21 Ocak 2015 Çarşamba

SA1105/TG87: İslam'da Reform'un Haritası-Bir Al-Monitor Analizi: Sufizm Selefiliği Nasıl Dengeleyebilir?

"Fas’tan Hindistan’a kadar geniş bir bölgedeki halklar tarafından Sufizm hala yaygın bir yaşam biçimi olarak görülmektedir. Aşırılıkçılığa karşı mücadelede İslam dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu şey olan dini reformun gerçekleşmesi aşamasında bu durum önemli bir rol oynayacaktır."


Sonsuz Ark'ın Notu:

Sufizmin ülkemizde ve Dünya'da aşırı bir şekilde öne çıkarılmasının temelinde hangi saikler var? İslam'ın esas kaynakları olan Kur'an ve sünnetten kesin delillere sahip olmayan ve itikadî sistematiği, ritüelleri ile tamamen İslam dışı bir taban üzerinde inşa edilen Sufizm, İslam'da Reform haykırışları adı altında açık-alenî bir şekilde devletlerin desteği ile yaygınlaştırılmaktadır. (Kurucusu ve sahipleri ABD ile ilişkileri açıkça bilinen Al Monitor sitesinin Lübnan’daki kadrosu ve Lübnan yazarlarının tamamı Hizbullah yanlısı gazete ve televizyonlardan seçilmiş isimler, Yıldıray Oğur) En son Mısır'ın darbeci devlet başkanı Sisi de İslam'da Reform yapılması gerektiğini iddia etmişti. Aşağıdaki yazı, bu türden reform söylemlerinin operasyonel iztaşlarını sergilemektedir. Seçkin Deniz, 21.01.2015
***
İslam tarihini takip edenler, yaygın Sufi İslam ile yine geniş bir alana yayılmış Selefi İslam arasındaki değişimi gördüklerinde şaşıracaklardır. Bununla birlikte Sufizm, doğası gereği aşırılıkçılığı reddettiği için dini aşırılıkçılığın yükselişinin bilişsel değişimle çatıştığını fark ettiklerinde şaşkınlıkları daha az olacaktır. Selefi ideoloji genellikle dindarlığını aşırılıkçılık üzerine inşa eder.

Politik ve sosyal faktörler Selefiliğin Sufizm karşısında genişlemesini sağlayacak zeminin hazırlanmasına yardım etmiştir. Daha da ötesi Müslüman dünyadaki sömürge devrinin kalıntıları ve İsrail Devleti’nin kurulması –ki bu İslam dünyasındaki Batı’ya karşı süregelen muhalefetin de sebebidir- genelde devrimci İslam için bereketli bir toprak vazifesi görmüştür.

Devrimsel ideoloji geçen yüzyılda hem solcu hem de milliyetçi çevreler tarafından yansıtılmış, solcu ve milliyetçi partiler, Orta Doğu’da istikrarlı devletler kurmayı başaramadıkları için Selefilik formundaki Politik İslam yükselmiştir.

Selefi ideolojiye yönelim, karşısındakine düşmanlık kadar dogmatizmin de bir sonucudur. Bu ideoloji, istikrarsız koşullar ve politik ve sosyal krizler arasında serpilir. 

Selefiler, Sufizm’i sapık bir düşünce olarak gördükleri için Selefiler ve Sufiler arasındaki ilişkiler şiddetli bir düşmanlık barındırmaktadır. Selefiler ayrıca Sufi dini pratiklerinin çok tanrılı bir niteliğe sahip olduğunu düşünmektedir. Sufiler türbe inşa eder, buralara ziyarette bulunur ve dini olayları şarkı ve dans ile anarlar.

Hindistan’dan Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir alanda yer alan kültürleri kucaklayan Sufizm, kültürel anlamda çeşitlilik arz etmektedir. Sufi öğretiler, dinin politik yanından ziyade ruhani yönüne odaklanmakta ve cihad gibi temel dini prensipleri, kişiyi yumuşak kalpli yapması gereken ve onu iyiliğin yoluna ileten bir kılavuz olarak yorumlama eğilimi göstermektedir.

Sufiler ve Sünni olmayan din ve mezhep taraftarları arasındaki ilişkiler büyük ölçüde dostçadır. Bu, özellikle Sufizm’i yakın dinlere ve kültürlere daha açık hale getiren nitelikteki farklı kültürel doğasına ilaveten, eskatolojik(1) kurtuluşunda yer alan derin köklere sahip çoğulculuk dikkate alındığında doğru bir tespittir.   

Ünlü Iraklı alim Mustafa Shibi, “Sufizm ve Şiilik Arasındaki Bağ” adını taşıyan kitabında Sufilerin ve Şiilerin ezoterik (2) ve gnostik (3) yönlerden aynı noktada birleştiğini ifade etmiştir.  
İslam tarihindeki mezhepsel çatışma bağlamında Sufi çoğunluk, Sünni doktrinlere bağlı olmasına rağmen bu iki taraf arasında herhangi önemli bir düşmanlık vuku bulmamıştır.

Bu bağlamda, Al-Monitor’un edinmiş olduğu bilgiye göre, Necef’te bulunan bir din adamı olan Şeyh Mohammed Sanad, İslam dünyasının değişik yerlerinde bulunan Şiiler ve Sufiler arasındaki bağların, aşırılıkçı Selefi ideoloji ile mücadele kapsamında yeniden canlandırılması çağrısında bulunmuştur.

Bu ikisini sapkın ve gerçek İslam dinine ait olmayan düşünceler olarak gören Selefiler, Şiilere ve Sufilere karşı eşit miktarda düşmanlık beslemektedir.

Suudi üniversiteler, kendilerine göre aynı tahrif edilmiş kaynaktan beslenen Şiiliğe ve Sufizm’e cevap verir nitelikteki kitap ve makaleler için büyük çaba sarf etmiştir. Diğer yandan İslam dünyasının değişik bölgelerinde bulunan pek çok Sufi türbe ve dini mekân Selefi gruplar tarafından tahrip edilmiştir.

Arap Baharı’nın ortaya çıkması ve İslam dünyasının bazı bölgelerinde Selefi hareketlerin yükselişe geçmesinden sonra Sufizm ve Selefizm arasındaki çatışma şiddetlenmiştir. Örneğin Selefi gruplar Mısır’da 2011 ve 2012 seneleri arasında çok sayıda Sufi türbeye saldırıda bulunmuştur. İslam Devleti (IŞİD) Musul’un ve Irak’ın diğer kuzey ve batı bölgelerinin kontrolünü ele geçirdikten sonra çok sayıda Sufi ve Şii dini mekânı tahrip etmiştir.

Dünyadaki en yaygın Sufi ekollerinden veya tarikatlarından biri olan Abdülkadir Geylani türbesi Bağdat’ta yer almaktadır. Bu caminin imamı olan Şeyh Mahmud el-İsevi Irak’ta yer alan diğer dinler ve mezhepler arasında dostane ilişkiler kurulmasını sağlayan önemli bir Sünni din adamı sayılmaktadır.

Eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin tarafından başlatılan ve Sufi öğretiye yönelik saldırılara giden yolun taşlarını döşeyen inanç kampanyası ile büyük bir düşüş yaşamasına rağmen pek çok Sufi tarikat, Irak’ta bulunan Sünni toplum arasında hala yaygındır.

Suudi Arabistan’da bulunan dini enstitülerden almakta oldukları mali yardımlarla Selefiler, İslam dünyasında büyük bir politik güce sahip olmalarına rağmen, Fas’tan Hindistan’a kadar geniş bir bölgedeki halklar tarafından Sufizm hala yaygın bir yaşam biçimi olarak görülmektedir. Aşırılıkçılığa karşı mücadelede İslam dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu şey olan dini reformun gerçekleşmesi aşamasında bu durum önemli bir rol oynayacaktır.

Carnegie Endowment for International Peace tarafından gerçekleştirilen ve “Mısır’da Sufi-Selefi Çatışması” adını taşıyan bir çalışmada, Sufilerin Müslüman Kardeşler ve Selefi müttefiklerine karşı liberallerle aynı tarafta yer aldıkları belirtilmektedir. Dolayısıyla bu durum, Sufi düşüncenin İslam ülkelerinde demokrasiyi ve politik reformları desteklediğinin bir göstergesidir.

Sufi düşüncenin tarihi arka planı ve İslam dünyasındaki yaygınlığı, onun İslam dünyasında gerçekleşecek reformcu dini ve politik projelere girişimine olanak sağlayacaktır. Bununla birlikte görünen odur ki Arap dünyasının içinde veya dışında bulunan karar vericiler bu ihtimale karşı gözlerini kapamış durumdadır. 

Ali Mamouri(*), Al-Monitor, Köşe yazarı 

Tamer Güner, 21.01.2015, Sonsuz Ark, Çevirmen Yazar, Çeviri






(*) Ali Mamouri; Din konusunda uzmanlaşmış araştırmacı köşe yazarı. O İran Üniversitelerinde ders, Irak ve İran'da  seminerler vermiş, Ortadoğu'da iki ülke ve toplumsal dönüşümler ve mezhepçilik gibi din işlerine ilişkin çeşitli makaleler yayınlamıştır.


Çevirenin Notu:

1 )Eskatoloji: (Yunanca έσχατος yani "son" sözcüğünden) teoloji (dinbilim) ve felsefenin bir bölümüdür. İnsanlığın nihai kaderi veya dünya tarihini sonuçlandıran olaylar, daha kaba bir tabirle dünyanın sonu ile ilgilenir.

Birçok din, öğreti veya kültte dünyanın sonu gelecekte olacak bir olay olarak kutsal metin, mit veya folklorda belirtilir. Daha geniş bir açıdan, eskatoloji Mesih, Mesih Çağı, ahiret ve ruh gibi konuları da kapsayabilir. Farklı inanışların eskatolojik inançları ve düşünceleri farklı olsa da belli benzerlikler var olabilir. Hristiyanlık eskatolojisinde apokaliptik bir felaket sonrası gelecek bin yıllık refah krallığı inanışı vardır. (Wikipedia)

2) Ezoterizm: Ezoterizm, bir konudaki derin bilgilerin ve sırların ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstad tarafından sadece ehil olanlara inisiyasyon yoluyla öğretilmesidir. Ezoterizm bir din veya bir inanç sistemi değildir. Çoğunlukla ezoterik yani ezoterizm ile ilgili veya ezoterizme dair şeklinde kullanılır

Ezoterizm (içe yönelik anlam/ileti), asıl olarak belirli kişilerin içselliği ile sınırlandırılmış felsefî öğretilerdir. Bu öğretiler herkes tarafından bilinen egzoterik (dışa dönük anlam/ileti) öğretiler değil, tam tersine belirli kişilerin aşamalardan geçerek bilmeye hak kazandığı öğretilerdir. Diğer anlamı ise içsel, tinsel farkındalığa sebep olan, Mistisizm ile eşanlamlı kabul edilen önemli ve kesin bilgilerdir. Ayrıca Ezoterizm geniş, farklı öğreti ve pratik yelpazesine sahip olan bir akımdır. (Wikipedia)

3) Gnostisizm: Antik Mısır ezoterizmini, Antik Yunan ezoterizmini (Platon, Pisagor), İbrani geleneklerini, Zerdüştçülüğü, bazı Doğu geleneklerini ve dinlerini, Hıristiyanlığı eklektik bir tutumla sentezleyen, birçok tarikâtın benimsediği mistik felsefeye verilen genel addır.(Wikipedia)





Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı