16 Ocak 2021 Cumartesi

SA9030/SD1931: Quad Neden Çin'i Frenleyen Bir Stratejiye Odaklanmalı

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, kitapları ABD Donanması, Deniz Piyadeleri ve Hint-Pasifik Komutanlığı profesyonel okuma listelerinde bulunan, Deniz Harp Koleji J. C. Wylie Denizcilik Stratejisi Başkanı James Holmes'e aittir ve ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya'dan oluşan Quad (Dörtlü) Ülkeleri arasındaki işbirliğinin türüne ve ABD'nin Quad ülkeleri ile gerçekleştirmeyi amaçladığı Çin'i kuşatma stratejisine odaklanmaktadır. (Seçkin Deniz'in Notu: Daha detaylı okumalar için, Quad ve Özgür ve Açık Hint-Pasifik ve 'Demir Dörtgen': 21. Yüzyıl İçin Yeni Bir Amerikan Dış Politikası başlıklı analizlere bakabilirsiniz.)  ABD'nin Türkiye'yi, Irak, Mısır, BAE-Suud-İsrail, Suriye, Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan değişkenlerini kullanarak kuşatması da Çin'e benzer bir kuşatma stratejisinin sonucuydu... Türkiye'nin, dünyanın merkezinde bulunan konumu dolayısıyla ABD-Çin arasındaki rekabeti, kendi çıkarları için optimal bir değer aralığına taşıması ve orada sabit tutması gerekmektedir.
Seçkin Deniz, 16.01.2021


Why the Quad Should Focus on a Strategy to Contain China

"Askeri bir strateji olarak kuşatma, Quad ülkelerinin gevşek bir şekilde grup oluşturması ve Çin saldırganlığını püskürtmek için birkaç güçlü seçenek sunuyor." (Seçkin Deniz'in Notu: Quadrilateral Security Dialogue- Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QSD olarak da biliniyor) 2017'de ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan'dan oluşan stratejik olmayan bir forumdur; yarı düzenli zirvelerde, bilgi alışverişi ve üye ülkeler arasında askeri tatbikatlar yapılır)

Çin, benzer fikirlere sahip Hint-Pasifik demokrasileri birliği Quad'ın, Çin'i "kuşatan-çevreleyen" bir "Asya NATO'su" veya "mini NATO" olmasına homurdanıyor.

Keşke.

Pekin, Quad'i Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne benzetmek konusunda tamamen yanlış değil. Dört devlet (Hindistan, Avustralya, Japonya ve Birleşik Devleti temsil eden) bazen Atlantik ittifakını anımsatan şeyler yapıyorlar. Örneğin, dört Quad donanması bu yıl Umman Denizi'ndeki Malabar tatbikatını bitirerek birlikte çalışabileceklerini ve  Hint Okyanusu bölgesinde baskın olmasa da ciddi bir oyuncu olmaya çalışan Çin'i geri itebileceklerini gösterdiler. NATO donanmaları genellikle birlikte manevra yaparak Atlantik Okyanusu ve komşu denizlerdeki Rus emellerine karşı bir denge oluşturuyorlar.

Ancak bunlardan biri diğeri gibi değil. Gerçekte, Quad gevşek bir konsorsiyumdur, kolektif bir savunma anlaşmasıyla bağlantılı bir daimi ittifak değildir. Düzenleme NATO'dan çok Birinci Dünya Savaşı öncesi “entente cordiale” ile benzerlik gösteriyor. Nisan 1904'te Fransız ve İngiliz hükümetleri, uzun süredir devam eden kolonyal kavgaları çözen bir dizi anlaşma imzaladılar. Yüzyıllardır devam eden düşmanlığı bir kenara bırakan iki demokrasi, otokratik Almanya'da ortaya çıkan ortak tehlikeye karşı bir araya geldiler.

Kaiser II. Wilhelm ve kurmayları, sonraki yıllarda ittifakı defalarca bozmaya çalıştılar, ancak onların mücadeleci diplomatik yöntemleri bu ittifakı pekiştirdi. Fransa'nın müttefiki Rusya nihayetinde ikiliye katıldı ve “Üçlü İtilaf” başladı. Sonuç olarak, 1914'te bir koalisyon (resmi bir ittifak değil), imparatorluk Almanya'sına ve müttefiklerine karşı savaştı. Savaş öncesi Avrupa ittifak siyaseti Pekin'e soğuk bir rahatlık getirmelidir. Karşılıklı bir savunma anlaşması onları buna bağlamasa bile, zorba bir gücün rakiplerini ortak bir amaca sevk edebileceğini gösteriyor.

Ayrıca kazanabileceklerini de gösteriyor.

ABD’nin 1945’ten beri yürüttüğü ittifaklar gibi NATO’nun kendisi de anormal bir durumdur. Yani, Soğuk Savaş olarak bilinen uzun süren stratejik rekabet, sistemi sarsan küresel bir savaşın hemen sonrasında ortaya çıkmıştı. Barış geldikten sonraki aylarda muzaffer II.Dünya Savaşı müttefikleri birbirlerine rakip oldular. Amerika, Sovyet yayılmacılığına karşı çıkmak için komünist olmayan dünyayı bir araya getirmeye çalışırken, Demir Perde Avrupa'ya indi.

Anormallik budur. ABD güçleri, dünyanın savaştan muzdarip bölgelerinde konuşlanmışlardı ve barışı güçlendirmeye ve harap olmuş ülkeleri yeniden inşa etmeye yardım ediyorlardı. Müttefikler, barış döneminde Amerika'yı kendi toprakları üzerinde üsler inşa etmeye ve garnizon kurmaya davet etmediler. Bu, ev sahibi hükümetler ve halklar için izah edilmesi güç bir tutum olurdu. ABD kuvvetleri fatihler olarak geldiler; yeni saldırganlığa karşı korumak için kaldılar. Sahadaki gerçekler, Soğuk Savaş ittifakları kurma zorluğunu giderdi.

O halde, gerçek anlamda, ABD çevreleme-kuşatma stratejisi, II.Dünya Savaşı'nın bir eseriydi.

NATO'nun ilk genel sekreteri Lord "Pug" Ismay, ittifakın mantığını esprili ama doğru bir şekilde özetlemişti: Varlığının nedeni Rusları dışarıda, Amerikalıları içeride ve Almanları aşağıda tutmaktı. Anahtar sözcük olmaya devam edin. Amerikalılar zaten oradaydı; davet edilmeleri gerekmiyordu. Bu, müttefik hükümetlerin onlardan kalmalarını istemelerini siyasi olarak kolaylaştırarak, Sovyetleri Demir Perde'nin arkasında tutmaya ve Almanya'da yeni militarizmi durdurmaya yardımcı oldu.

Amerikan varlığı statükodan ibaretti; statükodan radikal bir kopuş değil. Ve yerleşik bir statükoyu savunmak, onu rahatsız etmekten daha kolaydır.

Benzer mantık, Japonya'nın yenilgisinin Japon İmparatorluğu'nu, çoğu (Japonya'nın kendisi dahil) doğrudan ABD askeri işgali altında kurucu parçalarına ayırdığı Asya'da da geçerliydi. ABD-Japonya güvenlik ittifakı, Rusları ve Çinlileri dışarıda, Amerikalıları içeride ve Japonları aşağıda tutmayı amaçlayan bir tür ikili NATO idi. Güney Korelilerin ikna edilmesine gerek yoktu. İkinci Dünya Savaşı ve Kore Savaşı tarafından tahrip edildikten sonra, Kuzey Korelileri ve komünist destekçilerini dışarıda ve Amerikalıları içeride tutmak için güçlü bir ABD askeri varlığına rıza gösterdiler.

Lord Ismay’ın incelikli-esprili anlatımı ABD önderliğindeki ittifakları geçmişi, şimdiki zamanı ve gelecek zamanı değerlendirmek için güçlü bir araç sağlıyor. Bu enstrüman, Quad'ın uzun süredir devam eden ittifaklardan ayrı olduğunu gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri, Quad üyeleri arasında işgalci bir güç değildir. Japonya'daki varlığı uzun zaman önce karşılıklı bir anlaşmaya dönüşmüştü. Aslında, ABD-Japon ikilisi daha çok eşitler ittifakıdır.

Avustralya tartışmasız Amerika’nın gezegendeki en yakın arkadaşıdır, ancak Canberra’yı kaçınmayı tercih ettiği maceralarda dolaştırabilecek bir zinde varlığa izin verme konusunda isteksizdir. Avustralya hükümeti, ABD Deniz Kuvvetleri birliklerinin Darwin'in kuzey limanına dönüşümlü olarak konuşlanmasına izin veriyor. Yine de bu durum, Soğuk Savaş'ın başlarında Avrupa veya Doğu Asya'daki durumla çok az benzerlik gösteriyor.

Ve Hindistan? Maçtan kaçıyor. Yeni Delhi, Soğuk Savaş sırasında uyumsuz davrandı. Şimdi sıkı ortak olduğu Amerika Birleşik Devletleri ile arada sırada gerginleşen bir ilişkisi vardı (ve Sovyetler Birliği ile samimi bir ilişkisi vardı). Ve Hindistan'ın stratejik kültürüne bir özerklik geleneği kazınmış bir durumdadır. Hindistan, kendisini Hint Okyanusu bölgesinde iyi hegemon olarak görüyor. Hiçbir hegemon, yabancıların kendi topraklarında sürekli bir askeri varlık oluşturmasına izin vermek bir yana, dışarıdan gelenler tarafından yönetilen bir ittifaka hemen boyun eğmez. Yeni Delhi ancak aşırı baskı altında stratejik özerklikten kopabilirdi.

Quad, NATO değildir.

Quad bir seçenektir. Quad liderleri, onlar için çekimser kalmayı seçtikleri kolektif girişimleri taahhüt etmezken, bu seçenekten yararlanmayı seçerlerse, çokuluslu operasyonların temelini oluştururlar. Malabar gibi alıştırmalar, ortakları birbirlerinin donanımı, prosedürleri, taktikleri ve kültürel tuhaflıkları hakkında bilgilendiriyor. Özellikle yakın ortaklar arasında "birlikte çalışabilirlik" ve hatta "değiştirilebilirlik" oluşturuyorlar. Barış zamanında elde edilen kabiliyetin, savaş sırasında anında icat edilmesi gerekmez.

Bu seçenek ne için? Burada Çin’in "kuşatma" metaforunu ayrıştırmaya değer. Kuşatma elbette bir Soğuk Savaş terimidir. George F. Kennan’ın Sovyet meydan okumasıyla ilgili ikonik teşhisine ve öngörülen çözüm önerisine göre, komünist yayılmacılığa direnmek, Marksizm-Leninizmi zaman içinde itici gücünden mahrum bırakacaktır. Komünizmin tarihin öncüsü olduğunu ve dünyayı kasıp kavurduğunu iddia etme yeteneği reddedilirse, Moskova ve kardeş devletler zamanla yumuşayacak ve çökeceklerdir.

Kuşatma hem bir politika hem de bir stratejiydi. Politika olarak çağdaş Çin'e uymuyor. Çin bugün, büyük, hırslı ve genellikle otoriter bir güç olmasının yanı sıra, Kuzey Atlantik Antlaşması'nın (Atlantik ittifakının kuruluş belgesi) imzalandığı 1949'daki Sovyetler Birliği değildir. Pekin, yabancı hükümetleri yıkmaya veya devirmeye ve onları komünist hale getirmeye niyetli görünmüyor. Ekonomik olarak komünist olmayan dünya ile Sovyetler Birliği için hayal bile edilemeyecek derecede iç içe geçmiş durumda. Çin ile ilgili politika farklı bir şeydir ve farklı bir başlığı hak etmektedir.

Bir strateji olarak - özellikle askeri ve denizcilik stratejisi - kuşatma uygun bir metafordur. Bu, ABD silahlı kuvvetlerinin adalar arasında savaşmak için kendini yeniden yapılandırdığı, Çin'in donanmasının ve hava kuvvetlerinin deniz ve gökyüzü kontrolünü reddettiği Doğu Asya'da en açık olanıdır. Bu yaklaşım, Dışişleri Bakanı Dean Acheson'un ilk ada zinciri Amerika’nın "Pasifik’in savunma çevresi" yapmak için çağrıda bulunduğu günlerden beri, doğrudan Soğuk Savaş oyun kitabından çıkmaktadır.

Bu yaklaşım Hint Okyanusu için de geçerlidir, ancak daha dağınık ve harita üzerinde işaretlendiğinde görsel olarak o kadar çarpıcı olmayan bir şekildedir. Pekin'in Hint Okyanusu limanlarına askeri erişim sağlama çabalarını dizginlemek, Çin’in askeri erişimini sınırlamanın bir yoludur ve uygulamaya değer.

Dörtlü üyeler kuşatma metaforundan uzak durabilir ve bu anlaşılabilir bir durumdur. Amaçlarını ve amaçlarına ulaşmak için çalışmaya nasıl güç katacaklarını açıklarken esas olarak net olmaları gerekir. Bu, Çin politikasını tanımlamak için kullandıkları terimler konusunda ihtiyatlı olmak anlamına gelmektedir. Ama askeri alanda da sahiplenmeleri gerekir.

Soğuk Savaş oyun kitabının tozunu kaldıralım ve bu konuda samimi olalım. Lord Ismay olsa gülümserdi.

James Holmes, 26 Kasım 2020, The National İnterest

(James Holmes, Deniz Harp Koleji J. C. Wylie Denizcilik Stratejisi Başkanıdır. Kitapları ABD Donanması, Deniz Piyadeleri ve Hint-Pasifik Komutanlığı Profesyonel Okuma Listelerine seçildi. Burada dile getirilen görüşler ona aittir.)


Seçkin Deniz, 16.01.2021, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı