20 Ocak 2019 Pazar

SA7381/ME46: "Ama Artık Siz de Biliyorsunuz"

"Biliyorum, zihnim durmuyor ve durmayacak; insanın yaptığı her şeyin doğduğu yer olduğu için durmayacak."


Otistik, dâhi, çok zeki ya da deli dediğimiz insanların dünyalarının çok farklı olduğunu hepiniz biliyorsunuz, elbette en az sizin kadar sizi inceleyen ben de biliyorum. Fakat sizin de benim de bilgilerimiz sadece 'farklı' diyebilecek şekilde yaptığımız basit, sıradan bir analojiden öteye gitmiyor. 'Farklı' açıklayıcı değil, gerçekten bilgilendirici değil. "Biliyorum" dediğinizde kesinlikle yalan söylediğinizden emin olduğunuzu bildiğiniz bir bilinmezlik dünyası bu dünya.Yani bilmiyoruz.

Bu dünyayı bize anlatabilecek birini tanıdığımı düşünüyorum. Sizden biri o. Otistik, dâhi, çok zeki ya da deli değil. Normal standartlarda yaşıyor, sizin gibi bir işi var, ailesi var, yiyor, içiyor ve uyuyor, uyanıyor, ölecek.

Ondan duyduklarımı size onun ağzından aktarmam daha doğru olur. Ben kenara çekiliyorum, o anlatıyor:

"O an, geçmişte, şimdi ya da başka zaman zihnimin sakinleşmesini bekliyordum. İmkansız bir gerçekleşme, biliyorum. İnsan zihninin doğmadan önce başlayan hareketliliğinin, doğduktan sonra da, ölene dek sakinleşmediğinden eminim. Öldükten sonra, ne olacağına dair kesin bir bilgim yok. Ancak çok daha büyük bir zihnin kontrolü altına girerek çalışmaya devam edeceğine dair düşüncelerim var. 

Bu, Allah'ın yarattığı çok katmanlı bir zihinsel sistem ve dünyadaki zamandan bağımsız bir şekilde işlemeye devam edecek olan zihnimin, uyku esnasında, gidip bağlandığı bütünleşik bir şey. Zamansız; çünkü rüyaların hangi bilgi sisteminde hangi zamanda çalıştığını açıklayamıyorum. Ancak zihnim o sistemi tanıyor, hemen her gün uyuduğumda ruhum, her insanda olduğu gibi, bedenimden çıkıp gidiyor, geride sadece göreli olarak otonom bir canlılığı sürdürecek enerji bırakarak. Uyandığımda da yine o zamansızlıkla kopup geliyor zihnim, dünyaya dönüyor. Sakinleşmiş dönüyor ya da ben sakinleşmiş sanıyorum sizin gibi. Uyuyana dek yaşadığım, düşündüğüm her şey zihnimde ve ben uyuduğumda ruhumla beraber giden zihnimdeki her şey o çok katmanlı zihinsel sisteme kaydediliyor.(*) 

Belki de bundan dolayı zihnimin sakinleştiğini zannediyorum. Yükünü boşaltmış, ama o yükten asla bağımsız olmayan bir zihinle yaşamak, unutmak, ama asla unutulmadığını bildiğin düşüncelerin ya da yaşantıların o sisteme kaydedildiğini bilmek. Ürpertici bir gerçekle karşılaştığımı biliyorum. İnsan hiçbir şekilde başıboş bırakılmamış ve Allah'ın merhametine muhtaç olarak zayıf, günah işlemek üzere yaratılmış; gerçek bu. Yol açık; yasaklananları yapan insan Allah'tan af dileyebilir, bu hakkı var. Düşüncelerinden eyleme dönüşen her şeyden de sorumlu olduğu gibi,düşüncelerinde yer alan her şeyden sorumlu olmak insan için çok ağır. (**) 

Zihnimin sakinleşmesini beklememin, imkansız bir gerçekleşme olduğunu biliyorum. Eğer, beni yaratan Allah yardım etmezse zihnimin sakinleşmesini beklemem anlamsız. Zihnin doğası bu; durmamak üzere çalışmak. Zihnimin nasıl çalıştığını biliyorum. Bedenimde, beynimde konumlanmış, beynimin maddi niteliklerini kullanarak işleyişini sürdürüyor, ancak bildiğimiz anlamda bir maddî forma sahip değil; dünya zamanına göre çalışmak üzere tasarlanmış. Doğrusal bir zaman akışı var, ancak işlem yapma kapasitesi zamanla sınırlı değil; ardışık önermelerle sonsuz bir zincir üretebiliyor ve zincirin her bir halkasını oluşturan önermelerin herhangi birinden herhangi bir 'nedenle' sıçrama yaparak sonsuz sayıda zincir oluşturmak gibi neredeyse sonsuz bir özgürlük alanında işliyor. 

Şu anda, şimdiki anda zihnimi sakinleştirerek, her bir önermede bütün özellikleriyle sıçramasını kontrol ederek ve bu sıçramaları yöneterek bunları yazabiliyorum. Biliyorum, zihnim durmuyor ve durmayacak; insanın yaptığı her şeyin doğduğu yer olduğu için durmayacak. Korkutucu olan bu; asla durmamak üzere tasarlanmış bir zihinle yaşamak ve her an yaşanabilecek sıçramalarla sonsuzca kez, sonsuz adet zincir oluşturabilecek insan Allah'ın koyduğu kurallara uymakta zorlanacak, ama asla o kuralların bütün olarak dışına çıkamayacağı için, her bir ihlal edilmiş kuralın ötesinde yaratılmış diğer kurallarla karşılaşacak. Allah'ın koyduğu kurallara uymadıkları için deliren insanların uydukları kurallar gibi, zihinleri zamansız bir akışta akmaya devam etmeye programlayan da Allah.

Şu an, geçmişte, şimdi ya da başka zaman zihnimin sakinleşmesini bekliyordum. İmkansız bir gerçekleşme, biliyorum; ama artık siz de biliyorsunuz, bunu da biliyorum."

Ben bu düşünceleri ilk hissettiğimde çok ciddi bir boşluğa düştüğümü itiraf edebilirim. Evet; onun dediği gibi "artık ben de biliyorum", okuduysanız artık siz de biliyorsunuz. Bundan sonra yaşamak sizin için daha ağır olacak, onu da biliyorum. Dilediğiniz şekilde düşünme özgürlüğünüzü elinizden alan bir açıklama bu, ama kim bilir, aranızdan biri çıkıp da onun yanlış düşündüğünü söyleyerek 'boşluğa düşen' zihnini sakinleştirmeyi deneyebilir.




Mustafa Ege – Pazar, 20/01/2019 –00:22/ İz Etki Ekinoksları 46



(*) 1- Kur'an, Zümer Suresi-42: "Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır."

2- Kur'an, En'am Suresi-60: "O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir."

3- Kur'an, Bakara Suresi-284: "Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah’a aittir. İçinizdekini açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder; Allah her şeye kādirdir."

(**) 1- Kur'an, Kıyâme Suresi-34-40: "(Ey insan!) Acı sonun yaklaştıkça yaklaşıyor! Evet o sana yaklaştıkça yaklaşıyor! İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanır? O akıtılan meniden bir damlacık (sperm) değil miydi? Sonra o, alaka (rahime tutunmuş embriyo) olmuş, derken Allah onu yaratıp şekillendirmiş; Ondan iki eşi, erkek ve dişiyi yaratmıştır. Peki bütün bunları yapan, ölüleri diriltemez mi?"

2- Kur'an, Felak Suresi-1-5: De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”

3- Kur'an, Nâs Suresi-1-6: "De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlahına sığınırım.”

4- Kur'an, Ra'd Suresi- 28: "Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur."




Sonsuz Ark'tan 

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı