3 Temmuz 2020 Cuma

SA8694/SD1736: Covid-19'un Etkileri Avrupa Birliği'nde Kadınlara Daha Yüksek Bedel Ödetiyor

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Eurofound sosyal politikalar birimi başkanı, Floransa Üniversitesi'nden uygulamalı istatistiklerde doktora derecesine sahip, Sydney ve Aalborg Üniversitelerinde misafir öğretim üyesi Massimiliano Mascherini ve Eurofound istihdam birimi araştırma görevlisi, Pisa Üniversitesi ekonomi doktorasına sahip Martina Bisello'nun ortak çalışmasıdır ve Covid-19 salgınının erkeklere kıyasla kadınları daha olumsuz etkilediğini görmeye ve göstermeye odaklanmaktadır.  Avrupalı liderlerin henüz üzerinde uzlaşamadığı Avrupa Kurtarma Planı'nda çocukların merkeze alınması gerektiğini söyleyenlerin yanı sıra, analistlerin, "Krizden önce ve son on yıllar içinde yaygınlaşan cinsiyetler arasında ebeveynlik ve ev işlerinin eşit paylaşımına rağmen, bakım çoğunlukla kadınların işi olmaya devam etmiştir." şeklindeki serzenişleri kadınların merkeze alınması gerektiğine işaret etmekte ve nihayetinde "Bu sadece son on yılların cinsiyet eşitliği açısından kazanımlarını savunmak ya da uzun süredir devam eden eşitsizlikleri düzeltmek değil, aynı zamanda hem erkeklerin hem de kadınların yararına daha adil ve daha dayanıklı bir dünya inşa etmek demektir." şeklindeki sonuca ulaşmaları Avrupa'nın bütünüyle 'çökmüş' olan sosyolojik, ekonomik ve sağlık yapısının boyutlarını gözler önüne sermektedir. Satanist-Neoliberal ideologlarının dinsiz-ahlaksız temelli Avrupa Birliği projesi vatandaşlarına en yüksek refahı sunduğu zamanlarda bile insan doğasını aşamamış, kadının ailenin temeli olduğu gerçeğinden kaçamamıştır. Doğal olarak kadını erkeğin iş alanlarına sürükleyerek toplumların bütün dengelerini bozan, bireyleri çaresizliğe iten bu sömürüye dayalı ve sömürü merkezli satanist düzenin tüm tezleri çökmüş ve önereceği hiçbir çözümün bulunmadığı açığa çıkmıştır. Birliğin getirdiği dezavantajlara karşı avantajlarını korumak isteyen Avrupa Birliği vatandaşları bu nedenle sorunlarını satanist AB kurumlarından bağımsız bir şekilde ele almak için 'Avrupa Vatandaşlar Meclisi' talep etmektedirler. Türkiye çökmüş bir proje olarak Avrupa Birliği'nin teşrih masasına yatırmalı ve "Türkiye ile irtibata geçerek tekrar güven inşa etmeliyiz. İlişkilerimizi geliştirmek ve mevcut sorunlarımızı çözmek, AB, Türkiye ve Yunanistan’ın çıkarına olur." demek zorunda kalan AB Dış Politika ve Güvenlik İşleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in gerekçeleri üzerinde çalışmalı ve Avrupa Birliğine yardım elimizi uzatarak birliği dışarıdan şekillendirmeliyiz.
Seçkin Deniz, 03.07.2020

Covid-19 fallout takes higher toll on women
"Kadınlar sağlık sonuçları açısından Covid-19'a erkeklerden daha dayanıklı gibi görünse de, ekonomik ve sosyal etkiler söz konusu olduğunda durum böyle değildir."

Avrupa çapındaki kilitlenmeler sonrasında yaşanan kısa dönemli gerileme, kadınların iş beklentilerini erkeklerden daha fazla etkileyecek gibi görünmektedir; bunun başlıca nedeni, ekonomideki farklı işlerde cinsiyet dengesizlikleri olmaktadır.

Birincisi, sağlık hizmetleri dışında, erkeklerin ulaşım, koruyucu hizmetler (örneğin polislik), tarım ve bakım ve onarım gibi temel ekonomik faaliyetlerde  çalışma olasılığı daha yüksektir, bu nedenle işsizlikten daha fazla korunuyorlar. İkincisi, Covid-19 krizi, müşterilerle sık temas gerektiren ve perakende, boş zaman ve kişisel hizmet faaliyetleri, konaklama, seyahat ve turizm gibi tele-çalışmanın mümkün olmadığı, kadın çalışanların istatistiksel olarak baskın olduğu bazı sektörleri etkiledi.

Ancak, işlerini kaybetmeyenler için, evden çalışma olanakları önemli ölçüde genişlemiştir. Nisan ayında Eurofound, Avrupalıların pandemi sırasında yaşamla nasıl başa çıktıklarını öğrenmek için AB genelinde bir anket yaptı. Bu anket sonuçları evden çalışan birçok işçinin daha önce evden hiç çalışmadığını gösterdi.

Ayrıca krizden önce erkeklerden (yüzde 57) daha fazla kadın (yüzde 64)  hiçbir zaman tele-çalışma (Seçkin Deniz'in Notu: Uzaktan çalışmanın bir çeşidi olan bu çalışma modeli, elektronik iletişim araçlarının kullanılması zorunluğu nedeni ile tele çalışma (Teleworking-Telecommuting) olarak adlandırılmaktadır) yapmamış, buna karşılık şimdi erkeklerin yüzde 35'ine kıyasla kadınların yüzde 39'u bunu daha büyük ölçüde yapmaya başlamış durumda. Daha ayrıntılı bir görünüm alırsak, oranın küçük çocuklu kadınlarda neredeyse yarısına (yüzde 46) yükseldiğini görüyoruz.

Salgın öncesi, kadın tele-çalışmalarında artış, olumlu bir gelişme olarak görülecektir, çalışma süresinin daha esnek hale geldiğine ve iş-yaşam dengesinin iyileştiğine dair kanıtlar vardır. Ancak, sosyal uzaklaşma ve kilitlenme zamanında tele-çalışma, işi, annelerin eğitim ve bakımını, aynı alan ve zaman cebinde harmanladığı için, çalışan birçok anne için külfetli olmaktadır.

"Kadınların işi" olarak bakım

Krizden önce ve son on yıllar içinde yaygınlaşan cinsiyetler arasında ebeveynlik ve ev işlerinin eşit paylaşımına rağmen, bakım çoğunlukla kadınların işi olmaya devam etmiştir. Örneğin, 2016 Avrupa Yaşam Kalitesi Anketi (EQLS), kadınların erkeklerin harcadığı 21 saate karşı haftada ortalama 39 saat çocuklarına baktıklarını ortaya koydu. Kadınlar, erkeklerin ayırdığı 10 saat ile karşılaştırıldığında, haftada ortalama 17 saati yemek pişirmeye ve ev işlerine ayırdılar. Bugün, kilitlenmelerin bir sonucu olarak, kadınların ücretsiz iş payının önemli ölçüde artmış olması muhtemeldir, çocuklar okul dışındadır ve evdeki daha yaşlıların daha fazla bakıma ihtiyacı vardır.

Evdeki faaliyetlerin yoğunlaşması aynı zamanda iş ve ev hayatı arasındaki çatışmaların artmakta olduğu anlamına gelmektedir ve verilerimiz Avrupa'daki işçiler arasında iş-yaşam dengesinde genel bir bozulma olduğunu göstermektedir. Nisan 2020'de Avrupalıların yaklaşık yüzde 10'u aile sorumlulukları nedeniyle işlerine yoğunlaşmakta zorlandı; bu oran bu tele-çalışma arasında erkeklerin yüzde 13'üne ve kadınların yüzde 14'üne yükseldi.

Bu rakamlar, önceki anketlerde bildirilenden çok daha yüksektir: Örneğin, 2015 Avrupa Çalışma Koşulları Araştırması, bu sorunu yaşayan katılımcıların sadece yüzde 4 olduğunu kaydetmiştir. Aynı anket, insanların yüzde 13'ünün işlerinin ailelerine istedikleri zamanı vermelerini engellediğini, yüzde 15'inin işte olmadıklarında işten endişe ettiklerini söyledi. Nisan 2020'de çok daha fazla insan bu durumda idi: yüzde 19'u işlerinin aile hayatına müdahale ettiğini düşünürken, yüzde 30'u bunun dışındaki işlerden endişe ediyordu.

Küçük çocukların (11 yaşına kadar ve dahil olmak üzere) ebeveynleri ile ilgili verilerimiz, iş yaşamı çatışmalarının Şekil 1'de gösterildiği gibi kadınları erkeklerden daha fazla rahatsız ettiğini doğrulamaktadır. Örneğin, bu kadınların yaklaşık üçte biri, ailenin sorumlulukları kadınların çalışmak istedikleri zamanı vermesini erkeklerden (yüzde 13) daha fazla (yüzde 24) engelledi. Ancak iş aynı zamanda aile hayatını da etkiliyor: Bu gruptaki kadınların yüzde 32'si işlerinin erkeklerin yüzde 25'ine karşı ailelerine zaman ayırmalarını engellediğini söylüyor.

Şekil 1: İş-yaşam çatışmaları yaşayan küçük çocuklu kadınların ve erkeklerin yüzdesi (%)

Not: Grafikte, her bir nokta hakkında sorulduğunda “her zaman” veya “çoğu zaman” yanıt veren 0-11 yaş arası çocukları olan kadın ve erkeklerin yüzdesi gösterilmektedir.

Tele-çalışan erkek ve kadınlar karşılaştırıldığında, cinsiyete göre en büyük ayrım, ailelerin işlerine zaman ayırmalarını engellenmesinde görülmektedir: Kadınların yüzde 10'u ve tele-çalışma yapan erkeklerin yüzde 7'si bu sorunu bildirmiştir. Diğer yüzdeler çok daha yüksektir ve küçük çocukların ebeveynleri arasındaki fark, erkeklerin yüzde 22'sine karşı kadınların yüzde 32'si, daha da fazladır. Benzer farklılıklar, aile nedeniyle işe yoğunlaşma ve işten sonra ev işlerini yapmak için çok yorgun olma konusunda da kaydedilmiştir.

Bu çatışmaların neden olduğu gerginlik, kadınların erkeklerden daha fazla zihinsel refahını, özellikle küçük çocukları olanları etkilemektedir, ancak bunu doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Verilerimize göre, Nisan 2020'de 11 yaş ve altındaki çocukları olan kadınların, aynı yaş aralığındaki çocukları olan erkeklerden daha gerginler (yüzde 23'e karşılık yüzde 19), daha yalnız hissediyorlar (yüzde 14'e karşı yüzde 6) ve / veya bunalıma (yüzde 14'e karşılık yüzde 9) giriyorlar. Desen, farklılıklar daha dar olmasına rağmen, 12-17 yaş arası çocuklu erkekler ve erkekler için tekrarlanmaktadır.

Şekil 2:  Çocuklar nedeniyle gerilim, yalnızlık ve depresyon hisseden kadın ve erkeklerin yüzdesi (%)


Finansal açıdan savunmasız

Krizin finansal etkisi her iki cinsiyet için de benzer olmuştur: kadınların ve erkeklerin yüzde 38'i finansal durumlarının kötüleştiğini ve daha da kötüleşmesini beklediklerini söylüyor. Ancak kadınların ücretli işlerde çalışmaları ya da düşük ücretli ve geçici işlerde çalışmaları daha olası olduğundan, erkeklere göre finansal olarak daha savunmasızlar.

Araştırmamızda Avrupa genelinde erkeklerden (yüzde 22) daha fazla kadın (yüzde 24), sonuç almada zorluk yaşadıklarını bildirdi. Bunun özellikle çocuklu erkeklerin yüzde 29'una kıyasla, başarmak için mücadele eden çocuklu kadınların yüzde 32'sine denk geldiği açıkça görülmektedir. Erkekler de yaşam standartlarını koruyabilmek için kadınlardan daha fazla yetenek kazanmışlardır: 12 aydan fazla bir süre için kadınların yüzde 31'ine kıyasla erkeklerin yüzde 23'ünde hiç tasarruf olmamışken, kadınların yüzde 12'sine kıyasla erkeklerin yüzde 16'sı yeterli tasarruf sağlamıştır.

Şekil 3, finansal olarak yüksek derecede güvencesiz (tasarrufu olmayan) ve rahat olan (12 aydan fazla süre için yeterli tasarrufu olan) çocuklu ve çocuksuz kadın ve erkek kontrastlarını vurgulamaktadır. Erkek meslektaşlarına kıyasla çocuklu kadınlar arasında kadınların daha yüksek oranda hiç tasarruf sağlamadığını ve daha düşük bir oranı göstermektedir; benzer bir örüntü, çocuksuz kadınlar ve erkekler için de belirgindir.

Şekil 3: Çocuklu ve çocuksuz kadınların ve erkeklerin finansal güvenliği karşılaştırıldı (%)


Yüksek finansal belirsizlik, kuşkusuz, Avrupalılar arasında iyimserliğin azalmasının araştırılması nedenlerinden biridir. Erkeklerin yüzde 48'i kendi geleceği konusunda, yüzde 34'ü çocuklarının veya torunlarının geleceği konusunda iyimserdi. Kadınlar için eşdeğer oranlar sırasıyla yüzde 43 ve 33'tür.

İyimserlik 2016 EQLS'de önemli ölçüde daha yüksekti ve iyimserlikte kişinin geleceği konusundaki cinsiyet farkı daha azdı, kadınların yüzde 62'sine kıyasla erkeklerin yüzde 65'inin iyimser oldukları rapor edilmişti. O sırada çocukların veya torunlarının geleceğiyle ilgili iyimserlik konusunda cinsiyet farkı yoktu ve her iki cinsiyetin yüzde 57'si gelecek nesiller için iyimser olduklarını söylemişti.

Uzun süreli sonuçlar

Mevcut krizde cinsiyet eşitsizliğinin sonuçlarından bazıları geçici olabilir ve bunlar kilitlenmeden tamamen çıktıktan sonra tersine dönme ihtimaline sahip iken, diğerleri uzun süreli sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle, kadınların ekonomik ve sosyal katılımının kurtarma/iyileşme/toparlanma önlemlerinin merkezinde olması esastır.

Avrupa Komisyonu, son zamanlarda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Stratejisi 2020-2025'i yayınlayarak toplumdaki yaygın cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasına öncelik verdi. Bu taahhüt, desteğin en çok ihtiyaç duyanlara etkili bir şekilde ulaşmasını sağlamak için politika yapıcıların kadın ve erkeklerin farklı pandemi deneyimlerine odaklanmasına yardımcı olmalıdır.

Bu sadece son on yılların cinsiyet eşitliği açısından kazanımlarını savunmak ya da uzun süredir devam eden eşitsizlikleri düzeltmek değil, aynı zamanda hem erkeklerin hem de kadınların yararına daha adil ve daha dayanıklı bir dünya inşa etmek demektir.

Massimiliano Mascherini ve Martina Bisello, 23 Haziran 2020, Social Europe

[Massimiliano Mascherini Eurofound'daki sosyal politikalar biriminin başkanıdır. Floransa Üniversitesi'nden uygulamalı istatistiklerde doktora derecesi vardır ve Sydney Üniversitesi ve Aalborg Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesidir. Martina Bisello Eurofound'daki istihdam biriminde araştırma görevlisidir. Pisa Üniversitesi'nden ekonomi doktorası yapmıştır.]


Seçkin Deniz, 03.07.2020, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar
Takip et: @Seckin_Deniz




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.


Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı