10 Temmuz 2020 Cuma

SA8708/TG300: Globalistler ve İslamcılar: Yeni Bir Dünya Düzeni İçin 'Medeniyetler Çatışması'nı Kışkırtmak-IV

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız metin, Red Moon Rising - The Rapture and the Timeline of the Apocalypse Paperback'in yazarı Peter D. Goodgame'ın 'The Globalists and the Islamists' adlı kitabına aittir. "Geçtiğimiz yarım yüzyıl boyunca dinin etkisi, dünyanın Batı kesiminde ve Doğu'nun çoğu kesiminde azaldı. Maneviyat, yaşam standartları yükseldikçe ve popüler kültür de neredeyse tamamen laik hale geldiğinden materyalizmle yer değiştirdi. Orta Doğu'da durum neden farklıydı? Yahudi-Hıristiyan etiği nasıl aşındı, buna karşılık İslam etiği bariz bir canlanma yaşadı mı? Bu çalışma, bu durumun tesadüfen meydana gelen bir şey olmadığını ve militan İslam'ın, uzun vadede bir dünya hükümeti kurulması hedefine ulaşmak için baskın Anglo-Amerikan kurumların küresel seçkinleri tarafından oynanan bir kart olduğunu açıklamaya çalışacaktır." şeklindeki sunumuyla geçmiş yüzyılların resmi tarih söylemlerinin arkasına sarkan ve günümüzdeki kaosun, yaygınlaşan dinsizliğin ve ahlaksızlığın temel nedenlerini, Globalistlerin  'Militan İslam' kavramını üreterek ve müslümanları satanist küresel bir devlet kurmak amacıyla kullanarak Yahudi-Hristiyan Etiğinin aleyhine İslam Etiği'nin lehine bir canlanma yaşayıp yaşamadığını sorgulamaktadır. Eylül 2013'te planladığım ve üzerinde çalıştığım ve 7 Ekim 2018 Pazar günü yayınladığım  'SA6940/SD1156: İslamcılık; Zehirli Maya (Aşı) ya da Masonik Kara Büyü' başlıklı çalışmamda 'İslamcılık' maskesi ve 'Masonluk' aracılığı ile Osmanlı İmparatorluğunun müslüman topluluklarının nasıl ayrıştırıldığını ve kurulan yapay ulus-devletlerin kukla yönetimler tarafından nasıl Satanizmin hizmetine sunulduğunu ve Satanist Masonların İslam'ın içini nasıl boşaltmaya çalıştığını incelemiş ve mason olduğu kesin olarak açığa çıkan câni Fetullah Gülen liderliğindeki dinî cemaat-nurculuk  maskeli FETÖ üyesi generallerce, 15 Temmuz 2016'da, ahlakı ve dinî değerleri önceleyen politikalara sahip Erdoğan liderliğindeki Türkiye'ye askerî darbe yapmaya çalışan ve halk tarafından durdurulan Masonik İslamcılığı şöyle tanımlamıştım: "İslamcılık, 1789'la Fransa'da egemen hâle gelen masonların, yer küredeki bütün imparatorlukları yıkma girişimlerini içeren bütüncül bir organizasyonun Osmanlı İmparatorluğuna yönelik olan hamlesinin adıdır ve Sultan III. Selim’den itibaren güçlenerek II. Mahmut, Abdülmecid, Abdülaziz ve II. Abdülhamid liderliğindeki Osmanlı İmparatorluğu'nu, İstanbul, İzmir, Selanik, Manastır, Mısır, Şam, Beyrut gibi merkezlerde kurulan gizli mason localarında olgunlaştırılarak parçalayan ve yıkan bir hançerdir. Günümüz tartışmalarının amacı da yeniden güçlenen, bölgesel ve küresel bütünleşik bir strateji izleyerek masonların hakimiyet alanlarını daraltan Türkiye Cumhuriyeti'nin Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki yönetimini hedef hâline getirerek yeniden parçalamak ve etkisiz hâle getirmekti", 06.09.2008 tarihli 'SA24/SD5: İslamcılık: Kara Büyü' başlıklı çalışmamda da Peter D. Goodgame'un "Yahudi-Hıristiyan etiği nasıl aşındı, buna karşılık İslam etiği bariz bir canlanma yaşadı mı?" şeklindeki sorusunu o sormadan (2014) 6 yıl önce (2008) cevap vermiştim: "İslamcılık anaforu, Müslüman zihinlerden sürekli yeni kurbanlar devşirmektedir. Geleneksel diye, dışlanan ve aşağılanan bozunmaya uğramış 17,18,19 ve 20. yüzyıl İslam algısına alternatif olarak ortaya konan ve  terakkîyi hedefler görünen İslamcılık kara büyüsü, daha fazla tahrif ve tahribe aracılık etmeden Müslümanların  düşüncelerinden uzaklaştırılmak zorundadır."  Satanistler, önce kendi topluluklarını, Yahudileri -Siyonist-Laik-Fanatik-Ortodoks diyerek parçaladılar ve Yahudi etiğini, tahrif edip etkisizleştirdiler, eş zamanlı olarak Katolik-Ortodoks-Protestan etiğini ve İslam Etiğini yetiştirdikleri profesyoneller aracılığı ile yok ettiler; bugün diktatör Arap liderleri, aynı satanist gücün birer piyonu olarak elde ettikleri dokunulmazlıkla hem İslam'a hem de Müslümanlara yönelik soykırım politikalarını acımasızca uygulamaktadırlar. Yayınladığımız bu çeviri seti, eksik bilinenlerle örtülmek istenen gerçeğin açığa çıkması için faydalı olacaktır diye düşünüyoruz.
Seçkin Deniz, 10.07.2020

The Globalists and the Islamists:
Fomenting the "Clash of Civilizations" for a New World Order

Birinci Bölüm: İngilizler, Orta Doğu ve Radikal İslam

BCCI (Bank of Credit and Commerce International / Uluslararası Kredi ve Ticaret Bankası) başlangıçta gevşek bankacılık kısıtlamaları ile ünlü Lüksemburg’da şirketleşti ve kısa bir süre sonra açılan şube ve holding şirketleri ile dünya çapında yayıldı: Cayman Adaları, Hollanda Antilleri, Hong Kong, Abu Dabi, Washington DC ve hemen hemen her yerde.

Ancak, 1980 yılında, BCCI nihayet Bank of England’a başvurarak lisans aldı, zaten en fazla şube İngiltere'de bulunmaktaydı. Aslında, BCCI’nın birincil ekonomi danışmanlarından biri eski İngiltere Başbakanı (1976-79) Lord James Callaghan (5) idi. BCCI bir Pakistanlı tarafından kurulmuş olabilir ama sonunda İngiltere merkezli ve İngiliz kontrolündeki bir bankaydı.

Yıllar geçtikçe BCCI, bir bankanın; uyuşturucu parası aklama, silah ticareti, rüşvet, dolandırıcılık, vb dâhil olmak üzere, girebileceği hemen hemen her türlü yasa dışı işe bulaştı. CIA tarafından çok kez kullanıldı, İran-Kontra skandalında rol oynadı, Kolombiyalı kokain karteli Medellin tarafından da kullanılan bir bankaydı ve hatta Panama'da Manuel Noriega'nın ülkesinden dışarı çıkardığı para için bir şube kuruldu.

BCCI kapatıldıktan sonra İngiliz The Guardian gazetesi, terörist Ebu Nidal'ın BCCI hesaplarını koruduğunu bildirdi. Skandalı haberleştiren Time muhabirleri Jonathan Beaty ve S.C. Gwynne, şöyle yazıyor:

"The Guardian'ın kaynaklarına göre, Nidal grubu uzun zamandır BCCI'nin Londra'daki bir şubesini, Batılı hedeflere saldırıda kullanılan parayı taşımak için kullanmıştı ve CIA'nın İngiltere’deki eşdeğeri olan MI5’in hesaplardan haberi vardı. BCCI bankacılarının kiminle uğraştıklarını tam olarak bildiklerine şüphe yok: Londra şubesindeki bankacılardan biri, milyarlarca dolarlık hesaplarını korumak için teröristlere her türlü hizmeti sunmaktan ne kadar endişeli olduklarını anlattı." (6)

Ancak BCCI'nin temel amacı ve hızlı bir şekilde yükselişinin nedeni, Afganistan'da Sovyetler Birliği'ne karşı savaşan ISI ve mücahitlerle olan bağlantısıydı. Ziya ül Hak, Pakistan devlet başkanı olarak Butto'nun yerine geçtikten sonra, 1978'de, arkadaşı Fazıl Hak'ı Pakistan'ın Kuzey-Batı Sınır Eyaleti'nin valisi olarak atadı. Burası Hayber Geçidi üzerinden tonlarca uyuşturucu ve silahın kaçırıldığı Afganistan'ın sınır bölgesiydi. Fazıl Hak, BCCI'nin kurucusu Abedi'nin önemli bir dostu ve destekçisiydi ve BCCI milyonlarca dolarlık ISI uyuşturucu gelirini aklamak için kullanıldı (7).

Tesadüfen, 1983 yılında, İngiltere merkezli Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Pakistan'ın kuzeybatısında iki milli park oluşturulmasını önerdi. Doğal yaban hayatı açısından çok da uygun olmayan bu alanların, haşhaş yetiştiriciliği ve Afganistan'a mücahit akınları düzenlemek için mükemmel yerler olduğu daha sonra anlaşılacaktı. (8)

Eski Senato müfettişi Jack Blum, ABD Kongresi'ne verdiği ifade sırasında, BCCI'nin Afgan savaşıyla olan bağlantısı hakkında şunları söylemişti:

"Bu banka Afgan Savaşı'nın bir ürünüydü ve mücahitlere çok yakın olan insanlar, Afgan isyancı hareketine yardım ve destek sağlamada derinden rol oynayan birçok Pakistanlı askeri yetkilinin, dış yardım paramızı çaldığını ve BCCI'yi, çaldıkları bu parayı saklamak; dağıtmaları gerekirken çaldıkları Amerikan silahlarını pazarlamak ve mücahit gruplardan biri tarafından tasarlandığı anlaşılan eroinin satışından gelen fonları pazarlama ve yönetme işi için kullandıklarını söyledi" (9)

General Ziya Pakistan'ı ele geçirdiğinde büyük uyuşturucu işi, sahtekârlık ve dolandırıcılık için bütün parçalar yerine oturmuş oldu. Beaty ve Gwynne'ye göre Ziya, iktidarı ele geçirdiğinde BCCI kurucusu Ağa Hasan Abedi ile zaten "yakın ve işbirliğine dayalı bir ilişki" yaşamaktaydı (10).

General Ziya hükümeti, (Ziya'yı güçlendiren) ISI ve BCCI üçgeni, daha sonra İngiliz istihbaratı üzerinden gelen veri ile Afgan mücahitlerin CIA için ayaklanmasını yürütmeye devam etti. Afgan savaşı boyunca, Amerikan vergi mükelleflerinden elde edilen 5 milyar dolara yakın para savaş için kullanıldı ve Pakistanlı ISI, bu süre zarfında yaklaşık 83.000 Müslüman mücahit savaşçıya eğitim verdi.

Şimdi çoğu zaman göz ardı ediliyor olsa da, İngiltere'nin Afgan tecrübesinin gerçekleşmesindeki rolü çok önemliydi. Sovyetlerin Afganistan'ı işgalinden hemen sonra, İngiliz istihbarat ajanı Lord Nicholas Bethell, mücahitlerin sesi Özgür Kabil Radyosu'nu kurdu. Bethell, tüm kariyeri boyunca Rus ve Orta Doğu operasyonlarına katılmıştı ve İngiliz casusu Kim Philby'nin yakın arkadaşıydı. 

Özgür Kabil Radyosu'nun diğer üyeleri arasında Winston Churchill III, eski Dışişleri Bakanı Baron Chalfont, Eski Dışişleri Bakanlığı Başkanı Lord Morrison ve İngiliz İstihbarat yetkilisi Ray Whitney yer alıyordu. 1981'de Lord Bethell, direnişe destek vermek için ABD turuna çıkan Başbakan Margaret Thatcher'a eşlik etti ve birlikte 60'ın üzerinde kongre üyesi ve senatörle bir araya gelerek, mücahitlere destek vermek için sürekli kulis yapan ABD merkezli Özgür Afganistan Komitesi'nin kurulmasına öncülük etti. (11)

Bir diğer İngiliz kuruluşu ise İngiliz gazeteci John Fullerton'un eşi tarafından ilk olarak Peşaver, Pakistan'da kurulan Afghan Aid UK adını taşıyordu. Bu grubun ana sponsoru, daha sonra ABD Kongresi Afganistan Özel Müşterek Görev Gücü önünde ABD desteğine yönelik lobi faaliyeti nedeniyle ifade veren İngiliz Vikont Cranbourne idi. Afghan Aid UK kuruluşuna, İngiliz hükümeti ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) tarafından önemli miktarda fon sağlanmıştı. (11)

İngiltere, Afganistan'da bir savaş çıkarmak için kulis yapıyordu, Amerikalı vergi mükelleflerinin bu savaşın giderlerini ödemesini istediler ve kendi menfaatleri için mali durumu manipüle ettiler. BCCI, 1991 yılında İngiltere Merkez Bankası tarafından, Rusya'nın çekilmesinden hemen sonra ve ancak o zaman, bir avuç Amerikalı araştırmacının cesur kampanyaları sayesinde kapatıldı. Beaty ve Gwynne şöyle yazıyor:

"İngiltere Merkez Bankası, 5 Temmuz 1991'de BCCI'ya tetiği çekmiş ve böylece Ağa Hasan Abedi'nin buluşunu küçük parçalara ayıran küresel bir zincirleme reaksiyon başlatmış olsa da, bunu isteksizce ve olağanüstü bir süre bekledikten sonra yapmıştı. Kahramanca olmaktan çok korkakçaydı; sadece Federal Rezerv Bankası ve Manhattan bölge savcısı arasında gerçekleşen bir ABD ittifakı sonrasında bunu yapmak zorunda kalmıştı." (12)

BCCI ile ilgili son ABD kongre raporunda şu ifadeler yer alıyor:

"Anlaşma ile İngiltere Merkez Bankası aslında BCCI, Abu Dabi ve Price Waterhouse ile felaket niteliğindeki milyarlarca dolarlık çöküşten kaçınmaya çalışırken birbirleriyle işbirliği yapma karşılığında, BCCI'daki gerçek durumun gizli tutulması şartıyla bir plan içine girmiş oldu. Böylece Nisan 1990'dan itibaren, İngiltere Merkez Bankası artık BCCI’nın suçunun örtbas edilmesi işine istemeden de olsa ortak olmuştu." (13)

BCCI Orta Doğulu teröristler, silah ve uyuşturucu kaçakçıları, Güney Amerika uyuşturucu kartelleri, organize suç lordları ve hatta ISI, Mossad, MI6 ve CIA gibi istihbarat servisleri için tercih edilen bir bankaydı.

Aslında o zamanki CIA müdür yardımcısı Robert Gates bir keresinde BCCI'dan şakayla "Sahtekârlar ve Suçlular Bankası" (14) diye bahsetmişti. En az on yıl boyunca İngiliz yetkililer tarafından rahatça çalışmasına izin verilen bankanın kapanmasından sonra da önemli kayıtları mühürlendi ve Amerikalı müfettişlerden saklandı. Skandal patlak verdiğinde medyanın tepkisi öncelikle BCCI'nin Amerikan bağlantıları ve CIA üzerine odaklandı ama sadece İngiliz kuruluşunun gizlilik ve hasar kontrolündeki uzmanlığı yüzünden. Büyük ihtimalle gerçek tüm ayrıntısıyla asla bilinemeyecek.

Afganistan'daki savaşın şiddeti azalıp Rusya'nın geri çekilmesi kaçınılmaz oldukça, durum çok daha karmaşık hale geldi. CIA fanatik bir Afgan hükümetinin kurulmasına direnmeye çalışırken Mücahitlere yönelik Amerikan desteği de azaldı. Yeni savaş lordları ortaya çıktı ve uyuşturucu kaçakçılığının diğer yolları, İran ve güneydeki Sovyet cumhuriyetleri aracılığıyla giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. ABD Hükümeti’nin para ve silah kaynaklarının bozulması, uyuşturucu para kaynağının azalmasıyla birleşince BCCI’nın düşüşü de hızlanmış oldu.

Bu noktadada, uyuşturucu endüstrisine ve Afganistan'ı şekillendirmede olan etkisine odaklanacağız. Peter Dale Scott, Alfred W. McCoy ve Michael C. Ruppert bu alanda üç yetkili isim. Kısacası, bu adamların deneyimleri ve araştırmaları ile varılan sonuç, uyuşturucuların (en önemlisi kokain ve eroin) Batı destekli karmaşık üretim, dağıtım ve nakit akışı sistemlerine sahip petrol, altın ve elmas gibi kontrol edilen mallar olduğudur.

Bugün küresel uyuşturucu endüstrisi yılda yaklaşık 600 Milyar dolar üretiyor ve bu paranın büyük çoğunluğu Anglo-Amerikan bankalarına ve/veya Wall Street'e aktarılıyor (aklanıyor). Bu araştırmacılar, Batı istihbarat servislerinin en önemli görevlerinden birinin, Anglo-Amerikan finans sistemine uyuşturucu para akışının engellenmeden devam etmesini sağlamak olduğunu ifade etmektedir. (Ve evet, Londra merkezli BCCI, nereden bakılırsa bakılsın, bir Anglo-Amerikan bankasıydı.)

Ne denirse densin, İngiltere ve CIA’nın Afganistan'a müdahil olmasıyla afyon üretiminin de fırladığını belirtmekte fayda var. Yetmişli yılların başında yılda sadece 100 ton olan tahmini afyon hasatı, 1982 yılında 300 tona, 1983 yılında ise 575 tona yükselmiştir. Seksenlerin ve savaşın sonlarına doğru ise Afgan afyon üretimi yılda yaklaşık 1600 tona ulaşmıştır. (15)

CIA'nın uyuşturucu işi o kadar başarılıydı ki; 1981'de, Amerikan eroininin yaklaşık %60'ı, sadece iki yıl öncekine göre neredeyse ihmal edilebilir miktardaki katkıyla Afganistan’dan sağlanmıştı. Ürün Afganistan'da yetiştiriliyor, Pakistan-Afganistan sınırının her iki tarafındaki laboratuvarlarda eroine dönüştürülüyor ve daha sonra ABD ve Avrupa'ya kaçırılıyordu. Aynı anda sınırın kendi tarafındaki haşhaş mahsulünü azalttığı için aldığı uluslararası övgülere rağmen General Ziya hükümeti de eroin denizinde boğulmaktaydı ve Pakistan'ın eroin bağımlısı nüfusu 1981'de yaklaşık 5.000 iken 1985’e gelindiğinde 1.2 milyonun üzerine çıkmıştı. (16)

ABD önderliğinde Taliban rejimine karşı yürütülen savaşın, şimdiye kadar görülen en başarılı haşhaş yok etme programlarından birinin ardından meydana geldiğini de belirtmekte fayda var. Temmuz 2000'de Molla Ömer haşhaş yetiştirmeyi yasakladı ve Şubat 2001'de BM uyuşturucu kontrol yetkilileri, haşhaş üretiminin Taliban kontrolündeki bölgelerde sanal bir durma noktasına geldiğini doğruladı. Beklenen uyuşturucu geliri kaybı, Batı'nın Taliban'ı ortadan kaldırması için fazladan bir teşvik miydi? Bu durum Afgan çiftçilerin, Taliban rejiminden sonra en sevdikleri ihracat mahsullerine hızlı bir şekilde dönerken çok az direnç göstermelerinin sebebini de açıklar mı? (17)

CIA, Afganistan'a müdâhil olduğunda, istihbarat ve savaşı yönlendirmede rehberlik için neredeyse tamamen Pakistan istihbaratı ISI içindeki bağlantılarına bağımlıydı. Savaş geliştikçe Amerikan desteği, ISI'nin emriyle, Peşaver Yedilisi olarak bilinen yedi bağımsız Afgan mücahit savaş lordundan oluşan bir gruba yönlendirildi.

Sonunda yedi kişiden biri, Gülbeddin Hikmetyar adında bir savaş lordu, komünist geçmişine, radikal İslam yanlısı görüşlerine ve bariz Amerikan karşıtlığına rağmen Amerikan yardımının birincil alıcısı olarak ortaya çıktı.

Hikmetyar, Kabil Üniversitesi'nde mühendislik eğitimi almış, daha sonra atılana kadar Kabil Askeri Akademisi'nde bulunmuştu. Hikmetyar, 70'lerin başında Müslüman Kardeşlerle bağlantı kurdu ve Afgan savaşı sırasında, klasik bir İslam eğitimi almamış olmasına rağmen, Hizb-i İslami ya da İslam Partisi adlı bir grubun lideri oldu. Yıllar geçtikçe Hizb-i İslami’nin takipçileri katı Müslüman fanatizmleriyle tanınacak (peçe takmayı reddeden kadınların yüzlerine asit atmalarıyla ünlü olmuşlardı) ve Hikmetyar Afganistan'ın en büyük afyon üreticisi olacaktı. Binlerce dönüm haşhaş tarlası vardı ve McCoy'a göre Hayber Geçidi'nin Pakistan tarafında en az altı eroin laboratuvarı bulunuyordu. (18)

Mart 1990'da ABD Meclisi Terörizm ve Konvansiyonel Olmayan Savaş Görev Gücü Cumhuriyetçi Araştırma Komitesi, CIA’nın Hikmetyar'ın "İslam Partisi" ile olan ilişkilerinden bahseden ve grubun yarattığı sorunları örtbas ettiği için onu eleştiren 19 sayfalık bir rapor sundu. Zaman içinde Hikmetyar'ın BCCI aracılığıyla parasını aklayan ve birçok rakip arasında en güçlü savaş lordu statüsünü sağlama almak için Rus KGB ile de işbirliği yapan bir ISI elemanı olduğu ortaya çıkacaktı. EIR'den Jeffrey Steinberg durumu şöyle özetliyor:

"Pakistan'a gönderilen Amerikalı diplomat ve istihbarat subayları, Hikmetyar'ın Batı karşıtı ve İran yanlısı güçlü görüşleri konusunda sık sık uyarıda bulunup, olası Sovyet KGB bağlantıları hakkında spekülasyonlar yapsa da; hatta onun Afganistan'ın "eroin kralı" olarak tartışmasız statüsünü kabul etseler de; Hikmetyar’a bağlı kuvvetler, Afgan Savaşı boyunca Amerika ve diğer uluslar arası güçlerden gelen askeri desteğin en büyük kısmını almaya devam etmiştir. Savaşın gidişatı hakkında Washington'a giden istihbarat raporları herkesin bildiği gibi yanlıydı ve Hikmetyar'ın mücahitlerini en başarılı savaşçılar olarak gösteren dezenformasyonla doluydu. Genellikle, Pentagon ve CIA'e gelen raporlar İngiliz istihbaratı tarafından hazırlanan raporlarla aynı yazım ve tipokrofik hataları içeriyordu. Daha güvenilir olay yeri raporları, Hikmetyar'ın rakip mücahit gruplarla savaşmak için, Sovyetlerle savaşırken harcadığından daha fazla zaman ve çaba harcadığını gösteriyordu." (19)

ISI'nın Afgan Bürosu eski başkanı Tuğgeneral Muhammed Yusuf'un (eski bir İngiliz Ordusu subayıyla birlikte yazılmış) Hikmetyar'ı "titiz bir şekilde dürüst" ve en sert ve en güçlü mücahit lideri olarak tanımladığı Afganistan: Ayı Tuzağı kitabında ISI'nın durumla ilgili yorumu yer alıyor. ISI’nın mücahitlerle ilgili biriminin direktörü olan Yusuf, savaşın gereğinden uzun sürdüğünü, çünkü ABD'nin Hikmetyar'a ve İslamcılara yeterli desteği vermediğini, Sovyetler hala Afganistan'ı işgal ederken 80'lerin sonlarında bu desteğin azalmaya başladığını savunuyor. Yusuf kitabında, Taliban’ın birkaç yıl süren iç savaştan sonra ortaya çıkmasına rağmen, CIA'nın İslamcılara ezici bir zafer kazandırmamasına içerliyor. (20)

Yusuf’un bakış açısı, The News International'dan gazeteci İmran Akbar'ın bu makalede de ele alınan ve Hikmetyar tarafından sürdürülen şüpheli KGB bağlantılarının da ayrıntılarını içermekte olan, 1990 tarihli ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyet Raporu ile karşılaştırılabilir.

Taliban iktidara geldikten sonra Hikmetyar İran'a kaçmak zorunda kaldı. Aynı yılın Şubat ayında İran hükümeti Hikmetyar’ın İran'daki operasyonlarını durdurdu ve onu Afganistan'a geri sınır dışı etti. Amerikan askerlerinin öldürülmesi karşılığında para ödülü koyan ve ABD'nin yeni kurduğu Afgan hükümetini gayrimeşru olarak nitelendiren Hikmetyar, Amerikan karşıtı görüşlerinde her zamanki gibi açık sözlü oldu. Mayıs ayında, Kabil yakınlarında maiyeti ile birlikte giderken, insansız bir Predator İHA’sından ateşlenen bir füzeyle CIA'nın Hikmetyar’ı öldürmeye çalıştığı rivayet ediliyor.  ISI’nın bu favori elemanı, bugün de Afganistan'ın en tehlikeli oyuncularından biri olmaya devam etmektedir. (21)

Muhammed Yusuf kitabında, Amerikan personelinin Afgan mücahitlerin intibaklarına hiç katılmadığını ortaya koymak için büyük çaba sarf ediyor:

"1989'un başlarında, Sovyetlerin Afganistan'dan çekilmesine kadar, hiçbir Amerikalı ya da Çinli eğitmen, Mücahitlere herhangi bir silah veya teçhizat konusunda eğitim vermedi. Hatta ağır ve daha sofistike silah sistemleri için bile ... Mücahitleri eğitenler her zaman Pakistanlı ekiplerimizdi. Bu, CIA'nın ve daha sonra ABD Savunma Bakanlığı'nın kontrolü ele almalarına izin verilmesi için artan baskılarına rağmen,  ısrarla değiştirmeyi reddettiğimiz planlı ve üzerinde dikkatlice düşünülmüş bir politikaydı. Amerikalılar başından itibaren silahların dağıtımı, operasyonların harekât planlaması ve gerillaların eğitimine doğrudan müdahil olmak istediler. En başından, son Sovyet askeri ülkeyi terk edene kadar, başarılı bir şekilde direndik." (22)

Finansör ve silah tedarikçisi olmanın dışında, Amerikan CIA'i işin dışındaydı. Sovyetlere karşı Afgan cihadını yöneten Yusuf'un ISI'siydi ve CIA desteğini en istenmeyen Afgan savaş lordlarına yönlendiren de ISI idi. Bu dönemin kayıtları incelendikten sonra, ISI'nin gündeminin ve genel olarak Afgan Savaşı'nın, CIA'ya nazaran çok daha büyük bir derecede İngilizlerin kontrolü altında olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İngilizler, Amerikan müdahale planını formüle etmiş ve desteklemişlerdi; savaşı yöneten ISI ile yakın ilişkiler içinde oldular; savaştan büyük ölçüde menfaat sağlayan bankayı kontrol ettiler ve savaş sona erdiğinde İngiltere'ye iltica başvurusunda bulunan mücahit gazileri memnuniyetle kabul ettiler.

Bu gazilerden biri olan Usame bin Ladin, 1994'ün başlarında bir mülk satın alarak Londra'nın Wembley banliyösünde kısa bir süre yaşadı. Londra'da bulunduğu süreçte, ekonomik ağını denetlemek için Danışma ve Reform Komitesi'ni kurdu ve Londra'daki Şeyh Ömer Bekri ve dünyanın en etkili Arapça gazetelerinden biri olan El-Kuds el-Arabi'nin editörü Abdül Bari Atwan ile olan bağlantıları sayesinde Batı dünyasıyla arasındaki propaganda bağlantılarını sağlamlaştırdı. Bin Ladin'in en çok satan biyografisinin yazarı Yusuf Bodansky şöyle yazar:

"Bin Ladin Londra'dan ayrıldığında, sağlam -ama gizli- bir finansman kaynağına sahip olan, kapsamlı bir varlık sistemini konsolide etmişti. Londra merkezli bu veri yayma sistemi hala verimli bir şekilde çalışmaktadır." (1999 yılında yazıldı). (23) (Bakınız: VI. Kaynakları ve Notları)


Peter D. Goodgame, 11 Ağustos 2002, RedMoonRising


<<Önceki                   Sonraki>>




Tamer Güner, 10.07.2020, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri




VI. Kaynakları:
  1. The Outlaw Bank: A Wild Ride Into the Secret Heart of BCCI, Jonathan Beaty and S.C. Gwynne, 1993
  2. The Nefarious Activities of Pak I.S.I., website
  3. "Breaking the Bank," commentary, Wall Street Journal Europe, 8-03-01
  4. British India, ucla.edu
  5. Killing Hope,William Blum, 1995
  6. Afghanistan- The Bear Trap, the Defeat of a Superpower, Mohammad Yousaf and Major Mark Adkin, 1992
  7. Bin Laden - The Man Who Declared War On America, Yossef Bodansky, 1999    

VI. Notları:

    1. Interview With Zbigniew Brzezinski, Le Nouvel Observateur

    2. "First Supplement to A Who's Who of the British Secret State" LOBSTER magazine, May 1990
         "Pakistan's Inter Services Intelligence in Afghanistan," SAPRA INDIA
         There to the Bitter End, Anne Blair
    3. Zulfikar Ali Bhutto biography, ppp.org  "ISI and its Chicanery in Exporting Terrorism," by Maj Gen Yashwant Deva, The Indian Defence Review
    3a. What Really Happened In Iran, Coleman, p.16, 1984 World In Review, 1-800-942-0821
    4. "The Real Story of the BCCI," Bill Engdahl and Jeff Steinberg, EIR, 10-13-95
    5. Beaty and Gwynne, p. xv
    6. Beaty and Gwynne, p. 118
    7. Beaty and Gwynn, pp. 48-49
    8. "Sadruddin Aga Khan: Mujahideen Coordinator," Scott Thomspon and Joseph Brewda, EIR, 10-13-95. The WWF has been used and abused by British Intelligence since its inception in 1961, as documented by British investigative journalist Kevin Dowling. See related article and stories by Dowling in Noseweek magazine.
    9. "The Real Story of the BCCI," Bill Engdahl and Jeff Steinberg, EIR, 10-13-95
    10. Beaty and Gwynn, p. 146, also pp. 251, 262, 279, 286-7, 324, 346
    11. "The Anglo-American Support Apparatus Behind the Afghani Mujahideen," Adam K. East, EIR, 10-13-95
    12. Beaty and Gwynne, p. 101
    13. Beaty and Gwynne, p. 106
    14. Beaty and Gwynn, p. 346, and "The BCCI Affair," overview and key documents
    15. "Opium History, 1979 To 1994" Alfred McCoy
    16. "Drug Fallout," Alfred McCoy, and Pakistan's statement to the UN regarding drug trafficking
    17. "The Lies About Taliban Heroin," Michael C. Ruppert, FTW
    18. Blum, pp. 338-352 and "Osama Bin Laden - A CIA Creation and its 'Blowback,'" Mike Ruppert citing McCoy regarding Hekmatyar's six labs, and  "Gulbuddin Hekmatyar Had Links With KGB," Imran Akbar
    19. "War In Afghanistan Spawned A Global Narco-Terrorist Force," Steinberg, 10-13-95 EIR
    20. Yousef, pp. 40-41, 233-235
    21. "CIA 'tried to kill Afghan warlord,'" BBC, May 10, 2002
    22. Yousef, p. 115
    23. Bodansky, pp. 101-102

   
Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.


Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı