28 Haziran 2017 Çarşamba

SA4514/KY26-CA136: İnanç Müfettişleri, Tesettür Devriyeleri…

"Rol yapmaya, zorbalığa, yalana talana değmeyecek kadar kısa hayat. Kendi kendini kandırmaya da o kadar fırsat yok aslında."


Bir profil var, eski mahallelerin racon kesen tiplerini hatırlatan bir dille sosyal medyada kendince kusurlu kesimleri konuşamaz hale getirmeyi iş ediniyor. “Söyletmen vurun” tarzına özgü bir dille tutuyor siber sokakların başlarını. Kaybolmaya yüz tutan mahalleye özgü korunma ve denge mekanizmaları yok bu sokakların oysa.

Mahallenin racon keseni risk alırdı, kendine has erdemlere sahip olmak zorundaydı, hiç olmazsa cami avlusunda ezanın okunmasını bekleyen ihtiyarlardan utanırdı ayıplı bir cümle diline geldiğinde. “Siber zorba”nın tabi olduğu biricik kural hedef aldığı kişiyi konuşamaz, insan içine çıkamaz hale getirecek “kezzap” hücumları gerçekleştirmek.

SA4513/KY37-AZ188: “Derin NATO” Darbe Yapabilir mi?

"Buna cevabı yine, kuşkusuz TSK içindeki vatanseverler ve millet verir, ama, dikkat!.."


Tarih, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ülkenin “demokrasi kahramanı, ulusal lideri” olma şansını 15 Temmuz’da verdi. Atatürk Havalimanı’nda darbe ile karşılaştığında,Erdoğan İstanbul’a doğru yoldaydı, bulunduğu yerden uzaklaşmak için koruma amiri vasıtasıyla darbecilerle pazarlık yapacağına, ilerler, bir tankın üzerine çıkar, oradaki milletle kucaklaşır ve adını, “tankın üzerine çıkmış ilk Türk siyasetçisi” olarak tarihe yazdırabilirdi.

O, bunu yapmadı, arabasına bindi, bir belediye başkanının evine saklanmayı tercih etti, orada darbenin gelişimine göre vaziyet kolladı, zaten Yenikapı’daki o dev “milli uyanış” mitingine de “kerhen” geldi...

SA4512/KY38-SevDur64: Karanlık Yürüyüş



Takdim

CHP Milletvekili Enis Berberoğlu “MİT TIR’ları görüntülerinin yayınlanması” davasında suçlu bulunarak 25 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından CHP, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde protesto amacıyla Adalet için yürüme kararı aldı.  

15 Haziran günü Ankara Güvenpark’tan başlayan yürüyüşün, Enis Berberoğlu’nun yattığı İstanbul Maltepe Cezaevi’ne kadar süreceği planlandı. Kılıçdaroğlu ve yürüyüş ekibi ergen solcu heyecanıyla adımlarını atarken, gerçek Gandi’nin milleti arkasına aldığı “Tuz Yürüyüşü”ne göndermeler yapmayı da ihmal etmedi. Fakat ne Kılıçdaroğlu Gandi’ydi ne arkasında millet vardı ne de sömürgecilere karşı yürüyordu. Yürüyüşü duyurmak için hazırladıkları afişte millet yerine orduyu arkasına alması ise bunun apaçık göstergesiydi. 

SA4511/KY36-CK191: Türkiye Katar'ı Niye Destekliyor? -1-

"Türkiye'nin Katar politikası ekonomik nedenlerden ziyade, bir müttefiklik hukukundan kaynaklanıyor."


Körfez muharebesinde Türkiye, tarafını Katar'dan yana seçti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin (BAE) öncülüğünde, Katar'a uygulanan abluka krizinin en başından beri Türkiye farklı jestlerle tarafını belli etmişti zaten. Katar'a yönelik uygulanan bu politikaların bölgedeki istikrara hizmet etmediği ve haksız olduğu yönünde diplomatik mesajlar veren Türkiye bununla kalmayarak, Katar'la önceden yapmış olduğu askerî anlaşmaya bağlı davranacağını da açıkça belli etti.

Geçtiğimiz hafta, Katar'a yönelik yeni bir ültimatom geldi Suudi-BAE koalisyonundan. Katar'a 10 gün süre veriliyor ve 13 maddelik bir talep listesi sunuluyordu. Açıkçası bu taleplerin ifade edilme biçimi ve içeriği, Katar'ın sanki geri adım atmasını istenmiyormuş gibi sunuldu. Yani epey üstten bakan bir tarzda sunulan ağır yaptırım listesini Katar'ın kabul etmeyeceği aşikâr. Bir diplomatik hareketten ziyade, mafya liderinin tarzını anımsatan bu politikanın amacı da üzüm yemekten ziyade bağcıyı dövmek gibi görünüyor zaten.

27 Haziran 2017 Salı

SA4510/SD704: "üçüncü çift kelâma kadar uzayan laf bölüğü" /08.09.2005/ 397. patika



...'kısa hâl serüvenleri'ne dair iki çift kelâm edelim desek...
...kaç çift kelâm olur bilinmez...
...kelâm deryası'nın sınırları vardır; bu, kelâm bitebilir demek...
...biz sınırsız kelâm mekânına bakmayalım neyse...
...her nasılsa kelâm kaynağımız kelâm deryası da olsa, kelâm bitmeden ömrümüz bitecek...
...'hâl serüvenleri'ni, itidal ile muhâkeme etme kabiliyetimizi öne sürüp kendi özel detaylarında gözlemeye kalkarsak,  insanların toplam ömürleri de olsa ömrümüzün miktarı, buna yetmez...
...kaç insan var, kaç serüven var ve bunların kaçı uzun, kaçı kısa?...
...iki çift kelâm edecektik; etmeye güç yetirip yetirmeyeceğimizi irdeledik...
...ederiz, lâkin buna mukabil sorarız da; "niye edeceğiz ki bu kelamı?"...

SA4509/SD703: Telveler 54

"Ve doğa ihanet etmez; doğanın bilişsel davranış kalıpları yoktur... kokularını yönlendiremez..."


Hastalıklar koku verirler...

Beden işlevlerindeki aksaklıklar sistemin dengesinde sarsıntılar oluşturur... Ve kokar hasta...

Toplumların varlık düzeneklerindeki aksamalar da koku verirler...

Mevcut birlikteliklerin, başlangıç zamanlarına oranla daha fazla koku vermeleri iki şekilde değerlenebilir... İki kokudan biri kötü koku ki; bu toplumun iç hareket alanlarındaki yüksek çatışma oranına bağlı... Diğeri; güzel koku ise rastlaştığınız birçok yerde görülmemekte...

SA4508/SD702: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 196 (16-20 Nisan 2014)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

((16-20 Nisan 2014)  (Nisan 2014: 3.440  Tweet+Önceki Toplam: 110.188+3.440=113.628 Tweet)

 Didem@ddidemdede
yarın yani pazartesi günü @ersoydede , CNNTÜRKte Enver Aysever'in konuğu.. hadi bakalım.. :)))
@Seckin_Deniz retweetledi

 yamtar acıkmış@ackm_yamtar
@Seckin_Deniz @DeryaYanik01 o çam balıdır.donmaz. çiçek balı donar.
@Seckin_Deniz retweetledi

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
@csadi2 havadaki nem'inde etkisi vardır

26 Haziran 2017 Pazartesi

SA4507/KY57-AHCZD20: Veli, Velâyet, Velâ ve Berâ Kavramlarının Değerlendirilmesi

"Vahyin berraklığından yudum yudum istifade eden ilk nesil, sonraki nesle göre velî kavramına daha mı az layıktırlar? Müslümanlar bu saçmalıklara niye inanmakta, nasıl sorgulamamakta ve niçin bu tahrîfâta izin vermektedir? Peki ümmetin âlimleri, tarihi eskilere dayanan bu ve diğer mistik/bâtinî sapmalar için ne zaman harekete geçeceklerdir?"


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Bizi hidâyete erdiren ve kendine imân etme şerefini nasip eden, küfür ve şirkten nefret ettiren, modern tâğutlara boyun eğdirmeyen âlemlerin rabbi olan Allah’a kâinattaki zerreler adedince hamd’u senâ, üsve’i-hasene olan Resûlü Muhammed Mustafa’ya salât u selâm olsun.


Yazı da Allah için 2 soru sorulacaktır:

1- Kur’anın “velî” kavramı, Allah’ın râzı olduğu, beğendiği her bir Müslümana ait iken bu vasıf nasıl oldu da Müslümanların tamamına layık görülmeyip mistik, insan üstü,kutsal,masum, kerâmet sahibi, peygamber üstü, Tanrı ile görüşebilen (!), insanları sömürecek ve dini istismar edecek bir yapıya İslamî renk katılmış batının “azîz” anlayışına dönüştürülebildi? Allah’ın elçisinin haber vermediği ve vayhin şahidi ve talebesi olan ilk nesil olan sahabe, tâbiunda böyle bir şey niye görülmemiştir? Vahyin berraklığından yudum yudum istifade eden ilk nesil, sonraki nesle göre velî kavramına daha mı az layıktırlar? Müslümanlar bu saçmalıklara niye inanmakta, nasıl sorgulamamakta ve niçin bu tahrîfâta izin vermektedir? Peki ümmetin âlimleri, tarihi eskilere dayanan bu ve diğer mistik/bâtinî sapmalar için ne zaman harekete geçeceklerdir?

SA4506/KY58-GÖKA6: Affetmenin Psikolojisi

"Psikolojiden bakıldığında da af dilemeyen, affedil(e)mez. Affetme, pişmanlık ve vicdan azabına karşı olgun bir nefsin cevabıdır."


“Günah”, “suç”, “ayıp”, kavramlarının sınırlamaları ve kısıtlılıkları olmasaydı toplumsal hayat söz konusu olamazdı. Bazılarında birbirleriyle çok sıkı biçimde iç içe, bazılarında içlerinden birisi daha öne çıkmış halde olsa da her toplumda bu üç kavram, önemli bir rol oynuyor. Devletin kurum ve kuruluşları, onları temel alarak şekilleniyor.

Akademide esasen günahla ilahiyat, suç ile hukuk, ayıp ile etik ilgilenmekle birlikte birçok bilim dalına uzantıları var. Her birinde devasa bir külliyat birikmiş vaziyette. Bizim içinde yer aldığımız psikolojik bilimler hem hepsiyle ilgili hem hepsinden daha farklı. Çalışma alanımızın farklılığı nedeniyle kavramlar, nispeten değişik içerikler kazanabiliyor.

SA4505/KY28-ATA291: Rumlar Asker Sayısını Arttırıyor

"Rumların bu pis oyunlarına kanacak yok artık Anastasiadis, boşuna çabalıyorsun…"


Bir taraftan görüşmeler devam ederken, Rumlar diğer taraftan Milli Muhafız Ordusunun sayısını arttırmak için paralı asker kiralamayı sürdürüyor.

Rum Savunma Nakanı Fotiou, bu yıl içinde 4 bin paralı asker daha alınacağını açıkladı geçen gün. Yeni alınacak 4 bin paralı askerler ile Rum Milli Muhafız Ordusu (Ethniki Fruro) içindeki paralı asker sayısı 27 bine çıkacak. Bu bilgileri toplamak için de son 6 yılın Rumca gazetelerini okumak yeterli, başka bir araştırma gerekmez.

25 Haziran 2017 Pazar

SA4504/KY35-YTK194: Çölde Faylar Yeniden Kırılacak

"Tarih boyunca olduğu gibi kendi sınırlarımızı korumak, içeride dirliği birliği sağlamak, elalem ne yaparsa yapsın kendi işimizi görmek özetle."


Geldik epeyden beridir Suudi Arabistan denilen ülkeye.

Bir öncekinin vefatı üzerine tahta çıkan kral veliahtını değiştirdi; yeni veliaht kendi oğlu oldu.

Bu değişim bölgeyi takip edenler için şaşırtıcı değil, hatta beklenen bir gelişme. Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Zekeriya Kurşun da konunun ve coğrafyanın uzmanı akademisyenlerden biri olarak bu değişimi doğal bulanlardan.

SA4503/KY37-AZ187: Suriye’de ‘Büyük Savaşı’ Göze Almalıyız

"Sömürgecilik bu topraklarda batmıştır, yeni-emperyalizmin kanlı planları da bu topraklarda sonlanmak zorundadır. Ölürüz, geçit vermeyiz..."


Gazi Mustafa Kemal’in tarih önündeki en büyük başarısı, dönemin dünya sisteminin Anadolu’dan başlayarak, İran dahil tüm Ortadoğu coğrafyasını “Balkanlaştırma” gayretine ağır darbe vurmasıdır. Petrol peşindeki emperyalist güçlerin ana planı, Ortadoğu’nun mikro-ulusal devletlere bölünmesi, hepsinin kontrol edilmesi ve emperyalist vesayet sisteminin “kalıcı” hale gelmesiydi.

Kuvvayı Milliye ve lideri, Sevr Anlaşması’nı yırtıp atarak, bu planın durmasına neden olmuş, emperyalizm sistemini küçük Körfez Emirlikleri ve Suudi Arabistan’da yapılandırmayı başarabilmiştir, bugün yaşanılanlar o planın mirasıdır...

SA4502/SD701: Seçkin Deniz Twitter Günlükleri 195 (11-15 Nisan 2014)

 “Tarih, yazanların değil yorumlayanların toprağıdır.”

  (Lütfen Twitter tweet akış grafiğine göre, aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz)

(11-15 Nisan 2014)  (Nisan 2014: 3.440  Tweet+Önceki Toplam: 110.188+3.440=113.628 Tweet)

Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
Tuhaf olan ne biliyor musunuz? Malta resmen katolik. Solcular eşcinsel evlilik ve evlat edinmeyi çıkarmış, ama milliyetçiler de itirazsız..

 Seçkin Deniz@Seckin_Deniz
@FevziOzturk Hani Zati kadrajdı:)

 Fevzi Öztürk@FevziOzturk
Türk Dil Kurumu'nun Selfie karşılık çağrısına "Çeklaçek" le yanıt geldi
@Seckin_Deniz retweetledi

24 Haziran 2017 Cumartesi

SA4501/KY51-HA5: İki Bot'un Sohbeti: Yapay Zeka Kontrolden Çıkıyor

"Bu konulara uzun zaman harcamış biri olarak da hayatımın şokunu yaşadım."


Bilindiği üzere insan araştırmaktan ve modernleşmekten vazgeçmiyor. Bu modernleşme teknolojik alanda günümüze oranla ortalama 40 yıl önde gidiyor. Bugün aldığınız bir elektronik cihazın yenisinin çıkması neredeyse ertesi günü bile bulmuyor. Bunun sebebi aslında ar-ge nin sizin kullandığınız teknolojinin 40 yıl sonrasına kadar araştırmasını yapmış olması...


Geçelim yavaşça yapay zekaya ...

SA4500/KY26-CA135: Goytisolo, Reconquista ve “Kaspa”

"Başka bir açı yok mu, bilinçli körlüklere, gecikmelere izin vermeyen bakışların açısı…"


Hayatı anlamlandıran değerleri resmi olarak ortalıkta dolaşan bilgilerde değil de temel eleştirilerine cevap sunabilecek bağlamlarda aramanın bir tanımıdır yurtsuzluk.

İnsanın yeryüzüyle ilişkisine dair irdelemelerinin açıldığı kapıdan tahakküm sistemlerini sorgulamaya yönelmiş olan bir yazar Juan Goytisolo. Denemeci olarak tanındı bizde önce, ancak dünyada romancı kimliğiyle tanınıyor.  Fas’ta vefat etmiş olması, hayat hikayesini merak ettiriyor. Avrupalı sanat ve edebiyat çevrelerinin Kuzey Afrika ülkelerine ilgisi kanıksanmış bir olgu. Goytisolo hangi açıdan farklıydı?  Vefatını konu alan yazılarda daha çok İspanya iç savaşının hayatına etkisi ön plana çıkarıldı. Sürgünlük hissiyatını İspanya’da doğduğu dönemin şartlarıyla izah etmek de olası. İspanya iç savaşında annesini yitirmesi travmatik bir başlangıç.

Seçkin Deniz Twitter Akışı