24 Haziran 2020 Çarşamba

SA8675/AŞ113: Çıkıntı Hadiseler; DAP-GEP

"Çünkü niyetleri kötü ve Türkiye'yi geriye götürmek istiyorlar..."


İnsanın doğasında ister aile olsun, isterse ait olduğu herhangi bir özel ya da resmi toplulukta olsun, üstüne düşen vazifeyi gerektiği gibi yapmak ve hayatın doğal akışını sürdürmek gibi güzel bir eğilim vardır; bu insanlık tarihinin ardıl olarak sürmesini sağlayan önemli etkenlerden biridir. Ancak bir de bunun yanında tam aksini ortaya koymak gibi bir özelliği de var aynı insan doğasının.

Üstüne düşen vazifeleri ve süren hayatın akışını beğenmeyerek itiraz ya da isyan eden ve başka bir akış üretmek için her şeyi göze alan insanlar da insanlık tarihinin gelişmesi için değerli ve önemlidir. Bu iki tür özellik insanlığın var olduğu her çağda toplumlara çeşitli hareketler kazandırmıştır; fakat bu hareketlerin sonuçları sebepler ve hedefler arasındaki ‘niyet’ bağı dolayısıyla her zaman ‘iyi’ olmamıştır.

Felsefî ya da ahlakî bir analiz yapacak değilim, ancak siyaset sahnesinde hayatın olağan akışına uymayan davranışlarla karşılaştığımda bir açıklama arıyorum doğal olarak; bu davranışları ihanet ya da vefasızlıkla etiketleyip geçmek kolay, hatta doğru da olabilir, ne fayda ki yeterli olmuyor. Aileden topluma ve toplumun tepesinde kurulmuş olan siyaset sahnesine doğru taşınan bir insanı nasıl anlamak ve tanımlamak gerekiyor?

Bu sorunun cevabını bulmamız gerek. Gerçi bulmasak da olur, ama en azından sonraki zamanlar için bir zihinsel egzersiz yapmış, not bırakmış oluruz.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı yaptığı Abdullah Gül, Başbakan yaptığı Ahmet Davutoğlu, Başbakan yardımcısı ve bakan yaparak devletin hazinesini teslim ettiği Ali Babacan ve bu üçüyle birlikte yol alan eski Ak Parti mensuplarının yaptığı açıklamaları izliyorum bir süredir.

Abdullah Gül-Ali Babacan, liberal ilkelerden bahsederek Demokrasi ve Atılım Partisi’ni kurdular ve bu partinin kısa adını DEVA diye ilan ettiler (Ben DAP demeyi tercih ediyorum).

Ahmet Davutoğlu ise, Erdoğan’dan gizli- arka kapı siyasetinde çaba sarf etse de, hatta üçü birden (Bugün Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olarak bir türlü tutamadığı çenesiyle Bülent Arınç’la dördü birden) Erdoğan’ı Beştepe’de yalnızlaştırmaya çalışsa da, son aşamada büyük iştahla yanaştığı halde bu ikisinden ’ret’ yedi, İslamcılık söylemleri dolayısıyla dışlandığı söylendi.

Bu üçlünün ideolojik söylem farkından dolayı yollarının ayrıldığını iddia edenlere inanacak değilim. Bir kere Abdullah Gül İslamcılık pastaları yiyerek Refah Partisi’nden siyasete girmiş biridir, Ahmet Davutoğlu’nu bu anlamda dışlaması gerçeği tersyüz etmektir.

Her neyse; sonuçta yolları ayrıldı.

Ahmet Davutoğlu da durmadı tabi. Başbakan iken kendisine bağlı milletvekilleri, il başkanları, bürokratlar, medya falan oluşturayım derken kısa adı da aynı olan Gelecek Partisi adında bir parti kurdu (Ben GEP demeyi tercih ediyorum) ve Ali Babacan gibi, esaretten kurtulduğunu, artık özgürce fikirlerini ifade edebileceğini söylemese de, kendisine tevdi edilen devlet sırlarını ve Erdoğan’la olan ilişkilerindeki sırları şartlar değiştiği için ifşa etmekten falan bahsetmeye başladı.

Erdoğan’ın, “Bu arkadaşlar ne söyleyeceklerse gelsinler söylesinler, böyle lafla tehdit olmaz. Bagajlarında ne varsa ortaya dökmelerinde fayda var" şeklindeki beyanı ile sus pus oldular.

Neyse; konu bu da değil. Erdoğan’ın liderliğinde kendilerine verilen görevleri yerine getirirken elde ettikleri başarılarla Ak Parti’nin sürekliliğinde, taban genişletmesinde ve Türkiye’nin istikrarında katkısı bulunan bu üç ismin, bugün insan doğasının öteki özelliğini kullanma biçimlerine takıldı benim aklım.

DAP ve GEP Türkiye’de asla iktidar olamayacak çıkıntı iki parti, kurucuları ile birlikte çıkıntı iki hadise sadece. İkisinin birbirinden hiçbir farkı yok; ikisinin de ‘ilkeler’i sık sık cümlelerinde kullanmalarına rağmen ilkeleri yok, duruşları yok, politikaları yok, tabanları yok.

İkisi de, CHP-HDP-İP-SP gibi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni değiştirip tekrar eski Cumhurbaşkanı-Başbakan Saltanatı’na geri dönmek istiyorlar.

CHP-HDP-İP-SP ittifakı, 2018’de Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı yapacaklardı Erdoğan’ın karşısında, oyun tutmadı. 2023'te ne yapacaklar ki?

Hangisi Cumhurbaşkanı seçilecek de sistemi değiştirecek, eskiye döndürecek meclis çoğunluğu elde edecek?

Diyelim ki başardılar, Gül, hangisini başbakan olarak atar sizce?

Başa dönelim; Eğer haklı olsalardı Erdoğan’ı terk etmekle, bugün bu itirazları, isyanları anlam kazanabilir, kendileri toplumu peşlerinden sürükler, daha iyiye doğru gelişmek için çabalarlardı. Ya da, 'Erdoğan büyük hayallerin adamı değil, bizim şöyle hedeflerimiz var' diyerek toplumun karşısına çıkarlardı.

Ne fayda ki; kendilerini topluma takdim eden Erdoğan’ı kötüleyerek aslında başlangıçta da anlamsız olduklarını herkesin anlamasını sağlıyorlar ve Erdoğan’ın onları bu millete hizmet etmeleri için nasıl evire çevire yönettiğini de herkese gösteriyorlar.

Hizmet yerini itiraza ve isyana, entrikalara, partiyi ele geçirme planlarına bıraktığı anda da Erdoğan’ın hepsini tek tek kapının önüne koyduğunu hep beraber gördük.

Erdoğan’a kimi zaman kızsam da, siyaset heveslisi tiplerin kontrolsüz ve kökü dışarıda hırslarının farkına vardığı anda kim olursa olsun gözünün yaşına bakmama kararlılığı yüzünden kızgınlığım geçiyor; fakat geride sırf o değer verdiği için bizim de verdiğimiz değerlerin hafızamızda bıraktığı esef dolu hatıralar kalıyor.

Bugünlerde kendi kendime söyleniyorum, DAP ve GEP iki çıkıntı hadise, geçip giderler, hayatın olağan akışı devam eder. Siyaset çok ismi tarihin tozlu yaprakları arasına gömdü, onları da gömer.

Şu sıralar sık sık ‘Erdoğan düşmanlığı’ yaparak prim elde ettiklerini sanan medya ekranlarında ya da üçüncü sınıf gazeteci kılıklı operasyoncularla hevesli hevesli konuşuyorlar, birileri onların kulaklarına alkışlar fısıldıyor; ama bilmiyorlar Erdoğan’ın onlara kazandırdığı itibarı yiye yiye bitirdiler, ekran-sahne detayı olarak hafızalarda kalma şansları dahi yok.

Çünkü niyetleri kötü ve Türkiye'yi geriye götürmek istiyorlar...



Arif Şahin, 24.06.2020, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 113


 Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.




Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı