyonluğunun getirdiği güven vardı. Bir yandan milletimize, bize güvenen insanlara söz verdik. Cumhurbaşkanımız yarı final maçı öncesi aradı. Bakanlarımızdan da destek mesajları aldık. Bu insanlara şampiyonluk getirmemiz gerektiğini düşünmeye başladık. Üzülmemizin asıl nedeni bu. İnsanlara verdiğimiz sözü tutamadık, yüzünü yerde bıraktık gibi hissettik. Çünkü bu millet en iyisini hak ediyor.

NAZARA GELDİK

Nasıl bir atmosferde çıktınız final maçına?

Rahmi: Takım olarak konsantrasyonumuz çok yüksekti. Bizi etkileyen şeyin nazar olduğunu düşünüyorum. Çeyrek final öncesi rakibimiz Rusya’ydı. Son Dünya Şampiyonu ve 2017 Avrupa Şampiyonası çeyrek final rakibimiz Rusya’ydı. Biz onları 5-1 yeniyoruz. Ertesi gün rakibimiz İrlanda’yı 4-0, diğer gün ev sahibi Meksika’yı 4-0 yeniyoruz. Hatasız oynadığımız için, final maçına kadar namağlup gelmiştik. O gün Rabbim istemedi. Biz o gün turnuvanın sonuncu takımıyla da oynasak kazanamayacaktık, öyle hissediyorum.

Çeyrek finalden sonra iki ilginç olayı anlatmadan geçemeyeceğim. Malum bizim maçlar Türkiye saatine göre sabah erken saatlere denk geliyordu. Bir gün Rusya maçından çıktım, annem aradı. “Sizin maçın bitiş düdüğü çaldı, burada ezan okunmaya başladı” dedi. O beni çok etkilemişti. Tesadüf mü acaba diye düşündüm. Bir de final maçının olduğu 5 Kasım günü, Osman kaptanın gazi olduğu gündü. Ve penaltıyı kaçıran da Osman kaptandı. Ben de bunların hepsinin bir tesadüf olmadığını, bizim kaderimizin böyle takdir edildiğini düşünüyorum. Zaten bizim en büyük desteğimiz Türk halkının duasıydı. Farklı bir atmosferle çevrelenmiş olduğumuzu düşünüyorum.

Şeyhmus: Son kampımız da Riva Milli takım tesislerindeydi. Oradan Meksika’ya geçtik. İnsan her gün final oynamıyor. Daha önce 3 kez dünya üçüncüsü olduk ama bu bizim için yeni bir sayfaydı. Final oynamak hepimiz için yeni bir tecrübeydi. Sahaya kendimizi ve ne yapacağımızı bilerek hatta kafamızda maçı oynamış bir şekilde çıktık. Ki neredeyse pozisyon vermeden 70 dakika boyunca rakip kaleyi zorladık, ama gol atamadık. Kaçırdığımız penaltı sonunda da dünya ikincisi olduk.

Furkan: Benim için de çok ayrı bir tecrübeydi. Dünya Kupası, futbolun zirvesi. Her futbolcunun olmayı istediği yer. Biz de ilk defa yaşadık, tecrübe oldu bizim için. Çok heyecanlıydık. İyi konsantre olmuştuk. Penaltılara kadar gittik, şanssızlık… Yine dünya ikincisi olarak mesajımızı verdik. Erdi, Mert ve ben kaleci olarak kendimize güveniyor ve inanıyorduk. Nitekim finale kadar gittik.



KARAKTER GELİŞMEZSE SPOR BİR İŞE YARAMAZ

Ampute futbol hayatınızda neyi değiştirdi?

Furkan: Evden çıkmayan, kimseyle konuşmayan asosyal bir insandım. Şimdi neredeyse eve girmiyorum. Maddi manevi desteği de oldu tabi. En önemlisi millilik sayesinde, milli bursu alıp spor akademisinde okudum ve mezun oldum. Böyle bir imkândan faydalanabildim. Hem de öğretmen olacağım inşallah.

Şeyhmus: Lisede alttan dersleri olan ve kafası başka yerlerde olan başarısız biriydim. Ama her çocuğun bir yeteneği vardır ve onu ortaya çıkarmak gerekir. Futbol küçükken benim hayatımda çok önemli bir yere sahipti. Oynamaya başlayınca kafa yapım değişmeye başladı. Artık bir amacım vardı ve o amacım doğrultusunda ilerlemeye, kendimi bu alanda geliştirmeye başladım. Çünkü kendinizi hem psikolojik hem fizyolojik hem de karakter anlamında geliştirmezseniz spor size bir şey katmaz. Daha önce agresifken daha yumuşak başlı biri olmaya başladım. Çünkü profesyonel düşünmem gerekiyor. Sorumluluk bilincim de yüksek değildi. Takımda kendinizden başka 14 kişiden daha sorumlusunuz ve bir iş yaparken o 14 kişiyi de düşünmeniz gerekiyor. Bunlar bize sporun çok büyük artıları.

Rahmi: Bir engelli, spora başladığı zaman Milli takıma kadar yükselince sporcu kimliği kazanıyor. İnsanlar artık “sakat”, “ayağı yok” gibi terimler kullanmayı bırakıp “Ben bu abiyi tanıyorum, televizyonda gördüm, Ampute Milli takımında oynuyor” gibi cümleler kuruyor. İkincisi ailenin desteği tabi… Ampute futbol ve engelli branşlarının şöyle bir zorluğu var, aileler çocuklarının zarar görmesinden korkuyor. Ben aynı zamanda antrenörlük yaptığım için kendi sporcularımda da aynı sıkıntıyı yaşıyorum. Anne ya da baba “Oğlumun zaten bir ayağı veya bir kolu var, zarar görmesin” diye düşünüyor. Çocuktan önce anne ve babanın ikna edilip destek vermesi sağlanıyor. Ondan sonra sporcu kimliği kazandırılıyor. Lise hayatı bittikten sonra ise Milli sporcu olduğunda üniversite hakkı kazanıyor. Devlet kadro açarsa Beden Eğitimi Öğretmeni, antrenör, spor yöneticisi gibi devlet kadrolarında işe yerleşebiliyor. Milli takımın ve sporun bir engelliye verebileceği çok şey var.

Aileleriniz futbola başlamanız konusunda tedirginlik yaşadı mı?

Furkan: Amputeye başlarken evet bir önyargı oluyor. Ben ampute futbola başlayalı 10 sene oldu. Yeni gelen gençler oluyor, onların ailelerinde bizim yaşadığımız durumları görüyorum. Koltuk değnekleri zarar verir diye korkuları oluyor. Ama sonra aşıyorlar. Ailemiz hep yanımızda oldu, destek oldu. Bizimle beraber yatıp kalktılar. Özellikle maçlarımız olduğu zaman annem benden daha heyecanlı oluyor. Hatta bazen heyecandan maçları izleyemiyor. Meksika ile 9 saat fark olmasına rağmen tüm maçları takip ettiler.

Şeyhmus: Annem futbol oynamamı istemedi. Çünkü babam da futbolcuydu ve verem olduğundan dolayı futbolu bırakmak zorunda kaldı. Hemen kısa bir süre sonra kanser oldu, kendisini kaybettik. Annemde de bunun travması vardı. Biraz söz dinlemeyen, dik başlı bir yapım olduğundan dolayı kimseyi dinlemedim. Ampute futbola başladıktan sonra her süreçte annem destek oldu. Maçlardan önce arar, dua eder, her zaman hayırlısını diler.

4-0 YENENE KADAR RAKİP TARAFTARLA ARAMIZ İYİYDİ

Rahmi: Turnuvaya seçilen 24 Milli takım arasındaki tek Müslüman ülke bizdik. Avrupa Şampiyonu ve Dünya üçüncülüğü sıfatıyla oradaydık. Biz oraya Müslümanlığı temsilen gittik. Orada her yemeği yiyemedik. Organizasyona bir şekilde kendimizi kabul ettirip halka kendimizi sevdirerek yemek sorununu çözdük. Sabahları ızgara bile yiyebiliyorlar. Ama biz zeytin, peynir, domates arıyoruz. Bizim için özel bir yer kurdular ve özel yiyecekler hazırladılar.

25 civarında taraftarımız vardı. Sağ olsun büyükelçiliğimiz çok yardım etti, destek verdi. Rakip takımın seyircileri bizi sevdi aslında. Onları 4-0 yenene kadar aramız iyiydi, maç sonu Meksika Milli takımı ile tribünleri selamladık. Ama taraftar final maçında Angola’yı destekledi. Destekledikleri de kazandı valla.

BÜYÜK İŞ BAŞARMIŞIZ 

Halkımız ekranları başındaymış, bu bizim için büyük gurur. Gecenin dördünde bizi 40 – 50 bin kişi izliyorsa, çok şeyi kazanmışız zaten. Biz finali kaybettik deyip üzülerek geldik. Türkiye’ye geldiğimizde gördük ki, aslında büyük bir iş başarmışız. Yaptığımızın büyüklüğünü havalimanı karşılamasında fark ettik. Siyaset, sanat, spor camiası bizlere tebrik mesajı yayınladı.

Meksika’ya gidince şunu gördüm, bizim 2007 yılında Antalya’da yaptığımız organizasyonun, 2018 yılında çeyreğini yapamamışlar. Kötü bir organizasyondu. Orada Avrupa Dünya Şampiyonlarını siz düzenleyin dediler. Türkiye Futbol Federasyonu’nun Riva’daki tesislerinin hizmet kalitesi çok yüksek. Çok güzel sahalar var ve Ampute Milli Takımına hizmet veriyor.

Cumhurbaşkanımız bize Avrupa Şampiyonasından önce “Ampute futbolu dünyada Türkiye’den sorulacak” demişti. Biz Cumhurbaşkanımızın sözünü yere indirmeden o bayrağı, o sancağı dalgalandırmaya çalışıyoruz. İnşallah önümüzdeki yıllarda hedefimiz, Dünya Ampute Futbol Federasyonu Başkanlığını Türkiye’ye getirmek. Dünyanın en iyi organizasyonları düzenlediğimiz ve dünyanın en iyi Milli takımlarından biri olduğumuz için bu hakkın bize verilmesini istiyoruz.


Halime Kirazlı, 14.11.2018, Sonsuz Ark, Çırak Yazar, Özel Dosyalar
Özel Dosyalar

Halime Kirazlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Halime Kirazlı Hanımefendi'ye çalışmalarını bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz. Seçkin Deniz, 20.08.2018

İlk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı