10 Kasım 2020 Salı

SA8937/SD1863: AB'nin Irk ve Katılım Konusunda Yeni Bir Hikayeye İhtiyacı Var

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, sahibi olduğu Brüksel merkezli küresel strateji ve danışmanlık şirketi New Horizons Project'i yöneten; göç, kapsayıcılık, çeşitlilik ve kadınların güçlendirilmesi dahil olmak üzere AB ile ilgili konularda yorumlar yapan analist Shada Islam'a aittir ve Avrupa Birliği'ndeki derin Irkçılığa, ayrımcılığa ve İslam-Müslüman karşıtı yaklaşımlara odaklanmaktadır. "Sistemik ırkçılık AB’nin kurumsal söylem ve politikalarının çoğuna sızmıştır. Bu sorun ilham verici konuşmalarla veya asil kararlarla çözülemez." diyen ve "Mesaj keskin veya ince, sert veya yumuşak olabilir ama her zaman açıktır: Avrupa beyaz ve Hıristiyan'dır" cümlesiyle sorunun temeline inen analist, "Birliğin hukukun üstünlüğü hükümleri, ırksal eşitliği sağlamak için alınacak olan ulusal önlemlere atıfta bulunmalıdır. Ve AB kurumları, işe alma politikalarının etnik azınlıklara erişimi içerdiğinden emin olmalıdır." şeklindeki ifadeleriyle Avrupa Birliği'nin içinde bulunduğu gerçekliği somutlaştırmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Allah'ın son elçisi Muhammed'e, İslam'a ve Müslümanlara yönelik saldırıların Fransa'da Macron liderliğindeki devletin kurumsal olarak desteklediğinin farkında olarak eleştirmiştir: "İslam ve Müslüman düşmanlığı kimi Avrupa ülkelerinde bizzat devlet başkanı seviyesinde teşvik edilen, desteklenen bir politika haline gelmiştir. Irkçı terörizm. Şimdi buradan sesleniyorum, işte siz gerçek manada faşistsiniz, siz gerçek manada Nazi'nin adeta zincir halkalarısınız. Irkçı terörizm, medya ve siyaset eliyle çoğu zaman da güvenlik birimlerinin göz yummasıyla toplumda yaygınlaşıyor. (...) "Batı'da yükselen İslam karşıtlığı, bugün artık kitabımıza, Peygamberimize ve tüm kutsallarımıza yönelik topyekun bir saldırıya dönüşmüştür. Esasen farklı din mensuplarına yönelik tehcir, engizisyon ve soykırım uygulamaları Avrupa'nın yabancısı olduğu bir pratik değildir. Alışkınlardır bunlar. 80 yıl önce Musevilere karşı işlenen insanlık suçları, daha 25 sene önce Srebrenitsa'da Bosnalı kardeşlerimize yapılanlar halen hafızalardadır. Son günlerde yaşanan hadiseleri, devlet başkanı düzeyinde sergilenen hadsizlikleri, sabah namazı vaktinde camilerimize yapılan polis baskınlarını sıradan vakalar olarak görmüyoruz. Bu olaylar oldukça tehlikeli, Avrupalı Müslümanlar için çok vahim sonuçlar doğurabilecek bir sürecin işaret fişeğidir." Avrupa Birliği'nin ayakta kalmak için çabaladığı günümüzde, kendini koruyabileceğine dair belirtiler gün geçtikçe ortadan kalkmaktadır. Türkiye bu gerçeği dikkate alarak Avrupa Birliği ile ilişkilerini gözden geçirmelidir.
Seçkin Deniz, 10.11.2020

The EU needs a new story on race and inclusion
"Black Lives Matter" ın hassaslaştırıcı etkisi azalmayacaksa, yeni bir Avrupa anlatısı ve somut eylemlere ihtiyaç vardır.

Üç ay önce, Minneapolis/Minnesota'da 46 yaşındaki Afrikalı-Amerikalı George Floyd'un polis tarafından gözaltına alınırken öldürülmesinin ardından Avrupa'da öfkeli Black Lives Matter protestoları patlak verdiğinde paniğe kapılan Avrupa Birliği yetkilileri bloğun ırk temelli şiddet, ayrımcılık ve tacizle mücadelede kendi iç karartıcı sicilini aşmak için acil önlemler sözü verdiler.

Hollanda başbakanı Mark Rutte ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, ülkelerinin ırksal eşitliğe ulaşmak için uzun bir yol kat etmeleri gerektiğini fark etti. Avrupa Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen Avrupa Parlamentosu'nda, "Irkçılık hakkında açık fikirli konuşmalıyız" dedi. Eşitlikten sorumlu komisyon üyesi Helena Dalli, "Irkçılık sadece ABD'de değil, Avrupa'da da yaşıyor," diye itiraf etti ve ekledi: "Sorunun kökenlerine de değinmeliyiz, sadece semptomlara veya sonuçlara değil."

Von der Leyen ırkçılık üzerine ilk kez bir komisyon tartışması düzenledi, renge veya ırka dayalı ayrımcılığa sıfır tolerans olması gerektiği konusunda ısrar etti ve genellikle 'Brüksel çok beyaz' olarak tanımlanan AB organlarında daha fazla etnik çeşitlilik sağlama sözü verdi. İstihdam, sağlık ve barınma alanlarındaki eşitsizliklerle mücadele etmek, polis şiddetini azaltmak ve herkes için adil muamele sağlamak için bir "eylem planı" hazırlama tasarıları vardı.

Çarpıcı bir andı. Yıllarca ırkçılığın Avrupa'da ciddi bir sorun olduğuna dair uyarıları görmezden geldikten ve işe alma politikalarının 'renk körü' olarak kalması tartışmalarından sonra, AB kurumlarının liderleri nihayet dinlemeye ve öğrenmeye hazırlardı; ve en önemlisi, ayrımcı uygulamaların sosyal uyumu zayıflattığını, ekonomiyi tam potansiyelinden mahrum ettiğini ve Avrupa değerlerini baltaladığını kabul etmişlerdi.

Derine Koşmak

Buna rağmen, iyi niyetleri inandırıcı ve uygulanabilir politikalara dönüştürmek zor olacaktır. Ve bu zorluk sadece AB’nin etnik ayrımcılıkla mücadelede daha önceki ilgi ve deneyim eksikliğinden kaynaklanmıyor. Avrupa'daki sistemik ırkçılık, toksik aşırı sağcı suçlamalardan çok daha derine iniyor. Sistemik ırkçılık AB’nin kurumsal söylem ve politikalarının çoğuna sızmıştır. Bu sorun ilham verici konuşmalarla veya asil kararlarla çözülemez.

Avrupa’nın ekonomik, politik ve sosyal sistemlerindeki ırkçılığı ortadan kaldırmaya yönelik hareketlerin bu nedenle kasıtlı, bilinçli ve kalıcı olması gerekecektir; ve Avrupalıların yaşanmış gerçekliğinin daha derin etkilerinden beslenmelidir. En önemlisi, inandırıcı ve etkili olabilmek için, AB'nin ırksal adalet ve eşitliği sağlamaya yönelik önlemleri, yeni ve daha kapsayıcı bir Avrupa anlatısına dayanmalıdır. Ancak bu zor sohbet başlamadı bile.

Zehirli Klişeler

Avrupalı ​​Müslümanların aşırılık yanlıları ve potansiyel teröristler olarak zehirli klişelere karşı hala mücadele ettikleri gerçeğini, "çeşitlilik içinde birlik"ten gurur duyan sözleri sarf edenler görmezden geliyor. Haklar kurumları tarafından yapılan anketler, Avrupa'da Yahudi karşıtlığının sürdüğüne işaret ederken, siyah Avrupalılar, polis tacizi de dahil olmak üzere mesleki ve kişisel yaşamlarında amansız ayrımcılıkla karşı karşıya.

Avrupa'nın yaklaşık 50 milyon etnik azınlık vatandaşı - AB nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu temsil ediyor - hala rutin olarak kalıcı 'göçmenler' veya egzotik yabancılar olarak görülüyor. Birçoğu, asla ve asla yanıltamayacakları tek soruya muhatap oluyor: "Aslen - gerçekten- nerelisin?"

Bu sürpriz olmamalı. Bazen kasıtsız, ancak çoğu kez kasıtlı olarak, Avrupa öyküsü - liderleri ve kurumları tarafından yayılan Avrupa tarihi ve kimliğinin öyküsü - 'gerçek' Avrupalıları istenmeyen, davetsiz misafirlerle karşılaştıran kendi kendini rahatlatan bir dışlamayı ima ediyor. Artık 'teşvik etmek' için bir komisyon önceliği olan 'Avrupa yaşam tarzı', 'güçlü sınırlar', iltica sisteminin 'modernizasyonu' ve 'göç konusunda yeni bir başlangıç' elde etmek için 'ortak ülkeler' ile işbirliğini çağrıştırıyor. 

Mesaj keskin veya ince, sert veya yumuşak olabilir ama her zaman açıktır: Avrupa beyaz ve Hıristiyan'dır. Diğer etnik köken ve din mensuplarına hoşgörü gösterilebilir - hatta onlara ihtiyaç duyulabilir - ama onlar gerçekte Avrupa'ya ait değillerdir.

Avrupa sömürgeciliğinin karanlık yüzünü görmezden gelen okul müfredatıyla güçlendirilen ve aşırı sağcı retorik, zehirli "bize" karşı "onlar" grup düşüncesi artık Macaristan'ın Viktor Orbán veya diğer popülist liderlerin ayrıcalığı değil.  Bu düşünce yanlış bilgi yayan birçok ana akım politikacı, esnek, eleştirel olmayan medya ve göçmen karşıtı kampanyacılar tarafından benimsenmiştir.

'Irk' ve göçün kamusal alanda aşağılayıcı bir şekilde bağlantılı olmasıyla, göçmenlerin ve mültecilerin sistematik olarak şeytanlaştırılması, çaresiz sığınmacıları kabul etmeyi reddetme ve tabloid medyanın insanlıktan çıkarıcı dili, sohbeti daha da zehirledi.

Hızlı düzeltme yok

Avrupa'nın anlatısını daha kapsayıcı hale getirmek kolay olmayacak. Yıllarca süren kasıtlı ihmalleri değiştirebilecek mucize bir çözüm ya da hızlı bir düzeltme yöntemi yok.

Derinlerden gelen ve uzun süredir devam eden önyargıları, kalıpları ve kültürel normları değiştirmek için acil eylemlerin -örneğin, insanlıktan çıkarıcı dil ve bilinçsiz önyargılar konusunda farkındalık yaratmak, daha az ayrımcı AB işe alma politikaları, etnik kökenle ilgili verilerin toplanması, geliştirilmiş polis eğitimi, yapay zeka ile yapısal ırkçılık arasındaki bağlantının yakından incelenmesi ve AB'nin 2000 ırk eşitliği yönergesinin daha sıkı uygulanması gibi- yanı sıra kararlı, uzun vadeli politikaların ve önlemlerin bir karışımı çözüm olacaktır.

Azınlıkların ve göçmenlerin daha hızlı entegrasyonunu kolaylaştırma konulu konuşmanın - asimilasyoncu bir tarzda "dışarıdan gelenlere" "ulusal kültürün" bir parçası olma sorumluluğunu yükleyen - daha geniş, daha derin ve daha adil bir kapsayıcılık kavramıyla değiştirilmelidir. Avrupa Konseyi tarafından bu geliştirilmiştir. Bu, insanlar birlikte yaşarken ve çalışırken arasındaki dinamik, çok yönlü ve çok katmanlı etkileşimi kabul eder ve toplumun tüm üyelerine politik, ekonomik, sosyal ve kültürel hayata eşit şekilde katılma fırsatı ve "çeşitlilik avantajı'' sağlayarak pratikle sonuçlanır.

AB liderleri ve kurumları, akışkan, değişken ve çoklu kimliklerle "tireli" Avrupalıların da gerçek Avrupalılar olduğunun tanınması lehine, modası geçmiş veya tek boyutlu "Avrupa kimliği" tanımlarını değiştirmek için kendi rollerini oynamalıdır. Avrupa ekonomileri yavaşladıkça ve sürdürülebilir ve kalıcı bir toparlanma sağlamak için çalışmalar başladığında, Avrupa'nın tüm vatandaşlarının angajmanına, becerilerine ve yeteneklerine ihtiyacı olacaktır.

Değişim fırsatları

Önümüzdeki aylar değişim için önemli fırsatlar sunuyor. AB, ırkçılık karşıtı örgütlerle daha güçlü bağlar geliştirerek, aşırı sağ nefret söylemini ve şiddeti daha sert bir şekilde bastırarak ve Avrupa'daki etnik azınlıkların gelecek Avrupa Konferansı'nda temsil edilmelerini sağlamalıdır. Yakın zamanda kararlaştırılan, AB çapında multi-milyar euroluk kurtarma fonundan sağlanacak kaynaklara da erişimleri sağlanmalıdır.

Birliğin hukukun üstünlüğü hükümleri, ırksal eşitliği sağlamak için alınacak olan ulusal önlemlere atıfta bulunmalıdır. Ve AB kurumları, işe alma politikalarının etnik azınlıklara erişimi içerdiğinden emin olmalıdır.

Sihirli bir değnek yoktur ve hiçbir Avrupalı ​​lider veya kurumu Avrupa'da siyahların hayatını hemen önemli hale getiremez. Yıllarca süren ihmal ve görünür ve görünmez ayrımcılığın ortadan kaldırılması, sürekli ve özenli bir çaba gerektirecektir.

Irkçılıkla mücadele için bir AB eylem planı iyi bir ilk adımdır. Ancak, bu eylem planına gerçekten "çeşitlilik içinde birleşmiş" olan, gerçekten modern, kapsayıcı ve adil bir Avrupa anlatısı eşlik etmelidir; hem fiili olarak hem de sözlü ifadelerde.

Shada Islam, 7 Eylül 2020, Social Europe

(Shada Islam, göç, kapsayıcılık, çeşitlilik ve kadınların güçlendirilmesi dahil olmak üzere AB ile ilgili konularda yorumcu ve analisttir. Brüksel merkezli kendi küresel strateji ve danışmanlık şirketi New Horizons Project'i yönetiyor.)



Seçkin Deniz, 10.11.2020, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı