15 Ekim 2015 Perşembe

SA1892/KY25-NO32: Nasıl Bir Katil İsterdiniz?

"Oyun kuran tedbir alandan hep bir adım öndedir. Bu sefer de öyle oldu.."


Terörün esas hedefi öldürdüğü insanlar değil, geride kalanlar ve onların yaşadığı toplumdur sakın unutmayalım.. Panik, korku, gelecek endişesi ve herkesten ve özellikle devlet ve devleti yönetenlerden şüphe halini besler, hedefler terör eylemleri..

Ayrıca bu tarz terör eylemlerinde faili ilk ilan edenler gerçek katili saklayan hatta faillerin stratejik partnerleridir, iş ortaklarıdır..

Terör, biz birbirimize düştüğümüzde, gölgesinden korkan insanlar olduğumuzda, bizi korumakla sorumlu olanlara karşı olan güven duygusunu tamamen kaybettiğimizde kazanır esas..

Ve amacına ulaşmıştır.. Eğer terör üzerinden gündemi değiştirmeyi ve yeni gündem dayatmayı başarırlarsa, terör kullanışlı bir enstrüman olarak daha çok ve daha sık kullanılmaya başlar..

Ülkede ciddi bir kesim hakim motivasyonu ak parti ve Erdoğan Düşmanlığı olduğu için gerçeğin değil istediği, arzu ettiği kendi gerçeğinin teyidi peşindedir. Bu kafa ile gerçek katilleri değil katil olmasını istedikleri insanların bulunmasını istiyorlar. Allah hepimize akıl fikir izan insaf ve vicdan nasip etsin..

Tabii ki sonuç itibariyle güvenlik zaafı vardır. Ancak siyasi iktidarı aldığı veya alamadığı istihbarî, idarî ve polisiye tedbirlerin yetersizliği için suçlamak başkadır; devleti olayın tertiplenmesi ve kriminal boyutu ile suçlamak başkadır.

Terör örgütleri her seferinde daha sofistike yöntemlerle çıkmaktadır karşımıza. Öyle ki bombacılar esas miting alanına değil de toplanma alanına gelmiş ve patlatmışlar bombalarını.

Mitinglerde hiç bir zaman toplanma yerinde arama yapılmıyor. Çünkü orada gruplar toplanıyor, yürüyüş kolları oluşturulup pankartlar dağıtılıyor, sloganlar tekrarlatılıyor.. Ve yürüyüşe geçiliyor. 

Burada da güvenlik güçleri güvenlik ve tedbir konsantrasyonunu haklı olarak toplanma yerine değil esas miting alanına vermiştir. Olası bir eylemin çok daha fazla insanın olacağı miting meydanında bekler güvenlik aklı.

Esas trenden inen herkesin rahatlıkla izafi/göreceli olarak korunmasız kalabalığın arasına karışabileceği Ankara Garı'nın tam karşısında toplanma yeri seçenleri çok merak ediyorum ben. Bu kişi ve kişiler ise organizasyon komitesinden birileridir.

Bu yönüyle bu da bir ilktir. Oyun kuran tedbir alandan hep bir adım öndedir. Bu sefer de öyle oldu..

Olay yerinde çekilmiş videoları incelediğimde ilk dikkatimi çeken o kadar büyük acı ve paniğe rağmen katilin polis ve hükümet olduğunu söyleyen ve propaganda yapmaya çalışan insanlardı. 

Olay mahalline gelen ambülanslara yol açmaya çalışan polislere saldıran ve suçluyu hemencecik bulmuş bir kitle var orta yerde. Bir yanda yaralıları hastaneye kaldırmak için çırpınanlar, öbür tarafta pankart çubukları ve taşlarla polisleri kovalayan insanlar görüyorsunuz. Aynı kitle olay mahallinde neden polis yoktu geyiğini de başka bir kanaldan servise sokuyordu.

Allah göstermesin bu olayın arkasında devlet çıksa ne geçecek elimize. Böyle bir durumda bu ülkeyi ancak iç savaş paklar.. Bunun böyle olmasını isteyen ve bu duruma zihnen hazır bir zümre var ülkede zaten.

Bu kakafoniye "Kendileri patlattılar bombaları" diye erken ve ucuz çözümler peşinde koşanlar, "Ohh olsun gebersinler, orada ne işleri vardı?" gibi argümanlar ile insanlıkla alakasını koparmışlar da eklenince manzara tadından doyulmaz hale gelmektedir.

Sanal alemin allameleri hiç bir şekilde uzmanı olmadıkları konulara girerek hem egolarını besliyor, hem de zaten iğdiş olmuş beyinlerin daha da kötü hâle gelmesine katkı sunuyorlar.

Böylesine büyük ve korkunç bir eylemin faillerini içeride arayacak kadar gözleri körelmiş insanlar ahkam keser oldu.

Devlet, insan, toprak ve ortak düşünce ile kaimdir derler. Ortak düşünce ise beraber yaşama iradesidir. Ülkenin bir yarısının öbür yarısı ile gönül bağı kopmuş vaziyette.. İşin acı tarafı bu bölünme coğrafi bir bölünme değil zihinlerde ve gönüllerdeki bölünmedir..

Böyle devam edersek aramızdaki bütün manevi bağlar kopacak ve ülke bir iç savaşa sürüklenecek ve bu savaşın kazananı ne türkler, ne kürtler, ne de demokratik düşünceye sahip erdemli insanlar olacaktır. Kazanan emperyalist müstekbirler olacak ve bu topraklara barış bir yüzyıl daha uğramayacaktır. 

Bunu mu istiyoruz gerçekten?

Bu günler entellektüel geyik yarıştırma günleri değil beyler! Eğer içimizde bu ülkeye dâir, beraber yaşamaya dâir biraz istek ve ümit varsa sorumlu davranma günleridir.

Allah bu ülkeye ve bu ülkenin insanlarına acısın..

Naim Okur, 15.10.2015, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Gündem
Naim Okur Yazıları

Seçkin Deniz Twitter Akışı