21 Şubat 2018 Çarşamba

SA5679/KY34-EE31: Allah'a Vereceğimiz Hesaba Hazırlanmak

 بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Âlemlerin Rabbi, Mevlâmız olan Allah’a hamd, örnek kulu, son Resûlü Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ü selâm ile sözlerime başlarım.

Düşünüyorum nasıl olacak, nasıl başaracağız? Müslümanlar olarak savaşın tam ortasındayız, evet seferdeyiz, her iklimden ve her cinsten modern iblis tayfası alçakça saldırıyor. Bilanço korkunç.

Bâtıl olanca çirkefliği, iğrençliği, adaletsizliği ve zulmü ile  dipdiri ortada iken Hakk’ın tarafı, bugün ki temsilcileri neden konumlarının ve sorumluluklarının hakkını veremiyorlar?

İnsan olarak işin ne kadarını Allah için ne kadarını başka amaçlarla yapıyoruz; eylem ve söylem arasındaki farkın korkunç şekilde açılmaya başladığı ve imtihanda olduğumuzu iyice hissedebileceğimiz zamanlardayız.

Sonra bakıyorum iyi şeyler oluyor, iyi şeyleri katlayan ya da gölgede bırakan kötü şeyler oluyor; muazzam fitneler ve imtihanlardan geçiyoruz ama insana bakıyorum, bu hengâme, bu kadar fitne ve imtihan insanların  Rabbine dönüş için bir gayret ve cehd ile sonuçlanmıyor çoğu zaman.

Riyâkarlık, tirübüne oynama, kibir, haksızlık, zulüm, bencillik, dünyaya tapma, hak etmediğini isteme, hedefine ulaşmak için her türlü kırmızı çizgiyi aşıp, her yolu mübah görme, cehâlet, vıcık vıcık içi boş hamaset, birbirini aldatma vs.

Kızıyorum, üzülüyorum, dertleniyorum hatta çatacak yer arıyorum, ceketimi alıp gidecek yer arıyorum bazen ama dünya da imtihanda olmak böyle bir şey, hem imtihandan kaçamazsın ki..

Çok iyi, çok mükemmel olduğumdan değil, birilerini eleştirerek kendimi temize çıkarmak ya da bazıları gibi kendimi kurtulmuş sanma gibi bir kibrin ve sapkınlığın içinde de değilim, halimi Rabbim biliyor  ama “nasıl olur diyorum, şimdi değilse ne zaman diyorum, niye değişmiyor, neyi bekliyor insanlar?” diyorum. Ne yazık ki cevap vermekte zorlanıyorum artık.

Sonra kendime diyorum ki, aciz, muhtâç, yaratılmış ve benim gibi bir kul olan insanlardan hiç bir şey bekleme, ümitlenme de.

Bütün hata, yanlışlarıma rağmen, imanımın bir gereği olarak âlemlerin Rabbi olan Allah’tan ümidimi de  kesmiyorum.

Hepiniz gibi çok şey gördüm, çok şeye şahit oldum ve neler yapıp ettiğimi Rabbim biliyor.

Ama ne yaparsam yarın hesap gününde Rabbime “bunu yapabildim” diyebilmek; eli boş gitmemek için yapmaya çalışıyorum. Hepiniz gibi Müslüman olarak yaşamayı başarabilmek ve Müslüman olarak Rabbime kavuşmak istiyorum.

Yoksa insanlardan bir şey beklemiyorum, hayalci de değilim. Hele ne kendimi kandırmak ne de başkalarını aldatmak yapmak istediğim bir şey değil.

Özelde insanlarımın ve genelde ise ümmeti Muhammedin hali ortada. Sünnetullâh devrede ve neyin, nasıl olacağını bize haber veriyor.

Rabbimizin şu uyarısını da bir Müslüman olarak hiç bir zaman unutmamaya çalışıyorum: “Kendi değerler sistemini bozan milletler" ise, içten gelen bir bozgunu ve perişanlığı paylaşırlar.  Uhud Savaşı da bugün Müslümanların yaşadığı bütün bozgun ve yenilgiler bizi bu ayetleri çok daha iyi düşünmeye sevk etmelidir.

 “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Ra'd, 13/ 11)[1]

Evet Allah’ın bizim durumlarımızı değiştirmesini mi istiyoruz? İnsanların durumlarını, çevremizdekilerin, çocuklarımızın, hanımlarımızın, arkadaşlarımızın, dostlarımızın, toplumumuzun mevcut hayatlarını beğenmedik de Allah’ın değiştirmesini mi istiyoruz? Veya bu insanların bu toplumun hayatlarını bir kademe ileriye götürmek, bir kademe daha güzelleştirmek, Müslümanlaştırmak mı istiyoruz? Kur’an ve sünnete uygun bir bireysel ve toplumsal yapıya kavuşmak mı istiyoruz? 

Önce kendimizin ve toplumun hayatını değiştirmeye, Allah’ın istediği bir hayata yönelmeye mecburuz. Müslümanlığımızı güzelleştirme yoluna girmeye mecburuz. Biz böyle bir adım atarsak, biz kendimizi değiştirmeye karar verirsek Allah da bizi değiştirecektir. 

Biz önce Allah’ın kitabıyla Resûlünün sünnetiyle tanışacak, tüm hayatımızı on-larla yargılayarak Allah’ın istediği bir hayata gireceğiz ki Allah da bizi düzeltsin. Bir kimse kendisini değiştirmeyi istemedikçe Allah onu değiştirmiyor. Bir toplum kendisini değiştirme yoluna girmedikçe Allah o toplumu değiştirmiyor. Bu Allah’ın değişmez bir yasasıdır. Yattığımız yerden Allah’ın bizi değiştirmesini beklememeliyiz. Bu sünnetullaha terstir.[2]

 “Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Enfâl,8/53.)[3]

Herhangi bir toplum kendisini, kendi durumunu, kendi hayatını değiştirmedikçe Allah da o toplum üzerindeki nîmetlerini değiştirecek değildir. Bu Rabbimizin hikmetine terstir. Evet Rabbimiz herhangi bir topluma verdiği nîmetlerini değiştirmeyecektir. Bu nîmet iman nîmeti olabilir, hidâyet nîmeti, sağlık nîmeti, servet nîmeti, güvenlik nîmeti olabilir. Bir toplum kendisini değiştirip, Allah’a kulluğunu bozup nankörleşmedikçe onlara verdiği nîmetlerini Rabbimiz asla onlardan geri almamaktadır.

İmam Mâlik’in şu sözünü unutmuyorum: "Bir ümmetin başı ne ile salâh ve kemâl buldu ise, sonu da ancak onunla düzelecektir." [4]

Ayrıca yarın başımıza gelecekleri bu gün yaptıklarımızla satın alıyoruz! Müslümanların bugün yaşadıkları bozgun ve kaosu bu şekilde okumamız gerekiyor.

“Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şûrâ,42/30.)[5]

“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.” (Rûm,30/41.)[6]

Kur’ana göre hiçbir şey rastlantı sonucu ve boşuna meydana gelmemiştir. Hiçbir şey faydasız, boş yere yaratılmamış (Sâd,38/27.) ve başıboş da değildir. (Kıyâme,75/36.) Her hareket, şu evrenin yaradılışında planlanmış ve kendisine özgü sebep ve sonuçları olan bir kadere (ölçü ve dengeye) göre hareket etmektedir. (Kamer,54/49.)  Uhud savaşında meydana gelen bu olaylar da bize  örnek olarak verilmektedir. Kuşkusuz yüce Allah müslümanlara, zafer (Bedir) ve yenilgi (Uhud) hakkındaki sünneti ve şartını öğretmişti. Onlar da bu sünnet ve şarta aykırı hareket etmişlerdi. Bunun sonucunda da acı ve yaralarla karşılaşmışlardı. [7]  Müslümanlar olarak bizlerde bugün aynı acı tecrübeyi yaşıyoruz.

Rabbimiz buyurmuştu ki:

“Ey iman edenler! Allah’a takva sahibi olun (karşı gelmekten sakının) ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Haşr Suresi, 59/18.)[8]

“Müminler imanlarının gereği konusunda nefis muhasebesi yapmaya çağırılmakta, Allah’ı unuttukları için kötü âkıbete duçâr olanların durumuna düşmeme uyarısı yapılmakta, bu dünyada insanlara diledikleri yolu seçme özgürlüğü verilmiş olmasının onların sınanması amacına bağlı olduğu ve burada yapılıp edilenlerin cennet ve cehennem şeklinde birbirine zıt iki karşılık bulacağı hatırlatılmaktadır.

 İnsanların da gerek birey gerekse toplum düzeyinde, hayat yolunda varlık gayelerine uygun bir mesafe alıp almadıklarını, kendilerine verilen imkânları yerli yerince kullanıp kullanmadıklarını, tükettikleri imkânlarla elde ettikleri semereler arasında denge bulunup bulunmadığını sık sık gözden geçirmeleri gerekir.” [9] 

Yarın insana nelerin lâzım olacağını da elbette bunu isteyen Rabbimiz en güzel bilendir ve bunu biz kullarına haber verendir. Yarınımızın hazırlığı için bu kitabı okumak ve anlamak zorundayız. Peygamberin yolunu öğrenmek zorundayız. Zaten bu da bize haber verilmiş durumda.

“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.” (Haşr Suresi, 59/18.)

Allah’ı unutup Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmak istemiyorum. Onlar Rabblerini unutmuşlar, Rabblerini unutarak bir hayat yaşamaya başlamışlar, Allah ta onlara kendilerini unutturuvermiştir. Kendilerini unutmuşlar adamlar, kendilerini düşünmez olmuşlar. Peki kendilerini düşünmez olmuşlar da neyi düşünür olmuşlar? Dünyayı, parayı, hayatı, makam ve mevkiyi, ihaleleri, kendini ve başkalarını aldatmayı, zulüm, haksızlık ve adaletsizliği, ilmin yerine filmi (cehaleti); samimiyetin yerine riyakarlığı düşünür olmuşlar.

Âlemlerin Rabbi, rahmân ve rahîm olan Mevlâmız olan Allah buyurmuştu ki:

“O hâlde Allah’a koşun. (Allah’a kaçın;O’nun himayesine koşun!)” (Zâriyât Suresi, 51/50.)[10]

Şeytandan, küfürden, şirkten, isyandan Allah berisinde kendilerini insanlara Rabb ve İlâh pozisyonunda sunmaya çalışan tüm azgınlardan Allah’a sığının, Allah’a kaçın, Allah’ın koruması altına girin. Allah’ın belirlediği Müslüman kimliğinizi ve farkınızı koruyun.

“İyi bilin ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar iman ve ittikâ etmiş olan kimselerdir. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. Allah’ın sözlerinde asla değişme yoktur. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.” (Yunus, 10/ 62,63,64.)[11]

“Her kim Allah’a ve Rasülüne itaat eder, Allah’a saygı duyar(haşyet) ve O’ndan sakınırsa/takvâ sahibi olursa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir.”  (Nûr, 24/52.)[12]

“Ey iman edenler, Allah’a karşı takvalı olun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzâb 33/70)[13]

“Kim Allah'tan takvâ sahibi olursa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter.” (Talâk,65/2-3.)[14]

Nitekim Ebû Zer -radıyallâhu anh-’ın rivâyetine göre Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün:

“–Ben bir âyet biliyorum. Şâyet insanları onu tutsalardı hepsine de kâfî gelirdi.” buyurmuştu.

Ashâb-ı kirâm:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü, bu hangi ayettir?” dediler. Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“…Kim Allâh’a karşı takvâ sâhibi olursa, Allâh Teâlâ ona bir çıkış yolu ihsân eder.” (et-Talâk, 2) âyetini tilâvet buyurdu. (İbn-i Mâce, Zühd, 24)

“Kim takvâ sahibi olur/Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.” (Talâk,65/4.)[15]

“Kim takvâ sahibi olur/Allah’tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını arttırır.” (Talâk,65/5.)[16]

Rabbim benim de sizin de yardımcınız olsun, hesap yaklaşıyor…



Emin Emre, 21.02.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, İlahiyat, Din ve Tefekkür

Emin Emre Yazıları





[1] إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ
[2] Ali Küçük, Besâiru’l-Kur’an, http://besairulkuran.blogspot.com.tr/2012/05/rad-suresi.html
[3] ذَلِكَ بِأَنَّ اللّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَى قَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمْ وَأَنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
[4] Bk. Asım Abdullah el-Karyûbî, el-İ’tisâm bi’l-kitap ve’s-sünne ve eseruhu fî vahdeti’l-ümme, s. 18; M.A.Ebû'n-Nür, Şezerat min ulümi's-sünne, s.8; Bkz. İsmail Lütfi Çakan, İslam Toplumu ve Sünnet.
http://www.sonpeygamber.info/islam-toplumu-ve-sunnet
[5] وَمَا أَصَابَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ
[6] ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
[7] Ahmet Hocazâde, SA5121/KY57-AHCZD54: Sûre Sûre Kur'an'da Mü'minlerin Vasıfları 17: Âl-i İmran (161-175)
http://www.sonsuzark.com/2017/11/sa5121ky57-ahczd54-sure-sure-kuranda.html
[8] يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ 
[9] Diyanet, Kur'an Yolu Tefsiri, Cilt: 5 Sayfa: 301-303.
[10] فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ
[11] أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ:الَّذِينَ آمَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ:لَهُمُ الْبُشْرَىفِي الْحَياةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ لاَ تَبْدِيلَ لِكَلِمَاتِ اللّهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ:
[12] وَمَن يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ:
[13] يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا
[14] وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجًا وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ
[15] وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا 
[16] وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُعْظِمْ لَهُ أَجْرًا 

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı