2 Nisan 2018 Pazartesi

SA5888/KY1-CÇ482: Kaçmak Yerine Dursa mıydım?

"Kalkıp kaçtım.. gerçi iki taraf da beni 'kâfir' ilan ederek bir süre rahatlamışlardı ve 'Demek ortak bir düşman insanı rahatlatıyor' demiştim kaçarken.. rahatlamalarını sağlamıştım sağlamasına ama.. "


Bir anımı anlatayım.. 

Tarih yetmişli yıllar.. medrese yarenleriyle tartışmaktayız.. konu derin.. 'İman artar mı eksilir mi?' Dört bilemedin beş altı kişi.. soluk sarı bir ampül ışığında çaylar içilirken tartışma bir hararetli gidiyor ki sorma.. dışarısı soğuk.. kış.. ama biz tartışmanın şiddetinden terler içindeyiz.. dedik ya konu derin..

Allah sizi inandırsın ben ağzımı açmamaya gayret ettim.. ehl-i sünnetin cumhuruna göre iman artar eksilir.. Ebu Hanife yalnız.. "artmaz eksilmez".. bu farklı görüşün gerekçesi olarak Ebu Hanife'nin 'amel imandan cüzdür' görüşüne hamledilse de ben o gerekçeye katılmamıştım.. hala da katılmıyorum.. 

Yani İmamın 'iman ne artar ne eksilir' hükmünün gerekçesi o olamaz diye düşünüyorum.. inanmanın 'az pilav üstü döner' gibi bir şey olma ihtimalini kabullenmemiştir.. ben de kabullenemiyorum.. yani velhasılı kelam "Ebu Hanife hata etmiş, cumhura aykırı görüş belirtmiştir görüşünde hata yapmıştır", yargısına katılmıyorum, bence de ya inanıyorsundur ya inanmıyorsundur.. hah işte bu görüşü savunuyorum o anda.. şimdi mi.. uzun uzun zaman önce (arada bir kendimi tutamasam da) Teolojik tartışmalara girmeyi kendime yasakladım.

Sonra efendim.. neredeyse yumruklar sıkılmaya başladı.. gözler çakmak çakmak.. birden şu tümce döküldü ağzımdan;

"Tanrı'yı gördüm, iki eli yakasındaydı yalnızlığın!"

Bu söz bir bomba etkisi yaptı.. birbir gırtlaklarını sıkma hazırlığında olan dostlar sustular.. başlarını bana çevirdiler.. dik dik baktılar.. birbir gırtlaklarını sıkmak üzereyken ittifak içine girdiler.. her iki taraf için de yeni bir kâfir, yeni bir küfür bulunmuştu.. müştereklik güzeldi de.. çok sürmedi.. 

"Al sana katmerli küfür.. katmerli kâfir!" dediler hep birden.. sonra bu küfrün açılımına giriştiler..

"Al işte.. felsefeden etkilenmiş bir zihnin insanı getirdiği nokta.. küfrün en derini!" dedi biri.. bu söze katılanlar ve karşı çıkanlar oldu.. yani yine ikiye bölündüler.. tuhaf olan ise artar eksilir de ortak olanlar bu son sözde farklı bir ortaklık kurmuşlardı.. neyse..

Biri de;

"Hayır bu Felse'den etkilenmiş bir zihnin değil.. tasavvufun (o sıralar biraz rufailerle içli dışlıyım, yok herhangi bir yerime şiş falan sokmuş değilim) kirlettiği bir zihnin geldiği son nokta!" dedi..

Hayda.. al sana yeni bir kavganın başlangıcı.. Felsefe-Tasavvuf..

Kalkıp kaçtım.. gerçi iki taraf da beni 'kâfir' ilan ederek bir süre rahatlamışlardı ve 'Demek ortak bir düşman insanı rahatlatıyor' demiştim kaçarken.. rahatlamalarını sağlamıştım sağlamasına ama.. kaçmak yerine dursa mıydım?



Cemal Çalık, 02.04.2018,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli







Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı