21 Mayıs 2017 Pazar

SA4355/KY35-YTK185: “Güneş ufuktan şimdi doğar…”

En iyisi, günün anlam ve önemine uygun olarak “yürüyelim arkadaşlar…”


19 Mayıs'ta Samsun'a 9. Ordu Müfettişi olarak çıktıktan sonra Havza'ya geçecekti Mustafa Kemal ve yanındaki arkadaşları. Kurmay Başkanı Kâzım (Özalp) Paşa “Ya arabayla veya otomobille” gideceklerini yazıyor anılarında.

Bugün olsa anlamsız gelir bu cümle çünkü araba ya da otomobil aynı şey çünkü. Oysa o zaman araba diye kast edilen genelde atların çektiği “yaylı” da denilen en bilindik tarifiyle “at arabası”. Yaylı, burada konforu gösteriyor; dört tekerlekli, atların çektiği bu arabanın sarsıntıyı azaltsın diye artık ne kadar azaltıyorsa yayları var işte. Hepsi bu.

Bu tarihten sonra Ankara'ya ülkenin dört bir yanından yağmur gibi akacak insanların çoğu atla veya yayan ya da bulurlarsa “yaylı”yla gelecek zaten.

O yüzden o cümledeki araba ile otomobil ayrı şeyler. Kâzım Paşa o dönem Anadolu'da genelde Alman Benz veya az sayıda yeni yeni girmeye başlamış Ford'un ünlü T modeli otomobillerden bahsederek Samsun'daki eski Benzlerden biriyle bahar nedeniyle çamur içindeki yollardan geçerek Havza'ya ulaştıklarını aktarıyor.

Yolun bir yerinde araç ya bozuluyor ya çamura saplanıyor ve Mustafa Kemal'in önerisiyle kalanı yürüyerek gitmeye hazırlanırken ekliyor, “Yorulmamanız için çare önereceğim, Dağ Başını Duman Almış marşını söyleyelim.”

Söyleye söyleye Havza'ya varıyorlar. Ardından Amasya, Erzurum, Sivas ve nihayet başkent olacak Ankara'ya kadar çıkıyor o yol.

Bundan tam 98 yıl önce. Yani 2019'da o başlangıcın 100. Yılı'nı kutlayacağız.

1910'larda İttihatçıların gençliğe yönelik Batı tipi modern ve kaçınılmaz olarak tek tip spor, eğitim ve benzeri alanlardaki çalışmalarının içinde kendine yer bulmuştu bestesi aslında İsveç folkloruna ait bu marş.

Düşünün ki İsveç dağlarından bir beste İttihatçıların gençlik projeleri sırasında Mektebi Sultanî'nin “idman hocalarından Selim Sırrı (Tarcan) tarafından fark edilip Ali Ulvi Elöve'nin yazdığı güfteyle ünlü (ve hatta Türk) olup savaş kaybetmiş, teslim olmuş, yıkım içinde bir ülkenin kaderini değiştirme amacındaki genç kurmay subaylar tarafından, 15 yıl sonra Atatürk soyadını alacak Mustafa Kemal'in önerisiyle Samsun'dan Havza'ya yürürken söyleniyor.

Tarihin ve bu toprakların ne değişik “tesadüf”lere teşne olduğunu anlatacak milyonlarca paragraftan sadece bir tanesi bu yukarıdaki.

Sadece 98. yılında 19 Mayıs'ı simgesi bir marşla, bayramın da adını taşıyan “Gençlik” Marşı'yla hatırlamak için yazmadım bunları.

Cumhurbaşkanı'nın kritik ve çok önemli ABD ziyareti sırasında ve sonrasında yazılıp çizilenlere bakarak da hatırlatma gereği duydum.

Kendi içinde halihazırdaki Başkan ve onun geleceği gibi çok ciddi ve muhtemelen yakın zamanda ağır sonuçları olacağı tahmin edilen Amerikan siyasetinin bizim için hayatî olan meselelere dair çok da konsantre olmadığını düşündüren bir ziyaret izlenimi verdi.

Başkan'dan çok, bundan önceki yazılarımda vurgulamaya çalıştığım gibi Amerikan silahlı gücü Pentagon'un patronluğunda gelişmeye devam ettiği anlaşılan Ortadoğu meselesinde hiç istediğimiz noktada olmadıkları anlaşılıyor.

Yarın olurlar mı orası da belli değil… zaman, şartlar, sorunlar ve muhtemel çözümler gösterecek.
Sadece silahlı bir güç değil bu konulara dair belli ki bir projesi ve stratejisi olan Pentagon'un kağıt üzerindeki planları aksarsa ancak yönlerini bu meselelerde bize çevirecek gibiler.

Bazen muhataplarınızın yapacaklarını engelleme şansınız düşük olabilir.

Ama daima kendi yapacaklarınızı yapma şansınız vardır ve kendinizle ilgili olanlarda eliniz daha rahat, şansınız, kapasiteniz daha yüksektir.

Olup bitenler en kötü senaryonun bile Türkiye'ye dair bir tehdidi 8-10 yıl sonraya ertelediğini düşündüğümü yazmıştım. Şimdi söz konusu geziye de bakınca bu tehdidin en erken 15 yıl boyunca zararlı hale gelemeyeceğini düşünüyorum.

Üstelik, tehdit dediğimiz şey belki bizim ayrılıkçı siyasal Kürt hareketinin iflasıyla da sonuçlanabilir daha yakın bir sürede.

Hepsi bizim elimizde.

Ve görünen o ki korkulan senaryolar için bile en az 15 yılımız var.

Bu ben diyeyim 15 siz deyin 10 yılı sorunlarımızı çözmek, müstakbel tehditleri yok etmekten öte bertaraf etmek, kullanışsız hale getirmek için hiç de fena süre değil.

En iyisi, günün anlam ve önemine uygun olarak “yürüyelim arkadaşlar…”


Yaşar Taşkın Koç, 21.05.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar
Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı