14 Aralık 2018 Cuma

SA7264/AŞ97: Gül, Aktif Siyasetin Dışında; yani Düğünlere Gidemiyor

"Gül'ün Brüksel'de bahsettiği Popülist gelişmeleri anlamadım; sahi onlar nedir? Bize de anlatsa, biz de faydalansak? Hem Gül'ün orada görüştüğü cumhurbaşkanı ve eski siyasetçi arkadaşlarını da benim dışımda merak eden yoktur herhalde? 31 Mart 2019 yerel seçimlerini Brüksel'de birileri ile konuşmak eski bir Cumhurbaşkanına yakışır mı yani?"


Abdullah Gül, Erdoğan ve Ak Parti'nin hediye ettiği Cumhurbaşkanlığı makamındaki süresi sona ermeden bir çalışma ofisi kurma hazırlığı içinde olduğunu söylediği dönemden bu yana epeyce çalıştı. O ofis kimleri ağırlamadı ki... Ofise birazdan döneceğim... Önce kısa bir yakın tarih dersi çalışalım;

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, 10 Cumhurbaşkanı Sezer sonrası Ak parti'nin genel başkanı yani Cumhurbaşkanlığı'nın doğal adayı Erdoğan'a, idam edilen Menderes'i hatırlatarak  'Aday olmaaaa!' diye bağırdığı, 27 Nisan 2002'de Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın Cumhurbaşkanı'nın nasıl olacağına dair internet sitesinden yayınlattığı muhtıra ve Erdoğan'ın ülkenin huzurunu düşünerek aday olmaktan vazgeçtiği ve yerine Abdullah Gül'ü aday gösterdiği, buna rağmen CHP ve AYM ortaklığı ile 367 garabeti sonrası, seçileceği belli olduğu halde seçimin geçersiz sayıldığı bir süreç sonunda (İlk tur oylama 27 Nisan'da yapıldı. Toplam 361 oy kullanılırken, Abdullah Gül 357 oy aldı. Oylamanın hemen sonrasında, CHP 367 iddiasıyla seçimi Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Anayasa Mahkemesi 1 Mayıs'ta verdiği kararla, 367 iddiasını kabul ederek yapılan birinci tur oylamayı iptal etti. Bunun üzerine 6 Mayıs'ta yapılan iki yoklamada da toplantı 367 sayısının bulunamayışı yüzünden Gül Cumhurbaşkanı seçilemedi ve adaylıktan çekildi.) 22 Temmuz 2007'de gidilen genel seçimler sonrası, Bahçeli'nin genel kurula girerek 367 şartını sağladığı tarihi seçimden sonra, 'Başörtülü karısı' yanında olduğu halde halkın, Erdoğan'ın ve Ak Parti'nin desteği ile 2007-2014 arası Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal etmişti.

CHP, başörtülü karısı olduğu için Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasını engellemişti, ama buna karşılık MHP genel başkanı Bahçeli partisinin vekilleri ile oturuma katılmış ve 367 şartının yerine getirilmesini sağlamış ve Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasına yardımcı olmuştu.  

Köprünün altından sular akacak ve 16 Nisan 2017 referandumunda Erdoğan-Bahçeli, Ak Parti-MHP ittifakı ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi kabul edilecek ve bu ikili 24 Haziran 2018'de kurdukları Cumhur İttifakı ile darbecilere ve teröristlere karşı mücadele edeceklerdi.. Abdullah Gül de kendisini Cumhurbaşkanı yapan Erdoğan ve Bahçeli'nin karşısına, kendisini engelleyen CHP'nin liderlik ettiği CHP-İP-HDP-SP'nin ortak Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkacaktı... CHP'li Muharrem İnce'nin Abdullah Gül yerine Erdoğan'a oy vermeyi tercih edeceğini söylemesi üzerine Gül'ün adaylığı suya düşmüştü...

Abdullah Gül, 28 Nisan 2018'de kameraların karşısına geçmiş ve 'Değerli basın mensupları hoş geldiniz. Erken bir seçime gidiliyor, seçimlerin hayırlı olmasını diliyorum. İç ve dış şartlar içerisinde büyük zorluklarla karşı karşıya. Barışa ve huzura ihtiyaç varken, daha çok kutuplaşma ve kaygı ortamı var. Tarihimizin çok ciddi beka sorunları ile karşı karşıyayız. Ekonomik sorunların da ciddi boyutlara ulaştığınızı görüyoruz. Türkiye için neyin iyi olduğunu konuşmaktan çok siyasi manevraları kişiler üzerinden saldırılarla meşgulüz. Türkiye pozitif bir gündem içerisinde değil. Bu ortamda seçimlere gidiyoruz. Bu çevre içerisinde benim ismim de yoğun şekilde gündemde. Bir faninin ulaşabileceği tüm mevkilere ulaşmış vaziyetteyim ve bunlar geride kalmış şeyler. Şerefle temsil ettim, ne ben ne de ailem herhangi bir beklenti içinde değiliz. Memleketimizin güçlü olması ve barış huzur içinde yaşanan aydınlık bir Türkiye istiyoruz. Bunun dışında bir arzumuz ve beklentimiz olamaz. Dediğim gibi ben geride bıraktım. Tüm samimiyetimle söylüyorum. Cumhurbaşkanlığından sonra aktif siyaset içinde olmadım. Arkadaşlarımın düğünlerine bile gidemedim' girizgahından sonra şöyle demişti:

"Seçimlerin erkenden yapılacağının anlaşılması üzerine Temel Karamollaoğlu'nun ismimi zikretmesi benim dışımda gelişmiştir. Benim organize ettiğim bir süreç değildir. Benim siyaset tecrübe ve anlayışıma güvenenlerin talebinden ortaya çıkmıştır. Ben de geniş bir mütabakat olursa üstüme düşeni yapmaktan çekinmeyeceğimi söylemişimdir. Toplumun büyük bir kesiminden böyle bir talep olursa kaçınmayacağımı belirtmişimdir. Temel Bey'in çabalarını takdirle karşılıyorum. Temel Bey'in çabaları sonrası geniş bir mütabakat olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle adaylığım söz konusu değildir. Tarih karşısında vicdanen sorumluyum. Hakkımda söylenen bir çok şeylerle ilgili çok konuşmak istemiyorum." 

Gül aktif siyaseti düğünlere gitmek sanmıyordur muhtemelen "Cumhurbaşkanlığından sonra aktif siyaset içinde olmadım. Arkadaşlarımın düğünlerine bile gidemedim" vurgusu, 13 Mart 2015'te Maslak'ta Orman Bölge Müdürlüğü'ndeki camide cuma namazı sonrası gazetecilerin sorularını cevaplarken yaptığı açıklamaya acil tevil içindi...

Soru: "Sayın Hanımefendi Çankaya Köşkü'nden ayrılırken 'Asıl intifadayı ben başlatacağım' demişti. Siyaseten önümüzdeki günlerde intifada başlatacak mısınız?"

Abdullah Gül: "Çok güzel soru sordun bravo. Tebrik ederim seni." 

Soru: "Sizin siyasete dönmeniz konusunda açıklamalar yapıldı. Siz ne diyeceksiniz?"

Abdullah Gül: "Bu konuda bir düşüncelerimi sizinle paylaşayım. Önce benimle ilgili söylenenler yazılanlar tamamen bilgim dışımda. Arkadaşlarla oturup konuşmuşluğumuz bu konularla ilgili söz konusu değil. Ayrıca cumhurbaşkanlığı sürem bitip ayrılırken o günde bu tip sorunlar sorulmuştu, aktif siyasetle ilgili. O günkü söylediklerim, bugün de benim için geçerlidir. Şu anda böyle bir düşüncem yok. Sorulduğunda da hep söyledim. Şüphesiz ki ben AK Parti'nin kurucusuyum. Bundan sonra da bütün birikimimi devletim milletim halkım için şüphesiz vermeye devam edeceğim. Yoksa sadece bunları kendime saklayacak halim yoktur. Bunun için sadece siyasetin içinde olmak da gerekmiyor. Arkadaşlar sorumlulukları aldılar devam ediyorlar, onların başarılı olmalarını istiyorum. Ben de yeri geldiğimde, üstüme düşenleri fikirlerimi paylaşarak yardımcı olmaya çalışırım. Tekrar söylemek istediğim şey bu tip sorulara daha önce nasıl cevap verdiysem bugün de cevabım o şekilde. Şu anda aktif siyasetin içerisinde olmayacağım."

Halbuki Gül 4 Eylül 2015'te, 2014'te CHP-MHP ortak Cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan'ın karşısına çıkarılan MHP Milletvekili Ekmeleddin İhsanoğlu’nun oğlu Orhan İhsanoğlu'nun düğününe katılmıştı, ama bu sayılmazdı...

Ofis, 24 Haziran seçimlerinden önce çok kişiyi ağırlamıştı, seçimlerden sonra da... Ama biz 10 Aralık 2018'e, günümüze dönelim. 11. Cumhurbaşkanı Ofisi'nden yapılan açıklamada, Abdullah Gül'ün, İstanbul'daki çalışma ofisinde gelen talepler üzerine yerli ve yabancı ziyaretçileri kabul ettiği, bu çerçevede 1 Ekim'de Temel Karamollaoğlu ve 11 Kasım'da Kemal Kılıçdaroğlu'nun Gül'ü ofisinde ziyaret ettiği aktarılan açıklama şöyle devam ediyordu: 

"Bu ziyaretlerde Türkiye ve dünya meseleleri genel çerçevede konuşulmuş ve herhangi bir şekilde günlük parti meseleleri ve seçimler söz konusu olmamıştır. Gerek ulusal gerekse uluslararası konularda geniş tecrübe ve birikime sahip 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yerli ve yabancı siyasetçi ve devlet adamlarınca ziyaret edilmesi, ülkemiz ve dünya meselelerine dair düşüncelerini merak etmeleri gayet tabii ve anlaşılabilir bir durumdur. Bazı basın yayın organları tarafından birçok kişinin de hazır bulunduğu bu tip nezaket ziyaretlerine farklı anlamlar yüklenilmesi üzerine bu açıklamayı yapma ihtiyacı doğmuştur." 

Gül aktif siyasetin dışında yani... düğünlere gidemiyor; aktif siyaset neydi acaba? Kurucusu olduğu partiye karşı rakiplerle işbirliği halinde kendi partisinin yenilmesi için çalışmak aktif siyaset olmuyor Gül'e göre... Düğün-Aktif Siyaset ilişkisinin Cumhurbaşkanı olunca düğünlere gitmek, cumhurbaşkanı olamadığında düğünlere gidememek demek olacağını düşünüyor olabilir... Saygı duymak lazım bu mantığa... gerçekten ikna edici (!).

Ancak Star gazetesi yazarı Yahya Bostan, Gül'le aynı fikirde değil; Gül aktif siyasetin tam içinde ve muhalefetin (yani CHP-İP-HDP-SP şer koalisyonunun) 'Üst aklı' gibi davranıyor. Bostan, 13 Aralık 2018  tarihli "Gül’den Kılıçdaroğlu’na ittifak tavsiyeleri" başlıklı yazısında şöyle diyor:

"(Kaynağımın) Sözlerini yorumsuz aktarıyorum: Abdullah Gül, Temel Bey’le ve Kılıçdaroğlu ile görüştü. Kılıçdaroğlu ile biri gizli diğeri açık iki görüşme gerçekleşti. (Gül’ün ofisinden yapılan açıklamada Kılıçdaroğlu ile 11 Kasım’da görüşme yapıldığı kabul ediliyor. Y.B.) Gül bu görüşmede Kılıçdaroğlu’na bazı tavsiyelerde bulundu. ‘24 Haziran’la aynı hataya düşmeyin, belediye seçimlerinde birlikte hareket edin’ dedi. (Burada Akşener’in ‘Aday olacağım’ ısrarı ve farklı adaylarla çıkılması kastediliyor. Y.B.). Gül, Kılıçdaroğlu’na Akşener’le mutlaka görüşmesi gerektiğini söyledi. Kendisi Akşener’e 24 Haziran’da aday olduğu için bozuk. ‘Ben görüşmeyeceğim ama siz mutlaka görüşün, ittifak yapın’ diye telkinde bulundu. ‘Mansur Yavaş ortak adayınız olabilir’ dedi. HDP ilgili de tavsiyede bulundu. ‘Aynı karede görünmeyin ama söylem düzeyinde taban desteğini alın’ dedi.  Analizim şu: Gül Brüksel’de de bazı görüşmeler yaptı. AK Parti’nin yerel seçimlerde kaybetmesini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zayıflamasını istiyor. Alternatif olarak Türkiye’nin kendisine ihtiyaç duyacağını umuyor. Bu yüzden sık sık muhalefetle görüşüp onlara akıl veriyor. Gül muhalefetin üst aklı gibi davranıyor."  

Brüksel mi nereden çıktı? Şuradan...

Abdullah Gül 8 Aralık 2018'de, Sarı Yelekli teröristlerin Paris'i yaktığı, Belçika'da sokakları işgal ettiği günlerin en şiddetlisinde Avrupa Birliği'nin merkezi Belçika-Brüksel'de, cumhurbaşkanı ve siyasetçi eski arkadaşlarıyla görüşmüş, Brüksel'de düzenlenen "Bugünün dünyası- Küresel bir bakış açısı" konulu toplantıya konuşmacı olarak katılmış, sosyal medya Twitter'da hesabında "Brüksel’de uluslararası ilişkilerdeki popülist gelişmeler ve gelecekteki etkileri üzerine bir konuşma yaptım ve soruları cevaplandırdım. Bu vesileyle cumhurbaşkanı ve siyasetçi eski arkadaşlarla da görüşme fırsatım oldu"  demiş...

Çok evhamlı olmamak lazım... Gül'ün yaptığı her şey, aktif siyaset sayılmaz, düğünlerde de pek görünmediğine göre haklı sayılabilir... katıldığı birkaç düğünü de istisna saymak herhalde koskoca eski cumhurbaşkanına tanınabilecek küçük bir ayrıcalık olabilir; ofiste düğün mü bekliyor, benim merak ettiğim bu... 'Erdoğan düşsün, ben yerini kapayım' heyecanı, hırsı değildir herhalde bütün itibarını gün gün bitirip değersizleşmesinin asıl nedeni, hakiki muharrik unsuru?

Gül'ün Brüksel'de bahsettiği Popülist gelişmeleri anlamadım; sahi onlar nedir? Bize de anlatsa, biz de faydalansak? Hem Gül'ün orada görüştüğü cumhurbaşkanı ve eski siyasetçi arkadaşlarını da benim dışımda merak eden yoktur herhalde? 31 Mart 2019 yerel seçimlerini Brüksel'de birileri ile konuşmak eski bir Cumhurbaşkanına yakışır mı yani?




Arif Şahin, 14.12.2018, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 97




 Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı