12 Eylül 2019 Perşembe

SA7971/KY13-AO306: 12 Eylül 1980; Bir Ülke'nin Dramı

"Başka türlü yeni “Kara Eylül”lerden emin olmak mümkün değil. Dipçik var oldukça bu tehlike hep olacak.."


“Lânet yağdırıyormuş kırkikindiler
Geceler can götürüyormuş, duydun mu?
Günler sayılmaz, aylar bilinmez burda
Gün gece, gündüz gece…”

12 Eylül, adım adım gelişen ve Türkiye’nin NATO’ya girişiyle birlikte taahhüde dönüşen ABD ile bütünleşme projesinin uzantısıdır.

Sovyetler’in Çekoslovakya’ya öngördüğünü ABD, şemsiyesi altına aldığı ülkelerde demokrasi görüntüsü altında yapar.

Eğer bir ülkenin yöneticileri konjonktür uygun olduğunda bağımsız ve güçlü bir ülke olma adına yapılması gerekeni cesaret gösterip yapmazsa, o ülke ebediyyen yörüngesindeki emperyal ülkenin/ peykin arka bahçesi olmaktan kurtulamaz.

Türkiye’de bir grup duyarlı genç 1980’öncesi statükoya baş kaldırıp, halka bir kurtuluş reçetesi sunmak istedi. Ancak, onların gösterdiği adres başka bir emperyalist blogun/gücün şemsiyesi altına girmenin ötesine geçmedi. Üstelik bu gençler, bunu yaparken geçmişten geleceğe bu ülkenin inanç ve kültürel kodlarını önemsemediler..

Öte yandan, bu yöndeki çıkışlara karşı tepki koyan ve devleti korumaktan bahseden bir başka gençlik grubu ise (daha kötü gördüklerine rıza göstermektense) mevcut yapının korunmasından yana tavır koydu. Yani, Türkiye’nin AB/D ile bütünleşmesinin devamı için onun ördüğü mevcut sistemi, devlet yapısını korumaktan yana tavır koydu.

Din devleti, eskiye dönüş vs gibi argümanlarla kendini bu her iki gruptan ayırmaya çalışan, toplumun iliklerine işlemiş olan din olgusu üzerinden bir başka arayış içine girenler ise hem devletin, hem de zaman zaman diğer her iki tarafın tampon olarak kullanmak istediği bir potansiyel durumundaydı. Bunların henüz belirgin bir modelleri yoktu ve varlıkları reddiyeye dayalıydı.

Şunu görmeliyiz; Dünya'yı parselleyen küresel sermaye kurduğu düzenin devamı için her an, her yerde en acımasız yöntemlere baş vurmaktan çekinmez. Bu durum tarihin önümüze koyduğu sarsılmaz bir gerçek..

Bize düşen el birliğiyle ülkemizi güçlü kılacak adımlar atmak olmalı. Bunun için önce bunu kavrayacak ortak bilinç gerek. Sonrasında ise çalışmanın, ilerlemenin zorunluluğuna iman etmeli.

Elbet bunları yapmanın ilk adımı uygun bir atmosferin gerekliliği. Öncelikle, iktidarlara düşen görev buna uygun toplumsal atmosferi oluşturmak.

İtiraf etmek gerek ki, genel olarak böylesi bir atmosferin uzağındayız ve git gide böylesi bir istikametten daha da uzaklaşıyoruz..

Her şeyden öncelikli olarak düşünsel restorasyona ihtiyacımız var. Oturup, ilerici/ilerleyici toplumsal mutabakat için neler yapılması gerektiğine kafa yormalıyız. Bunu fazlasıyla becerebilecek kalitede insanımız var. Ancak, bunları alana çekebilecek bir yaklaşım ve bunları bu yolda kamçılayacak bir sinerji gerek.

Türkiye, son beş yılda teknolojik güç edinmek için hayli mesafe kat etti. O nedenle iktidarın son yıllarını önceki yıllarından ayırmak gerek, ayırıyorum...

Varsın, iktidarın ilk on yılına dair ekonomik göstergeler üzerinden pembe tablolar çizip o yıllara özlem duyanlar kendi hikayelerini anlata dursun;  ülkenin tüketim pazarı haline getirilip, bir daha asla geriye dönülmesine imkan sağlanamayacak derece elden çıkması için uğraşanlar doğru sandıklarıyla caka atmayı sürdürsün.. Ben, o yılları ülkenin kaynaklarını küresel tüketim pazarına eklemlendirip, ülkeyi ithalat ve tüketim deposu haline getirilen yıllar olarak görmeyi sürdüreceğim.

Bizim önceliğimiz kendimiz olmaya yönelik olmalı..

Bu ülkenin el birliğiyle güçlü bir ülke olması için ne gerekiyorsa onu üretmeye ve havasını hep birlikte, ortak olarak soluyacağımız bir atmosfere kavuşmaya ihtiyacı var...

Başka türlü yeni “Kara Eylül”lerden emin olmak mümkün değil. Dipçik var oldukça bu tehlike hep olacak..

Unutmayalım: Egemen güçler her an kapımızda hazır bekliyor..

Akif, ne güzel demiş: "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. / toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez...."


Adnan ONAY, 12.09.2019, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Gündem'in Düşündürdükleri





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı