18 Ekim 2017 Çarşamba

SA5025/KY37-AZ220: “Ortadoğu Bataklığından Uzak Duralım...”

"Emperyalizm, Kerkük’e bir saatli bomba koymuş görünüyor. Tik-takları, yalnız o bölgeyi değil, Anadolu coğrafyasını da hedeflemiş durumda."


Başlıktaki bu söz, emperyalizmin, özellikle Türk aydın(!) kesiminin bir kanadının beyninin arkasına yerleştirdiği bir nev’i mikroçiptir. Robotlaşmış beyin, sürekli bu sözü tekrarlar, amaç, Ortadoğu’yu harmanlayan emperyalist güçlere yol ve manevra alanı açmaktır.

Sen, “bataklık” dediğin, ama var olma mücadelenin tüm krizlerinin birbirine dolandığı o coğrafyadan uzak duracaksın, sonra o kriz İstanbul sokaklarına taşındığında boş-robot gözlerle öyle bakıp kalacaksın, istenen bu.

Bu arada, mesela, ABD, Suriye’de sürdürdüğü “vekalet savaşını” bir adım öteye taşımış, PKK-YPG üzerinden “hibrit işgal” gerçekleştirmiş olacak. Ayn el Arab’da, Amerikan-PKK bayrakları yan yana dalgalanıyor, seyredeceksin.

Rus-İran ittifakı Irak-Suriye coğrafyasında bu işgale karşı egemenlik alanları oluşturmuş olacak, seyredeceksin.

Ne o, “Ortadoğu bataklığına bulaşmayalım...”

  1. Türkiye Ortadoğu sorunlarının hiç bir zaman “yaratıcısı” değil, o sorunların “çözümleyicisi” olmaya çalıştı.
  2. Biz Ortadoğu’ya ne kadar hassas yaklaşırsak yaklaşalım, o bize bulaştı!..

Bunu görmüyorsan, papağan gibi “bulaşmayalım” sözünü tekrarlıyorsan, ya aptalsın, ya da arkanda bizim tam teşhis edemeğimiz bazı gölgeler vardır.

Kılıçdaroğlu, ABD-PKK ittifakının sınırımızda oluşturduğu “terör koridoruna” hançer niteliğindeki Fırat Kalkanı’nda ortaya “Ne işimiz var bizim El-Bab’da?” diye çıktı, şimdi de “İdlib’de şehit olacak her askerin sorumlusu Erdoğan’dır” lafını geveliyor.

Arkadaş, birisi bu şahsa bir harita versin, o haritada da şu andaki Suriye’nin fiilen bölünmüşlüğünün renkleri olsun, hala anlamıyorsa, yapacak bi’şey yok, alzheimerli aile büyüklerimizde olduğu gibi, idare edeceğiz artık...

KÜRT KARDEŞLERİMİZ HER ŞEYİ HAK EDİYOR...

PKK, Diyarbakır-Sur’da milyonlarca mermi yakarken, onlar, yan mahallede çay içip tavla oynuyorlardı, bulaşmadılar. Emperyalizmin 15 Temmuz’la bağlantı olduğunu sonradan anladığımız “hendek-barikat” saldırısında büyük eziyet çektiler, içlerine attılar, devletin işi bitirmesini beklediler.

O gün bugündür, HDP’liler sıradan bir toplantı bile düzenleyemez hale geldiler, hiç birine katılmıyor, PKK’nın siyasi uzantısını bölgeden adeta siliyorlar.

Bakın, Barzani’nin referandum oyunu en az, Türkiye’nin Kürt coğrafyasını etkiledi.

Oradaki kardeşleriyle duygusal bağ kurmaları çok normal, ama iş siyasete gelince, yaklaşmadılar, soğukkanlı, hatta biraz da tedirgin durdular.

Bu nedenle, Türkiye’yi yönetenlerin, Irak’ın kuzeyindeki masum Kürt sivillerin yaşayabilecekleri ağır sorunlar karşısında alarmda olması, onlara “potansiyel düşman” değil, aksine, “akraba” gibi davranması gerekir.

Eğer orada, Kerkük üzerinden bir yara açılırsa, o kanamayı hemen durduracak planlarımızın olması, Barzani’nin inatla başlattığı serüven nedeniyle Kürt halkının yaşayabileceği ağır sorunları çözecek adımlarımızın yaşanması şarttır.

Bu ülkeye bağlılığını her zor anda gösteren Kürt asıllı vatandaşlarımızın duygu ve düşüncelerini hesaba katmayan politikalar üretemez, onların akrabalarının karşılaşabileceği ağır yıkımları da seyredemeyiz.

Bunu, Tahran ve Bağdat yönetimlerine iyi anlattığımızı umut ediyorum.

BÜYÜK TUZAK: KERKÜK...

Barzani’nin gayrımeşru oylamadan daha ağır adımı, kuşkusuz, DEAŞ’la mücadele kılıfında peşmergenin girdiği tartışmalı bölgeleri kalıcı olarak kontrol etme isteği... Bu, açık söyleyelim, “savaşa kapı aralamaktır...”

Krizin merkezinde ağırlıklı Türkmen kenti olan, 2003’ten bu yana sistemli olarak “nüfus yapısı değiştirilmeye çalışılan” Kerkük bulunuyor. Irak anayasasında statüsü belli olmayan çok önemli bir bölge.

Türkiye 2 yönlü tuzakla karşı karşıya:

  1. Barzani bu kenti istiyor, Türkmen nüfus bu oldu-bittiyi istemiyor, kent, her an, bir Türkmen-Kürt silahlı gerginliği ile karşılaşır, bu, Türkiye’nin iç istikrarına ağır darbe vurabilecek, iki taraflı milliyetçi duyguların tehlikeli şekilde tırmanmasına yol açabilecek gelişmedir.
  2. İran, Şii Türkmenler’den oluşan Haşdi Şabi milislerini bu çatışmanın tırmanmasında doğrudan kullanabilir, bölge Şii Türkmen-Sünni Kürt ve Şii Türkmen-Sünni Türkmen çatışmalarıyla büyük bir felakete dönüşebilir.

Araplar’la Kürtler arasında yaşanabilecek büyük bir savaştan hiç söz etmiyorum.

Belli ki, Barzani’nin kuyuya attığı taşı çıkarmak çok zor olacak, 40 akıllı adam yeter mi bilmem...




Yazının orijinali için tıklayınız...



Ardan Zentürk, 18.10.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar

Ardan Zentürk Yazıları
 



Sonsuz Ark'ın Notu: Ardan Zentürk Beyefendi'nin çalışmalarının, 'bir bölümü verilerek kalanını ana siteye linkle yönlendirme' formatı ile yayınlanması için onayı alınmıştır.  Ek olarak aşağıda yazının kaynağı ve aktif linki verilmiştir. Seçkin Deniz, 06.09.2015




Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Star Gazetesi:
http://www.star.com.tr/yazar/ortadogu-batakligindan-uzak-duralim-yazi-1264582/


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı