15 Aralık 2018 Cumartesi

SA7268/KY38-SevDur183: "Siyasi Jestler Yakınlaşmayı Artırır"




Takdim

Yerel seçimler, aday faktörünün öne çıktığı, buna rağmen seçmenlerin parti ideolojisinden çok fazla sapma göstermeden oy kullandığı bir seçim olarak geçerdi. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin ilk yerel seçimlerinde bu durumun değişeceği görülüyor. Her partinin kendi adayını çıkartması kimseye bir fayda sağlamayacağı için, genel seçimlerde olduğu gibi yerel seçimlerde de ittifaklar ve bunun yanı sıra siyasi jestler ön plana çıktı. 

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun’la Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin ilk yerel seçim dinamiklerini konuştuk. Tosun, bu seçimde iki kişiden birinin gönlünü almak gerektiğinin altını çizerken, siyasi jestlerin işbirliği yapan taraflar arasında ve sosyolojik tabanlarında yakınlaşmaya zemin hazırlayacağını söylüyor.

31 Mart seçimleri her yönden farklılıklar ve yenilikler içeren bir yerel seçim olacak. Bu farklılıklara değinebilir misiniz?

31 Mart yerel seçimlerinin idari ve siyasi bakımdan birtakım yeniliklerin ve önceki seçimlere göre farklılıkların yaşanacağı bir seçim olacağı açık. Yerel seçimlerde seçmenler Büyükşehir statüsüne sahip illerde Büyükşehir, İlçe Belediye başkanlıkları ve mahalle muhtarlıkları için oy kullanırlar. İdari açıdan bakıldığında, bilindiği gibi, 2014 yerel seçimlerinin ardından Büyükşehir sayısı 16’dan 30’a çıkarılmıştır. Bu nedenle, bir yenilik ve farklılık olarak daha önce 16 ilde Büyükşehir Belediye başkanlığı için oy kullanan seçmenler, bu seçimde 30 ilde Büyükşehir Belediye başkanlığı için oy kullanacaklar. Siyasi açıdan bakıldığında, Anayasa ve Mahalli İdareler Seçim Kanunu partilerin yerel seçimlerde ittifak yapmalarına imkan tanımadığı için, Türk siyasal hayatında bildiğim kadarıyla partiler ilk kez geniş ölçüde belediye başkan ve belediye meclis üyelikleri adaylığı için işbirliği yapıp, bir parti diğeri lehine başkan adayı göstermeyecek ya da belediye meclis üyeliği seçimlerinde ortak liste yapıp aday gösterecekler gibi görünüyor. Bu işbirliği modelleri gayri resmi olarak yerel seçimlerde önemli bir ittifak benzeri girişim olacağı için, dikkate değer bir siyasi yenilik ve farklılık olarak değerlendirilebilir.

İttifaklar yerel seçimlerde çok fazla işlemez gibi gözüküyordu ancak yerel seçimlerde daha da önemli olduğu ortaya çıktı. İttifaklar bir anlamda iç siyaseti çok kutupluluktan iki kutuplu bir noktaya doğru mu götürüyor?

İttifak benzeri seçim işbirlikleri, başta genel seçimler olmak üzere partiler temelinde Batı siyasal sistemlerinde Almanya, seçmen temelinde ise özellikle Yarı Başkanlık sisteminin uygulandığı Fransa’da işlemektedir. İttifak ya da işbirlikleri daha ziyade genel seçimlerde uygulanırken, yerel seçimlerde bu seçimin yerel doğası gereği pek başvurulmayan bir stratejiydi. Ülkemizde ilk kez yerelde bu ölçüde farklı ideolojik kimliğe sahip partiler arasında da yapılacak olması, potansiyel olarak 24 Haziran sürecinde başlamış olan partiler arasındaki ideolojik yakınlaşmayı pekiştirme, bu nedenle de çok kutuplu parti sistemini iki kutupluluğa taşıma potansiyeline sahip. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki, sistemin iki kutupluluğa evrilmesiyle iki partili sistemin varlığı farklı şeylerdir.

İDEOLOJİK REKABET YUMUŞAR

Bunun olumlu ve olumsuz yönleri neler?

İttifak ya da işbirlikleri her şeyden önce partilerin ulusal ya da yerel temsilcilik anlamında sayısal güçlerini arttırmayı hedefler. Bu güç arttırma sürecinde partiler arasındaki diyalog ve nihayetinde yaşanan işbirlikleri parti sisteminde sert ideolojik rekabetin yumuşamasına, aynı ideolojik bloktaki partilerin birbirlerine yakınlaşmasına katkı yapar. Bunu olumlu yön olarak değerlendirebiliriz. Buna karşılık, işbirliği ya da ittifaklar karşıt blokların içindeki partileri birbirine yakınlaştırırken, rakip ve karşıt bloklardaki siyasi mücadeleyi sertleştirme potansiyeline sahiptir. Bu da olumsuz bir özelliktir. Ayrıca, ittifak ya da işbirliği yapan partilerden küçük partilerin seçmenlerinin süreç içinde oluşacak ideolojik yakınlaşma nedeniyle büyük partinin sosyolojik tabanına dahil olma gibi bir sonuca da yol açabilir. Bu durum küçük partiler açısından olumsuz bir durum olarak değerlendirilebilir.

İttifakların ötesinde bir de siyasi jestler gündemimize girdi. Türk siyasetinde çok fazla şahit olmadığımız jestlerin etkisi nasıl olur?

İttifak ya da işbirlikleri sayısal anlamda elde edilecek artı temsilcilikleri işbirliği yapan taraflar arasında paylaşma mantığında işlediği için, doğaldır ki partiler arasında elde edilecek artı temsilcilik ya da kazanımların paylaşılması anlamında tarafların birbirlerine siyasi jest yapma fırsatı verir. Bu tür jestler de özellikle işbirliği yapan taraflar arasındaki yakınlaşmayı arttırır. Bu durum doğal olarak partilerin sosyolojik tabanlarında da yakınlaşmaya zemin hazırlar.

BİRLİKTE İŞ YAPMA ALIŞKANLIĞIMIZ ZAYIF

Koalisyonlardan çok çektik, malum. Halk olarak ittifaka yatkınlığımız ne düzeyde?

Türkiye siyasal hayatında koalisyon hükümetleri 1-2 istisna dışında ekonomik-siyasi başarı ve istikrar açısından pek başarılı sınav verememişlerdir. Şunu da eklemek gerekir ki bu, koalisyonların doğasından değil, siyasal kültürümüzdeki birlikte iş yapma alışkanlıklarının zayıflığından kaynaklanmaktadır. 1991 seçimleri yakın tarihimizde partiler arasında ittifak olmasa da işbirliğinin yapıldığı bir başka örnek olarak dikkat çekmektedir. 24 Haziran seçimlerinde ise ilk kez yasal bir altyapı inşasıyla seçime ittifakla gidildi. Kanımca seçmen ittifaklara yatkın siyasi eğilimlere sahip olduğunu, farklı partilerin güç birliğini pekiştirmek için yaptığı tercihlerle göstermiş oldu. Bu anlamda 24 Haziran’da hem ittifaklar/hem de seçmenimiz bu konuda da rüştünü ispat etmiş oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin en önemli özelliklerinden birisi yüzde elliyi ikna etmek zorunluluğunun olması. Yerel seçimlerde de yüzde 45’lerin üzeri zorlanacak. Bu bir anlamda da iki kişiden birinin gönlünü almak demek olduğu için partiler ve adaylar nasıl bir yol izlemeli?

Yerel seçimlerde belediye başkan adaylarının seçimden başarıyla çıkması için, kullanılacak geçerli oylarda başkanlık için yarışan rakiplerinden 1 oy fazla alması gerekir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda seçilebilmek için aranan çoğunluk; geçerli oyların yarısından 1 fazlasını elde etmekti. Seçilebilmek için aranan sayısal çoğunluk her 2 seçim için farklı olsa da, iki seçimin benzerliği; güçlü siyasal meşruiyet açısından yüksek oyla seçilmek. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda yüzde 50 artı 1 oyla seçilmek nasıl ki Cumhurbaşkanına güçlü bir siyasal meşruiyet sağlarsa, yerelde de başkan adayının yüzde 50’lere yakın bir oyla seçilmesi, başkanının hem siyasal meşruiyetini arttırır, hem de yönetme kapasitesini. Bu nedenle, Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, özellikle belediye başkanlığı seçiminde de iki kişiden birinin gönlünü alma hedefi önemlidir. Bunun için parti ve adayların politik davalarını tabii ki göz ardı etmeden, fakat buna ilaveten kapsayıcı bir siyaset anlayışıyla, uzlaşmacı, hoşgörülü bir siyaset vizyonuyla, “Daha iyi ve yaşanabilir kent” inşasına odaklanacak, teknik, pragmatik bir aday vizyonuyla partiler ve adaylar seçmenin karşısına çıkmalıdırlar.

SEÇİMİN DİNAMİĞİ YEREL SORUNLAR OLACAK

4 yıl daha seçim olmayacak ve uzun süredir de seçim atmosferi yaşıyoruz. Bu anlamda halk açısından baktığımızda bu seçimlere ilgi ve katılım hangi düzeyde olur?

1983’ten günümüze Türkiye’de genel ve yerel seçimlere seçmen ilgisi ve katılımı batı ülkelerindeki seçimlerle karşılaştırıldığında bir hayli yüksek seyretmektedir. Bu eğilim seçmenin iradesinin sandık aracılığıyla siyasete yansıyacağına dair inancından kaynaklanıyor. Seçmen sandıkta yapmış olduğu tercihle edilgen değil, etken/etkileyen birey olduğuna inandığı için, seçimlere adeta bir bayram havasında katılmaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında kanımca yerel seçimlere de katılım düzeyinin yüksek olacağını düşünüyorum.

Bu seçimin dinamikleri neler olacak? Genel seçim havasında geçer mi?

Bu seçimin genel seçim havasında geçmesi için özellikle muhalefet partileri belirli stratejiler belirleyip, o stratejilerle, politika önermeleriyle, söylemlerle kampanya sürecini yönetmeye yatkın görünüyorlar. Fakat yerel seçimin genel seçimden 9 ay sonra yapılacağı dikkate alındığında, kanımca seçimin temel dinamiği, ulusal politikadan tamamen soyutlamak mümkün olmasa da, yerel sorunlar, bunlara yönelik çözüm vaatleri, kent yaşamını kolaylaştıran, mekânsal refah sağlama vaatli yerel projeler üzerinden siyasi rekabetin yaşanması daha akılcı olur diye bakmak gerekir.

SEÇMEN TERCİHLERİ RADİKAL BİÇİMDE DEĞİŞMEZ

Kritik yerler kaybedilirse sistemin bekası tartışılır mı?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türkiye’de seçmen davranışını çeyrek asırdır izlemeye ve anlamaya çalışan bir siyaset bilimci olarak, akademik gözlem ve çalışmalarım bana, Türkiye siyasetinde seçmen davranışında radikal kırılma ve değişimlerin pek kolay yaşanmadığını, seçmen refleksinin evrimsel biçimde seyrettiğini söylüyor. Bu nedenle, kritik yerlerde 31 Mart yerel seçiminde radikal değişikliklerin yaşanması kolay değil. Bu değişimin gerçekleşmesinin başlıca koşulu; seçmenlerin ekonomik faktörlere bağlı olarak parti tercihlerini radikal biçimde değiştirmeleridir. Bu imkansız değil tabii ki. Fakat şimdilik kolay görünmüyor. Böyle bir durum gerçekleşirse, sistemin bekasının tartışmaya açılacağını pek düşünmüyorum. Kaldı ki tartışılmasının da pek gerçekçi bir tarafı yok. Çünkü yerel seçimlerde seçmenler her ne kadar ulusal siyaset, bu siyasete dair algılarıyla da tercihte bulunuyorlarsa da, seçmenin sandık başındaki tercihinde asıl olan yerel politikalar, partilerin yerel nitelikli politika önermeleri, adayların aday oldukları seçim çevresi, mekana ilişkin yerel politika tahayyülleridir.


Sevda Dursun, 12.12.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Röportaj, Eleştiri
Sevda Dursun Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Sevda Dursun Hanımefendi'den çalışmalarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 12.09.2015


İlk Yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı