11 Mayıs 2017 Perşembe

SA4309/KY35-YTK182: Çoktan Seçmeli Hayat

"Karışık işler vesselâm. Çok yönlü, çok katmanlı ve çok farklıymış gibi görünürken nasıl da birbirine sıkı sıkıya bağlı…"


Tartıştığımız onca ve nasıl da birbirinden bağımsızmış gibi görünen şeylerin sonuçları da olacak. Ciddi sonuçları.

Ya da zaten o sonuçlar arasından birine taraf olduğumuz için bir tartışmanın içindeyiz, tarafız. Ama işler galiba sandığımızdan daha karışık. Taraf olma sebebimiz tam da istemediğimiz şeye sebep olabilir belki.

Karışık işler vesselâm. Çok yönlü, çok katmanlı ve çok farklıymış gibi görünürken nasıl da birbirine sıkı sıkıya bağlı…

Meselâ Ortadoğu'da işler nasıl kördüğüm oluyor değil mi yavaş yavaş iyice. Sonra bunları çözmek için ne çok çaba güç enerji vakit harcanmak zorunda kalınıyor.

İşte bir yeni bölge meselesi olarak Barzani yönetiminin bağımsızlık ilânı ihtimali gündemde epeydir. Bu gerçekleşirse bölge ülkelerinin tutumu ne olacak?

Irak ne diyecek? Ya İran? İsrail sessiz sedasız kenarda dururken bu konuda bir fikri olmadığını düşünmemiz mümkün mü?

ABD ve Rusya zaten çoktandır aynı zamanda bir Ortadoğu ülkesi… Kendisine zımnen bırakılmış Suriye sözkonusu olunca Fransa ister istemez burada da her iki Cihan Savaşı'nda Irak üzerindeki Londra eli Irak işgalinde de yine sessiz sedasız Basra'da değil miydi zaten?

E, bizsiz Ortadoğu meselesi düşünülemeyeceğine göre Ankara ne diyecek, ne yapacak bu durumda?

Bağımsızlığı kısa sürede tanıyacak mı?

Irak'ın bütünlüğünü savunarak şiddetle karşı mı çıkacak yoksa?

Bağımsızlık ilânı sonrası Araplar, Şiiler tarafından büyük baskıya maruz kalırsa Barzani yönetiminin sığınabileceği en yakın komşu ve güç Türkiye ise, bu gelişme Ankara'ya dolayımlı bir bağlanma talebini doğurur mu acaba?

Doğurursa buna ne cevap verilebilir?

Yoksa her şey olurunda ilerler, belki zaman belirler kimin kimle ama siyasal ama ekonomik entegrasyonunun nasıl gelişeceğini…

Bu sırada ve belki aynı zaman diliminde Suriye'nin kuzeyinde Fırat nehrinin doğusunda PYD'nin hakimiyetindeki bölgede federasyon tipi bir yönetim daha da güçlü gündeme gelir.

Bunun doğuracağı dalgalanmalarda da seçenek çok.

Yeni askeri müdahalelerden uluslararası ilişkilerde yeni ittifaklara kadar uzun bir koridorlar silsilesiyle karşılaşırız birden bire.

A toprağında karşı karşıya gelenlerin aynı zamanda B toprağında ittifakları yukarıda adı geçen bütün ülkeler için çekinmeden hayata geçirecekleri bir hareket oluverir çıkar.

Barzani yönetimi muhtemelen PYD ile ilişkilerinde bir resmi ton ve hatta hafif defans yapan bir ton tutturur ilk bakışta. Ama bu hayat ve Ortadoğu burası… belli mi olur…

Bütün bunlar olup bitince değil ama en azından oluşma sürecinde ilerliyorsa da yani bütün seçeneklerde her şey beklediğimizin tersine gelişse, en kötü senaryolar oluşmaya başlasa bile zaman kazandıran bir avantajı olduğu ortada.

Belki bu kazanılan zaman sınırların netleşmesi, güvenliklerinin garantiye alınması, iç sorunların azaltılıp ekonomi, eğitim, demokrasi gibi ana konularda atılımlar yapılmasını sağlar.

Bilmem artık…

Ve acaba hayat futbola benzer mi?

Mağlupken ve hem de 9 kişi kalmışken uzatmanın son dakikasında ceza sahasına yollanan topa kaleci Fabri'yle beraber yükselip ondan önce dokunan Marcello'nun kendi ağlarına yolladığı meşin yuvarlak Fenerbahçe için bile beklemediği bir müjde gibiydi.

O orta yapılmayabilir, Marcello kafayı doğru vurup tehlikeyi bertaraf edebilir, Fabri daha doğru bir zamanlamayla defanstaki arkadaşından önce topu yumruklayabilir, tehlikeyi sezen Gökhan bir saniye önce koşmuş olsa kale çizgisine, topu çıkarabilirdi.

Hiçbiri olmadı, maç berabere bitti.

Bu son dakikada gelen talihsizlikle karışık mucizevî gol olur da Beşiktaş'ın şampiyonluğuna mal olursa kupayı dört hafta sonra tarihimizde ilk defa Başakşehir kaldırmış olacak.

Ya da kalan dört maçta Beşiktaş yapması gerekeni yapıp, bu kadar şanssız şekilde bir daha puan kaybetmezken, belki hatta Başakşehir puanlar kaybedip zaten son haftaya kalmadan yarıştan kopacak.

Kimbilir?

Ortadoğu için ne demiştik girişte, “Taraf olma sebebimiz tam da istemediğimiz şeye sebep olabilir belki.”

Pazar gecesi de öyle oldu. Beraberliğin, o son saniye golünün iki kahramanı defans oyuncusu ve kaleci o top kale çizgisini geçmesin diye hamle yapmıştı oysa ve o hamleleri golü getirdi.

Bakalım, hayat ve futbol önümüzdeki günlerde bize ne söyleyecek?


Yaşar Taşkın Koç, 11.05.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar
Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı