6 Ağustos 2021 Cuma

SA9317/KY1-CÇ781: Muhalefet Sorunu

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Dünden bugüne ne kadar seçim olmuş olursa olsun iktidarın gözünde isabet, muhalefetin gözünde ise yanılgı vardır. Halk yanılmıştır. Yanılıyor. Yanılacaktır. Ne zaman halk bu yanılgıdan kurtulacak? "

Meşrutiyetin ilanı ile başlayan Türk siyasal yaşamın hazin bir öyküsü var. Hazin diyoruz, zira genetiği bozuk bir çocuk olarak dünyaya geldi. Şimdi çok bilmiş birileri çıkıp “Şu müptezele bak! Padişahlığı istiyor!” türünden yargılarda bulunabilir mi? Bulunur. Hatta bulunması gerekir, zira bulunmadığında bizim temel savımız olan “genetiği bozuk” yargısı ayakları üzerinde durmaz. 

Bu izahı burada bırakıp meramımızı açıklığa kavuşturmak için kollarımızı sıvayalım. Meşrutiyetin temel karakteristiği demokrasilerde olduğu gibi bir hemtaraf (yani iktidar) bir de muhalif kanadın varlığıdır. Muhalefetin olmazsa olmaz olduğu bir yönetim biçimidir meşrutiyet. Onun bir üst versiyonu, seviyesi diyebileceğimiz demokrasiler de öyle, demokrasilerde de aslolan muhalefetin varlığı. 

Biz meşrutiyetten devam edelim. Ki, bizdeki demokratik yapının garabetinin niçini anlaşılabilsin. Meşrutiyetle birlikte halkın seçimi gündeme geldi. Halk yöneticilerini -yasama bağlamında- seçecek, kurulan meclis halkın isteği doğrultusunda yasama faaliyetinde bulunacak. Kâğıt üstünde öyle. 

Kâğıt üstünde diyoruz, zira kurulan partilerin faaliyetlerine -en ünlüleri İttihat ve Terakki, İtilaf ve Hürriyet Partisi- baktığımızda halka ilişkin bir şey olmadığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Yönetimi belirleyen halk mı? O da ne? Halk yanılabilir. Halk yanılır. Önemli olan halkın değil, partinin hedefinin gerçekleşmesi. İktidara gelenin, hemtarafın bakışı açısından halk isabet etmişken, muhalefette kalan taraf açısından halk yanılmıştır. 

Öyleyse muhalefete düşen şey nedir? Halkın yaptığı bu hatayı düzeltmek için iktidarı engellemek, çalışmasını sekteye uğratmak ve olası ise düşürmek. Nasıl? Darbe ile, isyan ile, karışıklık çıkararak. Bu bakış açısı -halkın yanılgısı, yanıldığı- yalnız o anki muhalifin bakışı açısı değildir. İktidardaki parti muhalefette kalmış olsaydı, kaldığında onun nazarında da yine aynı durum olacaktı, oluyor. Bizim genetiği bozuk çocuk dediğimiz ve tek parti diktatörlüğünden çıkıp çok partili hayatın yeniden başlamasıyla (1950 yılında başlamış çok partili hayat. Böyle de garip bir iddia var.. sanki 1924’den önce hep tek parti varmış gibi.. oysa 100 küsur parti vardı 1924’den önce) demokratik yaşama da sirayet etti bu.

Dünden bugüne ne kadar seçim olmuş olursa olsun iktidarın gözünde isabet, muhalefetin gözünde ise yanılgı vardır. Halk yanılmıştır. Yanılıyor. Yanılacaktır. Ne zaman halk bu yanılgıdan kurtulacak? 

Partilerimize, siyasi yaşamımıza göre hiçbir zaman. Muhalefetteki partiye göre halk yanılmıştır. Hemtarafa göre isabetlidir, ancak iktidar partisi muhalefet olduğunda durum değişecek mi? 

Hayır. Bu kere hemtaraf olan parti muhalefete düşmüş ve halkın yanılgısıyla karşılaşmıştır. O da iktidara geleni -yanılgıyı- düzeltmek için kollarını sıvayacaktır. İktidara alternatif halkın refahını yükseltecek programlar hazırlayarak, halkın karşısına çıkmak gibi bir yol tutmayacaktır. Kalemşörleri, parti sözcüleriyle birlikte hemen her keresinde bir taraftan seçmeni aşağılayacak bir taraftan da yeni gelen iktidarın çalışmasına, işini yapmasına köstek olmak için olanca gücünü ortaya sürecektir.

Bunu gözlemlemek hiç de zor değildir. Dediğimiz gibi meşrutiyetle birlikte partilerin içselleştirdiği “halkın yanılgısı” taraflarınca sık sık dile getirilir. Gazete köşe yazarlarına kısa bir göz atış yeterlidir. Günümüzden söz etmiyorum. 1876’dan başlayın incelemeye. Halkın yanılgısı yargısı genetiği bozuk siyasal yapının bakışıdır. Hazin olan bu bakışa sahip seçmenlerin olması. Kuşkusuz kendisi yanılmıyor, kuşkusuz kendisi derin bir uz görüye sahip. Yanılan kendi tarafına meyletmeyen, oy vermeyen seçmen. Düşünmüyor ki, aynı şeyi kendi tarafının iktidara gelmesiyle, muhalif olan taraf dillendirecek. 

Bu genetiği bozuk bakıştan, algıdan, yargıdan kurtuluş olası mı? Ben umutluyum. Yeni kuşak misafir -50 yaş ve üzeri grubun- kuşağın alışkanlıklarını tespit edip çöp kutusuna attığı zaman, halkın seçiminin bir yanılgı, bir yanlış sonucu olmadığını içselleştirdiğinde ve siyasetin köklü demokratik yönetim tarihine sahip ülkelerde görüldüğü üzere -iktidara gelme ve sürdürme bağlamında- bir yarış bir rekabet olduğu anlayışını egemen kıldığında tam 145 yıldır egemen olan genetiği bozuk siyasi yapıdan, bakıştan, yargıdan kurtulmuş olacaktır. Böylece sağlıklı bir siyasal yaşama kavuşmuş olacaklar. 

İş ev sahibi kuşağa -elli yaş altı kuşağa- düşüyor.


Cemal Çalık, 06.08.2021, Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Siyasi Hatıralar, Kafa Koçanıma Göre





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Seçkin Deniz Twitter Akışı