24 Ocak 2018 Çarşamba

SA5530/Sonsuz Ark-YD83: Duygular İçgüdüsel Değil, Bilişseldir

Sonsuz Ark'ın Notu:
Mustafa Akdeniz'in Sonsuz Ark'ta yayınlanan 31.10.2010 tarihli SA55/MA5: Mantık; Siyah, Beyaz ve Gri/ YazıDers 5  başlıklı çalışmasında şu tesbit var: "Aslında insanlar tüm duygu ve düşüncelerini birbirinden ayrı/ayrık ve bağımsız sanarak hata yapıyorlar. Bu bir konumlama hatası ve bu hata giderildiğinde, ilgili eleştiriler ve bu eleştirilerden üreyen suçlamalar anlamsız kılacak. Bu türden sorunlarınız ortadan kalkınca birbirinizi kolaylıkla anlayabileceksiniz. Zaten en büyük sorununuz da birbirinizi anlayamamanız. Duyguların her türü, siz farklı ad/tanım blokları oluştursanız da tastamam düşüncelerden ibarettir. Sade bir anlatımla; duygular aynı zamanda düşüncelerdir, diyebiliriz. Ya da duygular düşüncelerin alt kümeleridir. Bu alt kümeler, korku, ümit, öfke, kin, heyecan, kıskançlık, hırs, sevgi, sevinç, özlem, gibi kategorik benlik baskılarından aşırı bir şekilde etkilenen düşünceleri içeriyorlar." Mustafa Akdeniz'e ait bu tezler aşağıdaki araştırma ile kanıtlanmış durumdadır. Yazıders serisinin tamamını okumanızı öneriyoruz.
Seçkin Deniz, 24.01.2018


"Hem kavrayışa (İng. cognition) hem de duyguya (İng. emotion) ilişkin mevcut makaleleri inceleyen LeDoux ve Brown, duyguların mimarisinin, yapıdan ziyade süreçle ilgili olduğunu belirtiyorlar."

Duygusal bilinç durumlarının beynin kabuksal (kortikal) devrelerinden mi yoksa kabuk altı devrelerinden mi kaynaklandığı, bilişsel sinirbilim dünyasında süregiden bir tartışma konusuydu. Kabuksal beyin bölgeleri, “düşünsel” sinir devrelerini barındıran bilinç bölgesi iken kabuk altı beyin bölgelerinin ise “düşünsel olmayan” sinir devrelerini barındıran bölge olduğu düşünülüyor. 

Duyguların beyindeki kökeni üzerine yoğunlaşan New York Üniversitesi’nden sinirbilimin efsane ismi Prof. Joseph LeDoux ve New York Şehir Üniversitesi’nden saygın felsefeci Prof. Richard Brown tarafından yapılan ve ayrıntıları Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan bir çalışmada, duyguların beynimize içkin olarak programlanmış olmadığı ortaya kondu.


Duygular, edinilen bilgiler sonucunda ortaya çıkan bilişsel durumlar grubuna dahil edildi. Joseph LeDoux, 1990’lardan bu yana duygu, bellek ve beyin arasındaki bağlantı üzerinde çalışıyor. Amigdalaya odaklanması ve bir zamanların bu ezoterik kabuk altı beyin bölgesini gündelik kullanıma kazandırmasıyla tanınıyor. 

“Bilinçli deneyimlerin, içeriklerinden bağımsız olarak beyindeki tek bir sistemden kaynaklandığını kanıtlamaya çalışıyoruz. Duygusal durumlar ile duygusal olmayan durumlar arasındaki fark, bilinçli deneyimlerin temelindeki ‘genel bilişsel kortikal (kabuksal) ağ’ tarafından işlenen girdilerin türlerinden ibaret” diyor LeDoux. 


Duyguların, beynin kabuksal -bilinçli- devrelerine gömülü “daha yüksek mertebeli durumlar”a dayanan bir bilişsel süreç olduğunu belirten araştırmacılar, kabuk altı -bilinçsiz- devrelere içkin programlanmış olmadıklarını ifade ediyorlar. 


LeDoux ve Brown şunu gözlemlemiş: 


Bilinçli duygusal hislere yol açan beyin mekanizmaları, algısal (kavrayışsal) bilinçli deneyimlere yol açanlardan temelde farklı değil. 


“Duygusal Bilincin Yüksek Mertebeli Bir Kuramı” adlı makaleleri, sinirbilim kuramındaki dikkat çekici bir boşluğa değiniyor. Duygular -hisler-, yaşamlarımızdaki en önemli olaylar olsalar da duygu kuramları ile bilişsel bilimde belirmekte olan bilinç kuramları arasında görece çok az bütünleşme var. 


Şu ana dek yapılan çalışmalar, duyguların beynin altkortikal (kabuk altı) devrelerinde içkin programlanmış olduğunu ileri sürüyordu. Bunun sonucunda, duygular çoğu zaman bilincin bilişsel durumlarından (örneğin, dışsal uyarımların algılanması ile ilgili olanlardan) farklı muamele görüyordu. Bir başka deyişle, duyguların gözlem sonuçlarına beynin verdiği tepkiler değil de yapımızın kendisinde bulunan özellikler olduğu düşünülüyordu. 


Hem kavrayışa (İng. cognition) hem de duyguya (İng. emotion) ilişkin mevcut makaleleri inceleyen LeDoux ve Brown, duyguların mimarisinin, yapıdan ziyade süreçle ilgili olduğunu belirtiyorlar. 


Duygular, kabuksal (kabuk altı değil) devrelere gömülü “yüksek mertebeden durumlar”, yani var olan kuramlardan farklı olarak duygusal durumların da diğer bilinç durumlarına benzer olduğunu belirtiyorlar. 


Şöyle ki, duygusal deneyimler kabuk altı bölgelerden ve duygusal olmayan deneyimler kabuksal bölgelerden köken alabilirken her iki girdi türü de nihayetinde beyin zarındaki (serebral korteksteki) kabuksal (kortikal) devreler tarafından işleniyor. 


Dolayısıyla, araştırmacılar, içeriklerinden bağımsız olarak duygusal olan ve olmayan tüm bilinçli deneyimlerin aynı bir beyin sisteminden (bilincin genel kabuksal ağından) ortaya çıktığını ortaya koyuyor. 


Sevkan Uzel, 16 Şubat 2017, Bilim Fili, Çeviri




Seçkin Deniz, 24.01.2018, Sonsuz Ark, Yayın Dünyası'ndan, Özel Dosyalar, Çeviri
Seçkin Deniz Yazıları


Alıntı Kaynak:

BilimFili.com "Duyguların İçgüdüsel Değil, Bilişsel Olduğu Sonucuna Varıldı"
https://bilimfili.com/duygularin-icgudusel-degil-bilissel-oldugu-sonucuna-varildi/




Orijinal Kaynaklar ve İleri Okuma

1-MedicalXpress, “Emotions are cognitive, not innate, researchers conclude”
https://medicalxpress.com/news/2017-02-emotions-cognitive-innate.html 
2-Psychology Today, “Joseph LeDoux Reports: Emotions Are “Higher-Order States”
https://www.psychologytoday.com/blog/the-athletes-way/201702/joseph-ledoux-reports-emotions-are-higher-order-states%3E 
3-İlgili Makale: Joseph E. LeDoux and Richard Brown. A higher-order theory of emotional consciousness. PNAS 2017; published ahead of print February 15, 2017, DOI: 10.1073/pnas.1619316114



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı