Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk
"İnsan, insanların neler düşünebileceğini, nasıl davranabileceğini tahmin edebilecek sonsuz fırsatlara sahip değildi. Çünkü bu dokunulmaz ilahî bir alandı; Allah, insanı yaratırken ona kendisiyle kurduğu bağla ilham vermeye devam ediyordu, küçük oğlum da hissediyordu bunu."
‘Kuşkusuz, evet, Allah çok büyüktür!’ dedim sakin bir sesle. ‘Şeytanlaşmış Yahudiler üzerinden yürütüyor işlerini Şeytan; onlara liderlik yaptırıyor, ancak hangi dinden olurlarsa olsunlar bütün ırklardan insanları onların etrafına toplayarak yapıyor yapacağını!’
Karımın gerginliğinin uzun sürmemesi gerekiyordu. Birkaç telefon daha gelmişti o esnada; akşamki toplantı için son hazırlıkları yapıyorduk.
‘Uğradıkları bütün soykırım girişimlerine dair elimizdeki verileri yorumlayarak, Allah izin vermediği için o dönemlerde şeytanlaşmış insanların Yahudilerin soyunu kurutamadıklarını biliyoruz, bunu en iyi bilenler yine Yahudiler, ama bugün kendileri de aynı şeyi yaparak her ırktan oluşan bütün insanlığa saldırırken yeryüzündeki insan nüfusunu planlayabileceklerini düşünüyorlar!’ dedim. ‘Onlara böyle düşünme imkânı veren şeyler de var tarihte; yaptılar, yine yapacaklarını sanıyorlar!’
Karım dikkatle dinlemeye çalışıyordu beni; tarihle arası hiç iyi değildi. Ona, Samirîlerin, yani satanist Yahudilerin ve onların yetiştirdiği her ırktan masonların yaptığı soykırımları anlattım:
'Tıpkı Asyalılar, Avrupalılar gibi, din, dil ve renk açısından birbirinden farklı ırklara sahip olan Amerikan yerlilerinin soyları, masonlaştırılmış İngilizler, Fransızlar ve İspanyollar aracılığı ile satanist Yahudiler tarafından yaklaşık dört yüz yıl süren katliam serileri sonucu kurutuldu ve onlardan arta kalanlar küçük gruplar halinde varlıklarını korumaya çalışsalar da artık yoklar. Amerika kıtasında elde ettikleri bu sonuç, bütün insanlığa teşmil edilebilecek bir başarı olarak soykırımcıları yanıltıyor. Allah’ın zalimleri yok etmek için başka zalimlerin güçlenmesine izin verdiğini de bilmiyor olamazlar. İnsan nüfusunu azaltmak ve kontrol altına almak düşüncesi, satanist Yahudilerin ne kadar acz içerisinde olduklarının da bir kanıtı; binlerce yıldır süren kesintisiz tarihlerinde tarihteki katillerine benzeseler de başarısız olacaklar. Bunu da bilmiyor olmaları imkansız!’
‘Allah’a karşı büyük bir isyandır bu!’ dedi karım. ‘Başarısız olacaklarını bile bile bunu nasıl yapabiliyorlar ki?’
Büyük oğlum da ilgiyle ve dikkatle dinliyordu bizi.
‘Dahası var!’ dedim sertleşen sesimle. ‘Satanist Yahudilerin yaptıkları tamamen sonuçsuz kalmıyor. İnsanları kürtajla kendi çocuklarını doğmadan öldürmeye ikna ettikleri bir yüz yılı geride bırakıyoruz. Çıkardıkları savaşlarda yok edilen milyonlarca genç erkeği ve onlardan üreyecek milyarlarca insanı saymazsak, insan, insanı öldürmek ve hayattan koparmak ya da dünyaya getirmemek için satanist Yahudilerin kurduğu tuzaklara kapılmaya devam ediyor!’
‘İnsanlar nasıl bu kadar aptal olabiliyorlar, Baba?’ dedi büyük oğlum. ‘Neyin iyi ya da kötü olduğunu çocuklar bile biliyor; yetişkinler nasıl bilmezler?’
Sırtını sıvazladım ve ’Biliyorlar, oğlum!’ dedim ona. ‘Ama çıkarlarının sürmesi için bilerek ve isteyerek kötülüğe hizmet ediyorlar. O zincirin halkalarının içinde doğan her yeni neslin üyeleri eski nesillerin kurduğu mekanizmalara mahkûm olarak yetişiyorlar, başka türlü davranmaları öldürülmelerine neden olduğu için de işin içinde olanlar hayatlarını riske atmak istemiyor, doğuştan sahip oldukları gücü ve zenginliği kullanmayı tercih ediyorlar ve bu zincir binlerce yıldır böyle sürüyor!’
‘Onlardan çok daha akıllı ve çalışkan olmamız gerek!’ dedi oğlum sakin bir sesle.
‘İşin daha da kötü tarafı var!’ dedim sesimdeki yankıyı genişleterek. ‘Eğitim sistemlerini etkileyerek ve sinema-televizyon aracılığıyla bilinçaltlarına aşırı bencillik işleyerek insanların nesillerini sürdürme içgüdülerini bozdular. Dokuz çocuklu ailelerde büyüyen nesiller dönemi sona erdi; her ne kadar, neredeyse soyu tükenen İngilizlerden arada bir ‘dokuz çocuk yapalım’ diyerek evlendiklerini duyuran çiftlerin son örneklerine rastlansa da dünyadaki insan nüfusu için tarih ciddi bir şekilde kırılmış durumda. Kadınlar çok fazla çocuk doğurmak bir yana, evlenmekten ve çocuk doğurmaktan kaçınıyor hale geldiler ya da ikna edilerek bu hale getirildiler!’
‘Feminizm de bu yüzden üretilmiş gibi geliyor bana!’ dedi karım. ‘Batı'nın karanlıklarında kaybolup gitse de Müslüman genç kızları fena halde sarmış, bir salgın gibi yayılıyor hâlâ!’
‘Maalesef öyle!’ dedim onun nefes alışverişlerinin normale döndüğüne sevinirken.
Onu ve oğlumu teselli etmem gerekiyordu:
‘Ancak yine de bu durum, insanların, -insanları öldürerek ya da çocuk yapmamaya ikna ederek- insan nüfusunu azalttığı, azaltacağı ve kontrol altına alacağı anlamına gelmiyor!’ dedim umut dolu bir sesle. ‘Satanist Yahudilerin ürettiği, finanse ettiği ve yönettiği enformasyon ve zorbalık kanallarının ulaşamadığı dünyanın bütün bölgelerinde diledikleri kadar çocuk dünyaya getiren ve eş zamanlı olarak çocuk sahibi olmak için bir servet harcayan milyonlarca insan da var!’
‘Elhamdülillah!’ dedi karım derin bir nefes alarak.
Küçük oğlum uzaktan bağırdı:
‘Baba, şu en uzaktakinin adı neydi? Çok yalnız duruyor!’
‘Ona ‘Plüton’ diyorlar, Babacığım!’ dedim ona dönerek. ‘O bekçilik ediyor diğer gezegenlere, dönerken fırlayıp kaçmasınlar diye!’
‘Şaka yapıyorsun, Babaaaaa, biliyorum!’ diye bağırdı neşeyle. ‘Allah koruyor her şeyi!’
İnsan, insanların neler düşünebileceğini, nasıl davranabileceğini tahmin edebilecek sonsuz fırsatlara sahip değildi. Çünkü bu dokunulmaz bir ilahî alandı; Allah, insanı yaratırken ona kendisiyle kurduğu bağla ilham vermeye devam ediyordu, küçük oğlum da hissediyordu bunu.
‘Tabii ki şaka yapıyor Babam!’ dedi büyük oğlum kardeşinin neşesine katılırken. ‘Güneşin çekim gücü bütün gezegenlerin yörüngelerinden fırlamasını engelliyor Allah’ın koyduğu kurallara göre! Yani Allah böyle koruyor işte!’
Ellerini çırptı heyecanla küçük oğlum:
‘Allah hepimizi korur, çocukları da korur, anne-babaları da!’
‘Korur!’ dedik hep bir ağızdan. ‘Allah korur!’
Odamdaki bu heyecan, gerginlik, sohbet, neşe dolu dakikalar günün benzersiz duygularını yaşatıyordu bana. Şükrediyordum Allah’a; çocuklarımızı şeytandan ve şeytanlaşmış insanlardan koruması için de dua ediyordum.
Karımın yüzüne baktım... bakışları ve mimikleri sakindi; her zaman görmeye alışkın olduğum o iç rahatlatan tebessümü evine geri dönmüştü.
Sıkıntı
Takip et: @SonsuzArk
- Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur.
- Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
- Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
- Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.
