5 Ocak 2021 Salı

SA9014/SD1919: Hammurabi Babil'i Nasıl Güçlü Bir Şehir Devletine Dönüştürdü?

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Çevirisini yayınladığımız metin, GQ, The Los Angeles Times, National Geographic, PBS NewsHour ve Military History Quarterly için çeşitli analizler kaleme alan Patrick J. Kiger'e aittir ve Babil Kralı Hammurabi'ye (*) odaklanmaktadır. Medeniyet'in başladığı coğrafya olarak tanımlanan Mezopotamya ve  bu topraklarda kurulan ünlü Babil Krallığı'nın tarihi, bugün bu tarihten miras olarak alınan 'Suçlu olduğu ispatlanana herkes kadar masumdur' temasının halen yankılandığı Batı Medeniyeti'nin insanlık dışı vahşi duygularla bombalarla, savaşlarla, terörle ve tarihi eser hırsızlıklarıyla yok ettiği bir insanlık tarihidir. Kendi topraklarımıza sahip çıkamamanın acziyetini ve sefaletini reddettiğimiz yeni dönemde insanlarımızın bilinçlenmesi ve güçlenmesi için çok boyutlu organizasyonlar gerçekleştirmeli ve bölgede yaşayan bütün insanları kuşatıcı bir çerçeve üretmeliyiz. Türkiye, Kuzey ve Kuzey Batı Suriye'de yaptığı gibi Kuzey Irak (Erbil, Süleymaniye- Musul-Kerkük, vb)'ta da halka elini uzatmalı, eğitim-öğretim desteği vermelidir.
Seçkin Deniz, 02.01.2020


How Hammurabi Transformed Babylon Into a Powerful City-State

"Eski Babil kralı askeri ve diplomatik bir ustalıkla hüküm sürüyordu ve kendini tanıtma konusunda da bir iki şey biliyordu."

Eski Babil kralı Hammurabi, iktidarından 3.800 yıldan fazla bir süre sonra, krallığının kasabalarına yerleştirdiği insan büyüklüğündeki taş sütunlara yazılmış olan Hammurabi Kanunları ile iyi hatırlanıyor. Ancak 282 maddelik kanun sistemi, Bağdat'ın 100 km güneyinde bulunan bir şehir devleti olan Babil'i eski Mezopotamya'nın egemen gücüne çeviren bir liderin başarılarından sadece biriydi.

Hammurabi, M.Ö. 1792'den 1750'deki ölümüne kadar süren hükümdarlığı sırasında, birçok yönden, Basra Körfezi'nden iç kesimlere dek uzanan bir imparatorluğu inşa etmek ve kontrol etmek için askeri gücü, diplomatik ustalığı ve siyasi beceriyi nasıl birleştireceği konusunda Dicle ve Fırat nehirleri boyunca 250 mil bir model olarak hizmet etti. 


Nastasic/Getty Images

Columbia Üniversitesi tarih profesörü Marc Van De Mieroop, 2005 tarihli King Hammurabi of Babylon: A Biography adlı kitabında kanunlarını değiştirmenin yanı sıra, "bu kralın başarılarının birçok başka yönü de var" diye yazıyor. O bir hükümdar, savaşçı, diplomat ve idareciydi.

Villanova Üniversitesi'nde antik Yakın Doğu tarihi ve arkeolojiyi de kapsayan misafir yardımcı tarih profesörü Kelly-Anne Diamond'a göre, Hammurabi bölgenin en güçlü hükümdarı olmuştu çünkü "zeki bir devlet adamı"ydı. Bu tespit eski kralın hakimiyet yolunda ustalıkla nasıl manevra yaptığını açıklıyor.

Diamond, "Hammurabi'nin ittifaklar kurma ve sonra uygun gördüğü şekilde onları bozma konusunda hiçbir sorunu yoktu" diyor. "Bölgedeki en bilgili hükümdar olmak için kendisi için çalışan karmaşık bir diplomat ve casus ağı vardı."

Hammurabi, saltanatının büyük bölümünde ordusunu inşa ederken Babil'in çıkarlarını arttırmak için diplomasiyi kullandı. Sonraki yıllara kadar zora başvurmadı. Bu uzun menzilli bir oyundu, ancak bölgedeki diğer krallardan çok daha genç yaşta taç giydiği için oyununu oynamak için gereken zamanı vardı.

İnşaatçı- İnşâcı ve Fatih olarak Hammurabi


Babil
Kırık kerpiç duvarlar, MÖ 18. ve 6. yüzyıllar arasında inşa edilen Babil'in arkeolojik alanını oluşturur. Fırat Nehri kıyısında, Irak'ın Hillah kasabası yakınlarında. Nik Wheeler / Corbis / Getty Images

Hammurabi M.Ö. 1792'de kral olduğunda, Babil, Hammurabi'nin babasını savaşta yenen Kral Rim Sin'in yönettiği güneydeki Larsa için bir rakip pozisyonunda değildi, ancak Hammurabi hızla şehir devletini güçlendirmeye başladı. Tarihçi Susan Wise Bauer'e göre, Hammurabi şehrin etrafına surlar diken ilk Babil kralı oldu. Aynı zamanda, Hammurabi, halkın bütün borçlarını bağışlayan bir bildiri yayınlayarak tebaasına kendini sevdirdi; bu hükümdarlığı boyunca dört kez tekrarlayacağı bir jestti.

Kendi eyaletinde yolları tamir ettirip köprüler inşa ettirerek popülaritesini artıran modern bir vali ya da senatör gibi, Hammurabi de arka arkaya devasa altyapı projelerine girişerek kendisini siyasi olarak daha da güçlendirdi. Tapınaklar, tahıl ambarları ve saraylar inşa etti, Fırat Nehri boyunca şehrin her iki kıyıda genişlemesini sağlayan bir köprü inşa etti ve araziyi sellerden koruyan büyük bir sulama kanalı kazdı.

Babil giderek zengin ve müreffeh bir yer haline geldikçe yaptığı yatırımların karşılığını aldı. Ama Hammurabi aynı zamanda herkesin kendisinin iyi talihin sebebi olduğunu bilmesini sağladı. Örneğin, kanalını inşa ettiğinde, yalnızca kendisine toprak emanet eden tanrılara olan yükümlülüğünü yerine getirdiğini herkesin bilmesini sağladı.

Tarihçi Will Durant’ın Medeniyet Hikayesi’ne göre Hammurabi, "Her iki taraftaki sahilleri ekili bir alana dönüştürdüm," dedi. "Tahıl yığınları yığdım, topraklara kesintisiz su sağladım... Onlara sağladığım otlak ve suyla topladığım dağınık insanları bol bol besledim, onları barışçıl meskenlere yerleştirdim."

Stephen Bertman Handbook to Life in Ancient Mezopotamia'da yazdığı gibi, Hammurabi, Babil (Babylon)'i inşa ettikten birkaç on yıl sonra, fetih savaşlarına başlayabilecek kadar güçlüydü. Hızlı bir şekilde, doğuda Eschnunna'ya, kuzeyde Asur'a, güneyde Larsa'ya ve batıda Mari'ye ilerledi.

Hammurabi, ikiyüzlü de olsa, güç ve diplomasiyi birleştirme becerisine sahipti, Antik Tarih Ansiklopedisi'nde ayrıntılı olarak anlatıldığına göre, diğer yöneticilerle ittifaklar kuracak ve daha sonra uygun bir zamanda bu ittifakları bozacaktı.

Ayrıca sinsi yollarla da savaştı. Numaralarından biri, rakip bir şehrin su kaynağına baraj yapmaktı. Daha sonra, liderlerini teslim olmaya zorlamak için susuzluğu kullanır ya da aniden suları serbest bırakarak yapacağı saldırı için hedefini yumuşatacak yıkıcı bir sele neden olurdu.

Hammurabi Kanunları Hukuki Bir Model Olarak Kalmaktadır


Kral Hammurabi'nin (MÖ 1792-1750 civarı) gerçekleştirdiği eserlerle ilgili yazıların bulunduğu tabletin arka yüzü. G. Dağlı Orti / De Agostini / Getty Images

Hammurabi’nin ayrıntılı hukuk kuralları, mesken güvenliği ve mirasları, kölelerin disiplinini ve eski veteriner hekimlerin öküzler ve eşekler üzerinde çalışmak için ödemesi gereken ücretleri kapsıyordu.

Bu ilk yasal sistem değildi ve Diamond'ın da işaret ettiği gibi, Hammurabi Kanunları aslında önceki krallar tarafından oluşturulan yasaları içeriyordu. Ama yankı uyandıran şey, yasa ve düzen ilkesi üzerine inşa edilen, herkesi kapsayan bir toplum fikriydi.


Hammurabi yasalarının yazıldığı bir kil tablet (İstanbul Arkeoloji Müzesi)

Diamond, "(Hammurabi Kanunlarında) Bugün sert veya barbar olarak sınıflandıracağımız birçok yasa var, ancak ötekileştirilmiş gruplar için özen ve sorumluluk öneren başka yasalar da var" diye açıklıyor.

Hammurabi’nin hukuk sistemi, birisini bir suçtan mahkum etmek için delillerin toplanması ve suçun kanıtlanma ilkesi gibi bugün tanıdık gelen özellikler içeriyordu. Diamond, "'Suçlu olduğu ispatlanana herkes kadar masum' teması hala bizde yankılanıyor," diyor. Ek olarak,  bu sistem ilk nafaka ödemelerinin nasıl olması gerektiğini de düzenliyordu.

Hayırsever Hükümdar Olarak Hammurabi

Bazı yönlerden, Hammurabi Kanunları bir halkla ilişkiler aracı, kralın kendini bilge, yardımsever bir hükümdar olarak ustaca yutturmasının bir yoluydu. Bu amaçla, günümüze kalan bir örnek, Hammurabi’nin Babillilerin Adalet tanrısı Şamaş ile tanıştığını tasvir ediyor.



Hammurabi yasalarının yazılı olduğu dikili taşta Hammurabi (ayakta) ve adalet tanrısı Shamash’ın kabartması (Louvre Müzesi) (Fotoğraflar Seçkin Deniz tarafından eklenmiştir)

Diamond, "Hammurabi'nin, dünyadaki tanrıların vekili, savaş lideri, inşaatçı ve son yargıç olmasının yanı sıra, vatandaşlarını koruyan adil bir hükümdar olarak görülmek istediğine dair hiç bir kuşku yok." diye açıklıyor.

Ancak Hammurabi tarihin ilk büyük politik kendini geliştiricilerinden biri olsa da, yarattığı imaj tamamen abartılı değildi. O, tebaasının daha iyi hayatlar yaşamasını isteyen gerçekten iyiliksever bir hükümdardı. Antik kralın yetkilileriyle yaptığı yazışmalarda, mahkemeleri tarafından kendilerine kötü muamele edildiğini düşünen herhangi birinin erteleme için krala başvurabileceği açıkça belirtiliyor.


Akatça dilinde çivi yazısı ile yazılmış olan 282 madde

Biyografi yazarı Van De Mieroop'un yazdığı gibi, "bütün insanların adil bir şekilde yargılanacağını ve onun gücünden korkmaları gerekmediğini garanti etmişti."

Patrick J. Kiger, 9 Ekim 2020, History


Seçkin Deniz, 05.01.2021, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar





(*) Hammurabi (y. MÖ 1810-y. MÖ 1750), Amori kökenli Birinci Babil Hanedanlığı'nın altıncı kralıdır ve orta kronolojiye göre y. MÖ 1792'den y. MÖ 1750'ye kadar hüküm sürmüştür. Kendisinden önce, sağlığı bozulduğu için tahttan feragat eden babası Sin-Muballit hükümdarlık yapmıştır. Hammurabi, hükümdarlığı sırasında Elam bölgesiyle Larsa, Eşnunna ve Mari şehir devletlerini fethetmiştir. Asur kralı I. İşme-Dagan'ı devirip İşme-Dagan'ın oğlu Mut-Aşkur'u haraç ödemeye zorlayarak neredeyse Mezopotamya'nın tamamını Babil egemenliği altına almıştır.

Hammurabi daha çok, yayımladığı Hammurabi Kanunları ile bilinir ve bu kanunları, Babil'in adalet tanrısı Şamaş'tan aldığını iddia etmiştir. Suçun mağdurunu tazmin etmeye odaklanan Ur-Nammu Kanunları gibi daha önceki Sümer yasalarının aksine Hammurabi Kanunları, failin fiziksel cezasına daha fazla vurgu yapan ilk kanunlardan biridir. Her bir suç için belirli cezalar öngörmüştür ve masumiyet karinesini tesis eden ilk kanunlar arasındadır. Modern standartlara göre cezaları son derece sert olsa da haksızlığa uğrayan bir kişinin cezalandırmada ne yapılmasına izin vermesine ilişkin kısıtlamalar koymayı amaçlamıştır. Hammurabi Kanunları ile Tevrat'taki Musa Kanunları çok sayıda benzerlikler içerir.

Hammurabi, yaşadığı dönemde birçok kişi tarafından bir tanrı olarak anılmış ve ölümünden sonra ise uygarlığı yayan ve tüm halkları, Babillilerin ulusal tanrısı Marduk'a saygı göstermeye zorlayan büyük bir fatih olarak görülmüştür. Sonradan askeri başarılarının önemi azaltılmış ve ideal kanun koyucu rolü, mirasının birincil yönü olmuştur. Daha sonraki Mezopotamyalılar için Hammurabi'nin hükümdarlığı, uzak geçmişte meydana gelen tüm olayların referans çerçevesi haline gelmiştir. Kurduğu imparatorluk çöktükten sonra bile, örnek bir yönetici olarak hala saygı görmüş ve Yakın Doğu'daki birçok kral Hammurabi'nin kendi atası olduğunu iddia etmiştir. Hammurabi, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında arkeologlar tarafından yeniden keşfedilmiştir ve o zamandan beri hukuk tarihinde önemli bir figür olarak görülmektedir.

Saltanatı ve fetihleri

Hammurabi'nin  MÖ 1792'de yükselişi ve MÖ 1750'de ölümü üzerine Babil topraklarını gösteren harita

Hammurabi, Babil şehir devleti Amori Birinci Hanedanı'nın kralıydı ve gücünü babası Sin-Muballit'ten miras almıştır. Babil, Orta ve Güney Mezopotamya ovalarını çevreleyen ve bereketli tarım arazilerinin kontrolü için birbirleriyle savaşan, büyük ölçüde Amoriler tarafından yönetilen şehir devletlerinden biriydi. Mezopotamya'da birçok kültür bir arada bulunmasına rağmen Babil kültürü, Hammurabi yönetimindeki Orta Doğu'daki okuryazar sınıflar arasında bir dereceye kadar öne çıkmıştır.

Hammurabi'den önce gelen krallar, MÖ 1894'te nispeten küçük bir şehir devleti kurmuşlardı ve bu, şehrin dışındaki küçük bölgeleri kontrol ediyordu. Babil, kuruluşundan yaklaşık bir asır sonra Elam, Asur, İsin, Eşnunna ve Larsa gibi daha eski, daha büyük ve daha güçlü krallıkların gölgesinde kalmıştır. Ancak babası Sin-Muballit, Babil hegemonyası altında merkezi Güney Mezopotamya'nın küçük bir bölgesinde yönetimini sağlamlaştırmaya başlamış ve hükümdarlığı sırasında Borsippa, Kiş ve Sippar'ın küçük şehir devletlerini fethetmiştir.

Böylelikle Hammurabi, karmaşık bir jeopolitik durumun ortasında küçük bir krallığın kralı olarak tahta çıkmıştır. Güçlü Eshnunna Krallığı, Dicle Nehri'nin üst kısmını kontrol ederken Larsa nehir deltasını kontrol ediyordu. Mezopotamya'nın doğusunda, düzenli olarak saldırı yapan ve Güney Mezopotamya'nın küçük devletlerinden haraç alan güçlü Elam Krallığı vardı. Küçük Asya'daki asırlık Asur kolonilerini miras almış olan Asur kralı I. Şamşi-Ahad, Kuzey Mezopotamya'daki topraklarını Levant ve Orta Mezopotamya'ya kadar genişletmiş ancak zamansız ölümü, imparatorluğunun bir şekilde parçalanmasına sebep olmuştur.

Hammurabi'nin saltanatının ilk birkaç yılı oldukça huzurlu geçmiştir. Hammurabi, gücünü şehir surlarını savunma amacıyla yükseltmek ve tapınakları genişletmek de dahil olmak üzere bir dizi bayındırlık işi yapmak için kullanmıştır. Yaklaşık MÖ 1801'de, Zagros Dağları boyunca önemli ticaret yollarının üzerinde bulunan güçlü Elam Krallığı, Mezopotamya ovasını işgal etmiştir. Elam , ova devletler arasındaki müttefikleriyle Eşnunna Krallığı'na saldırmış ve krallıkla bir dizi şehri yok etmiş ve ilk kez ovanın bazı kısımlarına egemenliğini dayatmıştır.

Irak'ın Sippar kentinde bulunan  MÖ 1792- 1750'ye tarihlenen kireç taşıtan yapılma adak anıtı, Kral Hammurabi'nin ibadet sırasında sağ kolunu kaldırmasını gösterir. (British Museum, Londra)

"Hammurabi'nin Başı" olarak bilinen bu büst, günümüzde Hammurabi'den birkaç yüz yıl öncesine ait olduğu düşünülmektedir.(Louvre Müzesi, Paris)

Elam konumunu pekiştirmek için Hammurabi'nin Babil Krallığı ile Larsa Krallığı arasında bir savaş başlatmaya çalışmıştır. Hammurabi ile Larsa kralı, bu oyunu keşfettiklerinde bir ittifak kurmuş ve Larsa'nın askeri girişime büyük bir katkısı olmasa da Elamlıları yenmeyi başarmışlardır. Larsa'nın yardımına gelememesinden öfkelenen Hammurabi, güneydeki bu güce düşman olmasıyla y. MÖ 1763 yılına kadar Aşağı Mezopotamya ovasının tamamının kontrolünü ele geçirmiştir. 

Güneydeki savaş sırasında Hammurabi'ye kuzeydeki Yamhad ve Mari gibi müttefikleri tarafından yardım edildiğinden kuzeydeki askerlerin yokluğu karışıklığa yol açmıştır. Genişlemesine devam eden Hammurabi, karışıklığı bastırarak yönünü kuzeye çevirmiş ve kısa süre sonra Eşnunna'yı yok etmiştir. Daha sonra Babil orduları, Babil'in eski müttefiki Mari de dahil olmak üzere kalan kuzey eyaletlerini fethetmiş ancak Mari'nin fethinin herhangi bir gerçek çatışma olmaksızın teslim olma şeklinde gerçekleşme ihtimalim de mevcuttur.

Hammurabi, Mezopotamya'nın kontrolü için Asurlu I. İşme-Dagan ile uzun süreli bir savaşa girmiş ve her iki kral da üstünlük elde etmek için küçük devletlerle ittifaklar kurmuştur. Sonunda Hammurabi galip gelmiş ve İşme-Dagan'ı ölümünden hemen önce devirmiştir. Asur'un yeni kralı Mut-Aşkur, Hammurabi'ye haraç ödemek zorunda kalmıştır.

Hammurabi sadece birkaç yıl içinde tüm Mezopotamya'yı kendi yönetimi altında birleştirmeyi başarmıştır. Asur Krallığı yıkılmamış ancak hükümdarlığı sırasında haraç ödemek zorunda kalmış ve bölgedeki büyük şehir devletlerinden sadece Levant'ın batısındaki Halep ile Qatna bağımsızlıklarını korumuştur. Bununla birlikte Diyarbekir'in kuzeyinde Hammurabi'nin bir steli bulunmuş ve burada "Amorilerin Kralı" unvanını almıştır.

55 tanesi Hammurabi'ye ait mektup olmak üzere Hammurabi ve haleflerinin saltanatlarına tarihlenen çok sayıda sözleşme tableti bulunmuştur. Bu mektuplar, sellerle uğraşmaktan ve kusurlu bir takvimde değişiklik yapılmasını zorunlu kılmaktan Babil'in devasa hayvan sürülerinin bakımını yapmaya kadar, bir imparatorluğu yönetmeye dair günlük tecrübelere dair bir bakış sunmaktadır. Hammurabi ölünce imparatorluğun idaresi y. MÖ 1750'de oğlu Samsu-iluna'ya geçmiş ve oğlunun yönetimi altında Babil İmparatorluğu hızla çözülmeye başlamıştır.

Hammurabi Kanunları

Hammurabi Kanunları, günümüze ulaşan en eski kanunlar değildir. Ur-Nammu Kanunları, Eşnunna Kanunları ile Lipit-İştar Kanunları daha önceden yazılmıştır. Bununla birlikte, Hammurabi Kanunları bu eski kanun kurallarından belirgin farklılıklar gösterir ve sonuç olarak daha etkili olduğunu kanıtlamıştır.

Hammurabi Kanunları, bir stel üzerine yazılmış ve çok az kişinin okuryazar olduğu düşünülse de herkesin görebilmesi için halka açık bir yere yerleştirilmiştir. Stel daha sonra Elamlar tarafından ganimet olarak ele geçirilmiş ve başkentleri Susa'ya götürülmüş, 1901'de İran'da yeniden keşfedilmiş ve günümüzde Paris'teki Louvre Müzesi'nde sergilenmektedir. Yazmanlar tarafından 12 tablete yazılmış olan Hammurabi Kanunları, 282 yasa içerir. Daha önceki yasaların aksine Babil'in günlük dili olan Akadca yazılmasıyla şehirdeki herhangi bir okur yazar kişi tarafından okunabilirdi. Daha önceki Sümer hukuk kuralları, suçun mağdurunu tazmin etmeye odaklanmışken Hammurabi Kanunları, bunun yerine faili fiziksel olarak cezalandırmaya odaklanmıştır. Hammurabi Kanunları, haksızlığa uğrayan bir kişinin cezalandırmada ne yapılmasına izin vermesine ilişkin kısıtlamalar koyan ilk yazılı hukuk krallarından biridir.

Kuralların yapısı çok özeldir ve her bir suç belirli bir ceza alır. Modern standartlara göre cezalar çok sert olma eğilimindedir ve birçok suç; ölüm, şekil bozukluğu veya "göze göz, dişe diş" (Lex Talionis "Kısas Yasası") âdetiyle sonuçlanmıştır. Kanun aynı zamanda masumiyet karinesi fikrinin en eski örneklerinden biridir ve ayrıca sanık ile davacının kanıt sunma fırsatına sahip olduğunu da belirtir. Ancak, öngörülen cezayı değiştirecek hafifletici koşullara ilişkin bir hüküm yoktur.

Stelin tepesindeki bir oymada Hammurabi'nin yasaları Babil'in adalet tanrısı Şamaş'tan aldığını tasvir eder ve ön sözde Hammurabi'nin, yasaları halka ulaştırmak için Şamaş tarafından seçildiği belirtilir. Bu anlatı ile Çıkış Kitabı'nda Yehova tarafından Sina Dağı'nın tepesinde Musa'ya verilen Ahit Kitabı arasında paralellikler ile iki kanunname arasındaki benzerlikler, ikisinin de Semitik bir arka planda ortak bir soydan geldiği fikrini oluşturur. Bununla birlikte, önceki kanun kodlarının parçaları bulunmuş ve buna göre Musa'ya ait kanunlarının doğrudan Hammurabi Kanunları'ndan esinlenmesi olası değildir. Bazı akademisyenler buna itiraz etmiştir: David P. Wright, Yahudi Ahit Kanunu'nun "doğrudan, öncelikle ve tamamen" Hammurabi Kanunları'na dayandığını savunur. 2010 yılında, İbrani Üniversitesi'nden bir arkeolog ekibi, İsrail'deki Hazor'da MÖ 18 veya 17. yüzyıla tarihlenen, açıkça Hammurabi Kanunları'ndan türetilen yasaları içeren bir çivi yazısı tablet keşfetmiştir.

Mirası

Ölümünden sonra anılması

Hammurabi tableti (𒄩𒄠𒈬𒊏𒁉, sağdan 4. sütun), Babil Kralı. British Museum, Londra.

Hammurabi'ye MÖ 2. binyılın diğer tüm krallarından daha çok saygı gösterilmiş ve yaşadığı dönemde bir tanrı olarak ilan edilmenin eşsiz onuruna sahip olmuştur. "Hammurabi, benim tanrımdır" anlamına gelen "Hammurabi-ili" kişi adı, hükümdarlığı sırasında ve sonrasında yaygınlaşmıştır. Ölümünden kısa bir süre sonra yazılan yazılarda Hammurabi, esas olarak üç başarı için anılır: savaşta zafer kazanmak, barış getirmek ve adalet getirmek. Hammurabi'nin fetihleri, medeniyeti tüm uluslara yaymak için kutsal bir misyonun parçası olarak görülmeye başlanmıştır. 

Ur'da bulunan bir stel, kötülüğü boyun eğmeye ve tüm insanları Marduk'a ibadet etmeye zorlayan güçlü bir hükümdar olarak onu kendi sesiyle yüceltir. Stelde şunlar yazar: "Dağları uzak ve dilleri belirsiz olan Elam, Guti, Subartu ve Tukriş halkını [Marduk'un] eline yerleştirdim. Ben kendim onların şaşkın zihinlerini düzeltmeye devam ettim." Hammurabi'nin kendi sesiyle de yazılan daha sonraki bir ilahi, onu Marduk için güçlü, doğaüstü bir güç olarak yüceltir:

Ben kötüleri yakalayan, halkı hemfikir yapan kralım,
Ben öğütlerini kargaşaya atan krallar arasında büyük ejderhayım,
Ben düşmanın üzerine gerilen ağım,
Ben korkunç gözlerini kaldıran itaatsizlere ölüm cezası veren korku vericiyim,
Ben kötü niyetleri örten büyük ağım,
Ben ağları ve asaları kıran genç aslanım,
Ben beni inciteni yakalayan savaş ağıyım.

Hammurabi'nin askeri başarılarını övdükten sonra ilahi, son olarak şunu açıklar: "Ben adaletin kralı Hammurabi'yim." Daha sonraki anma törenlerinde, Hammurabi'nin büyük bir kanun koyucu olarak rolü diğer tüm başarılarından daha çok vurgulanmaya başlanmış ve askeri başarıları önemsiz hale gelmiştir. Hammurabi'nin hükümdarlığı, uzak geçmişte yaşanan tüm olayların referans noktası olmuştur. Hammurabi'nin dördüncü halefi olan Ammizaduga döneminde yazıldığı düşünülen ve Tanrıça İştar'a yönelik bir ilahide şöyle denir: "Bu şarkıyı ilk kahramanlık şarkısı olarak duyan kral Hammurabi'dir. Bu şarkı senin için onun hükümdarlığında bestelendi. Ona sonsuz hayat verilsin!" Ölümünden sonraki yüzyıllar boyunca, Hammurabi'nin yasaları yazı alıştırmalarının bir parçası olarak yazmanlar tarafından kopyalanmaya devam edilmiş ve hatta kısmen Sümerceye çevrilmiştir.

Siyasi mirası

Hammurabi döneminde Babil, Güney Mezopotamya'daki "en kutsal şehir" konumunu selefi Nippur'dan ele geçirmiştir. Hammurabi'nin halefi Samsu-iluna'nın yönetimi altında, kısa ömürlü Babil İmparatorluğu çökmeye başlamıştır. Kuzey Mezopotamya'da hem Amorier hem de Babilliler, Akadca konuşan yerli bir hükümdar olan Puzur-Sin tarafından Asur'dan sürülmüştür. Yaklaşık aynı zamanlarda, yerli Akadca konuşanlar Mezopotamya'nın en güneyinde Amori Babil yönetimini terk ederek aşağı yukarı eski Sümer bölgesinde Sealand Hanedanlığı'nı yarattılar. Yaklaşık aynı zamanlarda yerli Akadca konuşanlar, Mezopotamya'nın en güneyindeki Amori Babil yönetimine son vererek aşağı yukarı eski Sümer bölgesinde Sealand Hanedanlığı'nı yaratmıştır. Hammurabi'nin başarısız halefleri, Adasi ve Bel-ibni gibi Asur krallarının yanı sıra güneyde Sealand Hanedanlığı, doğuda Elam ve kuzeydoğudan Kassitlerin elinde daha fazla yenilgi ve toprak kaybıyla karşılamıştır. Böylelikle Babil, bir zamanlar kurulurken sahip olduğu ufak ve küçük devlet durumuna geri dönmüş oldu.

Hammurabi'nin Amorite Hanedanlığı için son darbe, MÖ 1595'te gerçekleşmiştir. Babil, güçlü Hitit İmparatorluğu tarafından yağmalanıp fethedilmesiyle Mezopotamya'daki tüm Amori siyasi varlığına son verilmiştir. Ancak Hint-Avrupa dili konuşan Hititler, Babil'i Zagros Dağları'nda yaşayan ve izole bir dil konuşan Kassit müttefiklerine devrederek buradan ayrılmıştır. Bu Kassit Hanedanı, Babil'i 400 yıldan uzun bir süredir yönetmiş ve Hammurabi'nin yasaları da dahil olmak üzere Babil kültürünün birçok yönünü benimsemiştir. Amori Hanedanı'nın düşüşünden sonra bile Hammurabi hâlâ hatırlanmış ve saygı görmüştür.Elam kralı I. Şutruk-Nahunte, MÖ 1158'de Babil'e baskın düzenlediğinde ve birçok taş anıtını alıp götürdüğünde bu anıtların üzerindeki yazıtların çoğunu sildirmiş ve üzerine yeni yazıtlar kazımıştır.Hammurabi Kanunları'nı içeren stelde ise sadece dört veya beş sütun silinmiş ve hiçbir yeni yazı eklenmemiştir. Hammurabi'nin ölümünden bin yıldan fazla bir süre sonra, Babil'in hemen kuzeybatısındaki Fırat Nehri kıyısındaki Suhu kralları, Hammurabi'nin kendi ataları olduğunu iddia etmiştir.

Modern yeniden keşifi

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, Hammurabi Kanunları, İncil ile antik Babil metinleri arasındaki ilişki üzerine Almanya'da hararetli Babel und Bibel ("Babil ve İncil") tartışmalarında önemli bir fikir çatışması merkezi haline gelmiştir. Ocak 1902'de Alman Asurolog Friedrich Delitzsch, Sing-Akademie zu Berlin'de Kaiser ve eşinin önünde bir konferans vermiş ve burada Eski Ahit'teki Musa Kanunları'nın Hammurabi Kanunları'ndan doğrudan kopyalandığını savunmuştur. Delitzsch'in konferansı o kadar tartışmalıydı ki Eylül 1903'e kadar gazete ve dergilerden bu konferansa yanıt olarak yazılan 1.350 kısa makale, 300'den fazla uzun makale ve yirmi sekiz broşür toplamayı başarmıştır. Bu makalelerin birkaçı haricinde çoğunlukla Delitzsch eleştirilmiştir. 

Kaiser, Delitzsch'ten ve onun radikal görüşlerinden uzak durmuş ve 1904 sonbaharında Delitzsch üçüncü konferansını Berlin yerine Köln ve Frankfurt'ta vermek zorunda kalmıştır. Musa Kanunları ile Hammurabi Kanunları arasındaki varsayılan ilişki, daha sonra Delitzsch'in 1920-21 tarihli Die große Täuschung (lit. 'Büyük Aldatma') adlı kitabında İbranice İncil'in Babil etkisiyle onarılamaz bir şekilde bozulduğu ve Hıristiyanların en sonunda ancak beşeri Eski Ahit'i tamamen ortadan kaldırarak gerçeğe -Yeni Ahit'in Aryan mesajına- inanabileceği argümanının önemli bir parçası haline gelmiştir. Yirminci yüzyılın başlarında, birçok bilim insanı Hammurabi'nin Yaratılış Kitabı 14:1'deki Şinar kralı Amrafel olduğuna inanmıştır. Bu görüş günümüzde büyük ölçüde reddedilmiş ve Amrafel'in varlığı İncil dışındaki hiçbir yazıda tasdik edilmemiştir.

Hammurabi'nin kanun koyucu ününden dolayı tasviri birçok Birleşik Devletler hükûmet binasında yer almaktadır. Hammurabi, Amerikan Kongre Binası'ndaki ABD Temsilciler Meclisi odasındaki mermer kabartmalarda tasvir edilen 23 kanun koyucudan biridir. ABD Yüksek Mahkeme binasının güney duvarında, Hammurabi de dahil olmak üzere "tarihin büyük hukukçuları"nı tasvir eden Adolph Weinman'a ait bir friz mevcuttur.. Saddam Hüseyin zamanında Irak Ordusu'nun 1. Hammurabi Zırhlı Tümeni, modern Irak ile Arap öncesi Mezopotamya kültürleri arasındaki bağlantıyı vurgulama çabasının bir parçası olarak eski kralın adını almıştır.

  • Bir hırsız duvar delerek bir eve girmişse, o deliğin önünde ölümle cezalandırılır ve gömülür.
  • Bir evde yangın çıkar ve oraya yangını söndürmeye gelen bir kimse evin sahibinin malında göz gezdirip evin sahibinin malını alırsa, kendisi de aynı ateşe atılır.
  • Adam kendisine bir çocuk veren karısından ya da kendisine bir çocuk veren kadından ayrılmak isterse, o zaman karısına çeyizini geri verir ve çocuklarına baksın diye tarlanın, bahçenin ve malların bir kısmının kullanım hakkını verir. Çocuklarını büyüttüğü zaman çocuklara verilenlerden bir parça, oğlanınkine eşit olan bir parça da ona verilir. Ondan sonra kalbinin erkeği ile evlenebilir.
  • Bir adam bir kadın alır da bu kadın ona bir kadın hizmetçi verirse ve çocuklarına bakarsa; ancak, buna rağmen adam başka bir kadın almak isterse ona izin verilmez; bu adam ikinci bir kadın alamaz.
  • Bir adam bir çocuğu evlatlık alır ve oğlu olarak ona ismini verirse ve onu besleyip büyütürse, büyümüş bu çocuk bir daha geri istenemez.
  • Bir adam başka bir kişinin özgürlüğünü kısıtlayacak hareket ederse aynı ceza ona verilir.
  • Bir kişi hırsızlık yapsa eli kesilir, tecavüz etse ölüm cezası ya da erkeklikten men edilir.
  • Bir kişi kendisiyle aynı sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse onun da dişi çekilir
  • Bir kişi kendinden daha alt sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse 166 gr. gümüş öder.
  • Babasını döven evladın iki eli kesilir.
  • Bir adamın gözünü çıkaranın gözü çıkarılır.
  • Birisini suçlayan ispata mecburdur. İspat edemezse ölüm cezasına çarptırılır.
  • Bir tapınakta veya hükümdar hazinesinde hırsızlık yapan ölümle cezalandırılır.
  • Kö­le ka­dın­lar ve fa­hi­şe­ler ke­sin­lik­le baş­la­rı­nı ört­me­ye­cek­ler­dir. Ba­şı açık ol­ma­sı zo­run­lu olan ka­dın­lar ör­tü­ne­rek bu ku­ra­lı ih­lal et­tik­le­rin­de on­la­rı gö­rüp ih­bar et­me­yen­ler­le bir­lik­te ce­za­lan­dı­rıl­mak­ta­dır­lar.


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı