12 Mayıs 2016 Perşembe

SA2885/KY1-CÇ254: Düşlerin İsyanı/ Roman-Bölüm 6-I

"Yaşamım düş kurmakla geçti ya!"

"Şehvet ahırı değil yeryüzü
Domuz ahırı değil yer toprak"
C. Zarifoğlu

Bölüm Altı
-I-

Sahil boyunca yükselen kayaları, daha sonra gördüğü başka bir resimde, belki de ilk ismi Şehrazat olan kadını, beş yıl öncekinden daha neşeli, daha bir yaşam dolu, parıltılı gözlerle akreplere baktığı pazartesi akşamını okudu.. 

"Akreplerin Dansı" adlı resimden kalma bir havayla canlandırmayı deneyen Cemşid’ in öylece orada, mağaranın girişinde beklediğini okudu.. 

Ellerini yüzüne bastırmış olarak Şehrazat'ın, siyah saçlarının alnına döküldüğü zamanki gibi, yüzünün belirsizleştiğini, aynı zamanda akreplerin yolunu gözlediği uzak kış günlerini okudu.. 

Kapılar kapalıydı, yollar kapalıydı. O resmin büyüsü yavaş yavaş çözülmekteydi, ona karşı duyduğu sevginin izleriyle dolup taştığını okudu.. 

Hayatın sıradanlığına, o serüvenlere eskisi gibi gülüp geçemeyen o kadını da, bir an Şehrazat sanmıştı, ama onun yüzü daha inceydi ve hüznün tülleştiği bir siyah beyazlıktaydı, hüzün ve kış mevsimine duyduğu özlemle pekişen müziği –Tatyos Efendi’ydi- Cemşid’in kimi geceler tek başına kapalı odasında dinlediğini okudu.. 

Salıncaklarda sallanan anne ve kızı da okudu.. 

Yorgun, yaşlı iki yüzün novele katılmak için bekledikleri tren peronunda, eski kalabalığın üzerine çöken kasveti, sonra o bilinmezliği de okudu.. 

Tren uzaklaşırken, kadının sırtı Cemşid'e dönük bir halde çekilmişti fotoğraf. İstasyon peronu alabildiğine kalabalıktı, belli belirsiz bir ışığın aydınlattığı peronun uzak köşelerinde beyaz lekeler oluşmuştu kimileyin.. 

"Cemşid, Cemşid!" bağıranlar arasında onlar da vardı.. Şehrazat, Şehrazat ve Kanayan Akrepli Kız. Kadın onun için bir trajedi olmalıydı. 

Üç Akrep resmini okudu, gerçeği inciten papağanların eşliğinde. Niçin bu kadar ölü var, neden bu kadar çok ölüm? Daha sonra ÜÇ AKREP resmindeki gizlenmiş hayatları, dokunuşları ve düşleri, deniz kabuklarını kıran kız çocuğunu, deniz yolculuğundaki cüceleri okudu.. 

Kilimciler, halıcılar, fırıncılar, kuyumcular, saatçiler aynı çarşıda irili ufaklı dükkanlarıyla dizilmişlerdi.. senaryonun köklerini burada araması gerekiyormuş gibi bir duyguya kapıldı, umutsuzluk içinde yürürken Şehrazat’ın eskimiş ve yıpranmış eşyalarını Hasırlı’ ya kilitleyen Cemşid'i okudu..

Zaman su gibi akıp geçmişti; bir kaç damla gözyaşı, sonra yine gelmeyen o kış mevsimlerine bakan o kadını okudu.. 

Akrep senaryosunda, "Sana öyküler yazacak kadar aklımın son sınırına gitmeyi göze aldım, ey Şehrazat!' gibi çok da dolambaçlı olmayan cümleleri de okudu.. 

Cemşid'i bocalarken, düştüğü içler acısı manzarayı okudu.. 

Yakında çıldıracağı gözüyle bakan sevgili Şehrazat’ının ona umutla baktığı günleri okudu.. 

Başka da şaşırmış, umutsuz, bitkin düşmüş bir Cemşid'i geç kaldığı için hiç bağışlamayan öteki Şehrazat’la kıyaslamak fırsatını yakalamıştı. Şehrinaz akrepleri tek gözlü çizmiş, bir de kendi evlerinin krokisini -Hatıra Apartmanı- ev ödevi olarak çizdiği sayfanın bölüm başlığına Akrep Albümü adını vermişti. Belki de akreplerle ilgili bir senaryo yazma fikrini de Şehrazat’tan almıştı, pekala olabilirdi. Fragmanlarla Düşname senaryosunun kaba taslak bir coğrafyasını ele vermiş oluyordu böylelikle. "Bunları da yazarsan sevinirim!" demişti büyük halası Şehrazat'ın, Cemşid köşkten ayrılırken., Kızının hatalı varoluşu hakkında anlattıklarını, Cemşid’ in senaryolaştıracağını biliyordu demek ki. 

Cendel daha fazla okuyamayacaktı. Kayıp senaryoyu, Cemşid’ in gördüğü son rüyayı, belki bunun bitmeyen, eksikli senaryolarla da bir ilgisinin bulunabileceğini düşünüyor; kendi sonuna ulaşabilmek için gördüğü lekeleri, Ernüvaz'a doğru yorumlatıp yorumlatmadığını, iyimserlikle yeni baştan ele almak istiyordu. İmgeleminde bir lekeden ötekine sıçrarken bilmediği şeyler, o güne kadar gözünden kaçmış olan küçük ayrıntılarda gözünde yeniden canlanabiliyordu, ölümle rüyalar arasındaki sıkı bağlantıları yeniden kendisi de keşfediyordu bir yerde. 

Akreplerle Cemşid’ in durumu kadar, Ernüvaz’ın Tavus Kuşu’na benzettiği son leke, aynada kendi yüzüne bakarken kaşlarının arasındaki 'Penguen Lekesi’ni andırsa da, Cemşid’ in Fragmanlarda üstü örtülü olarak geçiştirdiği Akrep Mezarlığı’nın kapısını aralamak üzereydi.





Cemal Çalık, 12.05.2016,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Düşlerin İsyanı, Roman 




Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı