4 Ekim 2020 Pazar

SA8889/TG308: Analiz: Küreselcilerin Dünya'yı Yeniden Başlatması ve Bize Yönelik Planları

  Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz,  "Rockefeller - Oyunu Kontrol Etmek", "Rahatsız bir yolculuk", "Ordo Ab Chao" ve "Kıyamet Saati" kitaplarının yazarı, özgür tartışma ve araştırmayı teşvik eden Pharos Vakfı'nın başkanı Jacob Nordangård'a aittir ve Covid-19 salgınını tetikleyici olarak tasarlayan Dünya Ekonomik Forumu'nun yeni tekno-totaliterr yol haritası "Büyük Sıfırlama" [The Great Reset]'ya odaklanmaktadır.  Jacob Nordangård'ın birkaç cümlesi ile analizin içeriğine dair ön bilgi edinmenizi sağlayabiliriz. Üç bölümde gerçekleşmesi planlanan Büyük Sıfırlama, yazara göre "(WEF çalışma gruplarının bir parçası olan) dünyadaki teknoloji devlerinin, dünyanın sorunlarını yapay zekâ, uydular, robotik, dronlar ve Nesnelerin İnterneti ve menüdeki sentetik gıdaları kullanarak çözeceği anlamına geliyordu."  Küreselciler tarafından adım adım gerçekleşmesi istenen "Makro Sıfırlama ekonomi, toplum, jeopolitik, çevre ve teknoloji üzerindeki etkiyi; Mikro Sıfırlama endüstriler ve işletmeler için sonuçları analiz eder; Bireysel Sıfırlama ise sonuçları bireysel düzeyde tartışır."  Analizin temel ayrıntılarında gezinen cümlelerden diğeri, "Böylelikle, biz boyun eğene ve tekno-ütopik bir dünya vizyonlarını kabul edene kadar bizi taciz etmekle tehdit etmektedirler." ve dördüncüsü: "Tüm bunlar, tiranların duygusal olarak ne kadar soğuk ve acımasız olduğunu gösteriyor. Neye sebep olduklarını çok iyi biliyorlar. Elde etmeyi istedikleri etki de budur ve bu durum, (onlara göre) "doğru" seçimi yapmamızı sağlayacaktır. Bir koyun sürüsü olarak, onların teknolojik diktatörlüğüne doğru sürüleceğiz." Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin WEF ve WHO-DTÖ odaklı her türlü organizasyona karşı dikkatli ve karşı strateji hazırlayacak kapasitede olması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti 2002'den beri bu Küresel Satanist Çete'nin açık ve kesintisiz saldırılarına maruz kalmaktadır, bu şeytanî çetenin Covid-19 sızıntısı ile yönetimde etkili olmasına engel olmamız gerekmektedir. Covid-19, Türkiye toplumunu da germektedir ve kısıtlamaların neden olduğu sorunlar yavaş yavaş açığa çıkmaktadır.
Seçkin Deniz, 04.10.2020

ANALYSIS: GLOBALISTS' REBOOT OF THE WORLD AND THEIR PLANS FOR US

"Corona krizi, devasa boyutlarda küresel bir darbenin tetikleyicisidir. İnsan özgürlüklerini tamamen yok etme riski taşıyan yeni bir uluslararası ekonomik düzen ile yeni bir dönemin başlangıcıdır. Zorba yöneticiler, Dünya Ekonomik Forumu'nun yeni tekno-totaliter yol haritası - "Büyük Sıfırlama" [The Great Reset] aracılığıyla bizi zorla "iklim açısından akıllı" ve "sağlıklı" bir dünyaya yönlendirmek için hâkimiyeti ele aldılar."

Corona krizi, Dünya Ekonomik Forumu'nun yeni totaliter yol haritası - Büyük Sıfırlama'yı tetikliyor. 
Photo: KOBU Agency,@kobuagency, Unsplash.

13 Haziran 2019'da Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Klaus Schwab ve BM Genel Sekreteri António Guterres, iki örgüt arasında bir ortaklık anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, insanlık için yarattığı muazzam etkilere rağmen medyanın doğrudan ilgisi olmadan yapılmıştı. Genel olarak bu olay, bir kalem darbesiyle hayatımız üzerindeki gücün büyük küresel şirketlere ve sahiplerine devredildiği anlamına gelmekteydi.

Anlaşma altı odak alanı içermektedir:

  • BM Gündemi 2030 [UN Agenda 2030] için finansman
  • İklim değişikliği
  • Sağlık
  • Dijital işbirliği
  • Cinsiyet eşitliği ve kadın özgürlüğü
  • Eğitim ve beceri geliştirme.

Ortaklığın amacı, BM Sürdürülebilirlik Gündemini [UN Sustainability Agenda] ve 17 küresel hedefi hızlandırmaktır. 

"Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini karşılamak insanlığın geleceği için çok önemlidir. Dünya Ekonomik Forumu, bu çabayı desteklemeye ve daha müreffeh ve adil bir gelecek inşa etmek için Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışmaya kararlıdır." 

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Gueterres, bir kalem darbesiyle hayatlarımız üzerindeki gücü dünyanın büyük şirketlerine ve sahiplerine devretti.

Anlaşma ayrıca, WEF'in dördüncü sanayi devriminin, gündemin uygulanmasında önemli bir bileşen olduğunu belirtiyor. Dijitalleşme ise anahtar unsur olarak görülüyor.

Birkaç ay sonra, Ocak 2020'de Davos'taki Toplantı sırasında, PwC şirketi tarafından derlenen Küresel Hedefler için Kilit Açma Teknolojisi raporunun lansmanı ile bu durum çok açık bir şekilde ortaya çıktı. Bu, (WEF çalışma gruplarının bir parçası olan) dünyadaki teknoloji devlerinin, dünyanın sorunlarını yapay zekâ, uydular, robotik, dronlar ve Nesnelerin İnterneti ve menüdeki sentetik gıdaları kullanarak çözeceği anlamına geliyordu.

TETİKLEYİCİ OLAY OLARAK CORONA VİRÜSÜ

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 11 Mart'ta Covid-19'u salgın olarak ilan ederek, WEF'in Yeni Dünya Düzeni’ni hızla uygulaması için bir fırsat penceresi açtı. Her şey çok dikkatlice hazırlanmıştı.

Mart ayında, DSÖ’nün Covid-19'u bir pandemi olarak sınıflandırmasıyla, Dünya Ekonomik Forumu Yeni Dünya Düzeni’ni hızla uygulama fırsatı buldu.

2006 gibi erken bir tarihte, WEF'in küresel risklerle ilgili ilk raporunda bir pandemi durumunda alınacak önlemler tartışılmıştı (bazı öneriler 2009'da Domuz Gribi bağlamında test edilmişti). Bundan sonra, çalışma grupları ağlarını örmeye devam etti. Rockefeller Vakfı, 2010 yılında, gelecekteki bir kapanma senaryosunu neredeyse kehanet gibi açıklayan Geleceğin Teknoloji ve Uluslararası Gelişim Senaryolarını yayınladı:

"İlk başta, daha kontrollü bir dünya kavramı geniş bir kabul ve onay gördü. Vatandaşlar, daha fazla güvenlik ve istikrar karşılığında daha paternalist devletlere kendi bağımsızlıklarının bir kısmını ve mahremiyetlerini gönüllü bir şekilde bıraktı. Vatandaşlar, yukarıdan aşağıya bir yönetim ve gözetim için daha müsamahakâr ve hatta istekliydi ve ulusal liderler, uygun gördükleri şekillerde emir verme konusunda daha fazla serbestliğe sahipti."

Virüsün dünyayı vurmaya başlamasından bir yıl önce WEF, Salgına Hazırlık ve Küresel Ekonomide Hayatları ve Geçim Kaynaklarını Koruyan Ticari Etki Raporunu yayınladı. Büyük hazırlıklar gerçekleştiriliyordu.

Ekim 2019'da, (WEF, Bill & Melinda Gates Vakfı ve Johns Hopkins Üniversitesi gibi paydaşların katıldığı)  Event 201 alıştırması aracılığıyla genel bir prova gerçekleştirildi. The Corona Crisis and the Technocratic Agenda başlıklı yazımda konu hakkında diğer şeylerin yanı sıra ayrıntılı bir inceleme yapılmıştı.

BÜYÜK SIFIRLAMA

Toplumların kapatıldığı ve otoriter kontrol kurallarının dünya çapında aynı anda uygulamaya konduğu birkaç ay süren aşırı önlemlerden sonra, 3 Haziran'da, Klaus Schwab ve António Guterres, diğerlerinin yanı sıra Prens Charles ile birlikte, ileriye yönelik ve tüm sorunlara çözüm getirecek bir öneride bulundular: "Büyük Sıfırlama-The Great Reset".

Schwab şunları söyledi:

"COVID-19 krizi bize, eski sistemlerimizin 21. yüzyıl için uygun olmadığını gösterdi. Sosyal uyum, adalet, katılım ve eşitliğin temel eksikliğini ortaya çıkardı. Şimdi tarihi an geldi, sadece gerçek virüsle savaşmak için değil, aynı zamanda sistemi corona mirasının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirmek için. Pasif kalma seçeneğimiz var, bu da bugün gördüğümüz birçok eğilimi güçlendirecektir. (Bu eğilimler;) Kutuplaşma, milliyetçilik, ırkçılık ve nihayetinde çatışmayla artan toplumsal huzursuzluk. Ama bizim farklı bir seçeneğimiz var, özellikle gelecek nesli bütünleştiren yeni bir sosyal sözleşme inşa edebiliriz, davranışlarımızı yeniden doğayla uyumlu olacak şekilde değiştirebiliriz ve Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojisinin bize daha iyi yaşamlar vermek için en iyi şekilde kullanılmasını sağlayabiliriz."

9 Temmuz 2020'de WEF, içindeki fikirlerin Schwab ve ortak yazar Thierry Malleret (WEF'in Küresel Risk Ağı direktörü) tarafından geliştirildiği, "COVID-19: Büyük Sıfırlama" adını taşıyan kitabı yayınladı. Kitabın amacı, geleceğe dair bir anlayış oluşturmaktı ve üç ana bölüme ayrılmıştı:

  • Makro Sıfırlama - ekonomi, toplum, jeopolitik, çevre ve teknoloji üzerindeki etkiyi analiz eder.
  • Mikro Sıfırlama - endüstriler ve işletmeler için sonuçları analiz eder.
  • Bireysel Sıfırlama - sonuçları bireysel düzeyde tartışır.

Yazarlara göre bir seçimle karşı karşıyayız. Bir yol bizi daha iyi bir dünyaya götürecek: Daha kapsayıcı, daha eşit ve Toprak Ana'ya saygılı. İkinci yol bizi geride bıraktığımızı anımsatan bir dünyaya götürecek; ama daha kötü ve sürekli tekrar eden hoş olmayan sürprizlerin yaşandığı bir dünya. Böylelikle, biz boyun eğene ve tekno-ütopik bir dünya vizyonlarını kabul edene kadar bizi taciz etmekle tehdit etmektedirler.

MAKRO SIFIRLAMA

Jeopolitik Sıfırlama: COVID-19, dünyaya ana sorunların doğası gereği küresel (iklim, salgınlar, terörizm, uluslararası ticaret) olduğunu hatırlattı. Bununla birlikte, küresel kuruluşlar yeterince donanımlı değildir ve etkili liderlikten yoksundur. Yazarlara göre, mevcut sistem corona kriziyle baş edemedi, bunun yerine koordinasyonsuz ulusal önlemlerle karakterize edildi. Yazarlara göre bu durum, daha etkili ve koordineli bir liderliğe duyulan ihtiyacı ve milliyetçiliğin bizi sadece yanlış yönlendirdiğini gösteriyor.

"Bu nedenle, kaygı duyulacak şey, uygun Küresel Yönetim olmadan, küresel zorlukları ele alma ve bunlara yanıt verme girişimlerimizde felç olacağımızdır."

Bu tespit, özellikle ülkelerin krizin baskısından çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu Afrika, Latin Amerika ve Asya'da kanıtlanmıştır.

"Koronavirüsün neden olduğu herhangi bir kilitlenme veya sağlık krizi, hızlı bir şekilde yaygın bir çaresizlik ve düzensizlik yaratabilir ve potansiyel olarak küresel çapta yıkıcı etkilerle birlikte büyük huzursuzlukları tetikleyebilir."


Schwab ve Malleret, Corona salgınının izinden giden şiddet, açlık, işsizlik ve kaos riskini azaltacağına inandıkları küresel bir hükümetten sıcak bir şekilde bahsediyorlar. Fotoğraf: Shutterstock.

Şiddet, açlık, işsizlik ve kaos için uygun zemin oluşuyor. Devasa ölçekte kıtlık felaketleri meydana gelebilir. Bu, 2015-2016'da meydana gelene benzer yeni bir toplu göç dalgası yaratma riskini de taşıyor.

Schwab ve Malleret'e göre eğer küresel kurumlar yaratmazsak dünya daha tehlikeli ve daha fakir bir yer olacak. Bunlar olmadan küresel ekonomi yeniden başlatılamaz. Dünya Ekonomik Forumu'nun, BM ile ortaklıklarının da işaret ettiği gibi, bu yönetime katkıda bulunmaktan mutlu olduğunu varsaymak o kadar da zor değil. Her halükarda, önümüzdeki birkaç yıl çok zor geçecek görünüyor. Bu, düzenden önce gelen kaos ortamıdır.

Çevresel Sıfırlama: Yazarlara göre, hem pandemiler hem de iklim değişikliği / ekosistem çöküşü, insan ve doğa arasındaki karmaşık etkileşimi gösteriyor. COVID-19'un dünyaya, tam teşekküllü bir iklim krizi ve ekosistem çöküşünün ekonomi, jeopolitik, sosyal sorunlar ve teknolojik gelişme için ne anlama geldiğine dair bir örnek sunduğunu iddia ediyorlar. Krizler aynı zamanda, kapsamları itibariyle küresel olmaları ve ancak küresel koordinasyonla çözülebilmeleri gibi ortak özellikleri paylaşmaktadır.

"İlk bakışta salgın ve çevre, sadece uzaktan akraba kuzenler gibi görünüyor ancak düşündüğümüzden çok daha yakın ve iç içedirler."


"Covid-19: The Global Reset" kitabının yazarlarına göre, pandemiler ve iklim değişikliği küresel ölçekte olduğundan, bunlar ancak küresel koordinasyonla çözülebilir. Fotoğraf: Shutterstock.

Aradaki bir fark; salgın hastalıklar, sonuçların hızlı bir şekilde alınacağı acil eylem gerektirirken; iklim değişikliğinin somut olarak hissedilmemesi ve bu nedenle üzerine gidilmesini gerektirecek kadar önemli görülmemesidir. Bir pandemi sırasında çoğunluk, zorlayıcı önlemleri kabul ederken; yaşam seçimlerindeki sınırlamalar eğer bilimsel kanıtların sorgulanabilir olduğu iklim değişikliği ile ilgiliyse, bu sınırlamalara karşı çıkabilir. 

Kitap, COVID-19 gibi pandemilerin çevre üzerindeki insan etkisiyle ilişkili olduğu düşünülen çalışmalarla ilgilidir. Her zamanki gibi, biz insanlar suçlanıyoruz ve karbondioksit emisyonlarının karantinalar sırasında yalnızca %8 oranında azalmasının hayal kırıklığı yarattığı ifade ediliyor. Sonuç, enerji sistemlerinde köklü bir değişikliğe ve tüketim alışkanlıklarımızda yapısal değişikliklere ihtiyaç olduğudur. Ancak, bu kısıtlamaların Schwab ve Politbüro'daki arkadaşları için geçerli olduğu şüphelidir.

"Salgın sonrası dönemde, tıpkı önceki gibi hayatımıza devam etmeye karar verirsek (aynı arabaları sürerek, evlerimizi aynı şekilde ısıtarak vb.), İklim politikaları nazarından COVID-19 krizi boşa gitmiş olacak."

Pandeminin birkaç yıl boyunca siyasete hâkim olacağı ve bu nedenle iklim meselesini daha az acil hale getirme riski taşıyabileceği tahmin ediliyor - örneğin COP26 [Çev: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı] iptal edildi. Schwab (müttefikleriyle birlikte) bunu görmezden gelerek, COVID-19 krizinin kendi "sürdürülebilir" çevre politikalarını uygulama fırsatlarını nasıl artırabileceğini düşünüyor. Bu senaryodaki hükümet ve işletmeler, farklı bir yaşam tarzının mümkün olduğuna dair yeni bir sosyal vicdan geliştiren nüfusun geniş kesimleri tarafından "doğru seçimi yapmaya" teşvik edileceklerdir. Bu, neyse ki ustalıkla işlenmiş bir aktivizm tarafından yönlendiriliyor.


Prens Charles, "aydınlanmış lider" olarak seçildi.

Hükümetler eski düzene geri dönme eğiliminde olabileceğinden, kalkınmayı "doğru" yönde yönetmek için dört temel alan kullanılmalıdır:

  • Aydınlanmış liderlik - İklim değişikliğine karşı mücadelede ön saflarda yer alan liderler (kitap burada, diğer şeylerin yanı sıra, Prens Charles'a işaret ediyor).
  • Risk bilinci - COVID-19'un karşılıklı bağımlılık ve bilimsel uzmanlığı dinlememenin sonuçları konusunda bize verdiği uyarı, farkındalığı artırdı.
  • Davranış değişikliği - Pandemi bizi seyahat ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeye zorladı ve bu sayede "daha yeşil" bir yaşam tarzı benimsendi.
  • Aktivizm - Corona virüsü değişime ilham verdi ve sosyal aktivizm için yeni stratejiler yarattı. Karantina sırasında hava kirliliğinin azaldığını gören iklim aktivistleri, işletmeler ve yatırımcılar üzerindeki baskılarını ikiye katlayacaklar.

Avrupa Komisyonu'nun, emisyonları azaltma ve Döngüsel Ekonomi’ye geçiş amacıyla trilyonluk avro yatırımı yapma planıyla gerçekleştirdiği geniş kapsamlı Yeşil Anlaşma, yetkililerin Corona krizini nasıl boşa harcamayacağının en somut örneği olarak kabul ediliyor.

Teknolojik Sıfırlama: Yazarlara göre, Corona krizi olmaksızın gerçekleşmesi yıllar alacak bir dijital gelişim, bir ay içerisinde meydana gelmişti. Her şey büyük ölçüde çevrim içine taşındı. Kriz sırasında kazananlar teknoloji şirketleri olurken, bu şirketlerin değerleri büyük ölçüde arttı; yüz yüze toplantılara dayanan tüm iş fikirleri (kültür sektörü ve restoranlar gibi) ise kaybedenlerdi. Schwab ve Malleret'e göre bu, büyük ölçüde aynı şekilde devam edecek bir süreç. Corona krizi iş, eğitim, ticaret, tıp ve eğlence üzerinde kalıcı bir etkiye neden oldu. Ek olarak, mahremiyetimiz büyük ölçüde ihlal edildi.

 "... Salgın, hâlihazırda uygulanmakta olan teknolojik değişiklikler için katalizör görevi yaparak ve herhangi bir dijital işi veya herhangi bir işletmenin dijital boyutunu turbo şarj ederek inovasyonu daha da hızlandıracaktır."

"Temas takibinin nasıl benzersiz bir kapasiteye ve COVID-19 ile savaşmak için gereken cephanelikte neredeyse elzem bir yere sahip olduğunu ve aynı zamanda kitlesel gözetimi mümkün kılacak şekilde konumlandırıldığını göreceğiz."


Schwab ve Malleret, hijyen ve temizlik sürecini yönetmek için büyük bir otomasyon öngörüyor ve bu da dijital dönüşümü hızlandıracak

Diğer yandan bu süreç, dünyanın dört bir yanındaki hükümetleri, yeni teknolojiyi düzenlemeye yönelik uzun araştırma aşamasını terk etmeye yöneltti. Bunun yerine, tüm engellemeler kaldırıldı. Yazarlara göre kriz sırasında uygulamaya konulan geçici düzenlemeler de devam edebilir. Bu durum aynı zamanda sosyal mesafe ile de ilgilidir. Toplumlar, insan temasını en aza indirmek için işyerlerinin yeniden yapılandırılmasına önem verecektir. Otel, restoran ve eğitim sektöründeki çalışanlar için gelecek karanlık görünüyor. Yazarlar, hijyen ve temizlik sürecini yönetmek için büyük bir otomasyon sistemi öngörüyor ve bu da dijital dönüşümü hızlandıracaktır. Ancak yerli üretimin robotlaşma nedeniyle artması bekleniyor.

"Kilitlemelerin başlangıcından itibaren, insan emeğinin bulunmadığı durumlarda robotların ve yapay zekânın doğal bir alternatif olduğu ortaya çıktı."

Ama bunun bir bedeli var. (Otomasyon) İnsanları gereksiz hale getirir ve risk altında olan şeyin daha basit işler olduğu açıktır. Hepsi soğuk ve derinden insan karşıtı bir tat verir. Ama durum daha da kötüye gidiyor. Yazarlara göre, kapatmalar diğer yöntemleri gerekli kılan yüksek bir ekonomik bedele sahiptir. Bu, enfekte kişileri karantinaya alabilmek için tüm hareketlerimizin takip edilebildiği (takip sistemi) ve analiz edilebildiği (izleme sistemi) temas takibi gibi kalıcı teknolojik çözümleri gündeme getirir.

"Bir izleme uygulaması, örneğin GPS koordinatları veya radyo sinyalleri yoluyla elde edilen coğrafi veriler aracılığıyla bir kişinin mevcut konumunu belirleyerek, gerçek zamanlı bir fikir sahibi olmayı mümkün kılar."

Bu, her ne pahasına olursa olsun bizi birbirimizden ayrı tutarken aynı zamanda tüm faaliyetlerimizi zamanda geriye doğru inceleme meselesidir. Güney Kore, Çin ve Hong Kong gibi birçok ülke, pandemi sırasında müdahaleci ve zorlayıcı gerçek zamanlı izleme yöntemleri kullandı. Hong Kong'da elektronik bilezikler kullanılırken, diğer ülkeler enfekte kişilerin karantinadan çıkıp çıkmadıklarını takip etmek için mobil uygulamalar kullanmaktaydı. Singapur'un, enfekte kişiler ile iki metrelik bir yarıçap içinde bir araya gelmeleri durumunda insanları uyaran ve ardından Sağlık Bakanlığı'na veri gönderen TraceTogether uygulaması, yazarlar tarafından olası bir ara yol olarak görülüyor. Yazarlar ayrıca, bu izleme sistemlerinin gönüllülüğe dayalı olması durumunda ortaya çıkan sorunlara da işaret ediyor:

"İnsanlar kendi kişisel verilerini sistemi izleyen devlet kurumuna vermek istemezse, herhangi bir kişi uygulamayı indirmeyi reddederse (ve bu nedenle olası bir enfeksiyon, hareket ve kişilerle ilgili bilgileri saklamak isterse)  herkes bundan olumsuz etkilenecektir. "

Temas takibi için (özellikle AB tarafından tanımlanan) ortak standartlar, farklı sistemler ışığında benimsenebilir. 

Schwab ve Malleret, kişi takibinin aile toplantıları gibi "süper yayılan ortamlara" karşı "erken müdahale" sağladığını yazıyor. İzlemenin bu şeytani sisteme karşı çıkan herkese karşı da kolaylıkla kullanılabileceğini görmek zor değil. Bu zorbaların gözünde bulaşıcı olan biz insanlarız.


Güney Kore, Çin ve Hong Kong gibi birçok ülke, pandemi sırasında müdahaleci ve zorlayıcı gerçek zamanlı izleme yöntemleri kullandı. Fotoğraf: Michal Jakubowski, @jaqbovsky, Unsplash.

Dünyanın her yerindeki şirketlerin (ülkeler açılmaya başladıkça) yeni enfeksiyon riskine girmemek için çalışanlarını nasıl dijital olarak izlemeye başladıklarını anlatıyorlar. Bu, elbette tüm etik kurallara ve insan haklarına aykırıdır. Yazarlar ayrıca, sistemler bir kez yerine oturduğunda, (enfeksiyon riski ortadan kalksa bile) kaldırılmalarının da olası olmadığını belirtiyor.

Yazarlar, bir dizi analist, politika yapıcı ve güvenlik yetkilisinin bunun distopik bir geleceğe yol açacağını tahmin ettiğini yazıyor. Kitap, Corona bahanesi ile küresel bir tekno-totaliter gözetim devletinin kurulmakta olduğu konusunda açık bir uyarı veriyor. Bununla birlikte, yazarların, (Schwab'ın Dördüncü Sanayi Devrimi hakkındaki iki kitabında da görüldüğü gibi), faydaların dezavantajlardan daha ağır bastığına inandıklarına şüphe yok. 

"Salgın sonrası dönemde, kişisel sağlığın toplum için çok daha büyük bir öncelik haline geleceği doğrudur, bu yüzden teknolojik gözetleme cini şişeye geri konulmayacaktır."

Schwab ve Malleret, "yöneticiler ve bizim bireysel ve kolektif değerlerimizden ve özgürlüklerimizden ödün vermeden teknolojinin faydalarını kontrol ederek kullanabileceğimizi" belirterek bölümü bitiriyorlar. Acımasız gözetleme sisteminin oluşturulmasında ve teşvik edilmesinde merkezi bir role sahip olan Schwab, bu şekilde sorumluluğu geri kalanımıza bırakıyor.

MİKRO SIFIRLAMA

Yazarlara göre, girişimcilerin daha önce var olan sisteme geri dönüşü artık mümkün değil. COVID-19 her şeyi değiştirdi.

"Bazı endüstri liderleri ve üst düzey yöneticiler, karşı karşıya kaldıklarında sıfırlamayı yeniden başlatmayla eşitleme eğiliminde olabilir, eski normale dönmeyi ve geçmişteki işleyişi geri getirmeyi umabilir: Gelenekler, test edilmiş prosedürler ve işleri öncekine benzer şekilde halletmenin yolları - kısacası her zamanki iş hayatına geri dönüş. Bu gerçekleşmeyecek çünkü mümkün değil. Geleneksel iş hayatının büyük bir kısmı, COVID-19 nedeniyle öldü (veya en azından enfekte oldu)."

Schwab ve Malleret'e göre şimdi geçerli olan şu:

  • Uzaktan çalışma
  • Sanal toplantılar
  • Daha verimli karar verme süreçleri
  • Dijitalleşme ve dijital çözümlerin hızlanması 


Corona krizinin galipleri Büyük Teknoloji Şirketleri ve sağlık endüstrisidir

Tiranların tam bir dijital dönüşüme yönelik tavsiyelerine uymayan şirketler hayatta kalmakta zorlanacaktır. Kazananlar; Alibaba, Amazon, Netflix ve Zoom gibi büyük e-ticaret şirketleri ve yayın hizmeti veren şirketlerdir. Örneğin, Amazon CEO'su Jeff Bezos'un zaten astronomik servetinin kriz sırasında %60 arttığı söyleniyor. Ticaret kısa sürede birkaç tekelci parazit tarafından devralındı. Aynısı video konferans şirketi Zoom için de geçerli. 2020 baharındaki yükselişleri olağanüstü. Hemen hemen her şeyin siber küreye taşınacağı tahmin ediliyor. 2019 yılında, doktorlarla yapılan çevrimiçi konsültasyonların %1'i İngiltere'de gerçekleşti. Corona krizi sırasında bu oran % 100'dü. Müşteriler çevrimiçi olmaya zorlandıkça e-ticaretin de büyümesi bekleniyor. Bu süreçte galip gelen Büyük Teknoloji Şirketleri ve sağlık sektörüdür.

"Salgın sonrası dönemde (bir bütün olarak)  özellikle üç endüstri gelişecek: büyük teknoloji, sağlık ve esenlik [wellness]." (Çev: Wellness kavramı hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız

Korona sonrası dönemde, hükümetlerin de girişimcilik üzerinde daha fazla kontrole sahip olması bekleniyor. Teşvik paketleri, işin yürütülmesine yönelik koşullarla birlikte gelir. Yazarlara göre bunlar; Paydaş Kapitalizmi [Stakeholder Capitalism] ile Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim (ÇSK) olacak. Bu, şirketlerin sosyal sorumluluk almaları ve "sürdürülebilir" yatırım yapmaları gerektiği anlamına gelir. Şirketler, Greenpeace gibi STK'ların aktivizmi nedeniyle doğru seçim yapma baskısı altındadır. Bu durum, Pieter Winsemius'un "Yeşilin Bin Tonu: rekabet avantajı için sürdürülebilir stratejiler" kitabında  ve Üçlü Komisyon'un [Trilateral Commission] "Karşılıklı Bağımlılığın Ötesinde" adlı raporunda açıklanan, büyük şirketler için sürdürülebilirlik formülünü güçlü bir şekilde anımsatıyor.

BİREYSEL SIFIRLAMA

Son bölümde yazarlar pandeminin bireysel sonuçlarını inceliyorlar. İnsanlar arasında sempati uyandıran ve onları birbirine yaklaştıran deprem, sel gibi diğer felaketlerin aksine salgının ters etki yaptığını yazıyorlar. Biz insanlar için pandemi yıkıcı oldu. Pandemi, güçlü bir ölme korkusu ile tehlikenin ne zaman biteceğine dair belirsizliği birleştiren uzun süreli bir süreçtir. Pandemi geri gelmeye devam edebilir. Ayrıca yetkililer tarafından otoriter ve değişken önlemler de alındı. Bu ise endişe ile sonuçlanacak bir durumdur.

Pandemi, güçlü bir ölme korkusu ile tehlikenin ne zaman biteceğine dair belirsizliği birleştiren uzun süreli bir süreçtir. Her zaman geri gelebilir ve aynı zamanda yetkililerin otoriter ve düzensiz eylemleri de bu sürece eşlik eder.

Pandemi, aynı zamanda bencil davranışlara da yol açar çünkü etraftaki herkes potansiyel bir taşıyıcı olarak algılanır. Ölüm korkusundan dolayı artık başkalarına yardım etmiyoruz. Aynı zamanda suçluluk ve utanç duyguları ortaya çıkıyor. Bu ortamda "doğru" davranmak imkânsızdır. Sınırlarını kapatan ve seyahati ciddi şekilde kısıtlayan ülkeler aracılığıyla makro ölçekte de belirgin bir olumsuz ortam oluşmuştur. Alınan önlemler ayrıca ırkçılığa yol açmış ve vatanseverlik ile milliyetçiliği de tetiklemiştir. Yazarlar bunu "zehirli bir karışım" olarak görüyorlar.

"İnsanlar doğaları gereği sosyal varlıklardır. Arkadaşlık ve sosyal etkileşimler insanlığımızın hayati bir bileşenidir. Onlardan yoksun kalırsak, hayatlarımız alt üst olur. Sosyal ilişkiler, karantina önlemleri ve fiziksel ve sosyal mesafeyle önemli ölçüde aşınıyor. Tüm bu olumsuzluklar, COVID-19 kilitlenmelerinin yaşandığı bir dönemde, sosyal ilişkilere en çok ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda, artan anksiyete ile birlikte ortaya çıktı."


Pandemi, güçlü bir ölme korkusu ile tehlikenin ne zaman biteceğine dair belirsizliği birleştiren uzun süreli bir süreçtir. Her zaman geri gelebilir ve aynı zamanda yetkililerin otoriter ve düzensiz eylemleri de buna eşlik eder. Fotoğraf: Engin Akyurt, @enginakyurt, Unsplash.

Yazarlar, afete neden olan kişilerin, sosyal izolasyonun insanlar üzerindeki psikolojik etkilerinin farkında olduğunu böylece ortaya koymuş oluyor. Bu süreçte arkadaşlarımız ve ailemizden her zamanki gibi destek alamadık. Görevlerimizi yerine getirmek için ihtiyaç duyduğumuz yakınlıktan mahrum kaldık. Her şey yavaş yavaş aşağılandığımız uzun süreli bir işkence haline dönüşüyor. Bu, ruhsal bozuklukların yıl içinde önemli ölçüde yükselişe geçtiği anlamına da geliyor: 

  • Daha önce zihinsel sorunları olan bireyler daha kötü anksiyete atakları yaşayacaktır.
  • Sosyal mesafe, tedbirler geri çekildikten sonra bile ruhsal sorunları arttıracaktır.
  • Gelir ve iş kaybı nedeniyle intihar, aşırı doz, alkolizm vb. nedenlerle ölüm sayıları artacaktır.
  • Pandemi sürdükçe aile içi şiddet artacaktır.
  • 'Savunmasız' insanlar ve çocuklar, bakıcılar, sosyal açıdan dezavantajlı ve engelliler arasında akıl hastalıklarında artış görülecektir.

Yazarlar bu durumun, travma ile başa çıkmak için takip eden yıllarda oluşacak bakım ihtiyacını yansıttığını belirtiyorlar. Bu nedenle, ruh sağlığı alanı, Corona krizi sonrasında karar vericiler için büyük bir önceliğe sahip olacaktır.

Tüm bunlar, tiranların duygusal olarak ne kadar soğuk ve acımasız olduğunu gösteriyor. Neye sebep olduklarını çok iyi biliyorlar. Elde etmeyi istedikleri etki de budur ve bu durum, (onlara göre) "doğru" seçimi yapmamızı sağlayacaktır. Bir koyun sürüsü olarak, onların teknolojik diktatörlüğüne doğru sürüleceğiz.


Bir koyun sürüsü gibi, milyarderler kulübünün teknolojik diktatörlüğüne doğru sürüleceğiz.

Kitaptaki girişimcilik ile ilgili bölüm, gelecekteki hizmetin nasıl şekilleneceğini göstermektedir:

"Diğer herhangi bir sektörde olduğu gibi, dijital teknoloji sağlıklı yaşamın geleceğini şekillendirmede önemli bir rol oynayacak. Yapay zekâ, Nesnelerin interneti (IoT) ve sensörler ile giyilebilir teknolojinin birleşimi, kişisel esenlik hakkında yeni kavrayışlar üretecek. Nasıl olduğumuzu ve hissettiğimizi izleyecekler ve kamu sağlığı sistemleri ile kişiselleştirilmiş sağlık sistemleri arasındaki sınırları giderek bulanıklaştıracaklar..."

Teknoloji aynı zamanda karbon ayak izimizi, biyoçeşitlilik üzerindeki etkimizi ve vücudumuza aldığımız her şeydeki toksisiteyi ölçebilmelidir! Teknokratların kontrol ihtiyaçları doyumsuz görünüyor.

Yazarlara göre pandemi bize, yaşamda neye değer verdiğimizi düşünmemiz için zaman verdi; izolasyonda geçirilen zaman, ihmal edilen iklim ve çevre anlamında sürdürülemez yaşam tarzımız noktasında içgörü sağlamaktadır. Schwab'a göre bu durum artık düzeltilebilir:

"Pandemi bize şu şansı veriyor: Dünyamızı düşünmek, yeniden tasarlamak ve sıfırlamak için nadir fakat dar bir fırsat penceresini temsil ediyor."

Sonuç bölümünde, pandeminin bir miktar şaşırtıcı ölüm oranı tartışılıyor. COVID-19'un Haziran ayı sonuna kadar dünya nüfusunun yalnızca % 0,006'sını öldürdüğü belirtiliyor. Veba (nüfusun %30-40'ı) ve İspanyol Gribi (nüfusun % 2,7'si) ile karşılaştırıldığında, Corona nedeniyle ölüm sayısı dünyanın tamamen kapanmasını haklı çıkaran bir şey değildir.

Tüm oranların ötesinde abartılan ve yeni bir tekno-totaliter düzen başlatmak için tetikleyici olarak kullanılan bir şey için yüksek bir bedel ödedik ve daha da ödemek zorunda kalacağız. Tiranlar, 'iş fırsatlarına açılan krizler' ilkesine göre hareket ettiler ve biz insanların yaşamasına neden oldukları acıdan etkin bir şekilde yararlanmayı başardılar. Ayrıca bizi, hayatlarımızı detaylı bir şekilde yönetme ve düzenleme planlarını kabul etmezsek, aynı dehşetle geri gelmekle tehdit ediyorlar. Bunlar tamamen mafya benzeri yöntemlerdir. 

Hiçbirimiz Schwab'ı ve milyarderler kulübündeki arkadaşlarını hayatlarımızı dikte etmeleri için seçmedik. Tiranları tahttan indirmenin tam zamanıdır. Hak ettikleri yer parmaklıkların arkasıdır.

Jacob Nordangård , 7 Eylül 2020, Factuality

(Jacob Nordangård: "Rockefeller - Oyunu Kontrol Etmek", "Rahatsız bir yolculuk", "Ordo Ab Chao" ve "Kıyamet Saati" kitaplarının yazarıdır. Mart 2016'dan bu yana, özgür tartışma ve araştırmayı teşvik eden Pharos Vakfı'nın da başkanıdır.)


Tamer Güner, 04.10.2020, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı