14 Mayıs 2018 Pazartesi

SA6136/ÇY11-HK11: Hasretimizin Vakti Hiç Değişmiyor; Hep 11 Ay

Artık yavaş yavaş kışa dönüyor Ramazan ve hasretimizin vakti hiç değişmiyor. Hep 11 ay!

 

Yarın gece sahura kalkıp, çarşamba günü ilk orucumuzla Ramazan ayına başlamış olacağız. Sahuruyla, pidesiyle, iftarıyla, tahinli ekmeğiyle özlenen tatlarla buluşmak bir yana, Kuran-ı Kerim ayı olması vesilesiyle de kitabımızla daha çok ilgilenmek, teravihlerle yatsı namazının keyfine varmakta ayrı bir heyecan ve mutluluk... Bu saydığım güzellikler Ramazan-ı Şerif’i sevmeye sadece birkaç sebep.

İlk oruç tutmaya başladığımız zamanlar kış oruçlarına denk geliyordu. Sahurda, sobanın fırınında ısıtılan tahinli ekmekler, gün boyu bizi tok tutar ama yağlı olması nedeniyle de hemen susatırdı. 

Yine o zamanlar oruçlunun ağız kokusundan rahatsız olan biz çocuklara o kokunun cennet kokusu olduğu söylenir; bizler de inanmaz, beğenmediğimiz bir kokunun cennet kokusu olamayacağını, büyüklerin neden böyle dediğini düşünerek ezana kulak kesilirdik. 

Ramazan’da en sevdiğim saatler, genelde ikindi 4’ten sonraki saatler. O saatten sonra iftara misafir alanlar hazırlıklarını hızlandırır, misafirler yavaş yavaş gelir, ortalık şenlenmeye başlar. Misafir olmadığı zaman bile mutfak hareketliliği o vakitlerde başlar, çorbalar yavaştan kaynar, şehriyeler pilavla buluşmak için kavrulur... İşten gelen babanın getirdiği sıcak pide hemen bir örtüye sarılır, bir yandan kadayıfın şerbeti hazırlanır… 

Üniversite dönemlerindeki ramazanlar hep yaza denk geldi. Tatillerimize denk gelen bu ayda, annelerimizle mukabelelere giderdik. Kur’an’ın Arapçası okunduktan sonra biz gençler, -genellikle ben- Kur’an’ın Türkçe mealini okurduk. Bizi her gün mukabele için hazır gören büyüklerin gözlerinin içi parlar, sürekli hayır dua eder, geleceğe dair sağlam umutlar beslerlerdi. Mukabeleden dönülünce öğle namazı kılınır, eğer uyku az gelmişse 1-2 saat kestirilir. Eh, sonra malum ikindi namazı ve mutfak…

O arada özellikle yapmayı sevdiğim bir şey vardır ki o da iftar programları izlemek. Sevdiğim isimlerin ne zaman hangi kanalda çıkacağını takip eder, iftara kadar o sohbete ortak olmaktan büyük keyif alırım. Ramazan ayında her şeyin paylaşıldıkça daha mutluluk verdiğini o an çok daha iyi anlarım. 

Ramazan ayında mutfakta hazırlanan her yemek normal zamandan daha lezzetli gelir bana. Daha bereketlidir ve neredeyse hiç çöpe gitmez. Özellikle misafir geleceği gün yapılan yemeklerin her birinin tadı ayrı bir güzeldir. İftara davetli olduğunuz gün rahatsınızdır çünkü o gün sizin için bir yemek yapma derdi yoktur. O gün akşama kadar istediklerinizi rahatça yapabilirsiniz. 

Ramazan’da beni en mutlu eden ve bahsetmeden geçemeyeceğim diğer bir güzellik ise, balkon iftarlarıdır. Ömrümde o masayı hazırlamaktan o kadar keyif aldığım başka bir zaman dilimi olmamıştır. Balkonda, o hafif esintinin yanında insanların hareketlerini, iftara yetişme çabalarını izlemek hayatımda unutamayacağım güzelliklerden biri. 

Hatta en güzeli de şu: ezana 15 dakika vardır ve sofra tamamen hazırdır. Herkes masada yerini alır, ezana kadar içinden geçenleri Allah’tan ister; orucunun kabul olmasından, gönlündeki murada kadar her şeyi o an O’ndan ister. İşte o an, o son 15 dakika evren öyle bir sessizleşir ki, insanın ruhunu dinler kısa da olsa. İçiniz huzur dolar, bilirsiniz ki, herkes sizin gibi sofrada yaratıcıya el açmış, bir şeyler istiyor. Bunu bilmenin verdiği huzur ile ezanı beklersiniz... 

O an ezan okunur. Ezan biter bitmez evlerden aynı anda gelen kaşık, bardak sesleri masadaki herkesin yüzünü kısa bir an gülümsetir ve masanızda o sofralardan bir sofra oluverir.

İftar edildikten sonra namazlar kılınır, çaylar içilir ve teravih vakti gelir. Gidebilecek olanlar teravihe gider, gidemeyecek olanlarda evinde namazını eda eder. Daha sonra sahura gelir vakit... Yaz aylarında sahur vaktinin kısa olması, uykuyu bölmeye neden olduğu için çoğu zaman uykusuz beklenir sahur. Bu öğün için bir şeyler hazırlamak daha kolaydır. Ve imsak vakti de böylece gelmiş olur. Bir ramazan günü böyle geçer birçoğumuzun ömründen.

Bu anlatılan güzellikler, o maneviyat özlenir genellikle. Diğer 11 ayda bu güzellikler aranı hep ve bu yüzden özlenir bu güzel ay. 

Artık yavaş yavaş kışa dönüyor Ramazan ve hasretimizin vakti hiç değişmiyor; Hep 11 ay!



Halime Kirazlı, 14.05.2018, Sonsuz Ark, Çırak Yazar, Serbest Yazılar

Serbest Yazılar


Halime Kirazlı Yazıları






Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı