31 Ağustos 2017 Perşembe

SA4806/KY35-YTK213: 29 Ağustos

"Balkanları fetheden, Avrupa ortalarına kadar yerleşen, doğusunda ve batısındaki bütün büyük orduları perişan eden ordunun yerine şimdi anavatanı işgallerle sarsılan bir dönem gelmişti."


Birinde Yavuz Sultan Selim İslam Halifesi oldu denir. Osmanlı’ya o günden sonra hilafetin geçtiği iddia edilir. Üzerinden sadece on yıl geçmiştir ki şimdi padişah, babası Yavuz’a göre fazla süslü elbiseler giydiği için kendisini bir sefer dönüşü karşıladığında şehzadesi Süleyman’a “Ananın elbiselerinden de giyseydin” mealinde kızdığı eleştirdiği rivayet edilen ve adı biraz sonra Kanuni olacak olan kişidir.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı ordusu Mohaç’ta Macar ordusunu daha uzun bir süre belini doğrultamayacak şekilde ezdi. Tarihin en kısa meydan muharebelerinden kabul edilen bu iki saatlik mücadele Osmanlı ordusundaki toplar karşısında düşmanın çaresizliğini bu kısa zamanda alınan zafer gösterdi. Otuz kadar şövalyenin inatla padişahın çadırına kadar ulaştığı ve padişahın da onlara karşı kılıçla dövüştüğü yine rivayetler arasında.

Bir başka 29 Ağustos’ta Polonya bağımsız oldu çünkü 1. Dünya Savaşı bitti bitecek, son nefesini veriyordu. Savaşla birlikte can verenler arasında Rusya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorlukları da vardı.

Oysa savaşın henüz başlarındaki 29 Ağustoslardan birinde, 1915’te Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın Çanakkale’deki başarılı kara savaşlarına dair bölgedeki bir inceleme gezisi sonrasında Anafartalar civarında iki kolordu kurulması emri ve bunların kurulup Mustafa Kemal’in komutasına verilmesi de var.

Bir yıl sonraki 29 Ağustos’ta 16. Kolordu’ya bağlı iki tümen Rus ordusunu geriye püskürtmeyi başardı. O sıralar tıpkı Osmanlı ordusu gibi savaşın yükünü çekme ihtimali ta en baştan beri olmayan, teçhizat yiyecek silah gibi en temel ihtiyaçlardan yoksun Rus ordusu Çarlık karşıtı siyasal akımların etkisi altında içten içe hem cephede hem cephe gerisinde çözülüyordu.

İki ordunun askerlerinin durumundaki benzerlik Osmanlı askerinin cebinde bir parça ekmekle savaşırken Kafkaslar’da karşısındaki Ruslardan esir alınan bir askerin o kara ayazda yazlık elbiseyle ve cebinde sadece iki kesme şeker varken çarpıştığı gerçeğiydi. Bir Rus generalin “Silah yerine askerlerimizin kanlarıyla çarpışıyoruz” diye günlüğüne düştüğü not abartısız çıplak gerçeğin ta kendisiydi.

Sonra savaşın içinde iki isim arasında süren gerilim 1917’de bir telgraf yazışmalarında da karşımıza çıkacaktı.

Sonra Ruslar savaştan çekildi, Bolşevikler iktidar oldu.

Sonra Osmanlı ve müttefikleri yenildi işgaller başladı.

1919 29 Ağustosunda Mustafa Kemal çoktan Anadolu’ya geçmiş ve işgallere karşı yeniden isyanın itirazın örgütlenme çalışmaları içindeydi ve o Cuma günü Sivas’a gitmek üzere Erzurum’dan ayrıldı.

Çok değil sadece bir yıl sonra aynı gün Yunan ordusu Uşak’ı işgal etti.

Balkanları fetheden, Avrupa ortalarına kadar yerleşen, doğusunda ve batısındaki bütün büyük orduları perişan eden ordunun yerine şimdi anavatanı işgallerle sarsılan bir dönem gelmişti.

İşte bundan yaklaşık iki yıl sonra bir başka 29 Ağustos’ta artık takvimler 1922’yi gösterirken tarih bir kere daha büyük bir eşiği aşmanın şafağında bekliyordu.

Ertesi gün işgalci orduyla, 1911’den beri savaşan yorgun arada zaferler kazansa da nihai savaşta yenilmiş Türkler belki en kritik çarpışmanın kimin kazanacağını belirleyecek, ellerinde vatana benzeyen bir toprak kalıp kalmayacağını öğreneceklerdi.

Ertesi gün öğrendiler.

Çok şükür ki...


Yaşar Taşkın Koç, 31.08.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Ankara'nın Ruhu
Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı