26 Ocak 2020 Pazar

SA8318/SD1598: Distopya'dan Çıkış; ABD'nin Zihin Kontrolü Projeleri ve Yeni Dünya Düzeni

"Kuşkusuz kendisine, ailesine, inancına, vatanına ve bütün değerlerine ihanet eden ve bu ihaneti de sıradan gerekçelerle açıklayamayan ve yaşadıkları çelişkileri izah edemedikleri halde kendileri gibi olan kesimlerce hiç sorgulanmayan ve desteklenen binlerce insanın olduğu bir ülkede yaşadığımızın farkındayız. Bu konunun siyasi görüş ayrılıklarıyla ilgisi yoktur; bizatihi insanın onuru ve gelecek nesillerinin bireysel özgürlüğü ile ilgisi vardır."



Köklerini tarihin karanlık derinliklerinden alan ve ABD resmi kurumları aracılığı ile illegal bir şekilde insanlığa ve inançlara karşı açılan 'Satanist Savaş'ın aşamaları her geçen gün dünyanın her yerinden iyi insanların yaptıkları çalışmalarla gün yüzüne çıkmaktadır. Satanistlerin Dünya'yı 'Tanrısız ve Dinsiz' bir Distopya'ya dönüştürme çalışmalarının en somut ve en güncel fotoğrafını çekmek için yapılan bu analizin herhangi basit bir içeriği dahi şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlıdır. 

Aşağıda çevirisini yayınladığım analizi okuyup bitiren herkesin 
MKUltra-Monarch Projesi'nin bir kurbanı olduğunu anlaması ve karşı karşıya kaldığı bu şeytanî tuzağın gücü karşısında dehşete düşmesi normaldir; ancak korkması ve sinmesi normal değildir, tam aksine herkesin tek tek bilinçlenmesi ve Allah'a olan inancını güçlendirerek neslini bu tehlikelere karşı bilinçlendirmesi gerekmektedir.
.
MKUltra projesi ismi verilen proje insanın bilinç altını kullanma ile ilgilidir. CIA'nın Bilimsel İstihbarat Bölümü'nde uygulamaya başlanan MKUltra Projesi'nin altyapısını oluşturma çalışmaları 1945 yılında başladı ve bu konuyla ilgili Joint Intelligence Objectives Agency (Ortak İstihbarat Ajansı) kuruldu, bu kuruma doğrudan yetki verildi. 1947'de operasyonel olarak başlayan programla ilgili çalışmaların sonuçları 1953 yılında resmi olarak kullanılmıştır. 

Program özellikle meşruluğu konusunda tartışmalara yol açmıştır.. 1964 yılında, denek olarak masum ABD ve Kanada vatandaşlarını kullanarak birçok yasadışı faaliyetlere giriştiği kanıtlanan CIA'in bu programı çeşitli sebeplerden dolayı 'azalan ilgi' açıklamasıyla geri plana alınmış, 1967 yılında da programın tamamen yürürlükten kaldırıldığı iddia edilmiştir; ancak proje 2001 yılına kadar resmen iptal edilmemiştir.

MKUltra insanlar üzerinde hipnotize, duygusal yoksunluk gibi yöntemlerle istediğini yaptırma, ağızdan laf alma operasyonudur. LSD ve LSD gibi birden fazla kimyasal maddeyle yapılabilen bu deneye, sözlü taciz veya cinsel taciz de eklenerek ABD'de işkence yöntemi olarak da kullanılmıştır. MKUltra projesi'nde 44 kolej ve üniversitenin yanı sıra hastaneler, hapishaneler ve ilaç şirketleri de dahil olmak üzere 80 kurum kullanılmıştır. CIA'nın bütçesinin % 6'sı MKUltra projesine ayrılmıştır. 

MKUltra projesi ile ilgili 1975 yılında ABD Kongresi'nin Kilise Komitesi ve Geral Ford komisyonu tarafından Amerika Birleşik Devletleri'nde CIA'nın aktivitelerini incelemek amacıyla kamunun dikkatine sunulması amacıyla soruşturma açılmıştır. Soruşturma, 1973'te CIA müdürü Richard Helms'in bütün MKUltra raporlarının yok edilmesini emretmesiyle engellenmiş olmakla beraber Kilise Komitesi ve Rockefeller Komisyonu'nun soruşturmaları görgü tanıklarının yeminli ifadelerine dayalıdır. Richard Helms'in yok etme emrinden çok az bir belge sağ kurtulmuştur. 

1977 yılında, Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası senatoda tartışmalara yol açmış, 2001 yılının Temmuz ayında MKUltra ilgili projeler resmen iptal edilmiş ve MKUltra projesi ile ilgili 20.000 belgenin bir bölümü ortaya çıkmıştır.. MKUltra projesi hakkında kurtarılan bazı belgeler resmi olarak devlet sırrı statüsünden çıkarılmıştır. 

Bu projenin kurbanlarından biri olan ve yaşadıklarını, kitaplar, halka açık konuşmalar ve internet içerikleri üreterek herkese ulaştırmaya çalışan, bu yayında da hatırlarından alıntı yaptığımız Amerikan vatandaşı Cathy O'Brien, 21 Eylül 2019 tarihli 'Medya'nın Hakikat Savaşı' başlıklı yazısında hiçbir şeyin değişmediğini, mücadelenin sürdüğünü ifade etmektedir:

"1981 yılında, CIA Direktörü William Casey ilk personel toplantısında “Amerikan kamuoyunun inandığı her şey yanlış olduğunda dezenformasyon programının tamamlandığını bileceğiz” dedi. 

Bu Yeni Dünya Düzeni / Gölge Hükümet / Derin Devlet neden bu yalanları beslemek istiyor? 

Çünkü Gerçek bizi özgür kılar. Ruh gücümüzü toplamak ve pedofilik sapkınlıkları, uyuşturucu ve insan kaçakçılığının kara para mekanizmalarını sürdürebilmek için, MK Ultra zihin kontrolü ile robotik uyuma zorlamayı ve hepimizi mutlak kontrolün insanlık dışı gündemi ile köleleştirmeyi amaçlayan küresel sosyalizme, yaşamlarımızı yeniden tanımlamak isteyenlere karşı durmamızı sağlar.

Biliyorum. MK Ultra zihin kontrolü altında aralarına girmeye zorlandım. İhbarcı açıklamalarım 1995 yılında Deep State perpeTraitors tarafından “Ulusal Güvenlik Nedenleri” nedeniyle sansürlendi. Hakikat, medyanın bize söylediklerinin ötesinde, peşinden koşanları ve araştıranları bekliyor. Gerçek, ihbarcıların ve taciz mağdurlarının / kurtulanların anlattıkları ile paniğe kapılan Derin Devlet'in bataklıkları boşalırken kendilerini kurtarmaya çalışan suçluların çıkardıkları gürültünün üzerinden duyulmalıdır. Sözlerimizi, zihinlerimizi, topluluklarımızı, Ulusal Güvencemizi ve Herkes için Özgürlük ve Adalet Anayasal değerlerimizi geri kazanmak için kendinizi gerçekle donatın!"


2020 yılının başlarında, bugün wampirler, yürüyen ölüler, salgınlar, uzaylılar ve kıyamet senaryoları, paranormal içerikler, her yerde herkesle cinsel ilişkiyi normalleştiren senaryolar, eşcinsel-cinsiyetsiz kahramanlar, eşcinsel evliliklerin ve uyuşturucu kullanımlarının yasallaştırılması, dinlerin kötülüğün kaynağı olarak lanse edilmesi ve Marvel Dünyası adı altında yaygınlaştırılan putperestliğe baktığınızda Zihin Kontrol Projelerinin sürdüğünü insanlığa kurulmuş satanist büyük bir komplonun uygulamada olduğunu kuşkusuz bir şekilde anlayacaksınız. 

Günümüz Türkiyesi'nde tartışılan ve bahse konu satanist örgüt İlluminati-Masonluk ile ilişkisi çözümlenen Fetullah Gülen adlı câninin kurduğu terör örgütü FETÖ'nün insanların beyini nasıl yıkadığını ve kendisine, ailesine, değerlerine ve vatanına ihanete nasıl sürüklediğini anlayacak ve bu sinsi örgütün bağlı olduğu ve CIA'in kuruluşunda büyük katkısı bulunan Nazi General Reinhard Gehlen'in projelerini uyguladığını, müslüman halkın çocuklarını nasıl programladığını ve kullandığını idrak edeceksiniz ve kendinize şu soruyu soracaksınız; 

"Bütün dünyada olduğu gibi, Satanist Yeni Dünya Düzeni'nin tesis edilmesi için ABD'nin Zihin Kontrolü Projeleri'ne çocukken veya genç iken katılan ve şu anda Türkiye'de her görüşten ve her dinden-mezhepten insanın bulunduğu siyasetin, akademinin, bürokrasinin, medyanın, sanat ve edebiyatın,  sanayinin, iş dünyasının, güvenlik kuvvetlerinin, hukuk- sağlık-eğitim sisteminin içinde aktif olarak çalışan kişiler var mıdır, varsa bunlar kimlerdir?"

Kuşkusuz kendisine, ailesine, inancına, vatanına ve bütün değerlerine ihanet eden ve bu ihaneti de sıradan gerekçelerle açıklayamayan ve yaşadıkları çelişkileri izah edemedikleri halde kendileri gibi olan kesimlerce hiç sorgulanmayan ve desteklenen binlerce insanın olduğu bir ülkede yaşadığımızın farkındayız. Bu konunun siyasi görüş ayrılıklarıyla ilgisi yoktur; bizatihi insanın onuru ve gelecek nesillerinin bireysel özgürlüğü ile ilgisi vardır.

Sabah Gazetesi'nden Mahmut Övür'ün 26 Ağustos 2017 tarihli, 'CIA, MİT ve FETÖ üçgeninde kilit isim' başlıklı köşe yazısında şu notları görebilirsiniz: "Yıllar sonra, 17-25 Aralık 2013'te FETÖ darbe yapınca elebaşısı F.Gülen'in MİT ve dolayısıyla CIA ile ilişkisine dikkat çeken yazılar yazmıştım. O sürecin kilit isimlerinden biri Nazi istihbarat şefi olan ve savaştan sonra CIA'da çalışan Reinhard Gehlen'in öğrencisi olan Ruzi Nazar ve 1966'da MİT müsteşarı olan Fuat Doğu'ydu. Gülen'i ilk keşfeden büyük olasılıkla o dönem Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olan Yaşar Tunagür aracılığıyla Fuat Doğu'ydu." (Lütfen somut-kanıtlı detaylar için bakınız: Trance-Formation Of America)

ABD'nin Zihin Kontrolü Projelerine kurban verdiğimiz insanlar sadece FETÖ ile sınırlı değildir...

İnsanlığın yaşadığı bu felaketlerden kurtulması, satanistlerin kurduğu korku ve kölelik dünyası olan Distopya'dan çıkış için her birimizin kendi ailesinden başlayarak, çevresini ve toplumu ve dünyadaki bütün insanları bilinçlendirmesi şarttır. Allah'a inanmak kurtuluşun ilk esasıdır.

Araştırmacı Ron Patton'un Bibliotecapleyades'te yayınlanan 'The Evulation of Project MK ULTRA; Project Monarch - Nazi Mind Control- MKUltra Projesi'nin Değerlendirilmesi; Monarch Projesi - CIA-Nazi Zihin Kontrolü' başlıklı orijinal çalışmasının çevirisi aşağıdadır:

Çok sayıda manipüle edilmiş ortam yoluyla, saf insanların beyinlerinde kurulmuş tuzağın göbeğinde, insan ırkının bir parçası üzerinde uygulanan en şeytani vahşetlerden biri yatar; neredeyse elli yıldır toplumun her yönüne nüfuz eden bir sistematik zihin kontrolü biçimi.


Aşağıda yazılanları nesnel olarak tespit etmek için, insanlığın dualist doğası ile ilgili önceden tasarlanmış ideolojileri yeniden incelemek gerekebilir. '
Doğal olarak iyi miyiz, yoksa doğal olarak kötü müyüz?' felsefi sorusunu çözmek, gerçeklik algımızı şekillendirmekle eşdeğerdir; özellikle, yaşam denklemindeki manevi değişkeni şekillendirmekle.


Bu yayın, sınıflandırılmamış ABD hükümet belgeleri, daha önce ABD istihbarat topluluklarına bağlı olarak çalışan kişiler, tarihi yazılar, zihin kontrolü konusunda bilgili araştırmacılar, akıl sağlığı uygulayıcılarından gelen yayınlar ve farkında olmadan MONARCH programlama olarak bilinen son derece karmaşık bir travmaya dayalı zihin kontrolü formuna maruz kaldığı halde hayatta kalanlarla yapılan röportajlarla doğrulanmaktadır.


Yoğun sistematik zihin kontrolünden ve / veya bir çeşit ritüel istismarından kurtulanlar için bir uyarı: Bu makalede çok sayıda "tetikleyici" vardır. 
Bu nedenle, uygun destek sistemleri mevcut değilse veya tamamen yeniden entegre edilmiş bir kişiliğiniz yoksa okumamanız önerilir.


Kısa Bir Tarih Gezintisi


Eski Mısır, Yunanistan, Hindistan ve Babil'in Gizem Dinleri, "gizli bilgi" anlamına gelen Okültizm'in temelini attılar.


Okültizme atıfta bulunan en eski yazılardan biri Mısır Ölüler Kitabı, işkence ve sindirme yöntemlerini (travma oluşturmak için), iksirlerin (uyuşturucuların) ve büyülerin (hipnotizma) açık bir şekilde tanımlandığı ritüellerin bir derlemesidir, sonuçta inisiyatifin tamamen köleleştirilmesi ile sonuçlanır. [1]


Bunlar, çağlar boyunca Satanizm olarak bilinen Okültizm'in bir kısmı için ana bileşenler olmuştur.


13. yüzyılda, Roma Katolik kilisesi, meşhur Engizisyon ile Avrupa'daki hakimiyetini artırdı ve sağlamlaştırdı. Satanizm, bu eziyet döneminden sağ çıkarak, çeşitli ezoterik grupların oluşturduğu perdenin arkasına yerleşti.


1776'da, Adam Weishaupt adında bir Bavyera Cizviti, Gizem Dinlerinin güç aldığı tabanı "Aydınlanmış Olanlar" anlamına gelen Illuminati olarak bilinen şeyde merkezileştirmek için Rothschild Evi (House of Rothschild ) tarafından görevlendirildi. Bu, güçlü okült kan çizgileri, seçkin gizli toplumlar ve etkili Masonik kardeşliklerin bir araya gelmesi ve “Yeni Dünya Düzeni” için çerçeve oluşturma arzusuydu.


Bu Ütopya'nın görünen amacı insan ırkına evrensel mutluluk getirmekti. Bununla birlikte, temel niyetleri kitleler üzerindeki kontrolü yavaş yavaş arttırmak ve böylece gezegenin efendileri olmaktı.


Anglo İttifakı


19. yüzyılda Büyük Britanya ve Almanya, Illuminati kontrolünün birincil coğrafi alanları olarak kabul edildi.


O zaman Davranış Bilimi araştırmalarındaki ilk çalışmanın 1882'de İngiltere'de başladığını bilmek çok şaşırtıcı olmamalı, akıl kontrolüne dahil olan erken tıbbi ve psikiyatrik tekniklerin çoğuna Almanya'daki Kaiser Wilhelm Enstitüsü öncülük etti.


Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü, 1921 yılında insanların "kırılma noktası"nı incelemek üzere Londra'da kuruldu. Alman psikolog Kurt Lewin, 1932'de Tavistock Enstitüsü'nün direktörü oldu, aynı zamanda Nazi Almanyası nöropsikoloji, parapsikoloji ve çok kuşaklı okültizm konusundaki araştırmalarını artırıyordu.


İlginç bir şekilde, İngiltere ve Almanya arasında, özellikle öjenik alanında ilerici bir bilimsel fikir alışverişi gerçekleşiyordu: bu çiftleşme sırasında kalıtsal faktörlerin kontrolü yoluyla insan türlerini "iyileştirmeye" yönelik bir hareketti. İki ülke arasındaki hain gizemli birlik, kısmen Nazi partisinde ve İngiliz aristokrasisinde birçok üst düzey yetkiliden oluşan gizli bir toplum olan Altın Şafak Düzeni ile bağlantılıydı.


En iyi SS Nazi subayı Heinrich Himmler, Lebersborn adlı seçici bir üremeden ve çocukların evlat edinilmesini de içeren bilimsel bir projeden sorumluydu, bunlar arasında çok sayıda ikiz vardı. [2]


Programın amacı, Üçüncü Reich'ın (Yeni Dünya Düzeni) nedenine tamamen bağlı olacak bir süper ırk (Aryans) yaratmaktı.


Genetik mühendisliği ve davranış değişikliği ile ilgili ön deneylerin çoğu, Dr. Josef Mengele tarafından Auschwitz'de gerçekleştirildi ve burada travma, göz boyama ve "eşleştirme"nin kurbanları üzerindeki etkilerini soğuk bir şekilde analiz etti. Toplama kampında yapılan sinsi cerrahi deneylerin yanı sıra, bazı çocuklar çok miktarda elektroşok geçirdi.


Ne yazık ki, birçoğu vahşeti atlatamadı. Eşzamanlı olarak, "beyin yıkama", Dachau'daki hipnoz altına alınan ve halüsinojenik bir ilaç olan meskalin verilen mahkumlar üzerinde gerçekleştirildi. Savaş sırasında, paralel davranışsal araştırmalar Colgate Üniversitesi'nden Dr. George Estabrooks tarafından yönetildi. Ordu, CID, FBI ve diğer kurumlarla olan ilişkisi halen gizlilik örtüsü altında. Bununla birlikte, Estabrooks zaman zaman hipno-programlı kuryeler ve hipnotik olarak indüklenmiş bölünmüş kişiliklerin yaratılmasını içeren çalışmalarını "kaçırır" ve tartışır. [3]


İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD Savunma Bakanlığı, en iyi Alman Nazi ve İtalyan Faşist bilim adamlarının ve casuslarının çoğunu gizlice Güney Amerika ve Vatikan üzerinden ABD'ye ithal etti. Bu işlemin kod adı Project PAPERCLIP idi. [4]


ABD için en göze çarpan kazanımlardan biri Alman General Reinhard Gehlen'di. O 
Hitler'in Rusya karşı İstihbarat Şefiydi. 1945'te Washington DC'ye geldikten sonra Gehlen, Başkan Truman, Stratejik Hizmetler Ofisi Direktörü General William "Wild Bill" Donovan ve daha sonra CIA başkanı olan Allen Dulles ile kapsamlı bir görüşme yaptı.. 


Beyin fırtınası oturumlarının amacı, nominal Amerikan istihbarat operasyonunu yeniden organize etmek ve onu yüksek verimli gizli bir organizasyona dönüştürmekti. Çabalarının doruk noktası 1946'da Merkezi İstihbarat Grubunu üretti ve bu yapı 1947'de Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) olarak yeniden adlandırıldı. 


Reinhard Gehlen, 1947 tarihli Ulusal Güvenlik Yasası'nın temellerini atan Ulusal Güvenlik Konseyi'nin oluşturulmasına da yardımcı oldu. Bu özel mevzuat, gizli zihin kontrol programları da dahil olmak üzere tartışılmaz sayıda yasadışı hükümet faaliyetlerini korumak için uygulanmıştır.


MKULTRA Projesinin Gelişimi


CIA ve Ulusal Güvenlik Konseyi sıkı bir şekilde kurulmuşken, bir dizi gizli beyin yıkama programından ilki, Donanma tarafından 1947 sonbaharında başlatılmıştır.


CHATTER Projesi, Sovyet'in "başarılarına" yanıt olarak "hakikat ilaçları" kullanılarak geliştirilmiştir. Ancak bu gerekçe, programın ortaya çıkarılması durumunda basit bir kapak hikayesiydi. Araştırma, sorgulamalarda ve ajanların işe alımında kullanılmak üzere bu tür ilaçların tanımlanması ve test edilmesine odaklandı. [5]


Proje resmi olarak 1953'te sonlandırıldı.


CIA, yönetmen Allen Dulles tarafından 1950'de onaylanan BLUEBIRD Projesi'nin ortaya çıkmasıyla davranış değişikliği alanındaki çabalarını genişletmeye karar verdi.


Amaçları:

  1. Bilginin bilinen yollardan yetkisiz olarak alınmasını önlemek amacıyla eğitilecek-programlanacak personel için bir yol bulmak
  2. Özel sorgulama tekniklerini uygulayarak bireyin kontrol edilme olasılığını araştırmak
  3. Bellek geliştirmeyi araştırmak
  4. Taşeron personelin düşmanca kontrolünü önlemek için savunma araçları oluşturmak 
Ağustos 1951'de, BLUE BIRD Projesi, hipnoz ve ilaçlar da dahil olmak üzere sorgulama tekniklerinin saldırgan kullanımını değerlendiren Project ARTICHOKE olarak yeniden adlandırıldı.

Program 1956'da sona erdi. 
ARTICHOKE Projesinin durdurulmasından üç yıl önce, MK-ULTRA Projesi, 13 Nisan 1953'te Merkezi İstihbarat Direktör Yardımcısı (DDCI) Richard Helms tarafından önerilen "aşırı duyarlı özel fonlama mekanizması" hatları ile ortaya çıktı.[6]


"MK" varsayımsal etimolojisi "Mind Kontrolle" anlamına gelebilir. Almanca "Kontrolle" kelimesinin İngilizce'ye açık çevirisi "kontrol" dür. [7]


Savaş sonrası Nazi yetenek havuzundan temin edilen bir dizi Alman doktor, MKULTRA'nın gelişimine yönelik çok değerli bir zenginlikti. Toplama kampı deneyleri ile MKULTRA'nın çok sayıda alt projesi arasındaki korelasyon açıkça görülmektedir.


MKULTRA kapsamında insan davranışını kontrol etmek için kullanılan çeşitli yollar şunları içeriyordu:

  • Radyasyon
  • Elektroşok
  • Psikoloji
  • Psikiyatri
  • Sosyoloji
  • Antropoloji
  • Yazıbilim
  • Taciz maddeleri
  • Maramiliter cihazlar
  • Malzemeler; "LSD" en yaygın olarak dağıtılan "malzeme" 
MKULTRA'nın yurtdışında kullanımını yönetmek için MKDELTA olarak adlandırılan özel bir prosedür oluşturuldu. MKULTRA / DELTA materyalleri taciz, itibarsızlaştırma veya devre dışı bırakma amacıyla kullanıldı. [8]

MKULTRA çatısı altında 149 alt proje listelenmiştir. MONARCH Projesi, herhangi bir devlet dokümanı tarafından ilgili alt projelerden biri olarak resmen tanımlanmamıştır, bunun yerine hayatta kalanlar, terapistler ve olası "içeriden" kişiler tarafından açıklayıcı bir "yakalama ifadesi" olarak kullanılmaktadır.


MONARCH aslında, hipnoz sonrası bir anahtar kelime veya kelime öbeği alındığında aktif hale getirilebilen "uyuyan" suikastçılar (yani "Mançurya adayları") oluşturmak için kurulmuş olan SPELLBINDER işlemi gibi MKSEARCH alt projelerinden sonuçlanmış  
hipnotik bir trans olabilir. 


Okült güçlerin gücünden yararlanmaya çalışan bir çalışma olan OFTEN'in çalışması, muhtemelen MONARCH Projesi'nin sinsi gerçekliğini gizlemek için kullanılan birkaç kapak programdan biriydi.


Tanım ve Açıklama


MONARCH adı, kraliyet asaleti bağlamında tanımlanmak zorunda değildir, aksine hükümdar kelebeğini ifade eder.


Bir kişi elektroşok tarafından tetiklenen travmaya maruz kaldığında, hafif baş dönmesi hissi uyandırır; sanki kelebek gibi yüzüyor ya da kanat çırpıyormuş hissi. Bu güzel böceğin dönüşümüne veya başkalaşımına ilişkin sembolik bir temsil de vardır: bir kozadaki bir tırtıldan (uyuşukluk, hareketsizlik), menşe noktasına geri dönecek bir kelebeğe (yeni yaratım). Bu türü benzersiz kılan göçmen örüntüsü böyledir.


Okült sembolizm gerçek anlam hakkında ek fikir verebilir. Psyche (Ruh), yeni bir reenkarnasyon ararken insan ruhlarının kelebek olduğu inancından gelen hem "ruh" hem de "kelebek" kelimelerinin bileşimidir.[9]


Gnostikler gibi bazı eski mistik gruplar kelebeği bozulmuş bedenin sembolü olarak gördüler. Gnostik sanattaki "Ölüm Meleği" (Josef Mengele'yi hatırlıyor musunuz?) ezilmiş Kelebekle tasvir edildi. [10]


Bir kukla, iplere bağlı olan ve kukla ustası tarafından kontrol edilen bir kukladır, bu nedenle MONARCH programlamasına "Marionette Sendromu" da denir. "Emperyal Koşullama" kullanılan bir başka terimken, bazı akıl sağlığı terapistleri bunu "Koşullu Uyarıcı Tepki Dizileri" olarak bilir.


MONARCH Projesi, en iyi şekilde, zihni sistematik bir çerçeve içinde birden fazla kişiliğe bölmek için yapılandırılmış bir ayrışma ve gizli entegrasyon biçimi olarak tanımlanabilir. Bu işlem sırasında, genellikle Kabalistik mistisizm dahil olmak üzere bir şeytani ritüel, ilgili değişiklere belirli bir iblis veya şeytan grubunu bağlamak amacıyla yapılır.


Kuşkusuz, çoğu şüpheci, 
şeytan tarafından ele geçirilmek gibi akıl dışı inancı reddederek, bunu kurbanın yaşadığı travmayı güçlendirmek için kullanılan bir araç olarak görecektir.

Alters ve Tetikleyiciler


Beden ve ruhun bu sarmal mağduriyetini incelemenin başka bir yolu, ona karmaşık bir bilgisayar programı olarak bakmaktır: Travma, tekrarlama ve pekiştirme yoluyla bir dosya (değişiklik) yaratılır. Dosyayı etkinleştirmek (tetiklemek) için belirli bir erişim kodu veya parola (işaret veya komut) gerekir.


Kurban / kurtulan, programcı / işleyici tarafından "köle" olarak adlandırılır ve kendisi de "usta" veya "tanrı" olarak algılanır. Kurbanların yaklaşık % 75'i kadındır, çünkü ağrıya karşı daha yüksek bir toleransa sahiptirler ve erkeklerden daha kolay ayrılma eğilimindedirler. Konular esas olarak kapak operasyonları, fuhuş ve pornografi için kullanılır; eğlence endüstrisine katılım dikkat çekicidir.


DIA'ya bağlı eski bir subay, bu yazara, “'Büyük resimde' bu insanlar [MONARCH kurbanları] sokaktaki serseriden beyaz yakalı adama kadar hayatın her alanındalar" dedi.


Emekli bir CIA ajanı, belirli bir gruba sızmak, bilgi toplamak ve / veya bir gündem enjekte etmek amacıyla "bitki" veya "bukalemun" olarak kullanılacak bu tür personelin kullanımını belirsiz bir şekilde tartışarak teyit etti.


Çok sayıda yedekleme programı, ayna ve gölge ile mağdur / hayatta kalanlarda aşırı miktarda değişiklik vardır. Işık tarafının (iyi) ve karanlık tarafın (kötü) altlarının bir bölümü zihinde iç içe geçmiştir ve bir eksen üzerinde dönmektedir. Sistemdeki ana iç yapılardan biri (bunların çoktur), yedi seviyeden oluşan bir çift sarmal gibi şekillendirilir. Her sistem, farklı odalara giriş izni veren ya da reddeden "bekçi"yi (şeytanlar) denetleyen dahili bir programcıya sahiptir.


Mağdurlar / kurtulanlar tarafından ağırlıklı olarak görülen iç görüntülerden bazıları:

  • Ağaçlar
  • Bitişik kök sistemleriyle Cabalistik "Hayat Ağacı"
  • Sonsuz döngüler
  • Eski semboller ve harfler
  • Örümcek ağları
  • Aynalar veya cam kırılması
  • Maskeler
  • Kaleler
  • Labirentler
  • Cinler / Canavarlar / Yabancılar
  • Deniz kabukları
  • Kelebekler
  • Yılanlar
  • Şeritler
  • Yay
  • Çiçekler
  • Kum Saati
  • Saatler
  • Robotlar
  • Komut zinciri diyagramları
  • Bilgisayar devre kartlarının şemaları 
Soy Çizgisi ve Eşleştirme

Mağdurların / kurtulanların çoğunluğu çok kuşaklı Şeytani ailelerden (Soy çizgileri) gelmektedir ve görünüşe göre "seçtikleri veya seçilen kuşaklar olarak kaderlerini doldurmaları için programlanmışlardır" (Mengele tarafından Auschwitz'te yazılan bir terim).


Bazıları benzer kökene sahip aileler için benimsenmiştir. Bu nörolojik kabusta kullanılan diğerleri, genellikle yetimhanelerden, koruyucu bakım evlerinden veya uzun bir pedofili öyküsü olan ensest ailelerinden gelen "harcanabilir olanlar" (kanlı olmayanlar) olarak kabul edilir.


Ayrıca hükümet veya askeri istihbarat teşkilatlarına bağlı bir aile üyesi modeli olduğu görülmektedir.


Suistimal edilenlerin çoğu, Katoliklik, Mormonizm veya karizmatik Hıristiyanlığı, iğrenç aktiviteleri için bir "cephe" olarak kullanan ailelerden geliyor (diğer dini grupların üyeleri de dahil.) 
Mağdurlar / kurtulanlar katı bir dini (dogmatik, yasalcı) hiyerarşik yapıya genellikle daha kolay tepki verirler çünkü temel programlarına paraleldir. Talepleri öznel ve komuta yönelik şartlandırma yoluyla gasp edildiği için, otorite genellikle tartışılmaz hale gelir.

Mağdurlar / kurtulanlar üzerindeki fiziksel tanımlama özellikleri genellikle derilerinde birden fazla elektrikli eşya izleri ve / veya sonuçta meydana gelen benleri içerir. Birkaçının vücudunun çeşitli kısımları bıçaklar, damgalama demirleri veya iğneler tarafından hasar görmüş olabilir, Kelebek veya gizli dövmeler de yaygındır. Genel olarak, soy çizgilerinden alınan mağdurların daha sonraki işaretlere sahip olma olasılığı daha düşüktür, çünkü derileri "saf ve kusursuz kalır".


Bu bireylerin sofistike manipülasyonunun nihai amacı, fiziksel ve ruhsal alemleri yorumlayıcı anlayışımıza bağlı olarak gerçekçi olmayabilir. Soy çizgileri içindeki en derin ve en karanlık değişimlerin "Mesih karşıtı" ortaya çıkana kadar uykuda olduğu söyleniyor.


Bu "Yeni Dünya Düzeni" nin, büyük bir insan akını (muhtemelen klonlar veya "ruhsuz olanlar") eğitmek ve / veya başlatmak için geri arama emirleri ve talimatları içerdiği ve böylece sosyal kontrol programlarının yeni milenyuma uyarıldığı söylenebilir.


Biyolojik olmayan "eşleştirme", MONARCH programlamasında gözlemlenen bir başka tuhaf özelliktir.


Örneğin, birbiriyle ilişkili olmayan iki çocuk büyülü bir "ruh bağı" ritüelinde törensel olarak birbirlerine bağlanılabilir, böylece "sonsuzluk için ayrılmaz bir şekilde eşleştirilebilirler" (muhtemelen başka bir Mengele bağlantısı?). Esasen programlanmış bilgilerin iki yarısını paylaşırlar ve birbirlerine bağımlı olurlar.


Astral izdüşüm, telepati, ESP, vb. gibi paranormal fenomenler, bu sürece maruz kalanlar arasında daha belirgin görünmektedir.


MONARCH Programlama Düzeyleri [11]

  1. ALPHA: Temel kontrol kişiliğinde "genel" veya düzenli programlama olarak kabul edilir; önemli ölçüde artan fiziksel güç ve görme keskinliği ile birlikte son derece belirgin hafızada tutma ile karakterize edilir. Alfa programlama, özünde sol beyin-sağ beyin bölünmesine neden olan ve nöron yolu uyarımı yoluyla programlanmış bir L ve R birleşmesine izin veren kurbanların kişiliğini kasten alt bölümlere ayırarak gerçekleştirilir.
  2. BETA: "Cinsel" programlama olarak adlandırılır. Bu programlama, öğrenilen tüm ahlaki inançları ortadan kaldırır ve engellerden yoksun, ilkel cinsel içgüdüyü uyarır. "Cat" değiştiricileri bu seviyede çıkabilir.
  3. DELTA: Bu, gizli operasyonlarda özel ajanların veya elit askerlerin (yani Delta Force, Birinci Dünya Taburu, Mossad, vb.) Eğitimi için geliştirilen "katil" programlama olarak bilinir. Optimal adrenal çıktı ve kontrollü saldırganlık belirgindir. Denekler korkudan yoksundur; görevlerini yerine getirirken çok sistematik çalışırlar. Kendini imha etme veya intihar talimatları bu seviyede yer alır.
  4. THETA: "Psişik" programlama şekli. Soy çizgileri (çok kuşaklı Şeytani ailelerden gelenler), telepatik yeteneklere sahip olmaları için soy çizgisi olmayanlara göre daha yüksek bir eğilim sergiledi. Bununla birlikte, belirgin sınırlamaları nedeniyle, biyo-tıbbi insan telemetri cihazları (beyin implantları), mikrodalgalar ve / veya elektromanyetik kullanan yönlendirilmiş enerji lazerleri gibi çeşitli elektronik zihin kontrol sistemleri formları geliştirildi ve tanıtıldı. Bunların son derece gelişmiş bilgisayarlar ve gelişmiş uydu takip sistemleri ile birlikte kullanıldığı bildirilmektedir.
  5. OMEGA: "Kod Yeşili" olarak da bilinen "kendini yok eden" bir programlama şekli. Karşılık gelen davranışlar arasında intihar eğilimleri ve / veya kendini yaralama bulunmaktadır. Bu program genellikle mağdur / kurtulan tedaviye veya sorgulamaya başladığında ve çok fazla hafıza kurtarıldığında etkinleştirilir.
  6. GAMMA: Sistem korumasının başka bir biçimi, yanlış bilgi ve yanlış yönlendirmeyi ortaya çıkaran "aldatma" programlamasıdır. Bu seviye demonoloji ile iç içedir ve uygunsuz bir şekilde devre dışı bırakılırsa daha sonra kendini yenileme eğilimindedir. 
Yöntem ve Bileşenler

İlk süreç, genellikle doğumdan yaklaşık altı yıla kadar olan öznede ayrışma yaratmakla başlar.


Bu öncelikle elektroşok (ECT) kullanılarak gerçekleştirilir ve bazen çocuk annenin rahminde olsa bile gerçekleştirilir.


ECT, cinsel istismar ve diğer yöntemlerle ortaya çıkan şiddetli travma nedeniyle zihin, çekirdekten alternatif kişiliklere ayrılır. Eskiden Çoklu Kişilik Bozukluğu olarak adlandırılan bu durum, şu anda Ayrımcı Kimlik Bozukluğu olarak tanınmaktadır ve MONARCH programlamanın temelini oluşturmaktadır.


Mağdurun zihninin daha da şartlandırılması, hipnotizma, çift bağlı baskı, zevk ağrılarını tersine döndürme, yiyecek, su, uyku ve duyusal yoksunluk ile birlikte bazı serebral fonksiyonları değiştiren çeşitli ilaçlarla geliştirilir.


Bir sonraki aşama, belirtilen değişikliğe ayrıntılı komutları veya mesajları gömmek ve sıkıştırmaktır.


Bu, bilinçaltı ve bilinçdışı zihne nöron yollarının RNA örtüsünü etkileyen duyulmayan ses dalgaları veya harmonikler yayan bilgisayarla çalışan jeneratörlerle birlikte yüksek teknoloji kulaklıkların kullanılmasıyla elde edilir.


"Sanal Gerçeklik" optik cihazları bazen titreşimli renkli ışıklar, bilinçaltılar ve bölünmüş ekran görselleri yansıtan harmonik jeneratörlerle eşzamanlı olarak kullanılır. Daha sonra bellek eritmek için yüksek voltajlı elektroşok kullanılır.


Programlama periyodik olarak güncellenir ve görsel, işitsel ve yazılı ortamlarla güçlendirilir. İlk programlama temalarından bazıları Oz Büyücüsü ve Alice ve Harikalar Diyarı'nı içeriyordu.


Son Disney filmlerinin ve çizgi filmlerinin çoğu iki kat olarak kullanılıyor:

  • Bilinçaltı ve nöro-dilsel programlama kullanarak nüfusun çoğunluğunu duyarsızlaştırma
  • Çok etkileyici MONARCH çocuklarının temel programlaması için kasıtlı olarak belirli tetikler ve anahtarlar oluşturmak. 
Bilinçaltı programlamanın nasıl çalıştığının en iyi örneği, merakla "33." (İskoç Riti Masonluk'ta en yüksek derece) animasyon filmi olarak faturalandırılan son Disney sinematik hissi Pochahontas'a bakmaktır.

Filmde, Büyükanne Willow, annesiz Pochahontas'a kalbini dinlemek ve içindeki tüm cevapları fark etmesine yardımcı olmak için danışmanlık yapan 400 yıllık mistik bir ağaçtır. Büyükanne Willow sürekli olarak "çift konuşma" ile konuşuyor ve "ters çevirmeler" kullanıyor (yani "Bazen doğru yol en kolay yol değildir"; ezoterik türev: sol yol [yıkıma yol açan yol] en kolay olanıdır .


Illuminati Structured MPD Systems'da söğüt ağacı, Druidizmin gizli güçlerini temsil eder.


Söğüt Ağacı Programlama ile ilişkili karanlık ruhsal uygun bağlardan bazıları şunlardır: Ağacın dallarının, yapraklarının ve kök sistemlerinin içsel görüntüleri çok önemlidir:

  1. Dalları, ritüellerde kurbanları "temizlik" amacıyla kırbaçlamak için kullanılır
  2. Söğüt ağacı şiddetli hava koşullarına (fırtınalara) dayanabilir ve esnekliği veya baskılara uyumu ile bilinir. Programlamanın mağdurları /kurtulanları, kaçma umudu olmadan söğüt dalları ile kuşatıldıklarını açıklarlar.
  3. Söğüt ağacının derin kök sistemi kurbanı / kurtulanı hipnotik bir transtayken uçurumun derinliklerine ve en dibe inmiş gibi hissettirir. [12] 
Müzik, değişken tonların, ritimlerin ve kelimelerin kombinasyonlarıyla programlamada önemli bir rol oynar.

Frightmeister Stephen King'in sayısız romanı ve onu izleyen filmleri, bu tür kötü amaçlarla kullanıldığı güvenilir kaynaklarla anlatılıyor. En son kitaplarından biri olan Uykusuzluk, King'in resmini gözün altında "WE AS SLEEP SLEEP" (MPD / DID'li birinin göstergesi) tetik ifadesi ile sunuyor.


Temel programlamayı güçlendirmek için kullanılan diğer ortamların kısmi bir listesi:

  • Pinnochio (Pinokyo)
  • Sleeping Beauty (Uyuyan Güzel)
  • Snow White (Karbeyaz)
  • Beauty and the Beast (Güzel ve Çirkin)
  • Aladdin (Alaaddin)
  • The Little Mermaid (Küçük Deniz Kızı)
  • The Lion King (Aslan Kral)
  • E. T. (ET)
  • Star Wars (Yıldız Savaşları)
  • Ghost Busters (Hayalet Avcıları)
  • Trancers II
  • Batman (Yarasa Adam)
  • Bewitched (Büyülenmiş)
  • Fantasy Island (Fantastik Ada)
  • Reboot (Yeniden Başlatma)
  • Tiny Toons (Minik Toons)
  • Duck Tails Ördek Kuyrukları)
  • The Dead Sea Scrolls (Ölü Deniz Parşömenleri)
  • The Tall Book of Make Believe (İnandırmanın Uzun Kitabı)
MONARCH programlamanın bazı yönlerini tasvir eden veya yansıtan birkaç film, Hell raiser 3, Raising Cain, Labyrinth-Labirent, Telefon, Johnny Mneumonic, Point of No Return-Geri Dönülmeyen Nokta, The Lawnmower Man-Çim Biçme Makinesi Adamı ve Closet Land-Dolap Adası. 

Programcılar ve Yerler


"Bu güçler" tarafından yayılan önemli miktarda dezenformasyon ve çapraz kontaminasyon nedeniyle bu şeytani projenin orijinal programcısının kim olduğunu anlamak zordur.


 Dr.Gruenbaum adında bir Yahudi doktor ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerle işbirliği yapan ve soğukkanlılığı ve vahşeti hesaplayan Dr. Green renk kodlu adı ile Dr. Josef Mengele, sadece Auschwitz'ten kurtulanların ruhlarını değil, aynı zamanda dünya çapında sayısız kurbanı da korkutan bilinen iki isimdir.


Mengele’nin meşhur Auschwitz toplama kampındaki doğrudan etkisi, Nürnberg Duruşmaları sırasında kuşkulu bir şekilde önemsenmedi ve sonuç olarak ABD ve müttefikleri tarafından ele geçirilmesi yönünde yoğun bir çaba gösterilmedi. [13]


ABD'li yetkililer, nerede olduğu konusunda ciddi araştırma yapanların kafasını karıştırmak için Mengele'nin Paraguay veya Brezilya'da tehdit edici olmayan bir münzevi olduğunu veya sadece öldüğünü bildirecekti ("Ölüm Meleği" mucizevi bir şekilde en az beş farklı zamanda hayata dönmüş olmalı).


Onun, binlerce hayata malolan eşi benzeri görülmemiş araştırması, şüphesiz ABD'nin çıkarları için önemli bir bonus oldu. Dr. Green takma adını kullanmanın yanı sıra, hayatta kalanlar onu Vaterchen (baba), Schoner Josef (güzel Joseph), David ve Fairchild olarak biliyorlardı. Hafif yakışıklı zarif bir adam olan Mengele, yumuşak tavırlarıyla insanları etkisiz hale getirirken, diğer zamanlarda şiddetli öfkelerle patlardı. [14]



Hayatta kalanlar tarafından hatırlanan diğer özellikler, ileri geri tempolu parlak siyah çizmelerinin kadansıydı ve "Seni seviyorum / seni sevmiyorum" papatya oyunuydu.

Son papatya yaprağını kopardığında programladığı diğer çocuğun önünde küçük bir çocuğa kötü bir şekilde işkence yapar ve onu öldürürdü. Perişan bir şekilde kurtulanlar ayrıca, onları kötüye kullanmak için eğitilmiş maymunlarla çıplak kafeslere atıldıklarını hatırladılar. Açıkçası, Mengele insanları hayvan seviyesine düşürmekten zevk alıyordu. Ayrıca kurbanlarını ağlamaktan, çığlık atmaktan veya aşırı duygusal tepki göstermelerini kasıtlı olarak engellerdi.


Dr. White olarak da bilinen Dr. D. Ewen Cameron, Kanada, Amerikan ve Dünya Psikiyatri Derneklerinin eski başkanıydı. Cameron'un kapsamlı deneyimi ve kimlik bilgileri nedeniyle, ClA'dan Allen Dulles, Cameron gibi acımasızca başkanlık ettiği İnsan Ekolojisinin Araştırılması için toplum gibi kuruluşlarda milyonlarca dolar topladı.


Deneyler Montreal'de çeşitli yerlerde, çoğunlukla McGill Üniversitesi, St Mary's Hastanesi ve Allan Memorial Enstitüsü'nde gerçekleştirildi.


Elektroşok ilaç enjeksiyonları ve lobotomiler gibi geleneksel psikiyatrik tiranlık yöntemlerinin yanı sıra Cameron, şüpheli olmayan hastaların birkaç hafta boyunca bir ilaca bağlı komada tutulduğu ve kafalarına bağlanmış elektronik kasklarla tekrar eden işitsel mesajları değişken hızlarda ileten bir elektroşok rejimi uyguladığı "psişik sürüş" tekniğini tasarladı. [15]


Kobay olarak kullanılanların birçoğu, Roma Katolik yetimhane sistemi tarafından çalıştırılan istismar edilmiş çocuklardı.


Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Dr Cameron çoğu psikiyatri dergisinin dışında bırakılmıştır. Bu aslında büyük ölçüde, MKULTRA Projesi'nin 1970 yılında, Kanada'da hayatta kalanlar ve aileleri tarafından açılan davalar yoluyla kamuya açık hale gelmesinden kaynaklanmış olabilir. CIA ve Kanada hükümeti, herhangi bir haksızlığı resmi olarak itirafa zorlanmamak için mahkemeden uzakta tutulmuştur.


DIA'nın psikolojik Savaş Bölümü'nden eski bir ABD Ordusu Yarbayı Michael Aquino, hükümet destekli sadistler serisinin en sonuncusudur. Nazi pagan ritüellerine takıntılı eksantrik bir dahi olan Aquino, Anton LaVey'in Şeytan Kilisesi'nin bir dalı olan Set Tapınağı'nı kurdu. Aquino, çocuk taciziyle suçlandığı Presidio Ordu Üssü gündüz bakım skandalıyla bağlantılıydı.


Genç kurbanların ebeveynlerinin yaşadığı dehşete rağmen, tüm suçlamalar reddedildi. Kod olarak adlandırılan "Malcolm", Aquino'nun bir MONARCH kölesinin nasıl oluşturulacağı konusunda eğitim bantları geliştirdiği ve MONARCH kölelerinin dağıtımında devlet / Askeri İstihbarat ile çeşitli suç örgütleri ve gizli gruplar arasında irtibat olarak çalıştığı bildirildi. [16]


Heinrich Mueller, "Dr. Blue" veya "Gog" kod adlarına giren bir başka önemli programcıydı. Görünüşe göre ticaretini sürdüren iki oğlu var. Orijinal "Dr. Black" anlaşıldığına göre, Vietnam Savaşı sırasında Ortak Kurmay Başkanları'nın komutanı olan ölen General Earle G. Wheeler'ın yeğeni Leo Wheeler'dı.


Wheeler'ın korunanı, E. Hummel Kuzeybatı'da W. Bowers (Rothschild soyundan) ile birlikte aktiftir.


Geçmiş ve şimdiki diğer ana zihin manipülatörleri:

  • Dr. Sydney Gottleib
  • Yarbay John Alexander
  • Richard Dabney Anderson (USN)
  • Dr. James Monroe
  • Dr. John Lilly
  • Binbaşı Thomas Narut
  • Dr William Jennings Bryan
  • Dr. Bernard L. Diamond
  • Dr. Martin T. Orne
  • Dr. Louis J. West
  • Dr Robert J. Lifton
  • Dr. Harris Isbel
  • Albay Wilson Green
MKULTRA'nın kolayca tespit edilmesini önlemek için, CIA alt projelerini üniversiteler, hapishaneler, özel laboratuvarlar ve hastanelerde uzmanlaşmış araştırma ve geliştirme alanlarına ayırdı. Tabii ki, hükümet bağışları ve çeşitli fonlarla cömertçe ödüllendirildiler.

MONARCH programlama denemesinde yer alan bazı büyük kurumların isimleri ve yerleri:

  • Cornell
  • Duke
  • Princeton
  • UCLA
  • University of Rochester
  • MIT
  • Georgetown University Hospital
  • Maimonides Medical Center
  • St. Elizabeth’s Hospital (Washington D.C.)
  • Bell Laboratories
  • Stanford Research Institute
  • Westinghouse Friendship Laboratories
  • General Electric
  • ARCO
  • Mankind Research Unlimited
"Nihai ürün" genellikle maksimum güvenlik gerektiren askeri tesisler ve üslerde yaratıldı. (Yeniden) programlama merkezleri veya ölüme yakın travma merkezleri olarak adlandırılanlar arasında en yoğun olarak tanımlananlar:
  • China Lake Naval Weapons Center- Çin Gölü Deniz Silahları Merkezi
  • The Presidio
  • Ft. Dietrick
  • Ft. Campbell
  • Ft. Lewis
  • Ft. Hood
  • Redstone Arsenal
  • Offutt AFB
  • Patrick AFB
  • McClellan AFB
  • MacGill AFB
  • Kirkland AFB
  • Nellis AFB
  • Homestead AFB
  • Grissom AFB
  • Maxwell AFB
  • Tinker AFB
Büyük programlama siteleri olarak tanınan diğer yerler:
  • Langley Research Center- Langley Araştırma Merkezi
  • Los Alamos National Laboratories-Los Alamos Ulusal Laboratuvarları
  • Tavistock Institute
  • Areas in or by Mt. Shasta, CA, Lampe, MO and Las Vegas, NV.
Önemli İsimler

Bir MONARCH gizli ajanının belgelenen ilk vak'alarından biri, 1940'ın seksi modeli Candy Jones'dur. Candy Jones'un Kontrolü (Playboy Press) kitabı, 12 yıllık entrikaları ve şüpheleri CIA için bir casus olarak tasvir ediyor.


Doğum adı Jessica Wilcox olan Jones, görünüşe göre fizyolojik profile, hükümetin "bilimsel" projesi MKULTRA'nın altında ilk deneylerden veya insan kobaylarından biri olarak uyuyor.


MONARCH monomani'nin en yaygın örneği, Cathy O'Brien'ın TRANCE Formation of America: The True Life Story of a ClA Slave -Amerika'nın TRANCE Formasyonu: Bir ClA Kölesinin Gerçek Hayat Hikayesi kitabında ortaya çıktı. Arka kapakta açıkça belirtiyor,


    "Cathy O'Brien, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA)'nın MKULTRA Projesi Monarch zihin kontrol operasyonunun tek konuşan ve kurtarılan mağdurudur." (İlgili Raporu Okuyun)  (Aşağıda yayınladığımız Seçkin Deniz'in Notu'na bakınız)

Bu belgelenmiş otobiyografi, O'Brien'ın sapkın ensest yıllarını ve sapkın babası tarafından Project MONARCH'a zorla sokulmasının kanıtlarını içermektedir.


Kurtarıcısı ve deprogramcısı olan ortak yazar Mark PhiIlips ile birlikte, Cathy neredeyse inanılmaz bir komplocu suç dizisinin içinde: dünya uyuşturucunun üst kademelerinde bulunanlarla fahişelik (beyaz kölelik), "uyuşturucu katır" ve kurye olarak gizli ödevler ve ülke-batı müzik endüstrisinin yasadışı CIA faaliyetleri ile ilişkisi.


MONARCH Projesi kapsamında neredeyse yirmi yıl süren yıkıma maruz kalan cesur bir kurtulan olarak Paul Bonacci, geniş çaplı suçlar ve belediye / eyalet düzeyinden Beyaz Saray'a kadar yolsuzluğun güçlü ve destekleyici kanıtlarını açıkladı. [17]


Nebraska'daki Boy's Town'dan seçilen ve yakınlardaki Offut AFB'ye götürülen cinsel tacize uğramış erkeklerden bahsetti ve burada esas olarak Komutan Bill Plemmons ve eski Yarbay Michael Aquino tarafından yönetilen yoğun MONARCH programına tabi olduklarını söyledi. [18]


Genç erkekler akıllarını kaybedene kadar işkence gördükten sonra, (birkaç kız ile birlikte), ülkenin siyasi ve ekonomik güç brokerlerinin birçoğuyla pornografi ve fuhuş için kullanıldılar. Bonacci, Hava Kuvvetleri üssünden kargo uçakları ile Kaliforniya'daki McClelland AFB'ye taşındıklarını hatırladı. Diğer talihsiz ergenler ve gençlerle birlikte, seçkin bir gizli yer olan Bohemian Grove'a götürüldüler.


Failler bu masum kurbanlardan tam anlamıyla faydalandılar ve sapkın arzularını tatmin etmek için düşünülemez sapkınlıklar gerçekleştirdiler. Görünüşe göre bazı kurbanlar zaten dehşete kapılmıştı ve direnişleri kırılmış çocuklar daha da travmatize ederek öldürüldü.


Doyumsuz bir marjinal yetenek oyuncusu (şimdi merhum), ahlaki açıdan bozuk bir TV evangelisti, madalyalı eski Yeşil Bereli subay ve popüler bir batı şarkıcısı MONARCH deliliğine yenik düşmüş birkaç kişi.


Lee Harvey Oswald, Sirhan-Sirhan, Charlie Manson, John Hinckley Jr., Mark Chapman, David Koresh, Tim McVeigh ve John Salvi, MKULTRA'nın ortaya çıkardığı piyonlardan şüphelenilen bazı aldatıcı isimlerdir.


Cathy O'brien hakkında ek bilgiler için tıklayınız.


Deprogramcılar ve Exposerler


Utah Üniversitesi'nden bir psikolog olan Dr. Corydon Hammond, 
25 Haziran 1992'de Alexandria-Virginia'da Dördüncü Yıllık Doğu Kötüye Kullanım ve Çoklu Kişilik Konferansı'nda "MPD'de Hipnoz: Ritüel İstismar" başlıklı çarpıcı bir konferans verdi.


Esasen, akıl sağlığı profesyonellerinin oluşturduğu dikkatli kalabalığın 
müşterilerinin belirli bir yüzdesinin yoğun bir şekilde sistematik bir şekilde zihin kontrol programlamasına tabi tutulduğuna dair şüphelerini doğruladı.


Hammond, Nazi bağlantısına, askeri ve CIA zihin kontrolü araştırmalarına, Yunan harf ve renk programlamasına atıfta bulundu ve bir tür işlevsel koşullandırma ile ilgili olarak Monarch Projesinden özellikle bahsetti. Çığır açan konuşmasından kısa bir süre sonra ölüm tehditleri aldı. Ailesinin güvenliğini tehlikeye atmak istemeyen Dr. Hammond, takip bilgilerini yaymayı bıraktı.


Savunma Bakanlığı'nın eski bir elektronik alt yüklenicisi olan Mark Phillips, ABD hükümeti tarafından yürütülen en gizli zihin kontrol faaliyetlerinin bir kısmına özel olarak katılmıştı.


MONARCH Projesi kapsamında bir “Başkanlık Modeli” olan Cathy O'Brien için merak uyandırıcı tavrı, güçlü vicdanı ve içten duyduğu endişe, onu 1991'den itibaren bu büyük aldatmacanın iç işleyişini açığa çıkarmaya teşvik etti. O'Brien esaretten kaçırdı ve Alaska'da yaklaşık bir yıl sonra onu yeniden programlamayı başardı.


Phillips'in iddialarının doğruluğundan şüphelenenlerin eleştirileriyle tartışılmaya devam ediyor.


New Orleans terapisti Valerie Wolf, 15 Mart 1995'te Washington D.C.'de Başkan'ın İnsan Radyasyon Deneyleri Komitesi toplanmadan önce iki kadın hastasını tanıttı. Bu iki cesur kadın tarafından yapılan şaşırtıcı tanıklıklarda, Alman doktorların uygulamalarında, işkence, uyuşturucu, elektroşok, hipnoz ve tecavüzün yanı sıra belirsiz miktarda radyasyona maruz kalmaları da vardı. Hem Wolf hem de hastaları, bu CIA programının anılarını regresyon veya hipnoz teknikleri olmadan kurtardıklarını belirttiler. [19]


Wolf, zamanının çoğunu bu tür hayatta kalanlara danışmanlık yapmaya ayırıyor.


Atlantic Richfield Co.'nun eski bir iş avukatı David E. Rosenbaum, PA, Monaca'daki bir ARCO fabrikasında çok sayıda çalışanın fiziksel işkence ve zorla koşullandırılması iddialarıyla ilgili dokuz yıllık bir soruşturma (1983-1992) gerçekleştirdi. [20]


Müşterileri Jerry L. Dotey ve Ann White, görünür radyasyona maruz kalmanın kurbanlarıydı; ancak Bay Rosenbaum daha sonraki görüşmelerde daha derinlemesine araştırma yaparken bir "Pandora'nın Kutusu" ortaya çıktı.


En şaşırtıcı sonucu, Jerry Dotey ve Ann White'ın kısmen fotoğraflardaki esrarengiz benzerliğe (yüz özellikleri; kemik yapısı ve boyutlar göz önünde bulundurularak) bağlı olarak Adolf Hitler'in ürünüydü.


Rosenbaum ayrıca, "İkisi de ikiz olduklarını gösteren duygu ve deneyimler sergiliyorlar" dedi.


Dotey ve White'ın ilaca bağlı hipnoz altındayken her birinin iş yeri hekimleri tarafından en az üç eğitim tekniğine maruz kaldıkları iddia edildi.


Her mağdur, belirli bir uyaranın ortaya çıkması üzerine, genellikle bir "işaret" kelimesi veya ifadesi içeren bir hipnotik duruma girmek ve hipnotik durumda neyin geçtiğini "unutmayı" hatırlamak için eğitilmişti. Belirli duruma neredeyse otomatik reaksiyonlar üretmek için tekrar tekrar özdeş uyaran-tepki dizisine tabi tutulmuşlardı.


Rosenbaum'a göre MKULTRA çalışanları Dr. Bernard Diamond, Dr. Martin Orne ve Dr. Josef Mengele ARCO fabrikasını düzenli olarak ziyaret ettiler. Dotey ve White'ın özel şartlandırması, çift Alman kişiliklerinin yapay olarak yaratılması için tasarlandı. Yahudi olan Rosenbaum, görünüşteki güvensiz koşullara rağmen, ikisi ile derin bir dostluk kurdu.


Yeniden programlamaya katılan diğer tanınmış terapistler Cynthia Byrtus, Pamela Monday, Steve Ogilvie, Bennett Braun, Jerry Mungadze ve Colin Ross'dur. Bazı Hıristiyan danışmanlar, programlamanın bazı bölümlerini sınırlı bir başarı ile ortadan kaldırabilmiştir.


Konuya yakın zamanda katkıda bulunan gazeteciler ve çalışmaları: Walter Bowart-
Zihin Kontrolü Operasyonu, Jon Rappoport-ABD Hükümeti'nin Çocuklara Yönelik Zihin Kontrolü Denemeleri ve Alex Constantine-ABD'deki Psişik Diktatörlük.


Sonuç


Bir devlet görevlisi tarafından, MONARCH Projesi'nin olası varlığı hakkında yapılan en suçlayıcı açıklama, New Federalist adlı yayının yazarı Anton Chaitkin tarafından ortaya çıkarıldı.


Eski CIA Direktörü William Colby doğrudan, "Monarch ne olacak?" diye 
sorulduğunda öfkeyle ve belirsiz bir şekilde, "Bunu 1960'ların sonu ile 1970'lerin başı arasında durdurduk." diyerek cevaplamıştı.


Toplumun, görünür bilişsel uyumsuzluk durumlarında, genel olarak bu çok yönlü komplonun aşırı isyana sürükleyen delillerinin inkar edildiğini söylemek yeterli.


MONARCH Projesi'nde çok sayıda kurban/ sağ kalan, umutsuz bir yardıma ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte, insanların büyük çoğunluğu bu ağır yaralı bireylere karşı gerçek bir merhamet gösteremeyecek kadar kendileriyle meşgul. Kayıtsızlık, bu dünyanın konforunda var olmayı seçen kitlelerin zihinlerini kontrol altına aldı. 
Böylece gerçeklik, görelilik ve bencillik tarafından gizlendi.


<<SA7829/SD1425: Distopya'dan Çıkış; Anlatsanıza Riyâkârlar; Sizde mi Hainsiniz?





Seçkin Deniz, 26.01.2020, Sonsuz Ark, Ağacın Çürümüş Yaprakları-50, Sorgulamalar


Seçkin Deniz'in Notu:

"Aşağıdaki içerik çocuklar için uygun değildir!"


Cathy O'Brien


Aşağıdaki içerik şu ​​kitaptan alıntılanmıştır: Amerika'nın Transformasyonu- Trance Amerika'nın Oluşumu: CIA Zihin Kontrolü Kölesinin 1995 Gerçek Hayat Hikayesi, Cathy O'Brien- Mark Phillips


"Trance Formation of America-Amerika'nın Trance Formasyonu belgelenmiş olan hükümet zihin kontrolü projesinin bir kurbanının otobiyografisidir. Cathy O'Brien, Merkezi İstihbarat Ajansı'nın MK-Ultra Projesi'nin Monarch zihin kontrol operasyonundan kurtulan ve iyileşerek konuşan tek kurbanıdır. CIA'in Langley-Virginia'daki karargahının beyaz zeminine işlenmiş Kutsal Kitaptan ve Saint John'un yazılarından alıntılanan şöyle bir ifade vardır: ... 've gerçek sizi özgürleştirecektir.' Bu ifade, ajans gibi, tam gerçekliktir. Üzerine inşa edildiği bina, psikolojik savaşı kolaylaştırmak için dünyanın en başarılı yalan üreticisine ev sahipliği yapmaktadır."


Trance Amerika'nın Oluşumu


7 Mayıs 1966'da Cathy O'Brien adında 9 yaşındaki bir çocuk, gelecekteki boyutlararası keşifler için hazırlandığı iddiasıyla "Sessiz Kalan Ayin" adlı gizli bir ritüele maruz bırakıldı.


"Vatikan için çalışıyorum ve şimdi de öyle," [Michigan Eyalet Senatörü, Guy] VanderJagt bana. "Kutsal Katolik kilisesi ile yeni bir antlaşma yaptınız. Bu antlaşmayı asla bozmamalısınız."


O zamanlar hala sorgulayabiliyordum, "Ahit nedir?" diye sordum.


VanderJagt yanıtladı:


"Bir antlaşmadır, kilisenin başından beri bildiği sırları saklama sözüdür. Papa'nın tüm sırları Vatikan'da kilit altına alındı. Bob Amcan ve ben Vatikan'a gittik. Kilise'nin İsa'nın ortaya çıkmasından çok önce yazılmış sırlarını öğrendik. Dominik rahipleri Nuh'un yeni dünyaya taşıdığı antlaşmayı korudular. Onlar sırrı sakladılar. Sırlar parşömen üzerine yazılmış ve Vatikan'da gizli bir yerde tutulmaktadırlar. Konumunu veya içeriğini asla açıklamamak için Sessizlik yemini ettiler. Söz vermelisiniz. Sırrınızı mezara taşımalısınız. Annenizden, babanızdan, herkesten gizli tutun"


VanderJagt, genç zihnimi, MPD / DID ile eşanlamlı olarak belleğin bölümlerini kontrol etmek için Project Monarch programcıları tarafından kullanılan gelecekteki "iç / iç boyutlu" programlama temalarının temelini oluşturan İncil yorumuyla doldurmaya devam etti.


"İsa hepsini gördü," dedi VanderJagt bana. "O boyutlar, ölüm yolunda görebileceğin yerler. Bu yüzden onlara ölüm deniyor. Mesih'in öldüğünü ve cennete giderken gördüğü her şeyi anlatmak için geri döndüğünü hatırlaman gerekir. Üç gün geçmişti, ama zaman, diğer boyutlarda aynı olmadığı için olduğundan çok daha uzundu. Araf bir diğer boyuttur. Cehennem birdir. Ve aralarında bir sürü başka bölümler var. Oz başka bir boyuttur. Gökyüzü, keşfedilmeyi bekleyen tüm dünyaların sınırı değildir. Evrenin sırlarını öğrenerek tüm bu boyutların içine ve dışına seyahat edebilirsin. Kilise için bu diğer dünyaları keşfetmek için seçildin. Sessizliğin sesini dinle ve görevlerinde seni yönlendiren o sesi duyacaksın. Pembe haç Dorothy'nin yakut terliklerine benziyor. Diğer boyutlara seyahat ederken pembe haçını asla çıkarma, her zaman eve dönebileceksin. "


Peder Don [görünüşe göre Muskegon'un Assisi Kilisesi'nden St.Francis], VanderJagt'a katledilmiş bir kuzunun kanında banyo yapan bir ritüelde eşlik etti ve daha sonra bu iğrenç kan travmasıyla zihinsel programlama için belirlenen algıların temelini attı zihnimin derinliklerinde.


Programlama için atılan bu temel, Cizvit rahiplerinin “sırları saklamak için değil, aynı zamanda hala akıllarını ve iç rehberliklerini duyabilmeleri” için aldıkları Sessizlik Yemini'ne de bağlıydı. Yaptıkları "Sessiz Kalmak için Ayini"nin sırlarını saklamamı sağlayacaklarına inanan, Peder Don ve Guy VanderJagt beni sübyancı sapkınlıklarına maruz bıraktı.


İkisi "yalanacak iyi bir Cathy" olduğuma dair şaka yaptı.


[...]


Cox, Johnston'un ofisinden çağrıldı ve bütün ilgisini bana yöneltti.


Senatör [ABD Senatörü Robert C. Byrd, D.West Virginia] ile yalnız kaldığımda, Johnston [ABD Senatörü J. Bennett Johnston, daha önce USPECC'ye bağlanmış olan Reston'da daha önce Shreveport General Dynamics Ar-Ge'den D. Louisiana, VA Columbia Gas yönetim kurulu ve Washington merkezli Johnston ve Associates CEO'su] gelecekteki programlama için fikrimi ve nihayetinde inançlarımı ve algılarımı manipüle etti.


Bana dramatik bir şekilde, Donanma pirincinden yapılma, kime ait olduğu bilinmeyen el sıkışan bir resme gönderme yaptı:


"1943'te, daha sonra Philadelphia Deneyi(*) olarak bilinen şeyle zamanın dokusuna bir delik açıldığı o kader günü oradaydım. Bütün bu iyi çocuklar, Atlantis kaybolmalarına paralel olan tuhaf bir olayda gemileriyle birlikte kayboldu. Boyutları kaydırmak ve düşman için görünmez olmak için bir girdap yaratıldı. Bu, en yüksek beklentilerin ötesinde bir başarıydı ve bu bilgi evrensel seyahat başlatmamızı sağladı. Ay'da bir adamımızın olması hiç de şaşırtıcı değil. Uzak gezegenlere ve galaksilere seyahat etmek, boyutsal seyahatin yüksek teknoloji sihirbazına kıyasla Mickey Mouse'dur. Boyutlar arası seyahat, mesafe ve hız da dahil olmak üzere tüm zaman ölçülerini aşar. Zaman dokusu yırtıldığında,  galaksiler arası yolculuğa, hem bu boyutun içinde hem de dışında - ve geleceğin içine ve dışına ve geçmişe açıldık. Olayları değiştirmek için zamanda geriye giderek tarihin gidişatını değiştirebiliriz, ya da geleceğe sıçrayabilir ve henüz yaşanmamış olayların bilgeliğini ve bilgisini kazanabiliriz. Geçmişi kontrol ederek geleceği kontrol edebiliriz. Şu anda bu, Philadelphia Deneyi yoluyla kazanılan görelilik ve yetenekler teorisine göre nispeten kolay bir iştir. Kendime bir ET(dünya dışı) olarak geri döndüm. Ve gemimiz bu dünyaya uzay gemisi olarak geri döndü. O kader gününde evrenin anahtarlarını kazandım ve onları şimdi yanımda taşıyorum ve Seçilmiş olanlarla aynı anda sadece bir veya iki Anahtar paylaşıyorum. Sen Seçilmiş Birisin (Johnston kasıtlı olarak Rite to Rement Sessiz koşullandırmasıyla etkileşime giriyordu) ve bu nedenle gezegenler arası seyahatin giriş ve çıkışlarını öğrenmelisin. Görevin boyutlar arası. Benden öğrenerek sonsuz boyutlara yayılabilirsin. Benden al, oralara gidiyorsun, evlat. Ve sana oraya ışık sürerek ulaşmayı öğreteceğim. Sana temelini öğreteceğim ve sen de ışık işini yap. Evrenin anahtarı ışık hızında yatmaktadır. Seyahat etmenin tek yolu ışık ışınıdır. Işığa gitmeyi öğreneceksiniz ... Senin görevin zamanla tamircilik öğrenmek. Seni o yolculuğa çıkaracağım. Şimdi benimle gel. Bu uçağı terk edip bir başkasına binmenin zamanı geldi."


Johnston beni General Dynamics Corporation'ın ofisinden Barksdale Hava Kuvvetleri Üssü havaalanına götürdü.


Görünüşe göre Barksdale'de tanınmıştı ve küçük bir kargo uçağı bizi hedefimize, Oklahoma'daki Tinker Hava Kuvvetleri Üssüne götürmeye hazırdı.


[...]


Yüzler Hakkında


Kelly'nin (Cathy'nin çok genç kızı) korkunç cinsel istismar yoluyla George Bush'un "Mahalle"sine girmesinden kısa bir süre sonra Bush, üzerimdeki kontrolleri arttırdı.


Zihin kontrol uzmanımız Alex Houston, Bush'la ayrı ayrı planlanan toplantılar için Kelly ve beni Washington DC'ye götürmüştü.


Kelly, ajanlar tarafından o sabah onunla buluşmaya götürülmüştü, bu sırada ABD Senatörü Robert C. Byrd'ın yakındaki FBI Hoover Binasındaki ofislerinden birine çağrıldım. Orada, Byrd, Adalet Bakanlığı'nın kontrolünü talep ederek ve "kaçacağım ve saklanacağım bir yerin" olmadığını bir kez daha "kanıtlayarak" üzerimdeki baskılarını arttırdı.


Bush ile görüşmeme göre Byrd cep saatine bakıp Alice Harikalar Diyarında şifreli diliyle bana, "Geç kaldın, çok önemli bir tarihe geç kaldın" diyerek beni korkuttu.


Hoover Binasından kaçtım ve hemen dışarıda bekleyen Houston'la karşılaştım. Houston beni anlatılan " Değişen Yüz" sergisinin ve eskortlarımın beklediği Smithsonian'a hızla ulaştırdı. Bu bilgisayarlı sergi, bir bireyin yüzünün herhangi bir özelliği hafifçe değiştirerek nasıl radikal olarak farklı bir görünüm kazanabileceğini göstermektedir.


Sergi, programlanmış bir MPD olarak beni büyüledi, çünkü katlar genellikle değişen kişiliklerden dolayı kendilerini bir aynada rutin olarak tanıma fenomenlerini deneyimliyorlar. Bir katın yüzü genellikle her bir anahtarla hafifçe değişiyor, bu da dini toplulukların okültizmde "şeytani sahiplik" olarak adlandırılan algıları "doğruluyor".


Mantık, herkesin yüz ifadesinin duyguya, ten rengine ve tonlarına, kan basıncına ve belirli mikro kasları sıkarak veya gevşeterek değiştiğinin farkına varıldığında bu inancı hızla ortadan kaldırır. Bu doğal koşullar sofistike programlama sonuçları ile birleştirildiğinde bir MPD'nin yüz değişiklikleri daha abartılı olur.


"Cazibe Okulu", benim gibi hükümet köleleri üzerinde hazır bir kılık olarak bu doğal fenomenlere karşı bilinçaltı kontrolü sağlar ve seks kölelerinin "güzelliğini" maksimum potansiyele yükseltmeyi öğretir. Tamamen büyülenmiş gibi durduğumdan, eskortlarımı istenildiği gibi beklediğimden, ekranla olan ilişkimi düşünme veya mantıklı bir şekilde anlama yeteneğim yoktu.


Eskortlar yaklaştıkça Kelly'yi onlarla birlikte görmek beni rahatlattı. Her ne kadar gözle görülür şekilde değişmiş ve travma geçirmiş olsa da, hayatta olduğu gerçeği kavrayabildiğim tek şeydi. "Yüz Değiştiren" sergisini görünce heyecanla “George Amca [Bush] bana bununla ilgili bir kitap okudu!” diye haykırdı. Artık duyamayacak duruma geldiğimde Kelly'yi işleyicimiz Houston ile birlikte terk ettim.


Daha sonra çabucak Bush'un kaldığı yere götürüldüm, o zamana kadar orayı görmemiştim.


Kayrak mavisi olmasına rağmen, pelüş halılar ve Beyaz Saray ofisi gibi ince mobilyalar, kafes işleri ve daha küçük odalar farklı bir hava sağlamıştı. Bush bana anlatıldığı gibi dikkatlice önümde küçük bir ahşap tabure üzerinde oturuyordu.


Bu, kucağında tuttuğu büyük kitabın net bir şekilde görülebilmesini sağlamıştı. Son çizimler dışındaki tüm metinler ona bakarken, tüm resimler bana bakıyordu. Bu kitap, Bush'un en sevdiği programlama yöntemi olan “Sen Okudun Sen!”di. Bu ciltli kitabın kapağında tasvir edilen çocuk yüzü, ona bir çocuk hikaye kitabı görünümü vermişti. Yüzler Hakkında başlıklı bir makaleydi.


Bush “değişen yüzler” ve “okuduğum şey olma” dinamiklerini açıkladı. Hayatım boyunca Disney hikayeleri, Oz Büyücüsü, Alice Harikalar Diyarında, vb. aracılığıyla bu fikre koşullandırılmama rağmen, Bush'un "Sen Okuduğun Şeysin (Okuduğun Neyse Osun) You Are What You Read" programlama açıklamaları versiyonuna hazır değildim. Resimlerin kendileri ayrıntılıydı, aynalardan oluşan hipnotik tasvirler eklenmişti.


Görünüşe göre, güçlü yanılsamalar yaratırken, hipnotik, mecazi bir dilin şiirsel tınısından sonra sayfayı okurken kitabı zihnimde canlandıracaktım.


Karakterleri taklit etmesi, fantezinin gerçeklik haline gelmesini arzu eden etkisini daha da artırdı. Gerçekliği karıştırmaya yönelik bu olağanüstü çaba, bunu birkaç gün sonra başka bir kurbanla tartışmış olmasaydım, mükemmel bir şekilde işe yarardı.


Bush'un kitabının amacı, aşağıdaki pasajı içeren ilk birkaç sayfada açıkça açıklanmıştır:


Herhangi bir durumda, Başkan Yardımcısıyım ve Komutanım, emirlerime uyuyorsunuz. İlk komut önemlidir; dikkat edeceğiniz bir şeydir. Size bir kitap gönderdiğimde, okuduğunuz şey sizsiniz.


Bir Başkanlık Modeli zihin kontrollü kölesi olarak görev yaptığım süre boyunca Bush'un programına göre özel kitaplar aldım.


Ken Riley, Alex Houston ve hatta Ronald Reagan gibi önceden kurulmuş kanallar aracılığıyla dağıtılan bu kitaplar, nasıl yorumlanacaklarına ve kullanılacaklarına dair özel komutlarla tamamlanmıştı. Bazı kitaplar bana operasyonları öğretmek için kullanıldı; bazıları anılarımı fantezi ile karıştırmaya yönelik birer girişimdi; diğerleri ise banka hesabı hesap cüzdanı numaraları vb. gibi ilgili verilerle zihnimi yüklemek için kullanıldı.


Bana tarihi, güncel siyasi olayları ve Afgan Özgürlük Savaşçılarının gücünü okuduğum Afganistan adında bir ciltsiz kitap verildi. O zamandan beri okuduğum kitabın bana sağlanan içeriğinin hiçbir zaman kamuya açıklanmadığını öğrendim. Talimatlara göre, kitap ben ezberlemeyi bitirir bitirmez Bush'a geri gönderildi. Herhangi bir parçasının onu nasıl algılamamız gerektiğinin ötesinde bir gerçek içerip içermediğini merak ediyorum.


Robert Ludlum'un Bourne Identity ve William Diehl's Chameleon gibi casusluk hikayelerini okudum. Çoğunlukla, daha ileri eğitim ve karıştırmalar için buharlı seks romanları verildi. Kelly masallara, Steven Speilberg'in ET'sine, NASA NSA'nın operatörü George Lucas'ın Yıldız Savaşlarına ve kabusun Hiç Bitmeyen Hikayesine şartlandırılmıştı.


Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar'ı Kelly'nin yıllarca Lenny'nin sanık karakterinden "Bana ne yapacağımı söyle George" diyerek sürekli alıntı yapmasına neden oldu. Bunu her zaman zihinsel kurumda onu ziyaret etmeme izin verildiğinde yapıyordu. Ziyareti denetleyen terapist henüz bu programlama işaretini almamıştı ve Juvenil Court 'un Kelly'nin geçmişini veya terapisini tartışmamasını istedim.


Bush'un Yüzler Hakkında adlı kitabında "Sen Okuduğun Şeysin" adlı kitabın en etkili örneği, kertenkele benzeri "uzaylıları" tasvir eden bir "uzak, derin uzay" yerinden okuduğu sayfa sırasında ortaya çıktı.


Benim bir uzaylı olduğumu iddia eden Bush, kendisinin gözümün önünde bir bukalemun gibi dönüşme yanılsamasını sağlayan kertenkele benzeri bir "uzaylı" hologramını aktive etti.


[...]


ET Telefon Roma


Bohemian Grove-Bohem Korusu'na düzenli olarak katılan herkes, "Grover" olarak biliniyordu.


Böyle bir Grover, Ronald Reagan'ın o zamanki Eğitim Sekreteri Bill Bennett'di. Bush Yönetimi sırasında daha sonra "Uyuşturucu Çarı" haline gelen Bill Bennett, Faziletler Kitabı'nı yazdı; iyi mi? Başkanlık makamı için yarışıyordu. Bennett, kardeşi ve Grover arkadaşı Bob Bennett'e çok yakın. Bob Bennett Başkan Clinton'a Hukuk Müşavirliği yapmasına rağmen, kardeşlerin hiçbir parti çizgisi tanımadıkları açıktır.


Yeni Dünya Düzeni'ne katılanlar arasında, Anayasamıza sadakatten daha fazla partizanlık açısından fark yoktu. Bennett kardeşler arasında yakından tanık olduğum, Clinton ve Bush'un 1992 kampanya yöneticileri James Carville ve Mary Matlin arasındaki evlilik gibi, gündemlerine ilişkin sorular sorulmasıydı.


Bill ve Bob Bennett birlikte 1986'da [çok genç] kızım Kelly ve bana Bohemian Grove'da cinsel olarak saldırdıklarında, Bill Bennett'i bir süredir zihin kontrol programcısı olarak tanıyordum. Bennett, Cizvit / Vatikan merkezli programlamamı Katolik şartlandırmamla birleştirdi, başlangıçta Rite to Rement to Silent'i aşıladı.


Bennett ve sonsuza kadar seks sapığı kardeşi Bob ve "İç boyutlu" algılarımı daha fazla manipüle ederek, o zamanlar altı yaşındaki kızımla beni bölümlere ayırdığına inanıyordu. Bennett ayrıca aklımı Byrd'ın Batı Virginia'daki Cizvit Koleji programlama merkezi aracılığıyla Vatikan "Emirleri" ne göre değiştirmişti. Eğitim Sekreteri olarak Eğitim 2000'i uygulama çabalarını sürdürmek amacıyla Cizvit programcısı rolünü kullandı.


Eğitim 2000'i Tennessee'nin okul sisteminin beni "Gönüllü Durumu"na getirecek role programlamaya çalışan Bennett, sahneyi belirlemek için karmaşık zihin manipülasyonları kullandı; bu ulusal ve uluslararası ölçekte yürütülen aynı tür zihin manipülasyon propagandasıydı. Bennett'in zihinleri manipüle etme tutkusu, görünüşe göre Katolik / Cizvit zihin kontrol teknikleri hakkındaki bilgisinden kaynaklanıyordu.


Bennett ile 1984'te bir Beyaz Saray kokteyl partisinde tanıştığımda, Guy VanderJagt ve Peder Don'un ilk ayinim sırasında bana sundukları pembe haç kolyeyi takmıştım, bu o sırada çalıştığım programın modunu belirtmek içindi. Byrd bu vesileyle takmamı emretmişti.


Beyaz Saray uşakları beni Byrd'ı görmeye götürdüğünde Byrd, Bennett'le konuşuyordu.


Byrd diyordu ki,


"Ben sadece arkadaşım Eğitim Bakanı William Bennett ile konuşuyordum."


"Bill," diye düzeltti onu Bennett, sanki ben malmışım gibi çapkın bakışlarla beni süzerek. "Nasılsınız?"


"Söylediğim gibi, teşekkür ederim," dedim elimi eğitimli olarak uzattım.


Bennett, gülünç haç kolyeyi, parmaklarının arasına aldı, alkollü nefesini yüzüme üfleyerek, "Kolyeniz sizin kadar güzel ve hiç şüphesiz, amaç olarak önemli. Bu nereden geldi ve sizin için anlamı ne?"


"İlk ayinimden," diye cevap verdim. "Guy (Byrd, 'VanderJagt'ı açıklığa kavuşturmak için ara verdi) bana kutsal ayinimi tamamlamak için verdi."


Byrd beni düzeltti, "Kutsal ayininizi anın." 


“Tercümana ihtiyacı yok Bobby,” diye güldü Bennett. "Onu yüksek sesle ve net duyuyorum."


Byrd beni, Katoliklikle aşılanmış algılarımı daha da bozmayı amaçlayan İncil yorumları ile ilgili uzun soluklu bir konuşmaya giren Bennett'le birlikte bıraktı.


“Mesih bu ülkede bir uzaylıydı” diyordu öğrenmiş Cizvit zihin manipülasyon tekniklerine uygun olarak.


 "Bir kez Dünya uçağına indiğinde, boyutlar arası seyahatte olan bir lider olduğunu görmek kolaydı. Biz (Cizvitler / uzaylılar), Dünya'nın boyutlarına ilk adımı attığı için onun yolunu izledik. Mesih'in porpoise'den amaca dönüşümünde Dünya'nın taleplerine olan iradesini kaybetti. Tabiri caizse, dedi.


Tamamen "trans-sabit" diye, Bennett'in sürekli salladığı şeyleri dinledim.


"Mesih, Dünya'nın atmosferini teneffüs etmek için derinden ortaya çıktığında (doğduğunda), zaman geçmeye başladı. Mesih gidene kadar reddedildi ya da kabul edilmedi. Ölümü ile zamanı işaretlemeye başladık. BC - AD - ya da AC-DC mi?"


Belleği bölümlere ayırmak için kullanılan yüksek gerilime atıfta bulunarak,


"Hayır, DC'de AC zamanı durdurur. Her halükarda, onun liderliğini izledik. Sana koyun dedi. Yönetmen gerektiğini biliyordu. Bizi yönetti. Seni yönetti. Bizi sana götürdü. Biz Dönüşüm şimdi mükemmelleştirildi, en son yabancı teknolojilerle güncellendi, böylece Mesih'in mezara giden yolunu takip etmek zorunda değiliz. Dünyanın yerçekimsel sınırlarından arınmış boyutları aşabiliriz. Şimdi tam zamanı ve seni yönlendirmek için buradayız. Düşünceni biliyoruz. Seni böyle yaparız. Seni benim yapmak. Bir akıl yap. Seni benim yapmak. Şimdi benimle seyahat et .... "


Bennett nihayet bana haber verene kadar algılarımı manipüle etti,


"Sen ve ben küresel bir eğitim projesi üzerinde birlikte çalışacağız." Kalabalık odada elini sallayarak devam etti, "Bu atmosfer yapmamız gereken iş için elverişli değil. Hemen ilgilenilmesi gereken başka bir şey daha ortaya çıktı. Bu geceki işi zevkle tamamlayalım, bu boyutu aşalım, askıya alınmış animasyon ve program ile olsun. "


Bu gibi amaçlarla kullanılabilen birçok Beyaz Saray yatak odasından birinde, Bennett beni yatağa götürdü,


"Sana bunu, bu boyuttan çıkaracağımızı söylemiştim ve tam da bunu yapmak niyetindeyim. Byrd bana küçük bir kamçı almamı söyledi. Senatör olmadığımdan, çoğunluğu sana en çok ihtiyacın olan şeyi veriyor. "


Bennett görünüşe göre beni kırbaçlamaktan sapkın bir zevk almıştı. Bileklerim çürük ve vücudum acı içine iken Bennett bir sigara yaktı ve şifreli bir şekilde sordu,


"Bu senin bir uzaylı ile ilk birleşmen miydi?"


Bana kıyafetlerimi attı ve emretti,


"Kendini hazırla. Bilekliğinin örtülü olduğundan emin ol. Seni beklemeyeceğim, sabah görüşürüz."


Bennett gitti. Bir süre sonra acımasız, kısa bir gece geçirdiğim Byrd'a geri götürüldüm.


Odasına giderken, Byrd bana dedi ki,


"Sayın Bennett'le sabah yapılacak işin var. Onun için çalışmak benim için çalışmak gibi. Gelecekte küresel 2000 eğitim formülünü uygulamak için eyalet Valileri ile birlikte çalışıyoruz. Heyecanlıyım. bugün başardığım şeyle geleceğe alışmak umuduyla. Bu ülkenin para kasasının iplerini elinde tuttuğumdan, eğitim programını uygulamak için gereken miktarda fonu devretmek bana kalmış. Eyalet yönetimleri finansal olarak zor durumda kalana ve federal fonlara muhtaç olana kadar parayı ve fonu saklı tuttum. Yönergelerime uydukları sürece fon sağlamaya hazırım. Bay Bennett bu planın detaylarını inceliyor ve bunun çoğunu seninle paylaşacak. Yaklaşmakta olan Vali Konvansiyonu'nda eyalet hükümetlerinin tam işbirliğini sağlamak için yapacağının en iyisini yapman gerekiyor. Daha önce hiç Geleneksel Seks istemedim, ama bu sefer farklı. Bu Valileri en zayıf anlarında ikna et; sen kendin olarak onları dizlerine getir ve küresel eğitimin -bir gelecek varsa- geleceğe açılan kapı olduğuna ikna et. ”


Ertesi sabah erkenden, NASA'nın DC yakınındaki Goddard Uzay Uçuş Merkezi zihin kontrol laboratuvarının derin yeraltı yerlerinde, Bill Bennett beni programa hazırlamaya başladı.


NASA, beyni kimyasal olarak değiştirmek ve o sırada gerekli zihniyet oluşturmak için çeşitli "CIA tasarımcı ilaçları" kullanıyordu. Alabama'nın tercih ettiği NASA uyuşturucu Huntsville, "Tren-quility", mutlak, huzurlu bir uyumluluk hissi ve havada yürüme hissi yaratmıştı


Bu kez uygulanan ilaç, toplam uyumu sağlamak için Tranquility ile yeterince benzerdi. Önceki gece katlandığım dayak beni yine de çaresiz kıldı ve ilacın etkisi altına girdiğimde soğuk, metal laboratuvar masasına zorlukla sürünebildim.


Beni çevreleyen karanlıkta Bill Bennett'in konuştuğunu duyabiliyordum,


"Bu benim kardeşim Bob. O ve ben bir birim olarak çalışıyoruz. Biz bu boyuta yabancıyız - başka bir uçaktan iki varlık."


Etrafımda dönen yüksek teknoloji ürünü ışık ekranı, beni boyutları onlarla dönüştürdüğüme ikna etti.


Önümdeki siyah duvara çarpan bir ışık lazeri, Beyaz Saray kokteyl partisinin panoramik görüntüsüne yansımış gibiydi; sanki boyutları dönüştürmüş ve aralarında durmuşum gibi.


Kimseyi tanımıyordum, çılgınca sordum,


"Bu insanlar kim?"


“Onlar insan değil ve bu bir uzay gemisi değil,” dedi Bennett.


Konuşurken, holografik sahne insanlar kertenkele benzeri uzaylılar görünene kadar çok az değişti.


"Yeraltının ikinci seviyesine hoş geldiniz. Bu seviye, birincinin, yabancı bir boyutun salt / (ayna) yansımasıdır. Biz, tüm boyutları kapsayan ve kapsayan bir boyutsal düzlemdeniz."


"Sonsuz boyutlar," diye enjekte etti Bob. "Sonsuz boyutlar aynı anda yayılmış."


Bill, "Sınırlama yok" dedi.


Bob usulca şarkı söyledi, "Bırak özgürlük olsun".


"Gerçekten kaçacak bir yer yok ve bizden saklanacak bir yer yok. Gökyüzündeki Gözün arkasına bakan biziz," diye devam etti Bill.


"Seni izliyoruz," dedi Bob. Popüler rock şarkısı "Seni İzleyeceğim" den bir parça söyledi.


Bill Bennett, “Seni aklına karşı Dünya uçağının izin verdiğinden daha güçlü tutmanın bir yolu olarak boyutumdan geçirdim” diyordu. "Uzaylı olarak sadece düşüncelerimi zihnine yansıtarak  senin düşüncelerin yapıyorum. Düşüncelerim senin düşüncelerindir."


Bennett'in Eğitim 2000 ile ilgili olarak beni programladığı kısa mesaj, paket bilgi verirken, gelecek toplantıda eyalet Valilerine yönlendirilecekti:


"Çocuklar. Çocukları düşünmeliyiz. Yarının ötesinde bir an düşünün. Çocuklarımız gelecek. Gelecekleri eğitimde yatıyor. Eğitimi düzenleyerek geleceği bugün kontrol edebiliriz. Gelecek için düşüncelerimiz ve planlarımız; anlayabilecekleri bir metin. Çocuk kitapları. En üst düzey hükümet görevlileri, bu dünyanın yüzündeki en parlak beyinleri, çocuklar aracılığıyla geleceğe girdi istiyorlar. Vali olarak siz, bu bağlantıyı sağlayacak bir konumdasınız. Global Education 2000 uygulamaya hazırdır. Şuna bakın. Bakın ve geleceği görün. "



(*) Philadelphia Deneyi

Büyük buhran'ın sonlarına doğru II. Dünya Savaşı'nı öngören Amerikan hükümeti gemilerinin radarlara yakalnmamasını istiyordu ve 1930'lu yıllarda bu konuda bilim adamlarından çalışma yapmalarını istediler. Başkanlığını Nikola Tesla'nın yaptığı bir grup bilim adamı bu amaç uğruna çalışmaya başladılar. Yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın sonunda proje deneme aşamasına geldi ve deneyde Amerikan donanmasında görevli küçük bir destroyer olan Eldridge adlı geminin kullanılmasına karar verildi.


Gemi; jeneratörler, vericiler, güç yükselticiler, modülasyon devreleri ve elektromanyetik alan oluşturmaya yarayacak araç gereci içeren tonlarca ekipmanla donandı. 22 Temmuz 1943'te saatler 09.00’ı gösterdiğinde elektromanyetik alan jeneratörleri aktifleştirildi ve Eldridge'in etrafını yeşil bir duman kaplamaya başladı. Kısa bir süre sonra artık gemiyi dumanların ardından görmek imkansızdı. Gemi kuvvetli bir elektromanyetik alanla çevrelenmişti bu alıcılar tarafından kolaylıkla gözlemlenebiliyordu. Havadaki duman çekildiğinde ise deneyin istenenden daha çok başarılı olduğu anlaşıldı. Eldrige'in radalara gözükmemesi isteniyordu fakat ne gemi ne de mürettebat insan gözleri tarafından da görülemiyordu!


Amerikan hükümeti ve deniz kuvvetleri böyle bir deneyin ya da projenin varlığını asla kabul etmemiştir. Bunların asılsız, hayal ürünü iddialar olduğunu savunuyorlar. Ancak diğer taraftan da görgü tanıklarının ifadeleri aksini iddia etmektedir. Philadelphia deneyi hakkında bilinenlerin çoğu bu tanıkların ifadelerinden sağlanmıştır.


Şimdi başa dönelim ve hikâyenin detaylarına bakalım. 1933 yılında Roosevelt ABD'nin başkanı olmuş ve hemen ardından eski dostu ve dünyanın sayılı bilim adamlarından Nikola Tesla'yı Washington'a davet ederek ondan devlet adına bazı projeleri yürütüp yürütemeyeceğini sormuştur.


Olumlu cevap alınmıştır. Başkan ona Gökkuşağı Projesi şeklinde bilinen projeden söz etmiş ve Tesla bu proje üzerinde çalışmaya başlamıştır. 1936'ya gelindiğinde Tesla önemli gelişmeler kaydetmiş hatta insansız bir gemiyi gözden kaybedip sonra da geri getirmeyi başarmıştır.

Ancak yetkililerin deneyin insanlı olarak yapılmasında ısrar etmişlerdir fakat Tesla bu deneyin insanlara zarar vermemesinin mümkün olmadığını savunmuştur. Bu konuda fikir ayrılığına düşülünce Tesla projeden ayrılmıştır. Bu noktadan sonra projeyi Dr. John von Neumann devralmıştır.

Amerikan hükumeti için çalışan bilim adamları arasında Nazi Almanya'sından kaçıp ABD'ye sığınan Albert Einstein da vardı. Einstein'ın "Birleşik Alan Teorisi"nin Philadelphia deneyini başarıya götüren en büyük etken olduğu varsayılmaktadır. Einstein bu teorisini 1925-27 tarihleri arasında Prusya'da yayımlanan bir bilim dergisine göndermiş ancak tamamlayamadığını düşünerek geri çekmişti. Einstein'ın bu teorisini ilerki yıllarda tamamladığı, ancak bunun savaş sırası ve sonrası hükümetlerce gizlenmiş olduğu varsayılmaktadır. 


İlk Deney


UUS Eldrige, Philadelphia Deniz üssü açıklarındaki deney mahaline gelmişti. İçerisi elektromanyetik alan oluşturucu donanımla donatılmıştı. Tesla'nın ısrarla belirttiğinin aksine deney sırasında gemide mürettebat da bulunduruluyordu. Bu deneye ticari bir gemi olan Andrew Furuseth'in mürettebatı da tanıklık etti. (Andrew Furuseth'in orada olması çok büyük bir şanstır çünkü deney hakkında bilinenlerin çoğu Andrew Furuseth'de görev yapmış Carlos Allende'nin anlattıklarından oluşmuştur. Allende, 50'li yıllarda UFO araştırmacısı Morris Jessup'a yazdığı mektuplarda yaşadıklarını anlatmış ve bu deneyin gerçekltiğinden ilk bahseden Jessup olmuştur. Jessup ilginç bir şekilde 1959'da arabasının içinde ölü bulunmuştur. Otopsi raporuna göre egzoz gazıyla intihar etmiştir, Carlos Allende ise bir daha ortaya çıkmamıştır.)


22 Temmuz 1943'te şalterler kaldırıldı ve dumandan dolayı gemi gözden kayboldu. Ondan sonra olanlar daha da ilginçtir. 15 dakika sonra şalterlerin indirilmesi emredildi. Yeşil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaş yavaş yeniden materyalize oldu. Ancak bir şeylerin ters gittiği hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu.


Gemiye çıkıldığında mürettebatın hiç de iyi durumda olmadığı görüldü. Bir bölüm mürettebat yaşadıkları korku dolu dakikalarda gemiden aşağı atladı (Gemiden o anda atlayanların hiç birinin cesedi bulunamadı). Sağ kalanların çoğu akıllarını kaçırmıştı. 5 asker geminin metal gövdesi ile kaynaşmıştı! İkisinin elleri çelik gövdenin içine geçmişti. Ellerini keserek adamları kurtardılar ve yerine protez eller taktılar. Normal durumda olan mürettebatın ileriki zamanda olağan üstü şeylerle karşılaştıkları rapor edilmiştir. Bulundukları yerde birden yok olup başka bir yerde görünebiliyorlardı. Duvarların içinden geçebiliyorlardı. Birçoğu bu duvarların arasına sıkışarak can verdi. Birden bire taş kesilip bir başkası onlara dokunana kadar öyle kalanlar vardı (Boyutlar arasında sıkışıyorlardı). Bunun yanında doğaüstü güçlere sahip olanlarda vardı. Sağ kalan adamlar asla tam anlamıyla düzelemediler. Akıl sağlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle de ordudan uzaklaştırıldılar. Donanma bu personeli topyekûn emekliye sevk ederek gemiye yeni personel atadı. Bilim adamlarına da sadece radar görünmezliği istediklerini, optik görünmezliğe gerek olmadığını bildirdi.


İkinci Deney


28 Ekim 1943'te yine Eldridge üzerinde ikinci deney gerçekleştirildi. Saatler 17:15’i gösteriyordu ve elektromanyetik jeneratörler yeniden çalıştırıldı. Gemi bir kez daha hemen hemen tamamen görünmez oldu. Sadece gövdesinin ana hatları seçilebiliyordu. Bir kaç saniye süresince işler yolunda gider gibiydi ki ansızın gözleri kör edebilecek kadar güçlü mavi bir ışık patlaması meydana geldi ve gemi gözlerden tümüyle kayboldu. Eldridge, inanılması güç bir şekilde bir kaç saniye sonra, 600 kilometre ötede, Norfolk açıklarında yeniden maddeleşti. Norfolk'ta bir kaç dakika boyunca görülür durumda kaldıktan sonra tekrar görünmez oldu ve saniyeler içinde Philadelphia Deniz Üssü açıklarında yeniden belirdi. Elektronik kamuflajı gerçekleştirmeye çalışan bilim adamları koca bir gemiyi, mürettebatı ile birlikte ışınlamış ve sonra da geri getirmişlerdi.


ABD hükümeti Philadelphia deneyinin yapıldığını ya da projenin yürütüldüğünü hiçbir zaman kabul etmemiştir. Donanmaya, Eldridge'in sözü edilen tarihlerde Philadelphia'da bile olmadığını iddia etmiştir. Deneyin yapıldığı günlere yakın bir tarihte Bermuda Şeytan Üçgeninde eğitim amaçlı olarak bulunduğu açıklanmıştır. Philadelphia deneyi, reddedilen iddialarla beraber tarihin en büyük sırlarından biri olarak kalmıştır.


İlgili Raporlar:

  1. Montauk Projesi ve Bugün Kamp Kahramanı
  2. Ex Illuminati Programcısı ile söyleşi 
Dipnotlar:
       1. David L. Carrico, Mısır Masonik Şeytani Bağlantısı, 1992
        2. Walter H. Bowart, Zihin Kontrolü Operasyonu, Düzülke Yayınları, 1994, s. 216
        3. Martin Cannon, Zihin Kontrolü ve Amerikan Hükümeti, Hakim Rüzgar Araştırmaları, 1994, s. 19
        4. Linda Hunt, Gizli Gündem, St. Martin Yayınları, 1991
        5. Hükümet Operasyonları İnceleme Seçme Komitesi Son Raporu, ABD Senatosu, Nisan 1976, s. 337
        6. agy, s. 390
        7. John Marks, Mançurya Adayı Arayışı, Times Books, 1979, ss 60-61
        8. Hükümet Operasyonları İnceleme Seçme Komitesi Son Raporu, ABD Senatosu, Nisan 1976, s. 391
        9. Barbara G. Walker, Kadının Semboller ve Kutsal Nesneler Sözlüğü, Harper Collins, 1988
        10. Marshall Cavendish, İnsan, Efsane ve Büyü, 1995
        Corydon Hammond, Greenbaum Konuşması , 1992; Mark Phillips ve Cathy O'Brien, Proje Monarch Programlama Tanımları, 1993
        12. Fritz Springmeier, Tespit Edilemeyen Toplam Zihin Kontrollü Köle Yaratmak İçin Kullanılan İlluminati Formülü, 1996
        13. Gerald L. Posner, Mengele: Komple Hikaye, McGraw-Hill, 1986
        14. Lucette Matalon Lagnado, Dr. Josef Mengele ve Auschwitz İkizlerinin Anlatılmamış Hikayesi, Morrow, 1991
        15. Gordon Thomas, Deliliğe Yolculuk: Gizli CIA Zihin Kontrolü ve Tıbbi İstismarı'nın Gerçek Hikayesi, Bantam Kitapları, 1989
        16. Cathy O'Brien ve Mark Phillips, Trance Amerika'nın Oluşumu , 1995
        17. John DeCamp, Nebraska'daki Franklin Örtüsü, Çocuk İstismarı, Satanizm ve Cinayet, AWT Inc, 1992
        18. Anton Chaitkin, "Franklin Şahitleri FBI ve ABD Elitlerinin Çocuklara İşkence ve Cinayetle İlişkilerini Anlatıyor", Yeni Federalist, 1993
        19. Jon Rappoport, "Çocuklarda Zihin Kontrolü ile CIA Denemeleri", Algılama Dergisi, Eylül / Ekim 1995, s. 56
        20. David E. Rosenbaum, Esq., İlk Taslak Grubun İncelenmesine Genel Bakış, 1983-1993 



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı