1 Temmuz 2012 Pazar

SA11/SD1: Sözün Ahlâk'la ilişkisi, Gelenekselleşen Baskı Biçemlerine Başkaldırı ve Sonsuz Ark Manifestosu

"Dadaistler geçmişe başkaldırdılar; ancak faşizme yol açmak için... Geçmişe başkaldırıyorum; Allah'ın yolundaki taşları temizlemek için. Çünkü geçmiş böyle bir ân'a şahitlik etmedi... Hayat; sanat, edebiyat, felsefe, siyaset ve din böyle bir meydan okumanın konusu olmadı hiç. Gelecek bugünleri anlattığında... sizler oradaydık diyeceksiniz... sizler şahittik diyeceksiniz!" 

Seçkin Deniz, 1 Temmuz 2012


Söylenmiş olan ve söylenecek olan sözün, sözün sahibinin algılanışına dair bir çerçeve çizdiği ve bu çerçevenin sıfatlarına göre  kişinin toplumda yer edindiği ve/veya lirik kategorilere ayrıldığı, bu lirik kategorilerle toplumu etkilediği apaçık bir gerçek.  Edebiyatı, müziği, sineması, heykeli ve resmiyle sanat, kurum ve kişileriyle siyaset, cemaat-tarikat ilişkileri ile hiyerarşik bir mini otokrasiye dönmüş ya da resmî söyleme bulanmış din ve bu üç kavramsal retorikle uç veren ve çift yönlü ilişkiler içinde etkileşen iletişim yapıları/yayın  kuruluşları ile bu dört hârici faktöre karşı, hükümeti, yürütmesi, yasaması, güvenliği ve adaleti ile Devlet arasındaki  ilişkiler söz konusu olduğunda her bir retoriğe ait lirik kategorilerden tedarik edilecek olan kahramanlara ihtiyaç duyulacağı da bu gerçeğin bir parçası. O halde bu gerçeğin kaç parlak gösterge plağa sahip olduğu da önemli. Ve bu gösterge plakların yapımcılarının zihinlerindeki derin/yüzeysel organik sentezlerin de bu değerlendirmede konu edinmesi gerek.

"Kim, neden, hangi amaca binaen, kimler tarafından ve nerede, nasıl bir kahraman hâline getirilerek bir tetikçi olarak kullanılıyor?" sorusu, doğru kişiler tarafından, doğru zeminlerde sorulmadıktan ve bu kişiler tarafından da doğru cevaplara ulaşmak için doğru tutum ve davranışlar sergilenmedikten sonra her zamanki gibi yine cevaplanmayacak; hâkim olan, maslahata uygun olan ve adına kirli uzlaşma dediğim sessiz ihanetin içinde kaybolacaktır.

Bu çalışma ve bu site bu anlamda, hâkim olan, maslahata uygun olan ve adına kirli uzlaşma dediğim sessiz ihanete karşı duran bir zihnin ürünüdür ve bir başkaldırıdır; Sonsuz Ark, mezkur soruyu sorduktan sonra, soruya  icrâ-ı faaliyet alanında  geniş bir şekilde cevap arayacak,  nefsimizde ve nefslerde, insana ve iblise ait, Allah'ın yolunda birer taşa, kayaya veya sete dönüşmüş ne varsa ortadan kaldırmaya çalışacaktır ve ortadan kaldırdığı şeylerin yerine Kur'an'la beslenen bir aklın ürettiği merhamete endeksli kavramlar ve kurumlar üretecektir.  Bu büyük bir iddiadır ve kuşkusuz, gelenekselleşen her tür baskı biçemlerine karşı da açık bir savaş ilânıdır.

Her türüyle yazı dünyasının kıvrımlarında ya da yüksek kulelerinde palazlanmış her çıkar grubunun sözün namusuna indirdiği ağır darbelerden  bunalmış olan ve erimekte olan insanlığın, 21. yüzyılda ihtiyaç duyacağı temel medeniyyet parametrelerini yeniden tanımlaması ve kurgulaması artık  kaçınılmazdır. Dinlerin çatışıklaştırılmış ruhlarında biriken kanın emperyal hedeflerle akmaya devam ettiği ve insanın dinlerin içinde veya dinlere karşıt olarak herkesi kendi tanrısallığına mahkûm etmeye çalıştığı en katı, en kompakt bir devrin 20. yüzyılın ve öncesinin artık tamamen tarihe gömülmesi gerekiyor.

Gelenekselleşen baskı biçemlerinin her türlüsünün tarihe gömülmesinin en temel gerekçesi, bu biçemlere ait fikir ve eylemlerin ürettiği kaosta insan kanının akmaya devam etmesidir. Anne karnına düşmeden, düştükten sonra ve anne karnından tahliye ediliş biçimlerine kadar, sağlıklı ya da sağlıksız doğan her bir insanın, doğduktan sonraki hayatını, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dahil cehenneme çeviren bir yapının devam etmesi insan aklının temel kriterlerine ve Allah'ın kanunlarına aykırıdır. Bu aykırılığın ilânı, bu aykırılığın giderilmesi için gerekli olan zihinsel savaşın da ilânını gerekli kılmaktadır.

Sözün, hangi formada olursa olsun, ilişkilendiği konu veya kişinin ya da olayın temel ahlâkî duyarlılıklarla olan ölçek ilişkisine bakışın sesi olduğu dikkate alınırsa, sözü sarf edenin de  bu anlamda ahlakla olan ilişkisi de dikkatle irdelenmelidir. Gelenekselle olan hesaplaşma, gelenekseli tarihe gömmek üzere yargılayacaktır ve bu bağlamda söylenecek olan söz de şu olmalıdır:

"Hesap soracak olan, hesap sorulacak olandan daha namuslu olmadığı sürece her hesaplaşma bir tiyatrodur."

Sonsuz Ark, yeni bir dil, yeni bir biçem iddiasında. Ve kurduğu dünya, kurduğu medeniyyetin parametreleriyle oluşacak. Sonsuz Ark'ın herhangi bir iktisadî, siyâsî kaygısı yoktur ve olmayacaktır; Sonsuz Ark'ın bütün kaygıları ferdî ve ictimâî çerçevelerin Kur'an ile tahdit edilip edilmemesi ile ilgili kaygılarla mündemiçtir.

Sözün ahlakla ilişkisinde gelenekselleşen baskı biçemlerine karşı duracak olan Sonsuz Ark Arkçılarını takdim edecek olursam:

"Onlar, bir ve benzersiz olan Allah'a inanan müslümanlardır"

diyeceğim ve Allah'tan hayırlı işlerimizde destek, hayra hizmet etmeyecek olan işlerimizde de tatlı-sert mâniler temenni edeceğim.

"Allah'ım lanetlenmiş ve kovulmuş olan şeytanın şerrinden sana sığınıyor; rahman ve rahim olan senin adınla başlıyoruz; bizlere merhamet et, bizlerden yardımını esirgeme!" Rabbenâ Teqabbel Minnâ


Seçkin Deniz, Sonsuz Ark Manifestosu, 01.07.2012, Adana


Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı