15 Temmuz 2019 Pazartesi

SA7834/KY1-CÇ653: İdealizm Yanılsamasında Savrulan Kişilikler

"Sorunumuz reçetenin sağın olup olmaması değil, edimlerin reçeteye uygunluğunun belirlenimi."



Dünya görüşü bağlamında olduğu/bulunduğu yerin olması/bulunması gereken yer olduğu yargısının isabetli olduğunun söylenmesi –bir başka deyimle nesnelliği- için bulunulan yargının serimlenmesinin zorunluluğu bulunulan yargının kendisinde zorunlu olan gerekirlilikte içkindir. Bu bulunulan her yargıda böyledir. Serimlenmenin zorunluluğu tüm yargıların temel gerekçelerinde içkindir.

Daha baştan belirtelim ki, konumuz ya da kendimize sorun olarak ele aldığımız ‘şey’ ‘dünya görüşlerinin neliği-nasıllığı’ değil söylenilen dünya görüşüne sahip olduğu savındaki kişiliklerin dünya görüşlerinde neliği-nasıllığıdır. 

Hemen her kişinin olmasa da birçok kişinin bir dünya imgesi, bir dünya tasavvuru olduğu açıktır. Kuşkusuz sözü edilen imgelem, tasavvur toplumsal yapıya özgü olandır. Bir toplum düzeni imgelemi dünden bugüne insanların ilgi odağı olmuştur. Kimi ‘Güneş Ülkesi’nden, kimi ‘Ütopya’dan, kimi ‘Kominal Cennet’ten vb.lerinden söz etmiş, bunun olabilirliğini, nasılını izaha girişmişlerdir. Toplumda gözlemlenen, yaşanılan olumsuzluklardan kurtuluş reçetesi olarak insanlara bir çözüm olarak sunulmuştur. İnsanlar da bu reçetelerin gerçekleşmesi için edimlerde bulunmuştur. Bulunmaktadır. Kendimize sorun aldığımız konu da burada belirmektedir. Sunulan reçeteye (dünya görüşüne) uygun edimlerde bulunuluyor mu? Yoksa o reçetenin gerçekleşmesi için yola çıktığı savı bir sav olarak mı kalıyor? Sorunumuz reçetenin sağın olup olmaması değil, edimlerin reçeteye uygunluğunun belirlenimi.

Örneklendirecek olursak, özel mülkiyeti her tür olumsuzluğun nedeni bilmek ve böylece özel mülkiyetsiz bir toplum yapısının olması gerektiğini, bu gerçekleştiğinde bir cennete ulaşılacağını söyleyen dünya görüşünde olan kişi ediminde bu yönde davranışlarda bulunacaktır. Bu zorunludur. Dolayısıyla kendi cennetini kurmak için yaptığı edimlerde, bağlaşıklarda bu görüşe halel getirecek edimlerden, bağlaşıklardan uzak duracaktır. Özel mülkiyeti olmazsa olmaz bilen, kamu mülkiyetine şiddetle karşı çıkan bir anlayışın etrafında kümeleşmiş birileriyle her hangi bir birlikteliğin içine girmeyecektir. Böylesi bir bağlaşıklığa, böylesi bir edime kalkıştığında kendi dünya tasavvurunun inkârına kalkışmış olacaktır.

Yine toplumsal belirlenimi ekonominin değil de adalet anlayışının belirlediğini savunan, temelinde vahye dayalı adaleti savunduğunu söyleyen bir kişi de edimlerinde, bağlaşıklıklarında bunu dikkate alacak, buna göre davranacaktır. Dikkate almıyor, bu yönde davranmıyorsa o da gerçekleştirmesini savladığı dünya tasavvurunu inkâr etmiş, bir savdan öte anlamı olmadığını ele vermiştir. 


Cemal Çalık, 15.07.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli


Facebook 



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Seçkin Deniz Twitter Akışı