22 Mayıs 2018 Salı

SA6181/SD995: Distopya'dan Çıkış; Küresel Ağ'ın Köle Liderleri

"Küresel Ağ'ın köle liderleri artık tek tek deşifre oldukları için etkisiz kalmaya devam edecekler ve insanlar kendilerini temsil eden liderlerini seçerek Küresel Distopya'dan çıkışı başaracaklardır."

 

Türkiye, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimlerine hazırlanırken, 2002'den beri, 16 yıldır geçirdiği değişimin nesnel analizlerini yapmaktan yoksun. 21 Mayıs 2018'de YSK'ya teslim edilen milletvekili aday listelerinin sosyal medyada tartışılıyor olması başka bir üst gösterge olarak değerlendirilse bile özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi'nin milletvekili aday listesinin partinin genel başkanı Erdoğan ve yönetimdeki ekibi tarafından hazırlanabiliyor olması büyük demokrasi devrimi olarak tarihe geçebilecek düzeyde bir gelişmedir.

Bunun ne kadar büyük bir gelişme olduğu muhalif partilerin milletvekili aday listelerinin kendileri tarafından hazırlanmadığı gerçeği ile kıyaslandığında daha net anlaşılacaktır. Muhalif partilerin milletvekili adaylarını belirleyememesi, başka yerlerde -özellikle batılı güç merkezlerinin direktifleriyle- hazırlanmış listelerin YSK'ya sunulması geleneğinin geçmişe doğru bakıldığında ANAP, DYP, RP, AP, DP gibi iktidar partisi olarak tarihe geçmiş bütün partiler için kesinlikle dışına çıkılmaması gereken bir gelenek olduğu görülecektir. 

Şimdi, 2018'de 16 yıldır iktidar partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten Ak Parti, ilk kez kendi aday listesini yetkili kurullarında belirleyip YSK'ya sunabiliyorsa bu müesses nizam denen faşist düzenin gücünün Türkiye'de kırıldığının göstergesi olarak değerlendirilmelidir.


1945 sonrası kurulan ABD liderliğindeki dünya düzeni, eşgüdümlü çalıştığı Rus partneri ile birlikte kendi iradesi dışında herhangi bir ülkede herhangi bir liderin, vekilin, işadamının, akademisyenin, bürokratın, medya çalışanının, sanatçının, edebiyatçının öne çıkmasını her türlü itibarsızlaştırma ya da öldürme yöntemlerini kullanarak engellemiştir ya da sivri çıkışlarla öne çıkanların sisteme dahil edilmesini sağlamıştır. 16 yıldır yargı, emniyet ve asker kurgusuyla her türlü saldırıya maruz bıraktığı Recep Tayyip Erdoğan örneği üzerinden de değerlendirilebilecek olan bu somut durumun son örneği bugün ABD Başkanı Trump'ın 20 Mayıs 2018'de yapılan seçimleri %68 oy oranı ile kazanan Venezuela Devlet Başkanı Maduro'ya ve hükümetine karşı 21 Mayıs 2018'de yaptırım listesini öngören başkanlık kararnamesini imzalayarak yayınlamıştır.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan kararnameye göre, Venezuela  hükümetinin alacaklarına yönelik ticari işlemler Amerikalılara yasaklandı. Ülkenin petrol ve diğer varlıklara yönelik alacaklarının nakit  karşılığında satın alınmasını önleyen kararname, ayrıca yüzde 50'si veya daha  fazlası Venezuela hükümetine ait olan kurumların satın alınmasını veya teminat  gösterilmesini de engelledi. Trump'ın Venezuela'ya yönelik yaptırım kararnamesi, Devlet Başkanı  Nicolas Maduro'nun 20 Mayıs'ta yapılan devlet başkanlığı seçimlerini ilk turda  kazanmasının ardından geldi.ABD yönetimi, Venezuela'daki seçimleri "hileli" olduğu gerekçesiyle  kınamış ve yeni yaptırımların yolda olduğunu açıklamıştı. Venezuela Ulusal Seçim Konseyi Başkanı Tibisay Lucena ise hafta son  seçimlere yüzde 46'nın üzerinde katılımın sağlandığını ve 8 milyon 300 binden  fazla oyun sayıldığını belirtmişti. Lucena, 5 milyon 800 binden fazla oy alan  Maduro'nun yaklaşık yüzde 68 oy oranı ile yeniden devlet başkanı seçildiğini duyurmuştu.  

Maduro, selefi Chavez gibi ABD'nin Venezuela için tasarlamadığı ve yetiştirmediği bir liderdir. Çünkü ABD birlikte çalışacağı liderleri yetiştirme geleneğine sahiptir; aksi durumlara tahammül edememektedir.


ABD'nin köle olarak kullanmak üzere yetiştirdiği ve desteklediği liderlerle ilgili istatistiklere bakalım... İstatistiksel veriler, nasıl baktığınıza bağlı olarak çok değerli analizler yapmanızı sağlayabilir.


2018 yılına göre, uluslararası ortamda tanınan Birleşmiş Milletler'e üye 192 ülke ve Vatikan olmak üzere 193 ülke vardır. Bir ülkede ortalama 500 vekil, 500 etkili bürokrat, 500 etkin akademisyen , 500 güçlü işadamı, 500 etkili medya çalışanı, 500 etkin din adamı, 500 etkin sanatçı, 500 etkin yargı üyesi, 500 etkin ve ünlü edebiyatçı olmak üzere toplam 4500  ile 10000 arası lider profilli olarak yetiştirilmesi gereken insan unsuru olduğu varsayılırsa 193 ülkede 850 bin ile 2 milyon arasında ABD emperyalizminin ihtiyaç duyacağı insan sayısı hesaplanabilir. 


ABD dünyanın her ülkesinde 1945 sonrası ihtiyaç duyacağı bu kadar insanı burslu eğitim yollarıyla hem kendi ülkesinde hem de yönettiği diğer Avrupa ve Asya ülkelerinde yetiştirmiştir, yetiştirmeye de devam etmektedir. (Vatanı olan Türkiye'ye liderinden en alt üyesine kadar ihanet etmiş olan FETÖ'nün yaklaşık olarak yetişmiş 120 bin nitelikli elemanının ABD için Türkiye'de yaptığı hizmetleri hatırlamanız ve bu kadar kapsamlı olmasa da her ülkede aynı sistemle küresel faşizmi inşa ve tahkim ettiğini görmeniz örnek olarak yeterlidir.)

ABD Faşizmi genç insanlara iyi bir gelecek, eğitim, ün, makam, para vaat etmek üzere tasarlanmış olan burslarla dünyanın bütün ülkelerinden insan devşirmiş ve kendi çıkarları için kullanmıştır.


Aşağıda burs adı altında aktaracağım ilk ve sonraki verilerle bu sistemin en net kanıtlarını görmenizi sağlayacağım... 1945'ten  sonra Amerikan Devletine (CIA- Pentagon) devredilen bu devşirme sistemi satanist bir örgütlenme olan masonik yapıya entegre edilmek üzere tasarlanmıştır ve kökleri masonluğun ilk ele geçirdiği devlet olan İngiltere'de uygulanmaya başlanmıştır.

Önce bu kökleri inceleyelim.

1804 yılında İngiliz sömürgeci Cecil Rhodes tarafından Nathan Rothschild'in direktifleriyle oluşturulan Rhodes bursu, her yıl, Amerika’yla birlikte, aralarında Avustralya, Kenya, Namibya, Almanya’nın da bulunduğu 18 ülkenin en başarılı öğrencilerine verildi. Burs kazanan öğrenciler, 2 veya 3 yıl süreyle İngiltere’de Oxford üniversitesinde okumuşlardı. (Şimdiye kadar Rhodes bursu alan Amerikalılar arasında eski Başkan Bill Clinton’la, senatörler William Fulbright, Richard Lugar, Bill Bradley, Paul Sarbanes ve ünlü gökbilimci Edwin Hubble da bulunmaktadır.) 

Cecil Rhodes'le ilgili alıntılara devam ederek İngiliz faşizminden Amerikan faşizmine giden yolu netleştirelim.


Bir Gizli Topluluğun kurulması, tanıtılması ve geliştirilmesi ve İngiliz egemenliğinin dünya çapında genişletilmesi için gerçek amaç Birleşik Krallık'ta bir göç sisteminin ve İngiliz tebaasının sömürülmesinin mükemmelleştirilmesiydi. Enerji geçiş yollarının, iş gücü ve girişim ile elde edebileceği tüm toprakların ve özellikle Afrika Kıtası, Kutsal Topraklar, Fırat Vadisi, Kıbrıs  ve Candia adalarının bütününün İngiliz yerleşimcileri tarafından işgal edilmesi, Güney Amerika’nın, şimdiye dek hiç olmadığı kadar büyük Britanya’nın, Malezya’nın ve Çin’in deniz kıyısı olan Malay Takımadaları’nın, Birleşik Devletler’in İngiliz İmparatorluğu’nun ayrılmaz bir parçası olarak nihai toparlanmasının, İmparatorluk Parlamentosundaki sömürgecilik temsilciliğinin, imparatorluğun kopuk üyelerini bir araya getirme eğiliminde olan ve nihayetinde, savaşları imkânsız kılacak ve insanlığın en iyi çıkarlarını teşvik edecek kadar büyük bir gücün temeli olan bir sömürgeci temsil sisteminin başlatılması gerekiyordu.


Cecil Rhodes, Güney Afrika'da elmas madenciliği operasyonlarından servet yapan bir İngiliz olarak tanındı, politikacı ve megalomaniydi. Kaba elmas pazarlarının yüzde altmışını ve ticaretin yüzde doksanını kontrol eden De Beers Company'nin kurucusuydu. Görünüşte, çağının en güçlü adamlarından biriydi, Rhodesia (bugünkü Zimbabve) ülkesi onun adıyla anıldı. İngiliz emperyalizmine hizmet edecek olan akıllı erkek ve kadınları işe almak için gizli Yuvarlak Masa Grubunu kurdu.


Rhodes Bursu verilenler, eğitim ve inançsızlık amacıyla İngiltere'deki Oxford Üniversitesine gönderiliyordu. "Anglo-Saxon" ırkının egemenliğini genişletmenin kurnaz klavuzu, İngiltere'nin kraliyet ustalarının ve Avrupa'daki çeşitli Atonist hanedanlarının çıkarlarını başarılı bir şekilde arttırdı. Rhodes, Boer Savaşı'na aktif olarak katılmasına rağmen, kendisini komünist, otoriter, megalomanyak olarak gören askeri komutanlar tarafından hor görüldü. Bu demagogun yaptıkları G. Edward Griffin, Dr. John Coleman, Anthony Sutton, Lyndon Larouche ve Dr. Caroll Quigley'nin eserlerinde derinden açığa çıktı. (Michael Tsarion, Medeniyetin İrlanda Kökenleri, Cilt 2)


1919 ve 1920 yıllarında, Britanya'nın ABD'ye karşı afyon savaşı için kritik stratejik öneme sahip iki olay meydana geldi. Önce Kraliyet Dışişleri Enstitüsü kuruldu. Bu kurum, imparatorluk kurucusu Cecil Rhodes'in son vasiyeti gereği kurulmuştu. Rhodes, gelişmekte olan dünyanın çoğunu birleştirecek ve Amerika Birleşik Devletleri'ni yeniden ele geçirecek bir İngiliz imparatorluğunun yeniden kurulmasını denetleyecek bir “gizli toplum” oluşumu çağrısında bulunmuştu.(Lyndon Larouche'dan alıntı Michael Tsarion Medeniyetin İrlanda Kökenleri)


Yaygın olarak bilinmeyen şey, Rhodes'un servetini, Britanya İmparatorluğu'nun korunmasına ve genişlemesine kendini adayan gizli bir toplum oluşturmak için terk etmesidir. […] bu gizli toplum, Rhodes ve onun asıl vekili Lord Milner tarafından yaratıldı ve günümüze kadar varlığını sürdürüyor [...] O, bu geniş yarı-dini, yarı-politik birinin yaratıcısı olmayı arzuluyordu. İsa Cemiyeti gibi, dünyanın tarihinde çok büyük bir rol oynamış olan dernekler vardı. (Carroll Quigley, Anglo-Amerikan Kuruluşları)


Cecil Rhodes, 19. yüzyılda dünyanın en büyük servetlerinden birini yaptı. Nathan Rothschild ve İngiltere Bankası tarafından finanse edilen şirket, Güney Afrika'nın elmas ve altın üretiminin büyük bir kısmı üzerinde tekel kurdu. İngiliz hükümetinin önde gelen liderlerinin çoğunu içeren gizli bir yapı kurdu. Onların elitist hedefleri dünya hakimiyeti ve dünya merkez bankaları aracılığıyla kendileri tarafından kontrol edilen modern bir feodalist toplumun kurulmasından başka bir şey değildi. Amerika'da Dış İlişkiler Konseyi (CFR) bu grubun bir uzantısıydı. (G. Edward Griffin, Jekyll Adası'ndan Yaratılış)


Cecil Rhodes, Güney Afrika'nın geniş elmas ve altın rezervleri üzerindeki kontrolünü sağladığında Rothschild'lerin ajanıydı. Onlar hala DeBeers (elmas) ve Anglo-American Corporation (altın) aracılığıyla kontrol uyguluyorlardı. Rhodes'un önemli holdingleri vardı; öldüğünde, Lord Nathan Rothschild 1891'de tek mirasçısı olarak ortaya çıktı. (Eustace Mullins, Kenan Laneti)


Ve Cecil Rhodes, ölmeden önce, milyonlarca doları ve genç beyaz erkekleri iktidara gelebilecek ve geniş bir dünya hükümetinin dizginlerini idare edebilecek gizli bir toplum kurmak için milyonlarca dolar bırakacağını söyledi. Bu, Cecil Rhodes'in hayaliydi, dünyayı sahnelerin arkasından domine edebilecek ve hiç kimsenin bu konuda bilgisi olmayacak bir uzmanlıkla yapabilecek gizli bir toplum yaratabilmekti. (Jordan Maxwell, Güç Matrisi)


Rhodes Yuvarlak Masası ön cephede iken gerçek kontrol Rothschilds ve Astors ve Cecils gibi diğer kanlı ailelerin ellerindeydi. (David Icke , En Büyük Sır)


Rhodes önemli bir Kardeşlik (Masonluk) ajanıydı, özellikle de bugün hala var olan Yuvarlak Masa olarak adlandırılan gizli bir toplum aracılığıyla ... Rhodes ve Güney Afrika Şirketi, Oppenheimer'ların şimdi kontrol ettiği De Beers ve Consolidated Goldfields adlı elmas ve altın madenciliği imparatorluklarını kurdu. Rhodes'u finanse eden aynı Kardeşlikti. (David Icke , En Büyük Sır) 


Rhodes'in vasiyeti gereği Amerika Birleşik Devletleri'ni yeniden ele geçirecek, İngiliz imparatorluğunun yeniden kurulmasını sağlayacak bir “gizli toplum” oluşumu başarılı olmuş muydu?

Gelişmelere bakılırsa olmuştu. Ya da hiç çatışmadan ortak bir amaç için çalışan bu gizli örgüt üyeleri görev bölümü yaparak tamamen ele geçirilen ABD'nin, 1945 sonrası bütün yükü taşımasını mı istemişlerdi?

ABD- Burslar ve Programlar


ABD’de uluslararası öğrencilerin ülkeye gelişleri ülke ekonomisinin güçlenmesi ve akademik gelişim açısından teşvik edilmektedir. Ayrıca Fulbright, Humphrey Fellowship, Edmund S. Muskie Graduate Fellowship Program ve Global Lisans Değişim Programları gibi programlar sundukları cazip burs imkanları ile dünya öğrencilerinin ilgisini çekmeye çalışmaktadır. ABD’deki uluslararası öğrenci politikalarını NAFSA, IEE gibi sivil toplum kuruluşları faaliyetleri ile desteklemektedir.


NAFSA, 2. Dünya savaşı sonrası ABD’ye yükseköğretim için gelen 25.000 uluslararası öğrenciye üniversite personelinin profesyonel destek verebilmesini teşvik ve desteklemek amacıyla 1948’de National Association of Foreign Student Advisers adıyla kurulmuştur. 1990’da adı NAFSA: Association of International Educators şeklinde değiştirilen ve aslında eğiticilerden oluşan kuruluş uluslararası öğrenci ve akademisyen değişimi programlarının organizasyonunu yapmaktadır

(NAFSA, 2013). 

NAFSA, ulusal bir uluslararası öğrenci politikası olmayan ülkenin Dışişleri, Eğitim ve Ticaret Bakanlıklarına bu konuda harekete geçmek üzere çağrıda bulunmuştur. NAFSA’ya göre ulusal bir stratejinin oluşturulmasında 2 ana neden vardır. Avustralya, İngiltere gibi ülkeler eğitimi ihraç kalemi olarak geliştirmekte, 
ABD’ye gelen öğrenciler otomatik olarak gelmediklerinden, bu ülkeler yarışta öne geçmektedirler. Dünya çapında dostluk ilişkileri kurmanın terörizme karşı çözüm olduğunun anlaşılması da bir diğer nedendir (Becker & Kolster, 2012, s. 34). 1919’da kar amaçsız bir organizasyon olarak kurulan IEE dünya çapında 26 ofis ve şube ile çalışmaktadır. 

ABD Dışişleri Bakanlığının Eğitim ve Kültürel İlişkiler Bürosunca fonlanmaktadır. IIE yıllık 175 ülkeden 29 bin öğrenciye hizmet vermektedir (Institute of International Education, 2013). Savaş halinde olan Suriye’deki öğrencilere de www.iie.org/syriascholarships internet bağlantısı üzerinden çeşitli fırsatlar sunmaktadır.

IIE, http://www.iie.org ve https://www.educationusa.info/ internet siteleri üzerinden ABD eğitim kurumlarının tanıtımını yapmakta, ABD’de okumak isteyen uluslararası öğrencilere rehberlik etmektedir. IIE ayrıca http://www.fundingusstudy.org/ bağlantısındaki “Funding For US Study” sitesinde ABD’de okuyacak öğrencilere burs arama motoru ile finansal kaynak bulmalarına yardımcı olmaktadır. Federal hükümet tarafından yönetilen http://studyinthestates.dhs.gov/ ve http://www.usa.gov/visitors/study.shtml adreslerinde uluslararası öğrencilerin ABD’ye gelmeden önce ve geldikten sonra yapmaları gereken işlemler anlatılmaktadır. 


Sivil kuruluşlarca yönetilen internet sitelerinden “Study in the USA” http://studyusa.com/en/sitesi ABD’de eğitim konusunda rehberlik yapmakta, “Find Tuition” adlı site http://www.findtuition.com/tp2/ft/home.do adresinde Amerikalı ve uluslararası öğrencilere burs ve mali destek konusunda yardımcı olmaktadır.


Fulbright Bursu

Fulbright Burs Programına adını veren ABD Senatörlerinden J. William Fulbright’ın ve ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powel’ın cümleleri uluslararası yükseköğretim ya da uluslararası öğrenci hareketliliğinin ülkelerin kamu diplomasisi faaliyeti ve tanıtılmaları bakımından ne denli önemli olduğuna vurgu yapmaktadır. 


IIE tarafından yönetilen ve ABD Dışişleri Bakanlığının Eğitim ve Kültür İşleri Dairesince desteklenen Fulbright burs programı 1946 yılında Arkansas Senatörü J. William Fulbright tarafından teklif edilen bir yasa ile doğmuştur. Başvuruları dünya çapında 400 başvuru merkezinde yapılabilmektedir. Fulbright programı lisansüstü seviyede ABD’de burslu okuma imkânı sunmaktadır. Program başlangıcından günümüze 122.800’ü ABD’den yaklaşık 325.400 mezun vermiş ve yıllık ortalama 8.000 kişiye burs vermektedir. Programdan faydalanan 155 ülke bulunmaktadır. 

2012 mali yılı içerisinde Kongrenin Fulbright Programı için onayladığı bütçe 237,6 milyon ABD Dolarıdır. 2011 mali yılı bütçesi içerisinde programa katılan diğer ülkelerin katkısı 89,2 milyon ABD Doları olmuştur. Senatör J. William Fulbright, programın ABD’ye katkısıyla ilgili “Eğitim değişim programları, uluslararası ilişkilerin insanileşmesine hiçbir iletişim formunun yapamayacağı kadar katkı sağlayarak ulusları bireye, insana dönüştürebilir.”demektedir (Fulbright, 2013).Amerika’nın yükseköğrenimdeki başarısının en önemli nedenlerinden birisi ülkenin uluslararası öğrencileri bir dış politika aracı olarak görmesidir denebilir. ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powel’in “Ülkemiz için, burada eğitim gören, geleceğin dünya liderlerinin dostluğunu kazanmaktan daha iyi bir servet düşünemiyorum” (Budak M. M., 2012, s. 28) ifadelerinde görmek mümkündür.


ABD Bureau of Educational and Cultural Affairs-Eğitim ve Kültür işleri Bürosu (ECA)'nun Tarih ve Misyonu


ECA'nin resmi internet sitesindeki metni olduğu gibi alıyorum:


Amerika'nın bütün kültür ve inançlara olan saygı ve ilgi konusundaki daha geniş bir hikayesinin bir parçası olarak, ECA'nın program çeşitliliği, karşılıklı anlayışın yanı sıra uluslararası,  eğitim ve kültür alışverişi ve liderlik gelişimini teşvik etmek için var. Sanatçılar, eğitimciler ve sporculardan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gençlere ve dünyadaki hemen hemen tüm diğer ülke ve bölgelerden gençlere; akademik, kültürel, spor ve profesyonel değişimler yoluyla yükselen liderleri eğitiyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ve küresel toplumun çeşitliliğini, ECA programlarını, finansmanı ve diğer etkinlikleri yansıtmaya çalışmak, Amerikan ve uluslararası katılımcıların, kadınlar, ırksal ve etnik azınlıklar ve engelli insanlar gibi geleneksel olarak temsil edilmeyen grupların katılımını teşvik etmektedir.


Görev beyanı


Barışçıl ilişkilerin gelişmesine yardımcı olan eğitim ve kültür alışverişi yoluyla Birleşik Devletler halkı ve diğer ülkeler halkı arasındaki karşılıklı anlayışı artırmak.


Tarihçe


50 yılı aşkın bir süredir ABD Dışişleri Bakanlığı Eğitim ve Kültür İşleri Bürosu (ECA), Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerin halkları arasında, aralarında yer aldığı gibi dostça ve barışçıl ilişkileri teşvik etmek için karşılıklı anlayışı geliştirmeye çalışmıştır .


1961 tarihli karşılıklı Eğitim ve Kültürel Değişim Yasası.


ECA değişim programı mezunları 75'den fazla Nobel Ödülü sahibi ve yaklaşık 450 eski ve yeni devlet ve hükümet başkanı dahil olmak üzere dünya çapında 1 milyondan fazla insanı kapsamaktadır.


Zaman çizelgesi


1940: Amerikan Cumhuriyetleri için Ticari ve Kültürel İşler Koordinatörü, Nelson Rockefeller, Latin Amerika ile insan değişim programı başlattı; 130 Latin Amerikalı gazeteci Amerika'ya davet edildi.


1942: Yerli ve yabancı dağınık ajansları birleştirmek için Savaş Bilgi Ofisi (OWI) Ofisi kuruldu.


1946: Başkan Truman, OWI’yi sona erdirdi; Bir bölüm, Uluslararası Bilgi ve Kültürel İşler Dairesi (OIC) olarak Devlet Departmanında açıldı. OIC'nin dünya çapında 76 şubesi vardır; 67 bilgi merkezi ve kütüphaneye sahiptir.


Fulbright Programı kuruldu.


1947: İKT Uluslararası Bilgi ve Eğitim Değişim Bürosu olarak yeniden adlandırıldı.


1948: Temsilci Karl Mundt ve Sen H. Alexander Smith, Amerikalılar ve yabancılar arasındaki "diğer ülkelerdeki ABD'yi daha iyi anlamalarını sağlamak ve karşılıklı anlayışı artırmak" için yasal bir bilgi ajansı kurarak Smith-Mundt Yasası'nı tanıttı.


1948: Uluslararası Ziyaretçi Programı, profesyonelleri, aydınları ve kanaat önderlerini siyasi ve sosyal altyapıya dahil etmek için resmen kuruldu.


1953: Başkan Eisenhower, Birleşik Devletler Bilgi Ajansı'nı (ABD), Dışişleri Bakanlığı ve diğer kurumlar tarafından yönetilen bilgi işlevlerini pekiştirmek için kurdu. Eğitim ve kültür alışverişleri Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kaldı.


1959: Değişim fonksiyonu Dışişleri Bakanlığı Kamu İşleri Bürosu'ndan ayrıldı ve yeni oluşturulan Eğitim ve Kültürel İlişkiler Bürosu'na (CU) devredildi.


1961: Kongre, Birleşik Devletler halkı ile diğer ülkelerin halkları arasındaki karşılıklı anlayışı artırmak için Fulbright-Hays Yasası geçti. Yıl sonuna kadar, Devlet Departmanında bir Eğitim ve Kültür İşleri Bürosu kuruldu.


1978: Başkan Carter, ABD Uluslararası İletişim Ajansı (USICA) Başkanı Carter'ın Hubert Humphrey Burs Programı'nı başlatması için departmanın Eğitim ve Kültür İşleri Bürosuyla birleştirilmesi ile Birleşik Devletler Bilgi Ajansı'nı (ABD)nin yeniden yapılanmasını onayladı.


1982: Başkan Reagan, USICA'nın ismini Birleşik Devletler Bilgi Ajansı (ABD)’na tekrar dahil etti.


1983: Kongre-Bundestag Gençlik Değişim Programı başladı.


1984: Kongre, kültürel mülklerde kaçakçılığı önlemek için ECA'da Kültür Varlığı Danışma Komitesini ( CPAC sekretaryası) oluşturdu.


1992: Geleceğin Liderleri Değişimi (FLEX) Programı kuruldu (1993 yılında başlayan Future Leaders Exchange (FLEX) programı, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen rekabetçi, liyakat temelli bir burs programıdır. Birden fazla sınavı geçen FLEX öğrencileri, ABD'de bir gönüllü ev sahibi aile ile birlikte yaşayan ve bir ABD lisesine devam eden bir akademik yıl geçirmek için bir burs kazanırlar. FLEX öğrencileri liderlik becerileri kazanıyor, Amerikan toplumu ve değerleri hakkında bilgi ediniyor ve FLEX ülkeleri ve kültürleri hakkında Amerikalılara ders veriyor. FLEX,  Amerika genelinde şehir ve kasabalarda bir milyon saatin üzerinde topluluk hizmetine katkıda bulunan 26.300'den fazla mezun ile son derece rekabetçi bir programdır  . Öğrenciler ilham verici aktiviteler gerçekleştiren aktif mezun ağlarına geri dönerler. http://discoverflex.org/


1999: USIA, değişim programları ve diğer USIA bileşenleri departmanı Fulbright-Hays Yasası kapsamında yetkisini koruyan yeni Eğitim ve Kültür İşleri Bürosunu (ECA) bünyesinde Devlet Departmanına dahil edildi.


2000: Kongre, Kültürel Koruma için Büyükelçiler Fonu oluşturdu.


2001: ECA, Güneydoğu Avrupa ve Avrasya'da değişim öğrencilerini elde etmek için Alumni.State.Gov'u kurdu.


2004: ECA Mezunlar Ofisi'ni kurdu ve Alumni.State.Gov'u küresel bir ağ olarak genişletti.


2006: Bush yönetimi, ECA'nın Amerikan gençliğine odaklanmış NSLI-Y girişimi dahil olmak üzere Ulusal Güvenlik Dili Girişimi'ni başlattı.


2008: ExchangesConnect ABD hükümetinin ilk sosyal ağı olarak kullanıma girdi.


2010: Uluslararası Ziyaretçi Liderliği Programı (IVLP) 70. Yıldönümünü kutladı https://eca.state.gov/about-bureau/history-and-mission-eca



Marshall Planı

Ohio State Üniversitesi Tarih Bölümü profesörü Michael J. Hogan, "Kurtarma Planı-Blueprint for Recovery" başlıklı çalışmasında planın tasarımcısı George C. Marshall için şöyle yazmaktadır:

"5 Haziran 1947, ABD Dışişleri Bakanı George C. Marshall, Harvard Üniversitesi mezunlarından biri olarak yükseldi. Savaş zamanında asistan, devlet sekreteri olarak ilk kariyerini yapan Marshall, özverili ve dürüst kişiliği ile kendisini günümüzün en saygın küresel liderlerinden biri haline getiren muazzam bir kişisel bütünlüğe sahipti."

Michael J. Hogan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Harry S. Truman (1945-1953)'ın Marshall hakkında şöyle dediğini aktarmaktadır:

"İnanıyorum ki, önümüzdeki yıllarda, bu girişime (Marshall Planı), eski dünya çağları ve yeni - ulusal şüphe, ekonomik düşmanlık ve izolasyonculuk dönemleri arasındaki bölünme çizgisi olarak bakacağız. Dünya genelinde insanların refahını artırmak için karşılıklı işbirliğinin olduğu yeni bir dönem. General Marshall, bu yeni dönemin varoluşunu sağlayan biri olarak bilinecektir. Ama o, bunun devlet adamlarının yaratılmasından daha fazla anlama geldiğini kabul eden ilk kişi olacaktı. Bu tüm insanların zihinlerinden ve yüreklerinden geliyor. İnsanlarımız, insan yaşamının temel sorunlarıyla başa çıkmak için birlikte çalışma kararlılığında birleşmişlerdir."


Michael J. Hogan analizinin sonunda, bu analizin ana konusu olan ve gerçek bir kanıt niteliği taşıyan şu itirafta bulunmaktadır:


"Marshall Planı, Batı Avrupa'da ve transatlantik alanda Amerikan çıkarlarına uygun bir savaş sonrası düzen yaratmış olabilir, ancak bu Avrupalıları tam ortaklar olarak içeren ve onlara kendi işlerinde en büyük sesi veren işbirlikçi bir düzendi. Her şeyden çok, önemli olan bu işbirliği ve hoşgörü ruhu, Marshall Planının başarısını açıklayan ve şu anki nesle büyük bir ders niteliğinde olan, kendi kendine yardım ve karşılıklı yardım konusundaki bu vurguydu."


Michael J. Hogan bu iddiasının doğruluğunu da aşağıdaki Avrupa Konseyi beyanı ile kanıtlamaya çalışacaktı:


"Marshall Planı tarafından sağlanan maddi yardım ve ahlaki teşvik, Avrupa birliği için yapılan kampanyaya güçlü bir yeni ivme kazandırdı. Aslında, Amerikan ekonomik yardım politikasının, Komünist tehlikenin baskısıyla birleştiğinde, ilk kez Avrupa'nın birleşmesinin pratik bir olasılık haline geldiği koşulları yarattığı söylenebilir." - Avrupa Konseyi, 1949


Rhodes'in kurduğu gizli örgüt ABD'yi ele geçirmiş, Avrupa'yı iki dünya savaşı ile darmadağınık ettikten sonra Marshall Planı ile ABD güdümünde bir Avrupa Birliği'nin inşâsını sağlamaya çalışacak güce ulaşmıştı.


Rockefeller ve Rostchild Bursları devletin kontrolü olmadan ayrı devşirme sistemleri olarak çalışmaya devam ediyorlardı.

Avrupa Birliği bir ABD projesi olarak yine eğitim programlarıyla devşirilecek yerel liderler eliyle gerçekleştirilecekti. Bu kez havuç Avrupa Birliği'nin bizzat kendisi idi ve hedef Avrupa periferisindeki, özellikle 1989'dan sonra dağılan Varşova Paktı-Doğu Bloku ülkelerinden ve Türkiye'den oluşmakta olan gelişmekte olan ülkelerdi.

Almanya ve Erasmus Programı, Goethe Enstitüsü, DAAD 

Erasmus programı paralelinde 2004’te uygulamaya konan Erasmus Mundos programı ile gelişmekte olan ülkelere Avrupa Birliği ülkeleri üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora düzeyinde burslu yükseköğrenim imkânı sunulmuştur.


Böylelikle, Avrupa ve yakın coğrafya ülkelerinin vatandaşlarının faydalandığı Erasmus programı tüm dünyaya hizmet verir hale gelmiştir. Bu öğrenci değişim programı içerisinde burs programı da bulunmaktadır. Başarılı öğrencileri çekme amaçlı olarak Avrupa dışından gelen öğrencilere aylık 1.000 Avro, harç ücreti, ulaşım ve yerleşim masrafları için destek verilmiştir.


Almanya uluslararası eğitim markasını ihraç etme yönünde çeşitli girişimlerde bulunmaktadır. Hindistan, Brezilya ve Çin gibi nüfus bakımından genç, zengin ve gelişme bakımından diğer dünya ülkelerine göre daha ileride olan ülkelerle yükseköğretim bağlamında işbirliği anlaşmaları yapmaktadır.


Almanya’da devlet üniversitelerinde yükseköğrenim ücretleri düşüktür. Uluslararası öğrenciler üniversiteler, STK’lar ve özel şirketlerden burs alabildiği gibi, Erasmus+ Programı ile de Almanya’da burslu okuyabilmektedirler. DAAD, Alexander von Humboldt Foundation, German Foundation for International Development, öğrenci hareketliliği ve burslar konusunda ülkenin politikasına da etki etmiş sivil girişimli kuruluşlardır. Bunlara ek olarak 60’tan fazla kuruluş DAAD koordinasyonunda uluslararası öğrencelere maddi destek sağlamaktadır (Becker & Kolster, 2012, s. 24). 


Almanya’nın dil, kültür ve eğitim imkanlarının tanıtımını bir kültür merkezi olan Goethe Enstitüsü ve DAAD yapmaktadır. Üniversitelerin kendi tanıtımları konusunda bir çabaları bulunmamakla birlikte Almanya, Alman Dili ve Kültürü Merkezi olan Goethe Enstitüsü,büyükelçilikleri ve konsoloslukları aracılığıyla geniş bir tanıtım ağına sahiptir.  


Almanya’nın uluslararası yükseköğrenimde tanıtımını yapan Alman Akademik Değişim Servisi şeklinde ifade edebileceğimiz, DAAD 1925’te kurulmuştur. Bu kuruluş devlet destekli olarak faaliyet göstermekte ve ayrıca Almanya’nın devlet burslarının dağıtımını da üstlenmektedir. Tablo 5 DAAD tarafından desteklenen öğrenci sayılarını göstermektedir. DAAD’nin 2010 yılı bütçesi 68 milyon Avrodur (DAAD, 2010). Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı ve Federal Yabancı Ofisi başta olmak üzere birçok kamu kurumu DAAD’yi desteklemektedir (Özoğlu, Gür, & Coşkun, 2012, s. 43).


Fransa ve Alliance Française


Alliance Française 1883 yılında, Fransız kültür ve dilini tanıtmayı ve bu kapsamdaki faaliyetleri desteklemeyi hedefleyen, Alliance Française Vakfına bağlı bir kuruluş olarak doğmuştur. Bugün 5 kıtada 136 ülkede 1.040 şubesi ile 450.000 öğrenciye hizmet vermektedir (Alliance Française, 2014).


Campus France, Aralık 2011’de yasa ile kurulmuştur. CNOUS ve Egide gibi uluslararası öğrenci ajanslarının faaliyetleri de bu çatı altında toplanmıştır. Dışişleri Bakanlığı ile Yükseköğretim ve Araştırma Bakanlıklarınca yönetilmektedir. Ülke bayrağının renklerini içeren kurum imaj logosu, Şekil 9’da gösterilmektedir. 108 ülkede 175 ofisi, 29 dilde hizmet veren internet siteleri bulunmakta, bu sitelerde 36 bin eğitim programı sunulmaktadır.

Campus France Fransa’nın diğer uluslararası öğrenci programları olan Eiffel, AEFE eğitim programlarını da yönetmektedir. Uluslararası öğrencilere mali destek sağlayan ve Campus France tarafından koordine edilen kurumlar UluslararasıÖğrenci ve Stajyer Merkezi (CIES) ve Okul ve Üniversite Çalışmaları Ulusal Merkezi (CNOUS)’dir.


İngiltere ve British Council, Chevening Hükümet Bursları, Royal Society


1980’ler büyük değişimleri de beraberinde getirmiştir. İngiltere’nin uluslararası öğrenci politikası bugünkü halini bu dönemde almıştır. Uluslararası öğrencilerin harç ücretleri üniversitelerce belirlenmeye başlamış ve dolayısıyla iyice artmış, vize uygulamaları önem kazanmıştır. Chevening Bursları ve üniversitelerin tanıtım kampanyaları tüm dünya çapında British Council tarafından ilan edilmeye başlanmıştır. Bu dönemde üniversitelerarası tanıtım ve öğrenci çekme yarışı başlamıştır (Stiasny, 2008, s. 8, 9).


1934 yılında kurulan British Council (www.britishcouncil.org) 6 kıtada 110 ülkede 191 ofiste, İngiliz insanı ile diğer ülke insanları arasında faydalı ilişkiler kurulmasına ve İngiltere’nin başarıları ve üretken fikirlerinin saygınlığını artırmakta, dil, kültür ve eğitiminin tanıtım faaliyetlerini yürütmektedir. 558,5 milyonu hizmet gelirlerinden,180,5 milyonu İngiliz Hükümeti tarafından sağlanan bütçesi 739 milyon İngiliz Sterlinine ulaşmıştır (British Council, 2011, s. 67).


British Council denizaşırı ülkelerde binlerce insana İngiliz Dilini öğretmesi ve bunu yaparken hem ekonomiye hem de ülkenin imajına katkısı, gelişmekte olan ülkelerin Birleşik Krallık tecrübesinden faydalanarak gelişmesine katkısı, Birleşik Krallığa ait kültürel öğelerin ve karakterlerin tanıtılmasına katkısı ile ülkenin yükseköğretim politikasını desteklemiştir (Savage, 2007). Education UK (www.educationuk.org) British Council’e ait ve İngiltere’de okumak isteyen Uluslararası Öğrenciler için faaliyet gösteren bir internet sitesidir. 2012’de 2 milyon ziyaretçi siteye ulaşmıştır. Education UK sitesinin amacı uluslararası öğrencilere Birleşik Krallıkta okumaları ve parasal destek konusunda yardımcı olmaktır (Education UK, 2013).


1983 yılında faaliyete geçen Chevening Hükümet Burslarına 120’den fazla ülkeden öğrenci kabul edilmektedir. Yıllık 500-600 civarında öğrenci kabul edilmektedir. 2012 yılına kadar burstan faydalananların sayısı 208.000’dir. (Chevening.org)’dan aktaran (Budak M. M., 2012, s. 51) Şu an dünyada 42.000 mezunu bulunmaktadır. Chevening Bursları İngilizce Dil Hazırlık kurslarını kapsamamaktadır. Genellikle 1 yıllık yüksek lisans programlarını desteklemektedir.


Ayrıca başvuru için adaydan İngilizce bilgisi ve ilgili bir alanda en az 2 yıllık iş deneyimi istenmektedir. Tam bir burs paketi üniversite harcını, uçak biletini, vize masraflarını, tez hazırlığında burs ödemesini, aylık barınma ve yaşam masraflarınıiçermektedir (Chevening, 2013).


Royal Society adlı bilim adamlarınca kurulmuş olan dernek de özellikle sayısal alanlarda, yüksek lisans ve doktora hariç yükseköğretim bursu vermektedir (The Royal Society). UK Council for International Student Affairs (UKCISA), uluslararası öğrenciler ve bu alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların menfaatine hizmet eden tavsiye kurulu olarak anılmaktadır. 1968’de UK Council for Overseas Student Affairs (UKCOSA) olarak kurulmuştur. Amacı Birleşik Krallık dışına ve içine doğru öğrenci hareketliliğini geliştirmek, tanıtmak, kolaylaştırmak, insani gelişme, siyasi istikrara, ekonomik refaha ve kültürlerarası diyaloğa katkıda bulunmaktır (Stiasny, 2008, s. 38). PMI’nin oluşturulması ve şekillenmesinde etkin rol oynamıştır.


The Universities And Colleges Admissions Service (UCAS), işi Birleşik Krallık’ın yükseköğretim kurumlarını tanıtmak ve bu kurumlara başvuru ve yerleştirme işlemlerini yürütmek olan bir şirkettir. Hem yerel hem uluslararası öğrencilerin başvurularını yapabilecekleri online başvuru sistemine sahiptir.


Sistemde öğrenciler, üniversiteye gitmek yerine sistem üzerinden üniversite başvurusunda bulunurlar. Yerleştirilmeleri durumunda ayrıca burs imkanını da aramak durumundadırlar (UCAS, 2013).


Sonuç olarak; dünyanın bütün ülkelerinde kendileri tarafından eğitilmiş milyonlarca insanla istedikleri düzeni kuran, sürdüren ve böylelikle insanlığın tümü için asırlarca  dünyayı Büyük Distopya haline getiren masonik güç, dünyanın bütün insanlarının hayatını cehenneme çevirmeyi başarmış olarak doğruyu yanlış, yanlışı doğru, kötüyü iyi, iyiyi kötü olarak tanımlama hakkını elde etmiştir. itiraz edenleri her türlü yöntemi kullanarak yok etmiş, sistemin sürmesi için gerekli olan her şeyi yapmıştır.


Dünya bağırsaklarında gezinen çelişkileri, doğru bir yöntemle ve güçlü bir irade ile temizlemeden sağlıklı ve güçlü bir gezegen olamaz.


Türkiye'nin geniş ve etkin çoğunluğunu oluşturan halk, 3 Kasım 2002'den beri Distopya'dan Çıkış'ın destanını yazıyor, ABD gibi tarihin gördüğü en vahşi, en acımasız özelliklere sahip güçlü bir emperyal satanist imparatorluğun kurduğu korku devletini yok ediyor ve o korku devletinin yerel figüranlarını sistem dışına itmeden önce kararlı duruşuyla karşısına diziyor ve asil bir şekilde etkisiz hale getirerek tarihe gömüyor ve bu özelliği ile dünyaya örnek oluyor. ABD'nin darbeyle indirmekle tehdit ettiği Venezuela Devlet Başkanı Maduro Türkiye ile eşgüdümlü ilişkiler kurarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'la sosyal medya üzerinden canlı yayınladığı toplantılar yaparak halkına umut aşımalaya ve dünyanın diğer ülkelerine direnişiyle örnek olmaya devam ediyor.

Küresel Ağ'ın köle liderleri artık tek tek deşifre oldukları için etkisiz kalmaya devam edecekler ve insanlar kendilerini temsil eden liderlerini seçerek Küresel Distopya'dan çıkışı başaracaklardır.




Seçkin Deniz, 22.05.2018, Sonsuz Ark, Ağacın Çürümüş Yaprakları-26, Sorgulamalar



Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.



Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı