28 Eylül 2017 Perşembe

SA4930/KY49-İTIĞLI67: Müzik Bir Varolma Biçimidir

"Afrikalılar sömürgecilik ve sonrası dönemlerde Batı’dan çok şey aldılar. Din, teknoloji vs… Batıdan almadıkları, Avrupa’dan öğrenmedikleri tek şey ise müziktir. Hatta onlar Avrupa’ya kendi müziklerini öğrettiler."


Afrikalıların ortak yönü nedir diye bir soru sorulsa cevabım kesindir: Müziğe olan tutkuları. Bir çok Afrikalı tanıdım, müziğe ilgisi olmayan birine şu ana kadar rastlamadım.

Mandela öldüğünde Güney Afrika’daydım. Mandela’nın ölümünü duyan Afrikalılar sokaklar ve caddelerde şarkı söyleyip dans ediyorlardı. Bu bir bakıma bizleri şaşırtmıştı, bu bir sevinç gösterisi miydi? Hayır… Afrikalıların Mandela’ya  gösterdikleri saygının bir simgesiydi bu, onu müziklerle, danslarla uğurluyorlardı.

Müzik bir Afrikalı için gündelik hayatın bir parçasıdır. Uyanmasından, uykuya dalmasına kadar müzik onunla var olur. Hatta Afrikalı bir dostum rüyalarında hep müzik eşliğinde dans ettiğini söylemişti.

Müzik Afrikalı için aynı zamanda bir kimlik biçimidir. Hatta onun Afrikalı olduğunu gösteren bir kimlik… Afrikalı olmak müzikle birlikte var olmak müzikle birlikte yaşamaktır çünkü…

Müziğin Afrika’daki yönlendirici etkisini ibadet yerlerinde bile görebilirsiniz. Bir camide veya kilise de. Afrika’daki kiliseler bu açıdan farklıdır Batı kiliselerinden, sürekli ilahilerin, kilise müziklerinin söylendiğini görürsünüz. Camiler de farklı değildir aslında.

Addis Ababa’da bir gencin evlilik merasimine katılmıştım. Üç gün süren düğünde müzik hiç eksik olmadı. Düğünler Hıristiyanların düğünlerinden de çok farklı değildi. Hatta söyledikleri şarkılarda değişen sadece sözlerdi. Müslümanların düğünlerinde daha çok İslami ifadeler müzik eşliğinde kullanılıyordu.

Afrikalılar sömürgecilik ve sonrası dönemlerde Batı’dan çok şey aldılar. Din, teknoloji vs… Batıdan almadıkları, Avrupa’dan öğrenmedikleri tek şey ise müziktir. Hatta onlar Avrupa’ya kendi müziklerini öğrettiler.

Conrad’ın Afrika ile ilgili bir romanında bir misyonerinin Kongo’da Hıristiyanlığı yayma faaliyeti anlatılır. Misyoner bir türlü yerel toplulukların Hıristiyan olmasını sağlayamaz. Sonra müziğin gücünü keşfeder ve kilisesinde sürekli şarkı ve ilahi söyletir. Yerel topluluklar müziğin gücü sayesinde yavaş yavaş kiliseye gelirler ve Hıristiyanlaşmaya başlarlar.

Afrika müziğinin en önemli farkı insan sesinin farklı çıkarımlarıdır. Birçok Afrika dilinde harflerle gösteremeyeceğiniz sesler vardır. Bu sesleri beyaz adamın çıkarması zordur. Bu yüzden hiç bir beyaz yerel dili bir Afrikalı gibi konuşamaz.

Bu Afrikalıların çıkardıkları sesler müziğin en önemli parçasıdır. Bizde bir müziği dinlerken sözler, makam vs. etkili olurken bir Afrikalı için çıkarılan sesler daha önemlidir.

Afrikalıların kullandıkları müzik aletleri basittir. Ud, keman, tanbur gibi yetenek gerektiren müzik aletleri de yoktur. Üflemeli ve davul tarzındaki çalgılar ön plandadır. Bu çalgılar ile insanların çıkardığı sesler arasında bir uyum vardır.

Kökeni Afrika sayılan ragi, caz, blues gibi müzikler bugün dünyada oldukça popülerdir. Fakat Afrika müziğinin aslı geleneksel müziğidir. Bir bakıma popüler müziklerde etkilenme ve etkileme olsa da geleneksel müzikte etkilenme görülmez. Özellikle kırsal bölgelerde geleneksel müzik hala çalınır, söylenir. Geleneksel Afrika müziğinde yerel motifler ön plandadır, konusu daha çok tabiat ve insanla ilişkilerdir.

Afrika’daki popüler müzik ise etkileme ve etkilenme üzerine kuruludur. Yerel imgeler taşıdığı gibi özellikle enstrümanlarda Batı tarzı müzik aletleri kullanılır; gitar gibi… Batı Afrika’da oldukça yaygın olarak bilinen fuji Afrika esintisinin harmanlandığı bir müzik türüdür. Son yıllarda Tuareg müziği ile Batı müziğinin bir bileşimini blues tarzında Etran Finatawa grubu yapmaktadır.

Afrika’da özellikle 20. Yüzyılın başlarında gelişen bir müzik türü de vardır. Bu müzik varoluşsal bir müziktir. Afrika’nın yerel unsurlarına dikkat çekerken kullandığı dil moderndir. Ritim ve seslerden çok metin önemlidir.  Bu müzik türü özellikle Kenya, Güney Afrika, Etiyopya ve Kongo’da yaygındır. Güney Afrika’da Miriam Makebe, Etiyopya’da Teddy Afro olarak bilinen Tedros Kassahun’dur.

Bu yeni müzik dili bağımsızlık sonrası Afrika’da var oluşun bir göstergesi olmuştur. Gerek sömürgecilere gerek yerli işbirlikçilere karşı direniş müzik ile gerçekleşmiştir. Söylenemeyen, haykırılamayanlar müzik ile dile getirilmiştir.

Aslında Afrika müziğinin protest müziğe dönüşmesi geleneksel müziğin etkisinin azalmasında kısmen Batı müziğinin etkisinde kalma gibi sonuçlar doğurmuşsa da bu müzik türü bir varoluş ve kimlik simgesi olmuştur.

Nijerya’daki İgbolar, Güney Afrika’daki Apartheid’de direnen Zulular farklı bir örnek göstermişler. Geleneksel ritim ağırlıklı Zulu müziği sözlerle yeni bir müzik türüne dönüşmüştür. Zulu müziğinde işaretler de baskın olarak kullanılmıştır. Durban ve Johanesburg’ta sokaklarda hala müzik grupların bu protest müziği seslendirdiklerini görebilirsiniz.

Nijerya’daki etnik topluluk İgboların protest müziğinde de geleneksel müzik ile yeni klasik müzik iç içedir.  Siyah adama karşı direnişlerde hep çok sesli, karşısındaki düşmanı korkutmaya yönelik, davullu müzik tarzı 1960’lardan sonra protest bir müziğe dönüşmüştür. Söz ve dans aracılığı ile hükümete yolsuzluk, iç çatışmalar hakkında ustalıkla mesaj verilmiştir.

Müzik Afrika’nın kimliğidir, var oluşudur. Beyaz adam Afrika’nın her şeyini yok etmek istedi ama müziğini yok edemedi. Afrika için umut, zafer, başarı müzikten geçecektir. Çünkü Afrika müziği beyazların yenildiği tek alandır…


İbrahim Tığlı, 28.09.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Afrika'dan
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı