21 Haziran 2015 Pazar

SA1442/KY25-NO15: Bulutlar Üstünde İftar ya da Havada Yazılan Yazı

"Etrafta ilaç için bile hostes kalmamış, onlar da mı oruç açmaya gitti nedir?"


Uçakta telefonu hep kapatırım normalde. Bu defa gavurcası flugmodus/uçak ayarı olan zamazingodan bahsettiler. Ben de madem böyle bir nimet var açtım telefonu, bir yandan teker üstü pardon kanat/motor üstünden bulutları seyrederken hafif tertip korkarak yazmaya devam ediyorum.

Pilotumuzun söylediğine göre henüz Alamanya'dan kurtulamamışız, 11.300 metrede uçuyormuşuz. Pilot öyle diyor, valla ben pilotun yalancısıyım. Dolayısıyla bu yazı bayağı havalı olacak gibi..


Hostes hanım kızımız önden lokum dağıttı. Ama ben iftara saklıyorum hevesimi.. Lokum, tekli paket halinde ve gayet güzel görünüyor gözüme. Eee dün gece sahura uyanamaz ve bir şeyler atıştıramazsan böyle 20 saat oruca talim edersin. Yemeyi içmeyi kestiğim dün gece saat 02.00 den hesaplarsanız tam olarak 20 saat ediyor. Gerçi doğuya doğru uçtuğumuz için arada yarım saatlik "Bize her yer Trabzon" bonusu var, ama olsun..

Neyse menü kartları dağıtıldı ve iki yemekten birine karar vereceğiz mecburen. Biri ızgara köfte ve tavuk göğüs, sote mevsim sebzeleri, Pilav; diğeri Rigotoni Makarna, Parmesankäse domates sos, sote patlıcan.. Karnım öylesine zil çalıyor ki, ben ikisini de yemek istiyorum. Bakalım utanmazlığı ele alıp hostesi kendime acındırma operasyonum nasıl geçecek. Az sonra..


Şu uçak arada bir sallamasa daha az korkup daha verimli olacağım ama.. Neyse devam.. Burnuma nefis yemek kokuları geliyor, ama iftara daha çok var.. Sanki uçakta tek oruçlu benim.. Ne yapsam bir atarlansam mı Erzurum'lu vatandaş gibi?...


Unuttum söylemeyi; önceden koltuk rezervasyonu yapmadığım için havaalanında şansımıza ne düşerse durumlarına düştük. Şansımızdan düşe düşe 9A motor ve kanat yanı düştü bize. Acil çıkışta oturduğumuzdan dolayı hosteslerden biri bize extra bilgiler verdi ve de "Anladık mı?" diye bir de sözlü imtihan etti. Var mı bende öyle anlamayacak göz? Kafayı eskiden arabaların arka camına konan köpek şeyisi gibi salladım "Evet" manasında.


Hostes örtmenimiz uzaklaştıktan sonra yanımdaki adama sordum, "Sen anladın mı?" diye.. Ihhh o da anlamamış. O da kafasını sallamış anlaşılan anladım manasına. Dedim hadi ben cam kenarında uzak olduğum için anlamadan salladım, siz neden anlamadığınız halde salladınız kafayı?


Şöyle bilgiç bilgiç yüzüme baktıktan sonra, "Amannn" dedi, "Uçak düştükten sonra bunları bilsen ne bilmesen ne?" dedi ve hemen ekledi arkasından nefes bile almadan. "Allah korusun!" diye ekleyiverdi ben içimden şom ağızlı bile diyemeden. Adam haklı yani..


Gerçi hostesin anlatmaya çalıştığı uçak düştüğü haller için değil, acil ve tehlikeli inişler içindi, ama olsundu. Kim anlatacak bu saatten sonra bunları "oruç tutamayan(!)" yan komşuma aç karnına.. Ben de anlatmadım zaten. En iyisi bu hayati bilgiyi kendime saklamak dedim. Aklımı seveyim bu arada.

Motordan gelen seslerin uzmanı oldum. Şoför, pardon pilot vites değiştirdiğinde ilk benim haberim oluyor haliyle. Benim şanslı tarafım eğer uçağın sol motoru ve sol kanatta bir vukuat olursa ilk olarak haberdar olacak olmam. Az önce baktım Bruce Wills falan yoktu.. :)

Bu arada yan komşumun oruç tutmadığını dağıtılan yemeklere yumulmasından anladığımı eklemek istiyorum. Neyse hostese bütün şirinliğimi ve hatta küçük Emrah ezikliğimle "Ben fena halde niyetliyim hatta kötü niyetliyim" gibi espri eşliğinde oruç olduğumu söyleyiverdim. 


Hostese bak ya? İnsan alıştıra alıştıra söyler. "Tabi beyefendi yalnız bir saatiniz daha var ve ayrıca yemekleriniz mecburen soğuyacak."


Ama iki porsiyon eğer artarsa no problem imiş. Çok iyiler canım..!


Ahanda aslan pilotumuz konuşuyor: "Sayın yolcularımız, bayanlar, baylar ve dahi sevgili çocuklar" dedikten sonra "Şu an Sırbistan hava sahasındayız ve saat tam 20:34,tsi ile 21:34 ve oruçlu yolcularımız için iftar saati olmuştur" deyiverdi..


Sırbistan ,seni hiç sevmedim, ama senin hava sahanda iftar yapmak birden gözüme pek sevimli geliverdi. Bir sevindirik oldum ki sormayın. Zaten soramazsınız ya laf olsun diye yazdım bu son cümleyi..:)


Etrafta ilaç için bile hostes kalmamış, onlar da mı oruç açmaya gitti nedir? Hangi düğmeye bassam da hosteslere karnımın sesini duyursam telaşlarında sağa sola anlamsız bakışlar fırlatırken yanımdaki soğuk nevale, yani yan koltuk komşum bir düğmeye basıverdi. Anında ve akabinde erkek hostes evladım buyurun demek üzereyken sesimin son tınısı ve son bir can havliyle "Orucum ve yemeğim." diyebildim..


Gerisini hatırlayamıyorum zaten.O yemek hem de duble ve de ısıcak olaraktan önüme geliverdi. Ben artık nasıl dalmışsam yemeklere ekmek yemediğimi fark ettiğimde önümde sadece Pudding mi nedir, ne diyorsunuz ondan kalmıştı..


Allah'ım bu nasıl bir lezzet? İddia ediyorum o Vedat Minör'le dünya durdukça tıkanası Mehmet Yaşin yanlış yerlerde geziyorlar.. Binsinler dünya durdukça bizi ucurası THY'nin uçaklarına ve lezzet neymiş görsünler. Yalnız Mehmet Yaşin Amcam iyi yiyor tedbir alınmazsa yolcu milleti aç kalır maazallah..


Hemen akabinde can simidi gibi yetişen iki bardak çay - pilot abi sallama şu uçağı Allah'ını seversen- ilaç gibi geldi. Sallama derken yazmasam içimde kalacak ben ne zaman uçağa binsem demeyeceğim. Ama ne zaman uçakta yemek dağıtılsa ve ben ne zaman yemeğe yumulduysam mutlaka sallar bu pilot amcalar uçağı. O yüzden çok gömlek kirletmişliğim vardır uçak yolculuklarında. Türkiye istikametinde kız kardeşimden, Almanya istikametinde evdekinden fırça yemekten bir hâl olmuşumdur.


İşin kötü tarafı yediğim yemeği bile anlıyorlar gömleğimdeki lekelerden.


Bu sefer de sallantıdan dolayı kaşığı ağzıma götürememekten vazgeçtim; yere lokma düşürmek çok koyuyor adama. Allah'tan futbol antrenmanlarında koordinasyon çalışmışlığımız var da yere zırnık kaptırmadan bitirdim bu sefer.


Sallana sallana yolun sonuna geliyoruz galiba! Pilot Abimiz alçalmadan mı yoksa yüklü bulutlardan geçtiğinden mi bilinmez yediklerimizi sindirmemiz için mi nedir uçağımızı "Yayık Modusu"na aldı galiba. Yediklerim içeride koalisyon kurdular ve kısa bir görüşmeden sonra çıkış kapısına doğru harekete geçmeye karar verdiler sanki.


Sanıyorum İstanbul'a uçağın tuvaletinde gireceğim. Bir terslik olmazsa ve sağ salim inersek ve de tuvalette rehin/kilitli kalmazsam yazdıklarımı sizlerle paylaşacağım inşaallah. Ee artık size de okumak düşüyor. Yok canım uçak düşmüyor panik yapmayın efendim..


Gördüğünüz gibi bu kardeşiniz, abiniz, hocanız, üstadınız, piriniz her ne şekilde adlandırılıyorsa tarafınızdan yani bendeniz her halükarda karada, havada ve denizde sizleri düşünüyor, okumaya ve yazmaya devam ediyor..:)




Naim Okur, 21.06.2015, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Gündem

Seçkin Deniz Twitter Akışı