24 Mayıs 2021 Pazartesi

SA9210/SD2076: Sıkıntı (Roman); 2. Bölüm-Yer 26

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Talmud’da ve diğer Yahudi sözel geleneğinde Pavlus’tan bahsedilmemesine rağmen Orta Çağ Avrupası’nda ortaya çıkan İsa’nın yaşam öyküsü Toledot Yeşu’da, Pavlus’un Hristiyanlığı tahrif etmek için görevlendirilmiş bir Yahudi ajanı olduğu anlatılıyordu."



‘Yer Yazarı’nın Yahudi teolojisindeki sistematik bozulmaya yönelik araştırmaları saygıdeğerdi. İnsanlık tarihi ve insanlık mirası bu ‘özel’ topluluğun bıraktığı derin izlerle doluydu. Yakından uzağa ilkesine göre baktığımda, İslam’daki ilk itikadî tahrifatın Allah’ın elçisi ahirete irtihal ettikten hemen sonra, damadı ve Müminlerin dördüncü emiri Ali zamanında ortaya çıktığını görüyordum.

Samirîlerin soyundan Abdullah İbn-i Sebe adlı Yahudi, Allah’ın ruhunun Ali’de tecelli ettiğini söyleyip önünde secdeye varmıştı. İnançlı bir Yahudi bunu asla yapamazdı. Ali, Abdullah’ı, kendisini ilâhlaştırdığı için yakmaya teşebbüs etmişse de bundan vazgeçmiş ve onu Medâin’e sürmüştü; ancak İslam’ı ortadan ikiye bölen ve Allah’ın Elçisi Muhammed’in sünnetine uyan Müslümanları düşman kabul eden, sapkın teolojik temelleri ile Şia’nın da kurucusu olarak bin dört yüz yıldır süren ve halen de devam eden mezhep savaşları ile kan dökülmesini sağlamıştı.

Allah’ın elçisi İsa’nın getirdiği dini tahrif ederek kurduğu Hristiyanlık’ta ise aynı işi gören, sonradan Pavlus olarak adını değiştiren Tarsuslu Yahudi din adamı Saul’dü. Pavlus, resmi anlatılara göre ise, İsa'nın vaazlarını ve öğretilerini pagan inanışındaki Roma dünyasına öğreten ilk Yahudi din adamı, ilk misyoner, elçi ve havariydi. Talmud’da ve diğer Yahudi sözel geleneğinde Pavlus’tan bahsedilmemesine rağmen Orta Çağ Avrupası’nda ortaya çıkan İsa’nın yaşam öyküsü Toledot Yeşu’da, Pavlus’un Hristiyanlığı tahrif etmek için görevlendirilmiş bir Yahudi ajanı olduğu anlatılıyordu.

Yeni Ahit (Muharref İncil), onun Paul (Pavlus) adını almadan önce Saul olarak anıldığını anlatıyordu. Kendisini Hristiyanları ve Hristiyanlığı yok etmeye adamıştı. Hristiyan olmadan önce Hristiyanlara şiddetli zulümler yaptığını Pavlus kendisi de itiraf etmekteydi. Putperest Samirî geleneğinden geldiği açık olan insanları aldatabilecek özelliklerdeki uydurma hikayesi de şöyleydi:

Pavlus, Hristiyanları tutuklamak amacıyla Şam’a yolculuk ederken İsa kendisine görünmüş ve bu olayda kör olmuş, üç gün sonra Şamlı Hananya, Pavlus’un gözlerinin tekrar şifa bulmasına vesile olmuştu. 

İsa’nın kendisine göründüğü yalanını ileri sürerek bu yolculuk sonrasında Hristiyan olduğunu söyleyen ve o günden itibaren İsa’nın getirdiği dini tahrif etmeye başlayan Pavlus, Nasıralı İsa’nın İsrailoğulları’nın beklediği Mesih ve aynı zamanda da Tanrı’nın Oğlu olduğunu insanlara vaaz etmeye başlayarak, Hristiyanlığın Yahudilikten ayrı bağımsız bir din haline gelmesi konusunda en önemli rolü üstlenmişti.

Pavlus’un yeni putperest dini, Roma otoritelerinin desteği ile Hristiyanlık adı altında yayılırken İsa’nın sadık havarilerinin anlattığı dini baskılamış ve Pavlus, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu ve dinî hukukun sonu olduğu, Hristiyan Kilisesi’nin İsa’nın bedeni olduğu ve Kefaret akidesi gibi iddiaları dinin inanç ilkeleri arasına sokmuş, İslam’da olduğu gibi, Yahudilikte de yenilmesi yasak olan Domuz eti yeme yasağını ve sünnet olma zorunluğunu kaldırmış, kiliselerde İsa ve annesi Meryem’in putlarının kullanılmasını sağlayarak putperest bir din oluşması için çalışmıştı.

Bekçi, Antik Yunan ve Antik Hint dinlerine ve kültürüne boğayı kutsal, tapınılacak bir unsur olarak sokan şeyin de İslam’da ve Hristiyanlıkta olduğu gibi aynı Samirî etkisi olduğunu not etmişti. Neolitik zamanlarda öküzlerin kurban edilip yenildiği Hint Kültü’nde Brahmanların, yani Pavlus gibi ajanların etkisiyle ‘İnekler ve Boğalar’ önce korunulacak sonra da tapınılacak bir unsura dönüştürülmüşlerdi.

Elbette Allah’ın adaleti ahdine sadık olmayan ve Altın Buzağı’yı tanrı olarak kabul edip ona tapınan Yahudileri cezalandıracaktı. 

Kuzeydeki II. İsrail Krallığının ilk kralı I. Yarovam Altın Buzağı yaptırıp "Yarovam'ın günahı" olarak bilinen günahı işledikten sonra krallık MÖ 722'de Asur hükümdarı V. Salmanasar tarafından yıkılmıştı. MÖ 597’de ise güneydeki Antik Yehuda Krallığı'nın Neo-Babil İmparatorluğu tarafından yıkılmasından sonra Kral Yekhanya, ailesi, saray görevlileri ve binlerce işçisiyle birlikte Babil’e sürgün edilmişti, daha sonra Yahudileri Babil'e sürgün edecek olan pagan Babil kralı II. Nebukadnezar tarafından MÖ 586'da Kudüs Tapınağı yağmalandı ve kullanılamaz hâle getirilmişti. Sürgün dönemi, MÖ 538'de Babil'in Persler tarafından alınması ile bitmiş, Pers Kralı Büyük Kiros Yahudilerin Kenan'a geri dönmelerine izin vermişti. Yahudiler Tapınağı ikinci kez yapmışlardı.

İsa’nın Yahudilere elçi olarak gönderilmesinden sonra Samirîlerin karanlık inançlarını sürdüren ve İsa’yı öldürmeye çalışan Herod hanedanlığının yönettiği Yahudi Krallığı da yıkılmaktan kurtulamamıştı. Milattan sonra 70 yılındaki Kudüs Kuşatması'nda, Kudüs Tapınağı'nın büyük kısmını yıkan Romalılar, Yehuda'nın merkezinde yaşayan Yahudi nüfusun büyük bölümünü yok etmiş, öldürmüş, köle olarak satmış veya kaçmaya zorlamıştı. 

Kur’an İsrâ Suresi 4-8. Ayetlerde bu durum şöyle anlatılıyordu: 

‘Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık. İyi davranırsanız, kendiniz için iyi davranmış olursunuz. Kötü davranırsanız yine kendiniz içindir. Sonuncusunun zamanı gelince, sizi kedere boğacaklar ve ilk defa girdikleri gibi mescide girecekler. Ele geçirdiklerini yerle bir edecekler. Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır.’

Yer Yazarı’nın Yahudi Tarihi’ne yönelik araştırmalarında vardığı sonuçlardan biri de Samirîlerin bugün Siyonizm çatısı altında Yahudiliği yok etmeye devam ettiği gerçeği idi.

Amacının Yahudiliğin gerçek yüzünü göstermek olduğunu beyan eden, Siyonizm karşıtı Yahudilerin kurduğu "Neturei Karta International-Jews United Against Zionism" isimli kuruluşun yöneticisi Haham Yisroel Dovid Weiss, 9 Mayıs 2018’de, İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde düzenlenen konferansta “Siyonistler, din dışı Yahudilerdir" diyor ve ekliyordu:

"Konunun iyi anlatılması, İsrail meselesinin anlaşılması açısından büyük mesafe kat etmeye fayda sağlayacaktır. Yahudilik, Allah ile yapılan bir sözleşmeden oluşmaktadır. Yahudilik 3 bin yıl önce Sina'da yapılan bir sözleşmenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bizim dinimiz merhameti ön görmektedir, zulmün her türlüsüne karşı çıkıyor. Bu anlamıyla Allah'a teslimiyeti ifade etmektedir. Gerçek Yahudilik budur ve 3 bin yıldır yaşanan hakiki Yahudilik bunlardan ibarettir. Siyonizm 130-140 yıl önce icat edilen bir ideolojidir. Bu ideolojinin mensupları asla dindar Yahudiler değil, din dışı Yahudilerdir. Bunlar genellikle Yahudilerden nefret ederler. Allah'a kulluk etmekten ziyade ne yazık ki aşağılık bir ırkçılık ve milliyetçiliğe dönüşmüştür. Bu sahte bir Yahudiliktir. Ne yazık ki Yahudi simgelerini kendi amaçları doğrultusunda kullanıyorlar. Tüm bunları da Allah adına yaptıklarını söylüyorlar. Yaptıkları şeyleri Allah'ın iradesiymiş gibi yansıtıyorlar. Bunun gerçekle hiçbir alakası yok. Yahudi devleti olduğunu iddia eden İsrail, ki ben bu devleti kabul etmiyorum, Allah'ın zayıf olduğunu varsayıyor. 'Allah, Yahudileri koruyamaz, o zaman biz devlet kurarak kendimizi koruyalım.' Bu ise gerçek Yahudilikte Allah'ı inkar eden, Allah'a karşı olan bir anlayış. İnsanı yaratan ve onu koruyan Allah'tır. Bazıları onu peygamber olarak görmüyor ama Kral Süleyman tapınağın yıkılacağını söylüyor. Bu bir peygamber ön görüsüdür. Ayrıca Allah da Tevrat'ta açık açık tapınak yıkıldıktan sonra insanların dünyanın her yerine dağılacağını söylüyor. Yahudilerden Filistin'e toplu olarak dönmeyeceklerine dair söz alıyor. Yaşadığımız topraklar neresi olursa olsun orada yaşayanlarla birlikte, barışık yaşamak zorundayız."

“İsrail'de gerçek Yahudilere karşı korkunç bir baskı ve zulüm var.” diyen Weiss, Yahudilerin Allah tarafından sürgün cezasına çarptırıldıklarını, Siyonist İsrail’in işlediği zulümlerden dolayı yeni bir sürgün cezasına çarptırılabileceklerini söylüyordu:

"Allah'ın iradesini yok sayarak sürgün cezasını kaldıramayız. 2 bin yıl boyunca Yahudiler hiçbir zaman devlet kurma girişiminde bulunmadılar. Çünkü Allah ile yaptıkları bir sözleşme vardı. Yahudiler, İspanya gibi bazı yerlerde güçlü hale gelmişlerdi. Buna rağmen devlet kurmaya kalkışmadılar. Allah'a sözleri vardı. Bu sadece Filistin ile ilgili bir şey değil, dünyanın hiçbir coğrafyasında devlet kurma hakkına sahip değil. Hiç kimsenin yaşamadığı bir toprak parçasına bile Yahudiler gidip devlet kuramaz. Çünkü onlara devlet kurmak yasaklandı. Siyonistler bütün bu tanrısal yasaları yok sayarak devlet kurdu. Daha da kötüsü devlet kurdukları yerlerde başka insanlar yaşıyordu. Orada yaşayan insanlara her türlü katliamı, baskıyı yaptılar. Irkçılık yaptılar. Baskı ve zulüm uygulamaya başladılar. Bu tam anlamıyla bir vefasızlık örneğidir. İslam dünyası her zaman Yahudilere kapılarını açmış, dinlerini yaşamalarını sağlamıştır. Engizisyona maruz kaldığımız ya da Haçlı Seferleri sırasında katliama uğradığımız zaman yine Yahudilere en çok sahip çıkan Müslümanlar olmuştur. Dolayısıyla Osmanlılara sığınmış ve yüz yıllarca yaşamışlardır.”  



<< Önceki                      Sonraki>>


[(23.05.2021, (2/53 (171))]


Seçkin Deniz, 24.05.2021, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

 

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı