29 Haziran 2017 Perşembe

SA4517/KY49-İTIĞLI54: Soweto’da Yere Düşen Fidanlardık

41 yıl sonra Soweto’da ilk kurbanlardan birinin kardeşi, Güney Afrika televizyonuna verdiği demeçte, “Hepimiz o gün Soweto’da yere düşen fidanlardık, halkımız için” der.


Güney Afrika’nın township adı verilen Baraka evlerinde farklı bir hayat vardır. İnsanlar kışın AVM’lere saklanmaz, yazın Cape Town’un veya Durban’ın sıcak sahillerinde boy göstermezler. Aslında oldukça sıradan bir tarzda yaşamlarını sürdürürler. Baraka evlerde hayat temizdir, berraktır, samimidir, yalındır.

Çocukları sokaklarda oyun oynarken sadece bu Baraka mahallerde görürsünüz, kadınların birbirleri ile sokak ortasında sadece bu mahallerde konuştuğuna tanık olursunuz. Baraka evlerde aslında zor bir hayat olsa da alışırsanız, bir türlü bırakamazsınız. Suyu uzaktaki bir çeşmeden getirirsiniz, elektrik sadece günün belirli saatlerinde vardır. Tuvalete girmek için bile sıra beklersiniz.

Hani Haldun Taner’in Keşanlı Destanı’ndaki gecekondu semti Sinekli’deki gibidir hayat Baraka evlerde.

Güney Afrika’da hep Baraka evlerde yaşamayı hayal etmişimdir. Fakat beyazlar için güvenli olmadığı için bu olağan hayatı yaşamak kısmet olmadı. Cape Town’da Baraka evler olarak bilinen Gugalethu, Langa, Khyalitşa’ya zaman zaman gider, mahalle sakinleri ile konuşurdum. 

Genelde evler buralarda tenekedendir, çoğu evin penceresi bile yoktur. Bir veya iki odalı olup, mutfak ve banyo odanın bir köşesindedir. Ama buralarda Seapoint, Greenpoint gibi zengin semtlerde olmayan bir sıcaklık vardır.

Soweto da bu gecekondu mahallerinden biri. Güney Afrika’nın Johanesburg şehrinde siyahların oldukça yoğun yaşadığı bir mahalle. Apartheid öncesinde bir beyazın hemen hemen yalnız başına bu şehrin en büyük Baraka evler mahallesine girmesi imkansızdı. Şimdi bile yanınızda siyah biri olmadan bu teneke evler mahallesinde dolaşmanız zordur. Geldiğinizi görünce etrafınızı önce çocuklar çevirir, sonra diğer mahalle sakinleri kuşkulu ve sert bakışlarla niçin geldiğinizi sorarlar, kendilerinin rahatsız edilmek istenmediğini gösterirler aslında size.

Soweto’nun diğer townshiplerden farklı bir yönü vardır. O özgürlük ateşinin başladığı yerdir. Mandela’nın Johanesburg’a geldiğinde ilk kaldığı ev de buradadır. Özgürlük için her sokağında çok kan dökülmüş, canlar feda edilmiştir Soweto’da.

Soweto aslında Cape Town veya Durban şehrindeki townshiplere göre oldukça yenidir. 1930’ların ortalarında kurulan bu mahalle hızlıca büyüme göstermiş, 1950’lerin sonlarında nüfusu yüzbinleri bulmuştu. Bu yıllar Güney Afrika’da sanayi şehirlerinin büyümeye başladığı ve kırsal kesimlerden göçlerin yaşandığı yıllardır. Bir bakıma İstanbul’daki göçlere ve kurulan gecekondu mahallelerine benzer. 

Johanesburg’un bu mahallesinde elektrik, su gibi temel ihtiyaçlardan yoksun yüzbinlerce siyah insan hayatta kalmak için bir mücadele içindedir. Irkçı apartheid yönetim bütün şiddetini, baskısını bu yıllarda hissettirir.

Soweto aynı zamanda bir uyanışın, dirilişin adıdır. Güney Afrika özgürlük hareketinin liderleri Soweto’da çoğunluk siyah halkı, azınlık beyaz yönetime karşı bilinçlendirmek için çalışmalara başlarlar. Bazen bir mahalle bakkalının önünde genç avukat Nelson Mandela, tuvalet sırası bekleyenlere karşı Oliwer Tambo konuşmalar yaparlar. Siyahların yaptığı ilk sokak gösterileri, protestoları burada gerçekleşir, ilk polislerin siyahlara karşı saldırması da…

Soweto artık direnişin merkezi haline gelir 1950’lerden sonra. Soweto’da her gün bir olay yaşanır, ya biri öldürülür ya onlarca siyah tutuklanır. Aslında siyahların beyazlardan istediği çok basit şeylerdir. Eşit vatandaşlık, seçimlerde oy kullanma, ekonomiden eşit bir şekilde faydalanma, beyazlarla aynı şartlarda eğitim.

Tarihler, 16 Haziran 1976’yı gösterdiğinde, on binlerce ilkokul, ortaokul, liseli siyah öğrenci hep birlikte sokaklara dökülür, Onlar yüzer kişilik kalabalık sınıflarda değil, beyazlar gibi 20-30 kişilik sınıflarda okumak isterler. Onlar okullarına öğretmen atanmasını, derslerinin boş geçmemesini, sınıflarına yeterli sayıda masa, sıra konmasını isterler.

Onların en büyük istekleri ise asimile olmamaktır. Beyaz azınlıkçı yönetim, Hollanda kökenli Afrikalıların konuştuğu Afrikaans dilini mecbur tutmuş; eğitim ve öğretimin yalnız bu dilde yapılması için uygulama başlatmıştır. Afrikaans oysa bir sömürge dilidir. Beyazların Avrupa’dan getirdiği bir dil. Siyahların köklerinde bu dil yoktur; Onlar Zulu, Xkoza ya da Swahili dilinde konuşurlar. İstedikleri şey Afrikaans dilinde eğitime son verilmesidir.

Dünyanın en büyük öğrenci protestolarından biri soğuk bir Haziran günü başlar (Güney Afrika’da kış mevsimi Haziran, Temmuz, Ağustos’tur). Sowetolu çocukların ellerinde kalemleri, kitapları ve “Afrikaans eğitime hayır” dövizleri vardır.

Soweto’dan stadyum önlerine kadar gelirler. Elleri coplu silahlı beyaz polisler öğrencilerin yürüyüşünü durduramaz, öğrencilerin sesi, haykırışları karşısında silahlarının gücü yetmez. Cop kullanarak dağıtmayı denerler fakat yaşları 7-17 arasında olan gençler dövülseler de yerlerini terk etmez, dağılmaz. Çocuklar, gençler polisin önünde bir set oluşturmuştur. Polis bir türlü kalabalığı yarıp öğrencileri dağıtamaz.

Birden polisler rastgele öğrencilerin üzerine ateş açmaya başlar, önce Winnie diye 12 yaşlarında bir kız öğrenci yere düşer; sağ omuzundan yaralanmıştır. Sonra Hector ve Mdaba düşer toprağa, sonra yüzlerce öğrenci bağırışlar içinde kendilerini yaralayan kurşunla çırpınarak yere düşerler. Polislerin kurşunlarında ilk can veren Hastings Ndiowu ve Hector Pietorson adlı erkek öğrenciler olur.

Çocuklar yine dağılmazlar, yaralansalar, ölseler bile kimse onları yollarından çeviremeyecektir, çünkü onlar haklıdır, çünkü onların istedikleri sadece özgürlüktür.

Apartheid yönetiminin polisleri daha da hırçınlaşır, vahşileşirler, kalabalığın her tarafına ateş etmeye başlarlar.

Akşam saatlerinde Soweto sokakları kan gölüne dönmüştür, binlerce öğrenci yaralanmış, polis kayıtlarına göre 23 öğrenci de polis kurşunu ile hayatını kaybetmiştir. Gerçekte ise ölü sayısı 200’ün üzerindedir. Anneler, babalar bir tarafta çocukları için gözyaşı dökseler de, çocuklarını ve kendi canlarını kaybetseler bile özgürlükten vazgeçmeyeceklerini haykırılar.

Soveto ayaklanması Güney Afrika’nın şehirlerine dalga dalga yayılır. Bir ay süren gösterilerde 800’e yakın Güney Afrikalı siyah hayatını kaybeder. Fakat bu öğrenci ayaklanması 18 yıl sonra siyahlara özgürlüğü getirir. 

41 yıl sonra Soweto’da ilk kurbanlardan birinin kardeşi, Güney Afrika televizyonuna verdiği demeçte “Hepimiz o gün Soweto’da yere düşen fidanlardık, halkımız için” der.


İbrahim Tığlı, 29.06.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Afrika'dan
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı