2 Ağustos 2017 Çarşamba

SA4670/KY38-SevDur72: Avrupalı Türkler Tehditlerden Korkmuyor

"Avrupa’daki bu gerginlik Referandum ile ilgili değil. Sorun tamamen güçlü bir Türkiye.”


Takdim

16 Nisan Anayasa değişikliği referandumunda Avrupa’daki bazı ülkelerden Türkiye ortalamasının üzerinde Evet oyu gelmesi, Evet için konuşma yapmak isteyen Türk siyasetçileri engelleyen, açıktan Hayır propagandası yapıp, PKK’nın mitinglerine izin veren Avrupa’yı kızdırdı. 

Evet oylarının daha çok Türk siyasetçilerin engellendiği ülkelerde yüksek çıkması ise Avrupa’daki Türklere baskılar artar mı soru işaretini beraberinde getirdi. Hatta bu sonucu siyasete malzeme yapan bazı siyasiler, çifte vatandaşlığı kaldırma mesajları verdi. Referandum sonrası bu heveslerini dile getiren siyasiler, Türklere “Türkiye’ye dönün” çağrısı bile yapmaktan çekinmedi.

Tehditler Türkleri korkutmuyor

Referandum sonrasında Almanya Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) iç politika sözcüsü Stephan Mayer, “gelecek yasama döneminde çifte vatandaşlık kolaylığını iptal etmeliyiz” dedi. Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) dış politika sözcüsü Norbert Röttgen, Evet oylarının yüksek çıkmış olması eğiliminin Almanya’da çifte vatandaşlık tartışmasını etkileyeceğini söyledi. Hollanda’da da sandıktan yüzde 70,94 oranında Evet oyu çıkması üzerine ırkçı politikacı Geert Wilders, twitter hesabından, “Kitlesel olarak seçim sandığına gidip Evet dediler. Şimdi kitlesel olarak Türkiye’ye gitmeliler. Eğer Türk diktatörü için Evet, Hollanda özgürlüğü için karşı oy kullanıyorsanız o zaman burada işiniz yok” mesajı yayınladı.

Avrupa’daki sağ popülizmin ırkçılığa varan boyutları bu söylemleri kullansa da, orada yaşayan Türkler bu tehditlerden korkmuyor. “Muhtemelen hayatımız daha da zorlaşacak” deseler de zaten bu gibi zorluklarla sık sık karşılaştıklarını dile getiriyorlar. Kendilerine “Türkiye’ye gidin” bile denildiğini söyleyen Avrupalı Türkler, “daha fazla ne yapabilirler ki” görüşündeler. Avrupa’da yaşayan Türklere referandumdan Evet oyunun çıkmasının rahatlatıcı bir etkisi olup olmadığını ve bundan sonra onları nelerin bekleyebileceğini sorduk.

Türkiye’nin güçlü varlığı güven veriyor

Fransa’da yaşayan Türkler tarafından kurulan sivil toplum kuruluşu COJEP International’ın Genel Başkanı Ali Gedikoğlu, seçim sonuçlarını daha yüksek beklediklerini ifade ederken, sorumluluklarını fazlasıyla yerine getirmenin verdiği rahatlık içerisinde şunları söyledi: 

“Avrupa’dakiler bize ‘Türkiye’de yaşamadığınız için Evet diyorsunuz, yaşasaydınız, Türkiye’deki sistemi görseydiniz Evet demezdiniz’ diyor. Ama Batılıların hatta Türkiye’de yaşayanların görmediği bir gerçek var. Avrupalı Türkler 1980’lerden bugüne kadar Türkiye’ye dışarıdan bakarak yaşadılar. Türkiye’deki değişimi bir veya iki yıl arayla izine gittikleri zaman fark ettiler. Avrupa’daki Türklerin referandumda Evet demelerinin en önemli nedenlerinden birisi budur. Referandum sonrası Batılıların açıklamalarına bakılırsa, gergin ortamın düzelmeyeceği anlaşılıyor. Aksine Avrupa’daki Evet oylarını Erdoğan’ın Avrupa’daki gücü olarak değerlendiriyorlar. Bu onları rahatsız ettiği için bir sürü ırkçı çatlak ses çıkıyor. Şu andaki bu kontrolsüz gidiş nerede nasıl durur bilmiyorum.

Avrupa’da yaşayan Türkler açısından baktığımızda Türkiye’nin güçlü varlığından ekonomik ve siyasi istikrarından güven duyuyorlar. Avrupa’da ırkçılığın, ayrımcılığın, İslam karşıtlığının bu kadar yükseldiği bir dönemde güçlü bir Türkiye’nin varlığını hem buradaki varlıkları hem de Türkiye’deki varlıkları açısından bir güvence olarak görüyorlar. Bu manada düşündüğünüzde evet, buradaki Türkleri referandum sonuçları rahatlatmıştır. Ama Avrupa’daki varlıklarını, yaşamlarını daha da zorlaştırdı. Evetin çok çıkması Avrupalı yöneticiler, siyasetçiler, medya tarafından olumlu karşılanmıyor.”

Bükemedikleri bileği öpecekler

Macaristan’da genel olarak Türk Hükümeti ile iyi ilişkilerin mevcut olduğunu söyleyen Türk Macar Kültür Merkezi Derneği Başkanı Ahmet Barışçıl, tüm Avrupa ülkelerinde oluşan Erdoğan düşmanlığının Macaristan medyasında da çok yoğun bir şekilde işlendiğini söylüyor:

“16 Nisan seçimlerinden önce bulunduğumuz ortamlarda gittiğimiz hastanelerde spor salonlarında anlayacağınız hayatın her safhasında insanlar ‘Siz Erdoğan diktatörlüğüne destek verenlerden değilsiniz değil mi?’ şeklinde açık açık cesurca ve doğal bir hadiseymiş gibi psikolojik baskı oluşturarak süreci işliyorlardı. Gerçekten çok ciddi bir akıl tutulması gerçekleşti tüm AB ülkelerinde, insanlar medyanın manipülasyonu ile zombileşmiş ve çıldırmış gibiydiler. Türkiye’nin iç siyasetine öylesine bir müdahale vardı ki, buna bire bir şahit olmak ve her gün bunu görmek çok üzücüydü. 

Hal böyle iken AB ülkeleri Türkiye’nin AB’nin iç işlerine karıştığını ve AK Partili siyasilerin ülkelerinde vatandaşları ile buluşup 16 Nisan seçimleri hakkında bilgilendirme çalışması yapmasını Batı’nın iç işlerine müdahale gibi yansıtıyordu. Ancak bu kötü günler geride kaldı kanımca, bu baskı dalgası ve sinir bozucu tutum biraz da olsa azalacaktır. Erdoğan tabir yerinde ise yedi düvele karşı bir zafer kazanarak tüm AB ülkelerini susturmuş ve sonuç olarak yavaş yavaş bükemedikleri bileği öpmek durumunda kalacaklar ya da saygı duyup bundan sonraki süreci izlemek ve takip etmek mecburiyetinde olacaklardır.”

Avrupalı Türkler dış tehditleri daha iyi görüyor

EMISCO (Sosyal Uyum için Avrupalı Müslümanlar Girişimi) Kurucusu Veysel Filiz, referandum sonuçları Türkiye’de nasıl yankılanıyorsa, burada da öyle oluyor diyor:

“Avrupa ülkelerinde ezici şekilde Evet oyu kullanıldı ve bundan Avrupa’da yaşayan Türkler memnun. Ayrıca bunların Evet şeklinde tercih edilmesi buradaki insanların Anadolu’dan gelmesine bağlanmamalı, daha ziyade Türkiye’nin hem bugün içinden geçtiği süreç dışardan daha iyi görünüyor, hem de dünden bugüne Türkiye’nin nereden nereye geldiği daha net anlaşılıyor. Avrupalı Türkler hem dış tehditleri ve onun içerideki oyuncularını daha iyi görüyor, hem de Yeni Türkiye’nin, yılda bir defa gelse de, kıymetini çok iyi biliyor.

Avrupa’da gerilen ortamın rahatlaması için Türkiye’de de ortamın rahatlaması gerekiyor. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın aynı zamanda bulundukları ülke vatandaşlıkları da var. Kendi içlerinde bölünmüş kalmaları halinde topluluk çıkarlarını gözeten ve demokratik baskılar aracılığıyla birlikte hareket etme kabiliyetlerini kaybederler. 

Bunun sonucunda da ileride güvenlik konusunda zafiyetler olur, nefret suçlarına daha kolay hedef olurlar, çıkarlarını koruyamaz ve savunamazlar, yerleri ve kimlikleri tartışılır hale gelir. Bulundukları ülkelerde popülist, İslamofobik ve ırkçı sağ iktidara gelirse, taşıdıkları Türkiye düşmanlığının en ağır yansıması, 50 yıldır ülkenin kalkınmasına katkı sağlamış Belçikalı, Fransalı, Hollandalı, Avusturyalı veya Almanyalı Türklere karşı oluşur. Türkiye’nin kaderinde söz sahibi olmak güzel, ama 50 yıl önce Avrupa’ya hicret eden insanlarımız bulundukları tüm coğrafyalarda da söz sahibi olarak daha adil, eşitlikçi ve insani toplumların ortaya çıkmasına aracı olmalılar.”

Batı medeniyeti balonu ellerinde patladı

16 Nisan’ın yeni ve güçlü Türkiye’nin doğum günü olduğunu söyleyen  UETD Genel Başkan Yardımcısı Filiz İşler, “Sonuç bizim için sürpriz olmadı” diyor:

 “Bizler Türkiye’nin hem iç, hem dış siyasetini yakından takip ediyoruz. Son bir yıldır Almanya parlamentosunda en çok konuşulan ülke Türkiye. Günlük yayınlanan  bütün gazetelerin siyaset sayfalarının ana gündem konusu Türkiye. Referandum süreci boyunca gerilen Avrupa’da bu sonuçlarla bir rahatlama beklemiyorum. Çünkü Almanya’da ve diğer batı ülkelerinde birkaç yıldır büyüyen İslam karşıtlığı var. Batı siyasetçilerinin en  çok sığındıkları politika maalesef ırkçı söylemler oluyor. Birileri bizi kovarken, birileri sosyal yaşamın içinde taciz etmekle gerginliği tırmandırmaya devam ediyor. Bunun referandumla doğrudan alakalı olduğunu da düşünmüyorum. En sakin oldukları dönemde bile mescitlerimizle uğraşmışlardı.

Başka sorunların çıkması için uğraştıklarını biliyoruz. Referandum sonuçları geldikten sonra yapılan açıklamaları da dehşetle izliyoruz. Demokrasi dedikleri kavramın içini nasıl boşalttıklarını görüyor ve kendi uydurdukları ‘batı medeniyeti’ balonunun ellerinde patladığına şahit oluyoruz. Referandumdan Evet sonucu çıkması, birçok Avrupalı siyasetçiyi çileden çıkardı. Siyasilerin genel tutumu, ‘Evetçiler Türkiye’ye dönsün’ seklinde oldu. Almanlar, aylarca süren büyük Hayır çabasına rağmen Almanyalı Türklerin yüzde 63 oranında Evet demesine şaşırdı. Alman siyasilerin şuan izlediği düşmanca tavrın son bulmasını umut ediyoruz. Bu açıklamaları yapabilen siyasetçilerin demokratik duruşunun çok  sorunlu olduğunu ve esas kutuplaştırmayı onların körüklediğini söyleyebiliriz.”

Viyana kuşatması hiç akıllarından çıkmadı

Referandum sonuçlarını kötünün en iyisi şeklinde değerlendirebileceğini söyleyen Viyana’da taksi işletmeciliği yapan Hasan Ertürk, Avusturya’da yüksek oranda Evet çıksa da sonucun onları tatmin etmediğini söylüyor:

“Avusturya siyasilerinin vatandaşlığınızı alırız tehditleri nedeniyle 16.000 kişi sandığa gidemedi, çünkü korktu. Avrupa’da gerilen ortamı pek fazla önemsemiyoruz. Önceden sanki bizlere daha mı nezaketli davranıyorlardı. Viyana kuşatması bunların aklından hiç çıkmadı ki. İnanın buradaki Türkler bu durumu hiç önemsemiyor. Her zaman önceliğimiz vatanımız ve milletimizdir. Başka sorunlarla karşılaşacağımızı zannetmiyorum. Yapabilecekleri en kötü şeyleri referandum sürecinde yaptılar zaten. Siyasiler tehditkâr açıklamalar yaptı, Türkiye’ye gidin dediler. Daha ne olsun. En kötü yapabilecekleri şey kovmak olur, ama oda kolay değil. Kovmanın da şartları var. Onu da zaten ırkçı siyasiler twetter gibi sosyal medyada dile getirdiler. Ve hatta Türkler onlara, tazminatımızı ödeyin bugün gidelim gibi  cevaplar yazdılar.”

Yeni nesil Avrupalı Türkler artık susmuyor

UETD Vorarlberg Siyasi İşler Başkanı Gülşah Kocabay, sorunlar hep vardı, referandumla birlikte şekil değiştirdi diyor:

“Avrupalı Türkler için Türkiye´nin geleceğini etkileyecek seçimlerde oy kullanmak çok değerli, çünkü halen çoğunun hayali Ana Vatan’a kesin dönüş yapmak. Bunun için güçlü bir Türkiye’ye ne gerekiyorsa yapmaya hazırlar. Avusturya’da yüzde 70’lerde Evet çıkması çok mutlu edici.  Bu oranda Türk siyasilerin yaptığı ziyaret sırasında eyaletteki bütün salon sahiplerinin hükümet tarafından tehdit edildiği ve iptal edilmek zorunda bırakıldığı ve Avusturya Polisinin Cuma namazında bütün camilerde sayın bakanımızı arayıp program yapılacağı takdirde engel olmaya çalıştığı o korkunç günün çok etkisi var.

Bundan sonra en fazla bir sonraki seçimlerde hiçbir şekilde Türkiye’den misafir getirilmesine izin vermeyebilirler, Türk STK’larda aktif çalışanların iş ve okul hayatını zorlaştıracak ve onları bu çalışmalardan uzaklaştıracak faaliyetler yapabilirler. Ve ama zaten bunlar Avrupalı Türkler için yeni bir şey değil. Bu sorunlar her defasında oluyordu. Sadece şimdi göze batmaya başladı. Daha önceki ve Avrupalıların çok önemsemedikleri eski nesil gurbetçiler gibi olmayan, yeni nesil Avrupalı Türkler seslerini çok çıkardıkları ve haksızlığın karşısında susmadıkları için artık Avrupa Hükümetleri ile her halükarda kavgalı olacaklar. Referandumun bu hususta sadece birçok sebepten bir tanesi olduğunu düşünüyorum. Güçlü Türkler hiçbir zaman sevilmeyecek ve hep susturulamaya çalışılacaktır. Avrupa’daki bu gerginlik Referandum ile ilgili değil. Sorun tamamen güçlü bir Türkiye.”

Her türlü ayrışmayı kullanacaklar

Londra’da bir avukatlık firmasında çalışan Yahya Asal, referandum sonucunun Evet çıkması, Avrupa’da azınlık psikolojisinin etkisiyle milli ve manevi değerlerini daha üst düzeyde yaşayan milletimizde bir sevinç oluşturduğunu söylüyor:

 “Özellikle Almanya ve Avusturya’da belli medya organlarının Türkçe manşetler dahi kullanarak açıkça Hayır cephesini desteklediği düşünülürse elbette ki çıkan sonuç sevindirici.

Çok az bir kesim, sonuçların insanların tercihi olduğunu ve buna saygı duyulması gerektiği hususunu göz önünde bulunduracaktır. Avrupa’daki ana akım medya referandumdan önce yaptıkları şekilde Erdoğan’ın (15 senedir sürekli seçim kazandığını görmezden gelerek) diktatör olduğunu, son referandum ile diktatöryal eğilimlerini daha rahat şekilde gerçekleştirecek bir güce kavuştuğunun propagandasını yapıyor. Bu tarz yaklaşımları değişmediği müddetçe yönlendirdikleri toplumun çoğunluğunun bakış açısı değişmeyecektir. Türkiye üzerinde hesapları olan egemen güçlerin her türlü ayrışmayı sonuna kadar kullanıp kitlesel eylemlere dönüştürme çabalarının da gittikçe artacağı aşikâr. Bu aşamadan sonra Türkiye’nin artık kendi kendine propaganda yapmaktan öteye geçip, bizzat devlet eliyle, profesyonel ekipler kurarak, gerek yazılı medya, gerek sosyal medya alanında ve kamu kurumları, STK’lar nezdinde güçlü lobi faaliyetleri yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Bu kötü günler geride kaldı, bu baskı dalgası ve sinir bozucu tutum biraz da olsa azalacaktır. Erdoğan tabir yerinde ise yedi düvele karşı bir zafer kazanarak tüm AB ülkelerini susturmuş ve sonuç olarak yavaş yavaş bükemedikleri bileği öpmek durumunda kalacaklar ya da saygı duyup bundan sonraki süreci izlemek ve takip etmek mecburiyetinde olacaklardır.

Bundan sonra en fazla bir sonraki seçimlerde hiçbir şekilde Türkiye’den misafir getirilmesine izin vermeyebilirler, Türk STK’larda aktif çalışanların iş ve okul hayatını zorlaştıracak ve onları bu çalışmalardan uzaklaştıracak faaliyetler yapabilirler. Ve ama zaten bunlar Avrupalı Türkler için yeni bir şey değil. Bu sorunlar her defasında oluyordu. Sadece şimdi göze batmaya başladı.

Avrupa’da ırkçılığın, ayrımcılığın, İslam karşıtlığının bu kadar yükseldiği bir dönemde güçlü bir Türkiye’nin varlığını hem buradaki varlıkları hem de Türkiye’deki varlıkları açısından bir güvence olarak görüyorlar. Bu manada düşündüğünüzde evet, buradaki Türkleri referandum sonuçları rahatlatmıştır. Ama Avrupa’daki varlıklarını, yaşamlarını daha da zorlaştırdı. Evetin çok çıkması Avrupalı yöneticiler, siyasetçiler, medya tarafından olumlu karşılanmıyor.



Sevda Dursun, 02.08.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Röportaj, Eleştiri

Sevda Dursun Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Sevda Dursun Hanımefendi'den çalışmalarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 12.09.2015


İlk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı