12 Ağustos 2017 Cumartesi

SA4718/KY38-SevDur75: Yalancı Sanıklar Mahkemesi



Takdim

"Tarla bakmaya gittim, belgesel çekecektim, okul tanıtımı için oradaydım, darbecileri ikna etmeye çalışıyordum." Bunlar Akıncı Üssü Davası sanıklarının pişkince söylediği yalanlardan bazıları. 1 Ağustos Salı günü başlayıp 29 Ağustos’a kadar sürecek olan 7’si firari 486 sanıklı Akıncı Üssü davasında önce sivil imamların savunması alındı. 

Kemal Batmaz, Hakan Çiçek ve Nurettin Oruç, Akın Öztürk birbirinden ilginç tutarsız inkârlarıyla örgüt elemanlarına adeta yol gösterici oldu. Sanıklar 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TBMM, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Özel Harekât Dairesi Başkanlığı’na bomba atan F-16 savaş uçaklarının havalandığı, derdest edilen komutanların tutulduğu darbe girişiminin merkez üssü Akıncı’da yaşananlara ilişkin tek bir laf etmezken, delilli, ispatlı suçlamaları inkâr etmek için birbiriyle yarıştı.

6


Tesadüfün böylesi

Birçoğu yönetici statüsünde olan 41 sanıktan, firari imam Adil Öksüz’den sonra en kritik konumda bulunan Kemal Batmaz’ın savunmasıyla başladı mahkeme. Batmaz, FETÖ’nün mali kaynaklarından Kaynak Holding çalışanıydı. 15 Temmuz ihanetinin merkez üssü Akıncı’daki kalkışmayı Adil Öksüz’le birlikte yöneten FETÖ mahrem imamı Kemal Batmaz, pişkinlikle her şeyi inkâr etti. 

16 Temmuz sabahı Akıncı Üssü’nden kaçarken yakalanan ‘Abdullah’ kod adlı Batmaz, darbe öncesi Öksüz’le beraber ABD’ye gidip terörist başı Fetullah Gülen’le görüşmüş, 13 Temmuz’da yine Öksüz’le Türkiye’ye dönmüştü. 

Darbenin yönetildiği 143. Filo’nun koridorlarında görüntülenen Batmaz, “o görüntülerdeki kişi ben değilim” dedi. Savcılık ifadesinde Adil Öksüz’ü kesinlikle tanımadığını söyleyen Batmaz, onunla kameraya yansıyan muhabbetini mahkemede kılıfına uydurdu. Öksüz’ün kayınbiraderi Abdulhadi Yıldırım’ı tanıdığını, Öksüz’le de göz aşinalığı olduğunu savunan Batmaz’ın darbe öncesi ABD’ye Öksüz’le birlikte gidip gelmesi de tesadüfmüş.

Bavulumu takarım, tarlamı bakarım

Yalanda da tutarsızlıkta da sınır tanımayan Batmaz, 15 Temmuz gecesi arkadaşında kaldığını, Akıncı üssünde olmadığını, 16 Temmuz sabahı ise Harun Biniş’le tarla bakmaya gittiğini söyledi. Fakat kaldığı arkadaşının ismini ve adresini vermeye yanaşmadı:

“Bir yıl bir aydır cezaevindeyim, yüz yıl da kalsam bunun ismini vermem” diyerek, kendisinden sonra savunma vereceklere de talimat gibi bir mesaj gönderdi. Arkadaşında kaldığını söyleyen Batmaz, tarla bakmaya bavulla gitmesinin sebebini açıklayamadı. Batmaz’ın ehliyet ve kimlik kartlarının tarlada bulunmuş olması ise, istihbaratçıların üzerlerinde kimlik kartlarıyla yakalanmama tedbirini akıllara getirdi.  Tarlada bulunan çantanın sorulması üzerine Batmaz, “düşürdüm” diyebildi. Eşyaların arasında ehliyet, 2 kredi kartı, cüzdan, balık adam belgesi ve çeşitli kıyafetler çıktı.

Hikaye anlatmaya devam

Kazan’a Harun Biniş’le (FETÖ imamı) arsa-gayrimenkul bakmak için gittiğini iddia eden Batmaz, daha önce savcılığa verdiği, “15 Temmuz günü İstanbul’dan Ankara’ya ‘Ahmet’ adlı birinin arabasıyla geldiği” şeklindeki beyanını ise değiştirdi. Müşteki avukatlardan birinin, “hikaye mi anlattın yani” demesi üzerine, “evet hikaye anlattım” şeklinde cevap verdi. Avukatların hangi otobüs firmasıyla geldiğini sorması üzerine “gece karanlıkta fark etmedim” diye cevap verdi. Batmaz’ın söylediği yalanlardan bazıları ise şunlar:

“Yurtdışı seyahatlerim için 20 yıllık zaman dilimi baz alınmış. Diğer kişilerle çok sayıda çakışma olabilir. Aynı ülkede bulunmak da aynı yerde olmak anlamına gelmez. Mehmet Sungur’un (firari FETÖ’cü) şirketine 2006’da ortak olduk. Abdulhadi Yıldırım’ı da ortak ettik. Öksüz’ün kayınbiraderi olduğunu savcılıkta öğrendim. Atatürk Havalimanı’nda Adil Öksüz ile aynı karede olmam planlı bir şey değil. ‘Darbe planını onaylatmak için gittiler’ ifadesini reddediyorum. Ne Pensilvanya’ya gittim ne görüştüm ne de bir şeyi onaylattım. Harun Biniş ile tarla bakmak için sözleştik. Kendisiyle Kaynak Holding’deyken tanışıyordum. O, Verona Bilişim, ben Kaynak Kağıt’ta çalışıyordum. 

Gece İstanbul’un Anadolu yakasından otobüsle yola çıktım. 15 Temmuz günü öğleye doğru Ankara’ya geldim. İsmini vermek istemediğim bir arkadaşla buluşup aracını istedim. Ancak araç arızalıydı. Yorgun olduğum için bir arkadaşımın evinde istirahat ettim. Gece saat 23.00 sularında uçak sesleriyle uyandım. Gelişmeleri TV’den takip ettik. Biniş’le ayın 16’sında söz vermem nedeniyle buluştuk.”

Darbenin arkasındakini söyleyemedi

Darbe gecesi Akıncı Üssü 143. Filo’daki kamera kayıtları her açıdan izletilen Batmaz, görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu inkar etti. Bilirkişilerin “Bu kişi Batmaz’dır” şeklinde kesin tanımlama raporu verdiği hatırlatılan FETÖ imamı, “Atatürk Havalimanı’ndaki görüntüler benim, 143. Filo’daki görüntüleri kabul etmiyorum, ben değilim” dedi. 

Diğer FETÖ mahrem imamları Hakan Çiçek ve Nurettin Oruç’u tanımadığını savunan Batmaz, davanın asker sanıkları İdris Aksoy, Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancık ve Hakan Evrim’i de tanımadığını iddia etti. 

Motorlu aracı olup olmadığı sorulan Batmaz, Passat marka arabası olduğunu söyledi ama plakasını hatırlayamadı. Batmaz, 15 Temmuz’un darbe girişimi olduğuna inandığını söyledi ama ihanetin arkasında Fetullah Gülen’in olduğunu söyleyemedi.

Hepsinin teması var ama yalancılar

“Biz çocuklarımızı gönderecek okul bulamıyoruz, nereye gönderelim” diye Fetullah Gülen’e sorduğunu itiraf eden İzmir davasındaki subay eşinin itirafında Gülen, “Sizler için okullar açtık, Ankara’ya gittiğinizde abilerle görüşün size uygun bir okul söyleyecekler” dediği kripto okullardan Anafartalar Koleji’nin sahibi Hakan Çiçek. Anafartalar Koleji annesi başörtüsü olduğu için okula alınmayan çocukların okulu. 

Kemalist ve laik görünümlü olan bu kripto okulun sahibi Çiçek de kriptoluğunu mahkemede sürdürmeye devam etti. Fetullah Gülen için elebaşı, Adil Öksüz için ise kaçak diye bahsederek örgüt karşıtıymış gibi görüntü vermeye çalıştı. Ama Çiçek’in 95-96 yıllarında Altunizade FEM Dershanesi’nin alt katındaki kantini işlettiği çapraz sorguda ortaya çıktı. 

Sanıkların hepsinin FETÖ terör örgütüyle temasları olduğu halde, savunmalarında kuvvetli delilleri bile inkar etmeleri pişkinlik ve yüzsüzlüğün hangi boyutlarda olduğunu herkese gösterdi.

Elma örneği Gülen’den

Savunması devam ederken bir avukatın terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in kitaplarını okuyup okumadığını sorduğu Çiçek, Gülen’in kitaplarını okumadığını, savunmasını kendisinin hazırladığını öne sürdü. Bunun üzerine avukat, Çiçek’in savunmasında, Gülen’in kitabında kullandığı elma örneğine yer verdiğini belirtti. Hakan Çiçek de “Ben okumadım ama galiba avukat bey okumuş, FETÖ’nün kitaplarını okuduğu için hakkında suç duyurusunda bulunuyorum” diyerek bir yüzsüzlüğe daha imza attı. Diğer sanıklar, Çiçek’in sözlerini alkışlayınca Mahkeme Başkanı Selfet Giray, “Alkış yok, neyi alkışlıyorsunuz” diyerek sanıkları uyardı. İzleyiciler de Çiçek’in sözlerini alkışlayan sanıklara tepki göstererek pet şişe attı.

Okul tanıtımı için oradaymış 

FETÖ’nün sivil imamı Çiçek savunmasında, “15 Temmuz’da beni Akıncı Üssü’ne davet eden Albay Ahmet Özçetin ile Anafartalar Koleji’nin Çankaya Yıldız’daki şubesinde 2 gün önce tanıştım. Bana albay olduğunu, Akıncı Üssü’nde görev yaptığını söyledi. Yeni öğrenciler bulabilmek için Özçetin’den yardım istedim. Bana, ‘Ben de okuldan memnunum, size yardımcı olabilirim’ dedi. Cuma günü Akıncı Üssü’nde sosyal etkinlik düzenlediklerini söyledi. Buraya gelip gelemeyeceğimi sordum. Bana, ‘Olabilir’ karşılığını verdi. Bizzat katılmak istediğimi söyledim. Nasıl geleceğimi tarif etti. ‘Üssün dışında büyük bir otopark ve cami var. Ben sizi oradan 19.30-20.00 gibi alayım. Aksilik olursa kapıya ismimi verin, ben sizi ya alırım ya da aldırırım’ dedi. Zaten tek yapacağım iş orada çocukları bulunan velileri okulumuza davet etmekti, ben de bunu yaptım” dedi. 

Müşteki avukatların oraya giderken broşür götürüp götürmediğini sorması üzerine, tanıtım kartı götürdüğünü, onları da jandarmaya teslim ettiğini söyledi. Ancak tutanaklarda tanıtım kartı filan yoktu.

Küçükbaş hayvan çekeceğim

Gelelim Nurettin Oruç’a. Ankara’daki hazırlık toplantılarına katılıp buradaki faaliyetleri Gülen’e rapor eden darbenin sivil imamlarından Nurettin Oruç, mesleği gereği tam bir filmci. 2014’te kurulan Soyut Yapım şirketinde çalışan Nurettin Oruç, öncesinde Milli Eğitim’de öğretmen olarak çalışıyordu. Muhtemelen paravan olarak kullandıkları bu şirket vesilesiyle 16 Temmuz sabahı Kazan’ın bir köyünde belgesel çekeceğini söyledi. 

O gece de Akıncı’da değil, evdeymiş.  Etlik’te oturduğunu söyleyen Oruç, Ulus’a otobüsle gittiğini, oradan da Kazan’a otobüsle geçtiğini söyledi. Avukatlar Ulus’ta hangi duraktan otobüse bindiğini sorduğunda, “onu hatırlamıyorum” şeklinde cevap verdi. “Ülke karışmış, uçaklar havalanmış, sen film çekmeye mi gidiyorsun?” diye sorulması üzerine “Arkadaşlarım zaten gece boyu oradaydı, çekim filan yapıyorlardı, ben de onların yanına gidecektim” dedi. Başbakanlık avukatının, buraya giderken üzerinde neden pasaport taşıdığını sorması üzerine Oruç, “Uzaktaki Anadolu Projesi” kapsamında 14 ülkede yapacakları çekimlerle ilgili, alınacak izinden sonra şirketin söyleyeceği ülkeye gideceği için yanına pasaportunu aldığını iddia etti. Öncelikle küçükbaş, ardından büyükbaş hayvanlarla ilgili çekim yapacağını söyleyen Oruç, öncesinde araştırma yapmaya bile gitmemiş.

MİT TIR’ları davasında “Bayrak” isimli gizli tanığın, Oruç’un Güneydoğu Anadolu Jandarma imamı olduğunu söylediği hatırlatıldığında Oruç tabii ki bunu da reddetti. “Fetullah Gülen’in küresel güçlerin kontrolüne girmiş bir vatan hani olduğuna inanıyor musunuz?” sorusunu da Oruç, “Bu soruya cevap vermiyorum. Dün savunmamda da söyledim. Cevap vermeyeceğim, oradan bakılabilir” diyerek sadakatini bir kez daha ispat etti.

Belgeselcinin Alzheimer’la imtihanı 

Kahramankazan’da köye değil kombineye gittiğini söyleyen Belgeselci Oruç, hiçbir yerin ismini hatırlayamadığı gibi, buranın da, orada görüştüğü kasapların da ismini hatırlayamadı. Belgesele ilişkin bir ön araştırma yapıp yapmadığı sorulması üzerine ise böyle bir araştırma yapmadığını, proje kapsamında zaten çekim yaparken bunları araştıracaklarını söyledi. 

Darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz günü nerede olduğu sorulduğundaysa da, öğleden sonra işe gidip akşam geri döndüğünü, telefonunun da evde olduğunu iddia etti. Ev aramasında telefonunun bulunamadığı hatırlatılan Oruç, her şey gibi telefonunun nerede olduğunu da hatırlayamadı. Çalıştığı Soyut Medya’nın adresi de Oruç’un hatırlayamadıkları arasında.

Tarlada yakalanan Oruç, oraya gittiğinde “jandarmalar adamları topluyorlarmış, ben de oraya gittiğimde beni de aldılar” dedi. Kazana otobüsle, kazandan da otostopla yakalandığı yere gittiğini söyleyen Oruç, ‘adamlar’ dediği kişilerin kimler olduğunu, birlikte film çekeceğini iddia ettiği arkadaşlarının nerede olduğunu ise açıklamadı. Ayrı ayrı hesaplardan Bank Asya’ya 170 bin lira yatırdığı tespit edilen Oruç’un bu durumun “örgüt kapsamında olmadığı” beyanı hatırladığı nadir şeyler arasında.

İkna etmeye gitmiş

Darbenin askeri planlayıcılarından ve Yurtta Sulh Konyesi Üyesi Akın Öztürk, ikinci kez Hakim karşısına çıkan isimlerden. Uçak ve helikopterlerin hangi noktaları vuracakları konusunda belirleyici kararlar almıştı ama savunmasında “Genelkurmay başkanı beni sormuş, çağırdılar onun üzerine üsse gittim. Oraya gidince içeride Kubilay Selçuk, Ömer Faruk Harmancık, Mehmet Dişli diyeceğim ama Dişli biraz sonra geldi, bunlar vardı. Doğruca Hulusi Akar’ın yanına gittim. ‘Hayırdır komutanım?’ diye sorunca, komutanın, odada bulunanları göstererek bana, ‘Bunlar bu işi yaptılar. Bunlarla konuş, bunları ikna et. Bunlar darbeye kalkıştı’ demesiyle konuya vakıf oldum. Onları ikna etmeye çalıştım, bu devirde halka rağmen darbenin yapılamayacağını söyledim” dedi. “Darbeciler darbe karşıtı bütün komutanları bir yere kapattılar, kapıyı kilitlediler, peki size niye dokunmadılar” sorusuna net bir cevap veremeden “Agresif davranmadım, havayı yoklamaya çalıştım, konuştum onlarla” gibi ifadelerle geçiştirdi.

Sopalık değil Oscarlık 

Genelkurmay Başkanı Akar ve Hava Kuvvetleri Komutanının talimatları doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, “Hava Kuvvetleri Komutanı üsse gitmemi rica ettiği zaman ‘Hayır’ deyip gitmeseydim şimdi burada yargılanmayacaktım. Suçum sadece 45 yıllık silah arkadaşıma ‘Hayır’ diyememek ve torunlarımı görmeye gitmek olmuştur. Ben bu davada aslında kavgayı ayırmaya çalışırken, sopa yiyen adam konumuna düştüm” diyen Öztürk, tahliye ve beraat talebinde bulundu. 

Öztürk’ün darbeyi FETÖ’nün dış güçlerin etkisiyle yaptığını söylemesi ise dikkatlerden kaçmadı.  “Hain suçlamasıyla yargılanmak bana bu dünyada verilecek en büyük cezadır” diyen Öztürk “Keşke bu operasyonlardan birinde ölseydim de bugün bu haksız suçlamayla karşı karşıya kalmasaydım” dedi ve onca delile rağmen oynadığı rolle Oscar’a aday gösterilmeyi hak etti. Darısı diğer darbecilerin başına.


Sevda Dursun, 12.08.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Röportaj, Eleştiri
Sevda Dursun Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Sevda Dursun Hanımefendi'den çalışmalarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 12.09.2015


İlk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı