11 Nisan 2018 Çarşamba

SA5932/KY38-SevDur135: Fransa Yetmez Dünyayı Topla Gel



Takdim

Dengelerin sürekli değiştiği Suriye savaşının 7. yılında, Amerika farklı bir tutum izleme yoluna gitti. Yakın zamanda Suriye’den çekilmek istediğini açıklayan Trump, “Orada bulunmamızın tek nedeni DEAŞ’dı. Başka bir nedeni yoktu. Bu hedefe büyük ölçüde ulaştık” diyerek, ABD’nin Ortadoğu’da 7 trilyon dolar harcadığını belirtti. İnandırıcılığı olmayan bu açıklamanın ardından ABD ordusunun Münbiç’te 2 yeni üs kurma çalışmalarına başladığı medyaya yansıdı. Trump, bir diğer açıklamasında ise Suudi Arabistan’ın ABD’nin Suriye’deki maliyetini karşılaması durumunda, Suriye’de kalmaya istekli olabileceğini ima etmişti.


Amerika’nın atarlı başkanı Donald Trump’ın Suriye’den çıkacağına dair açıklamasıyla eşzamanlı olarak Fransa Devlet Başkanı Macron önce PKK’yı Elysee Sarayı’nda ağırladı, ardından da Fransa’nın Suriye’de PKK ile işbirliği yapacağı açıklamasını getirdi. ABD’den teröre destek ihalesini devralan Fransa, ilk askeri kafilesini Ayn İsa bölgesine yerleştirdi. Münbiç’ten Tel Abyad’a yaklaşık 60 Fransız askeri geldi. Terör örgütü PKK’ya ait karargah ve araçlara da Fransız bayrakları çekildi.

Fransa’nın sömürgeci şımarıklığı

Bütün bunlar Suriye’de Amerika’nın yerine Fransa mı ikame ediliyor düşüncesini akıllara getirirken, Fransa’nın sömürgecilik tarihinin de hatırlanmasına sebep oldu. Birinci Dünya Savaşı’nı kazananlardan biri olan Fransa, sömürgeci tarihinin verdiği rahatlıkla hareket ettiği belli. 1923 ile 1944 yılına kadar süren Fransa’nın Suriye’deki acımasız işgalinde, binlerce insan katledilmiş, işkenceden geçirilmişti. Tartus’taki Arvad Adası Fransızların toplama kampı olarak kullanılırken, Suriye’nin yeraltı ve üstü tüm varlıkları Fransa tarafından sömürülmüştü.

Tarih her zaman tekerrür eder. Hafız Esed’in babası Ali Süleyman Esed, Suriye’de Osmanlı sonrası ortaya çıkan Fransız mandasının en büyük destekçisiydi. Dede Esed, 1936’da Fransa Başbakanı Leon Blum’a bir mektup yazarak Suriye’nin Sünni halkını kötülediği, kendileri gibi Nusayrilerin Fransızlara en sadık topluluk olduğunun garantisini verdiği o bölgeye ait önemli bilgilerden. Dede Esed kendi çıkarları için Fransız mandasının kalmasını ısrarla istiyordu. Fransızların gitmesi halindeyse yönetimin kendilerine verilmesini talep ediyordu.

Esed ailesi eliyle terör yerleştirildi

Fransa sömürüsü Esed ailesi eliyle yürütülme kararı alındığında, Ali Süleyman Esed’in arzusu oğlu Hafız Esed’e yaptırıldı. 1971 yılında darbeyle başa getirilen Hafız Esed, Fransızlara diyetini PKK’ya Suriye’de ev sahipliği yapmakla ödedi. PKK uzantısı PYD’nin oluşumunu sağlayarak terör ateşini Ortadoğu’nun göbeğine yerleştirdi. Oğlu Beşar Esed de bu diyeti ödemeye devam ederek 2011’de halk ayaklanmasının ilk aylarında Suriye’nin kuzeyini PYD terör örgütüne teslim etti.

Suriye rejiminin PYD’yle birlikte hareket etmesi, Fransa’nın SDG mensuplarını Elysee Sarayı’nda ağırlaması bütün bu bilgiler eşliğinde okunduğunda daha iyi anlaşılıyor. Fransa, 1947’de çıktığı Suriye’ye yeniden mi dönüyor düşüncesi yabana atılacak bir düşünce değil. Ancak asıl soru Fransa’nın böyle bir gücü olup olmadığı. 60 asker göndermekle, Ortadoğu denkleminde söz sahibi olmak eş değer şeyler değil. Olsa olsa bölgeden çekiliyorum dediği halde bölgedeki desteğini artıran Amerika’nın gücüyle Fransa’nın desteği bir anlam ifade edebilir.

Amerika Türkiye’den bu kadar mı korktu?

Afrin zaferiyle birlikte bölgedeki varlığını güçlendiren Türkiye, eski sömürgeci güçlerin yeni atılımları karşısında nasıl bir yol izler? Afrin’de Amerika’yı karşısına almayı göze alan Türkiye’yi, Mümbiç’te kolektif güçler mi bekliyor? Amerika Türkiye’den bu kadar mı korktu?

Öncelikle Trump’ın Suriye’den çekileceği açıklamasının gerçekliği konusunda biraz beklememiz gerektiğini söyleyen Suriye uzmanı Oytun Orhan, Amerika’nın Suriye’nin doğusunda bir nüfus alanı oluşturduğunu ve bu nüfus alanını şu anda bırakmasının zor olduğunu ifade ediyor. 

“Bu durum İran’ın Suriye’deki etki alanını daha da genişletecek bir sonuç verecektir. Aynı zamanda DEAŞ’le mücadelenin de yüzde yüz oranda henüz sonlanmadığını düşünecek olursak, Amerika’nın çekilme yönündeki açıklamalarının bu aşamada gerçekçi olmadığını düşünüyorum. Bu zaten sadece Trump’ın açıklaması, siyasetine henüz yansıdığına dönük bir işaret yok. Tersine Trump’ın bu açıklamasının hemen ertesinde Amerikan ordusunun Mümbiç ve Fırat’ın doğusundaki bazı askeri mevzileri güçlendirdiğine dönük bazı haberler basına yansıdı. Yine de Trump’ın açıklaması önemli.

Müttefiklerinden taviz kopartmak istiyor

Her şeye rağmen bu açıklamanın yapılmış olması Amerikan karar alma mekanizmaları içerisinde, Suriye politikası konusunda ciddi bir tartışma olduğunu da gösteriyor. Bu ilk değil. Amerika’nın farklı kurumlarından daha önce de farklı yönde açıklamalar geldi. Veya söylem ile pratik arasındaki farklılık sürekli olarak Suriye’ye yansıdı. Dolayısıyla bir tartışma var. YPG üzerinden bu bölgelerin ne kadar korunabileceği, Türkiye ile bu konuda ittifak yapılıp yapılmaması gerekliliği tartışılıyor. Bu ittifak yapılırken de YPG ile bu güne kadar sürdürülmüş olan yakınlık ve YPG’ye verilen destek konusunda nasıl bir pozisyon alınacağı konusunda Amerika’da bir tartışma yürütülüyor.”

Oytun Orhan, Trump’ın “Suudi Arabistan Suriye’de kalmamızı istiyorsa paramızı ödesin” açıklamasının da Amerika’nın Suriye’den çekilmeyeceğine işaret olarak yorumluyor. Orhan’a göre Trump’ın çekilme tehdidi müttefiklerinden daha fazla taviz kopartmak için. Ben buradan çekilirim, fakat ben çekilirsem İran’ın buradaki etkisi artacak, eğer benim çekilmem sizin işinize gelmiyorsa, bunun bedelini benimle paylaşın mesajını hem Arabistan’a hem de diğer körfez müttefiklerine verdiği düşünülebilir. Bu da Amerika’nın Suriye’den çekilmeyeceği sonucunu doğuruyor.

PYD’ye siyasi destek mesajı

Devreye Fransa’nın girip, nasıl bir etki yaratacağıyla ilgili sorumuza ise Orhan şu şekilde cevap veriyor: 

“Fransa zaten DEAŞ ile mücadele konusu kapsamında Suriye’de asker bulunduruyordu. Amerika ile kıyaslandığında sayısı daha az olmakla birlikte bunun dışında PYD’ye de siyasi destek verdiğini biliyoruz. Geçmiş dönemde Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Hollande, YPG’lileri sarayında ağırlamıştı. Yani dolayısıyla bu destek yeni değil. Şu anda yapılacak askeri gücün artırımı yönündeki açıklamalar ve sonrasında da 60 kadar Fransız askerinin Suriye’ye geçtiği yönündeki haberler Amerika’nın bıraktığı boşluğu Fransa’nın dolduracağı yorumlarını yapmamıza neden olacak çapta bir adım değil. Zira asker sayısı anlamında çok az bir konuşlanmadan bahsediyoruz.

Amerika’nın YPG’yi koruyamadığı ve giderek kırılgan hale gelen bu bölgeleri nasıl elde tutacağının tartışıldığı bir ortamda, güç açısından daha zayıf bir ülke olan Fransa’nın bunu nasıl başaracağı ciddi bir tartışma konusu. Dolayısıyla ben Fransa’nın bu boşluğu doldurma niyetinde veya gücünde olmadığını düşünüyorum. Muhtemelen bu daha çok PYD’ye siyasi destek mesajı vermek. İkincisi ise PYD’nin, YPG’nin elinde çok sayıda Fransa vatandaşı DEAŞ’lının olduğu biliniyor. Ve Fransa bu DEAŞ’lıların Suriye’den Fransa’ya gönderilmemesini istiyor. Bu anlamda YPG’nin işbirliğine ihtiyacı var. Açıklamaları YPG’ye karşı bir jest ve destek mesajı anlamında atılmış bir adım olabilir. Ama bunun ötesinde Fransa’nın Amerika’nın bıraktığı boşluğu doldurabilecek bir gücü zaten yok.”

Amerika’nın liderliğinde çoklu ittifak

Hali hazırda Suriye’ye giren 60 kadar Fransız askerinin ancak siyasi destek mesajı taşıyabileceği görüşü yaygın. Fakat bu caydırıcılık anlamında nasıl bir rol oynayacak ve özellikle Türkiye’ye karşı nasıl bir mesaj içeriyor? Fransa’nın PYD’ye verdiği bu destek, Amerika oradayken mi etkili? 

Orhan’a göre Suriye’de Amerika’nın önderliğinde çoklu bir güç ittifakı kuruluyor.

“Amerika ile Fransa arasında yapılan anlaşma çerçevesinde kuvvet artırımına gidildiyse, Amerika’nın özellikle buradaki mücadeleyi tek başına yürütmeme konusunda bir tavrı var. Suudi Arabistan’dan daha fazla mali destek vermesini istiyor. Belki Fransa ile yapılan görüşmede de ‘Biz buradaki yükü tek başına kaldırmak zorunda değiliz. Bizim burada ortak çıkarlarımız var ve mücadeleyi birlikte yürütmeliyiz’ deyip Fransa’dan daha fazla katkı vermesini istemiş olabilir. Böylece sadece bir Amerikan alanı değil, başta Fransa olmak üzere daha fazla aktörün içerisinde olduğu, bu anlamda da caydırıcılığın daha yüksek olduğu bir alan yaratmak istiyor olabilir. Fransa da tabii ki bu talepleri reddetmemiştir. Ama sonuçta sahadaki katkısının çok fazla caydırıcı olmasını beklemek gerçekçi değil.

Amerika’nın olmadığı bir ortamda o bölge ayakta kalamaz. O bölgeye dönük çok fazla askeri rakibi var. Sadece Türkiye değil, İran, Suriye rejimi de bu bölgeleri geri alabilmek için planlar içerisinde. Fransa’nın burada tek başına rol oynaması mümkün değil. Ama en azından Amerika’nın liderliği altında daha caydırıcı bir bölge ve sadece Amerikan askerleri ile değil, farklı ülke askerleriyle de desteklenmiş daha az kırılgan bir bölge yaratılmak isteniyor olabilir.”

Türkiye Fransa’ya rağmen zorlamaya devam edecek

Amerika’nın liderliği etrafında birleşen bu çoklu güce karşı Türkiye’nin nasıl bir yol haritası izleyeceği sorusuna ise Orhan şunları söylüyor: 

“Türkiye burada Amerika’yı dahi karşısına almayı göze almış durumda. Türkiye açısından sorun yaşamsal bir mesele olarak görülüyor. Ve bu bölgeye dönük meydan okumalar ne kadar çeşitlense de Türkiye’nin bu mücadeleden geri durmayacağını söyleyebiliriz. Ama tabii ki maliyetler artabilir, daha önce sadece Amerika ile karşı karşıya gelme riski varken, şimdi Fransa’yla da karşı karşıya gelme riski var. Dolayısıyla bu Türkiye’nin belki şu anda Mümbiç konusunda Amerika’yla nasıl müzakere yürüterek bu sorunu diplomatik yönden çözme arayışına itiyorsa, belki Fransa’nın da daha fazla askeri güç artırımına gitmesi durumunda bu ülke ile de askeri girişimlerini koordine etmesi gerekliliğini beraberinde getirebilir. Ama Türkiye bu aktörlerle bir orta yol bulamazsa, Amerika’yla karşı karşıya gelmeyi göze aldığı gibi, Fransa’yla da alacaktır. Türkiye burada Afrin’le birlikte askeri anlamda kararlığını gösterdi. Mümbiç konusunda da Fransa’ya rağmen zorlamaya devam edecektir.”


Sevda Dursun, 11.04.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Röportaj, Eleştiri
Sevda Dursun Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Sevda Dursun Hanımefendi'den çalışmalarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 12.09.2015


İlk Yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı