27 Şubat 2018 Salı

SA5712/SD908: Cemal Paşa; Anılarım 1913-1922 ve İttihat ve Terakki'nin Üç Paşası

"Tarih, her zamanki gibi gerçeklerin saklanmasına izin vermiyor. Bundan dolayıdır ki; baskıdan kurtulmuş bir akılla okunan hatıralar (anılar) daha doğru bir tarih algısının mümkün olmasını sağlıyor."


"Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık" efsanesinin, Cumhuriyet'in kurucu kadrosunun da üyesi olduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin (İTC) beceriksiz ve basiretsiz yöneticilerinin ve üyelerinin Osmanlı İmparatorluğunu yok ettiğini saklamak için üretilmiş olduğunu İTC'nin üç pervasız ve zalim paşasının hatıralarını okuduğunuzda daha iyi anlıyorsunuz.

Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya'sında Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat anlattığı gibi, Vahdettin'in kendisine “Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (elini bir tarih kitabının üstüne bastı). Bunları unutun, dedi. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin!" demesinin temel sebebi İTC ile yaşadığı fikir ayrılıkları ve 1918 sonrası değerlendirilen sicilinde İTC'ye dair leke bulunmamasıdır. Ancak ne olursa olsun İTC bir başlangıçtır ve Cumhuriyet'in kurucuları İTC'nin 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı mağlup eden bir zavallılık sergilediğini kabul etmek istemezler...

Tarih, her zamanki gibi gerçeklerin saklanmasına izin vermiyor. Bundan dolayıdır ki; baskıdan kurtulmuş bir akılla okunan hatıralar (anılar) daha doğru bir tarih algısının mümkün olmasını sağlıyor. Cemal Paşa, Talât Paşa ve Enver Paşa İTC'nin en kudretli üç paşasıdır. Cemal ve Enver askerdir, Talât sivildir; ancak ürettikleri şiddet birbirinden farklı değildir. Üçü de aynı anda hem fikir birliği yaparak hem de bağımsız kararlar alıp uygulayarak bulundukları konumlarda başarısız olmuş ve bunun bedelini de imparatorluğun parçalanması ile birlikte bütün Osmanlı unsurları canlarıyla ödemişlerdir, kendileri de bir zamanlar ittifak içinde oldukları Almanlar, İngilizler, Fransızlar ve Ruslar tarafından tek tek öldürtülmüştür.

Cemal Paşa, Osmanlı jandarmasını Fransızlara, ordularını Almanlara, deniz kuvvetlerini İngilizlere ıslah etmeleri ve memnun olmaları için teslim ettiklerini, Fransızlardan hangi şartlar altında 1.5 milyon lira borç alındığını, Fransız Elçisi ile samimiyetini ve iktidar dedikoduları yaptığını detaylıca anlatmaktadır.

Paşa, Alman general Von Falkenhayn ile yaşadığı bütün olumsuzlukları anlatmasına rağmen Almanlar'dan Osmanlı'ya zarar gelmeyeceğini söyleyebilmiştir. Kanal Seferleri'ndeki, Filistin, Suriye ve Bağdat'taki yenilgilerin asıl sorumlularının Almanlar olduğunu, Alman generallerin İngilizlere zaman kaybettirmek amacını taşıdığı için başarısız olunduğunu çok iyi bilmektedir. Aynı Cemal Paşa, basiretsizdir ve daha güçlü bir irade karşısında eziktir; atandığı bütün görevlerden, başarısız olduğu ve aynı zamanda şiddetle çözüm üreteceğini zannettiği için alınmıştır. İTC iktidarı budur.

1914-1917 yılları arasında Şam-Bağdat görevlerinde bulunduğu halde, buralarda yaptığı en iyi icraat sayfalar dolusu anlattığı yol-şoşe, demiryolu inşaatları veya tamiri, veya başka imar çalışmalarıdır. Aldığı yenilgiler, Arap liderlere yönelik siyasetinin ikircikli ve şiddete meyyal olduğu gerçeğine de sıkı sıkıya bağlıdır. İçten pazarlıklı, her şeyi bilen bir komitacı olarak, Abdulhamid'i devirebilmiş, hanedanı emirlerine uymak zorunda bırakabilmiş olmanın gücüyle dilediğini astırıp dilediğini affetme yetkisini zalimce kullanabilmiş biridir.

İttihad ve Terakki'nin muhalifi olan Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin liderlerinden Damat Salih Paşa'nın idam edilmesi tam olarak Cemal Paşa'nın isteği ve ısrarı ile Mahmut Şevket Paşa'nın İngiliz elçisinin organizasyonu ile öldürülmesinden sonra gerçekleşmiştir. Cemal Paşa'nın aldığı jurnalleri açıklamadan, ama jurnallere dayanarak onu uyardığından, gönüllü sürgüne gitmesini tavsiye etmesinden, yani tehdit etmekten bahsettiği, sonra da üstünkörü anlattığı idam hadisesini Murat Bardakçı şöyle anlatır:

"Damat Salih Paşa'nın idam kararını imzalamakta Sultan Reşad'ın kararsızlığını ilk bozan İttihad ve Terakki'nin genel sekreteri Talát Bey yani sonraki senelerin meşhur Talát Paşa'sı oldu. Hükümdara açıkça ‘‘Bu idama müsaade buyurulmadığı takdirde iş daha yakınlarınıza kadar uzayacaktır’’ deyiverdi, hemen arkasından da o günlerde İstanbul Muhafızlığı yapan ve tarihlere ‘Cemal Paşa’ diye geçecek olan Cemal Bey'in gönderdiği bir mesaj geldi: İstanbul Muhafızı ‘‘Söyleyin ona, ben Salih Paşa'yı hüküm tasdik edilmese bile asarım. Sonra da cinayet işledim diye siz beni asarsınız ama bu herif de ortadan kalkmış olur’’ demişti. Murat Bardakçı, Hürriyet, 13 Ağustos 2000) 


Cemal Paşa, 1909'da Adana'da vâki olan Ermeni isyanına dair yaptığı yorumlardan sonra, Ermenilere kötülük yapmadığını anlatmak ve kanıtlamak için 47 müslümana karşı bir ermeni idam ettirdiğini şöyle anlatmaktadır; 


"Adana'ya gelişimden dört ay sonra yalnız Adana şehrinde örfî harp divanı mahkûmlarından ve otuz müslümanı idam ettirdiğim gibi ondan iki ay sonra da Erzin kasabasından on yedi müslümanı idam ettirdim. Bunlarla beraber yalnız bir ermeni idam edilmiştir. İdam edilen müslümanlar arasında Adana'nın en eski ve zengin aileleirne mensup gençler bulunduğu gibi Bahçe kazası müftüsü de vardı. Bu müftünün o çevre insanları arasında çok fazla nüfuzu vardı." (S. 360)


Cemal Paşa'nın anıları çok kapsamlı bir araştırmayı zorunlu kılmaktadır. Özellikle Mısır Kavalalı sülalesinin İngiliz işbirlikçisi prenslerinden Abdulhamid düşmanı İslamcı Said Halim Paşa'nın İTC'nin sadrazamı olduğu dönemde Almanlarla yapılan ittifaka karşı oluşunu işlemektedir, ancak üç paşanın baskısı ile Said Halim Paşa o an istifa etmekten vazgeçmişse de sonraki zamanda yine istifa etmiştir.


Cemal Paşa, Abdulhamid karşıtı gizli işbirliklerine dair itiraflarda da bulunmaktadır. Bulgarlarla, Ermeni komitacılarla yaptığı görüşmelerden bahsederken nasıl aldatıldıklarını da saf saf anlatmaktadır, bu basiretsizliğin, beceriksizliğin İTC tarafından görülme biçimidir, hatıralarından anlaşıldığı üzere Talât Paşa da Cemal Paşa gibi asla yaptıklarından pişman değildir. Talât Paşa kaçtığı müttefiği Almanya'da öldürülmüş, Alman yargısının suçüstü yakaladığı ermeni katili serbest bırakmasını da ailesi acı çeke çeke izlemiştir. Prof. Dr. Hikmet Özdemir 'Üç Jöntürk´ün Ölümü' adlı kitabında bu konudan uzun uzun bahsetmektedir.

İTC'nin üç liderinin Osmanlı'yı bütün sınırları ile korumak ve kendi iktidarları altında  tutmak istedikleri açıktır, bu üç lider de Osmanlı hanedanının yetersiz olduğunu düşünmüş ve en iyisini kendilerinin yapacağını hayal ederek her türlü yol ve yöntemi deneyerek, şiddetle bastırarak başarılı olmayı hedeflemişlerdir. Ancak her biri kibirleri, hırsları ve yeteneksizlikleri ile bir imparatorluğun sonunu getirdiklerini asla kabullenmediler, hatalı olan hep başkalarıydı; milyonlarca masum müslümanın bu uğurda hayatlarını ve vatanlarını kaybetmesinden sorumlu olduklarını da biliyorlardı.


Bu yüzden Talât Berlin'de boş durmuyor, Ankara hükümeti ile işbirliği halinde İngilizlerle, Fransızlar ve Ruslarla diyalog kuruyor, siyasi büro gibi çalışıyordu. Cemal, Rusya ve Afganistan'a, Enver Rusya ve Orta Asya'ya, Azerbaycan'a, Tacikistan'a gidiyor, Ruslar tarafından aldatılmanın acısını Ruslar'a karşı ayaklanma başlatarak çıkarmak istiyordu.


Cemal Paşa, Mustafa Kemal ile ast-üst ilişkileri yaşadığı Şam döneminden dolayı, Ankara Hükümeti'nin yürüttüğü Kurtuluş Savaşı'nın başarılı geçeceğini umuyordu. Mustafa Kemal bu üç paşayı Kurtuluş Savaşı süresince Rusya, Almanya, İngiltere ve Fransa ile siyasi ilişkiler kurmak için kullanmış ve bitmez tükenmez hırslarını görünce de Ankara'dan uzak tutmuştur.


Cemal Paşa anılarının son sayfasında, "Kim bilir belki bir gün gelir şimdi İngiliz ve Fransız nüfuzu altına düşmüş olan zavallı Araplarla ve Acemler de bugünkü efendilerinin elinden kurtulurlar da bizim bugün kuracağımız ittifaka katılırlar. İşte o zaman yakın şark milletleri kendi kaderlerinin bağımsız hâkimi olarak özgürce yaşayabilirler." demektedir, Türkiye'nin bu tarihten yüz yıl sonra emperyalizme direnişi Katar dışında başka bir Arap ülkesinin ve Acem dediği İran'ın dahil olmadığı bir döneme denk geliyor. Irak, Suriye ve Yemen paramparça olmuş durumda. Lübnan ve Suudi Arabistan parçalanma tehdidi altında, Körfez ülkeleri ihanetle iç içe, Mısır ABD ve AB tarafından kullanılan darbeci general Sisi'nin zulmüyle inim inim inlemekte, Libya iki hatta üç parçaya bölünmüş durumda.


Şimdi kitapla ilgili birkaç not daha ekliyor ve arkasından üç Paşa'ya dair özet bilgiler vererek bu derin ilgi ve araştırma gerektiren konuya nokta koyuyorum.


Tarih öğretmeni Fahri Parin'in
"Cemal Paşa'nın anılarının orijinalini bana Etiler Lisesi'nde bir öğrencim 1981 veya 1982 yılında vermişti. Eski Türkçe'yle yazılı olan bu kitabı günümüz Türkçesine çevirmek bana nasip oldu. Bir yıllık bir sürede çevirisini yaptım." (1) dediği Cemal Paşa'nın Anılarım'ın Önsöz'ünden; 


"Cemal Paşa 1872 yılında Midilli'de doğdu. ittihat ve Terakki Cemiyeti'nin kurucularındandır. 1908 yılında II. Meşrutiyet ilan edilince Adana Valiliğine atandı. 1913 tarihinde İstanbul Muhafızlığı yaptı. Nafia ve Bahriye Nazırlığı yaptı. ı. Dünya Savaşı başlayınca bu görevi ilebirlikte 2. Ordu komutanlığını da yürüttü. Mısır İngilizlerin eline geçince 4. Ordu Komutanlığına atandı. 4. ordu komutanlığı sırasında İngilizlerle işbirliği yapan bazı  Arapların ve Yahudilerin ihanetine uğradı. 1917 yılında görevinden uzaklaştırıldı. Mondros mütarekesi imzalanınca diğer ittihatçılar gibi o da Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldı. Almanya'ya gitti. Oradan da  Sovyet Rusyasına karşı mücadele etmek amacıyla  Rusya'ya ve oradan da Afganistan'a gitti. Burada bulunan Türkleri örgütleyip mücadele etti. 1922 yılında (Tiflis'te) Ermeni komitacılar tarafından şehit edildi. Cemal Paşa'nın anıları 1913 yılından 1922 yılına kadar geçen olayları kapsar..."

Cemal Paşa'nın Biyografisi:

"Askeri eczacı Mehmed Nesib Efendi’nin oğlu olan Cemal Paşa, 6 Mayıs 1872 tarihinde Midilli Adası'nda dünyaya geldi. 1890 yılında Kuleli Askeri İdadisi bitirdi. 1983'de Harbiye Mektebi’nden mezun oldu.

1895 yılında kurmay oldu. Genelkurmay 1. şubesinde görev yaptıktan sonra 1896'da 2. Ordu’ya bağlı Kırklareli İstihkam İnşaat şubesine tayin oldu. 1897 yılında terfi ederek kolağası (önyüzbaşı) oldu.

1898 yılında Selanik‘teki 3. Ordu’ya redif fırkası (tümeni) kurmay başkanı olarak atandı. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti‘ne girerek kurumun askeri kanadının örgütlenmesiyle görevlendirildi. 1905 yılında binbaşı oldu. 1906'da Demiryolları müfettişliğine getirildi. Bu görevi sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Rumeli’de örgütlenmesinde etkin rol oynadı. 1907 yılında 3. Ordu kurmay heyetine atandı. Burada Binbaşı Ali Fethi Okyar ve Kolağası Mustafa Kemal ile birlikte çalıştı.

II. Meşrutiyet‘in ilan edilmesi üzerine Selanik’teki İttihat ve Terakki Cemiyeti genel merkezinin İstanbul’a gönderdiği 10 delegeden oluşan temsil heyetinde yer aldı. Ardından cemiyetin genel merkez üyeliğine seçildi. Aynı yıl kaymakamlığa (yarbay) yükselen Cemal Paşa meşrutiyetin getirdiği yenilikleri ve ortaya çıkan değişimleri devlet memurlarına anlatıp benimsetmek için kurulan Heyet-i İslahiye'nin bir üyesi olarak Anadolu'ya gönderildi.

Bu sırada 31 Mart Olayı‘nın çıkması üzerine İstanbul’a dönerek, ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Hareket Ordusu’na katıldı. Ayaklanmanın bastırılmasının ardından da Üsküdar Muhafızlığı’na atandı.

Bu görevinde kısa bir süre kalan Cemal Paşa, Çukurova’da çıkan karışıklıkları ve Ermeni ayaklanmasını bastırmak üzere Ağustos 1909’da Adana valisi yapıldı. Bir yıl sonra hastalanarak İstanbul’a döndüyse de bu kez 1911 ortalarında Arap aşiretlerinin ayaklanmalarını bastırmak amacıyla vali olarak Bağdat‘a gönderildi.

Balkan Savaşı‘nın patlak vermesi üzerine İstanbul’a döndü. Konya redif tümeni komutanı olarak katıldığı Balkan Savaşı’nda Bulgarlar’ın karşısında Vize’den Çatalca’ya kadar geri çekilmek zorunda kaldı. Ekim ayında miralaylığa (albay) yükseltilen Cemal Paşa dağılan kuvvetlerini toplarken hastalanarak İstanbul’a döndü. Aralık 1912’de İstanbul menzil müfettişi ve ordu idare reisi oldu. 23 Ocak 1913 tarihinde hükümeti devirmek amacıyla düzenlenen ve Babıâli Baskını olarak adlandırılan girişimin başarıya ulaşmasından sonra İstanbul Muhafızlığı’na getirildi. Bu görevi sırasında İttihat ve Terakki’ye karşı çıkanları susturarak partiye destek olmaya çalıştı. Aynı yıl mirlivalığa (tuğgeneral) yükseltildi.

1914 yılında önce nafıa (bayındırlık), ardından bahriye nazırı (donanma bakanı) olarak hükümette görev aldı. Fransız yanlısı olarak bilinen Cemal Paşa, I. Dünya Savaşı'na girerken, Fransız desteğini kazanmak amacıyla Temmuz 1914’te Fransa‘ya gitti. Fakat siyasal ittifak sağlayamadı. Bunun üzerine, Alman yanlısı Enver Paşa ve Talat Paşa ile birlikte 2 Ağustos 1914’de yapılan Osmanlı-Alman İttifakını destekledi.

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesi üzerine Cemal Paşa, bahriye nazırlığının yanı sıra Filistin’deki 4. Ordu Komutanlığı ve Suriye askeri valiliği görevlerini de üstlendi. 1915’te ferikliğe (korgeneral) yükselen Cemal Paşa savaşın ilk yıllarında Suriye‘de büyük bir bayındırlık çalışmasına girişmiş ve toplumsal hizmetlerin düzenli olarak yürümesini sağlamaya çalışmıştır. Cemal Paşa Suriye’de bulunduğu sırada çeşitli toplumsal hizmetlerin ve bayındırlık etkinliklerinin yaygınlaştırılması için çalıştı.

Yörenin arkeolojik özellikleriyle yakından ilgilendi. Bu dönemde Arap ileri gelenleri arasında ortaya çıkan siyasi hoşnutsuzluğa ve düşmanca yönelimlere sert önlemlerle tepki gösterdi. Şerif Hüseyin önderliğindeki ayaklanma 4. Ordu’nun bölgedeki durumunun sarsılmasında önemli bir etken olmuştu.

1915 ve 1916’da Mısır‘ı İngilizler’den geri almak için girişilen ve tarihe ''Kanal Harekatı'' adıyla geçen savaşlarda komuta ettiği Osmanlı ordusu ağır kayıplar verince geri çekilmek zorunda kaldı.

İngilizler’in Filistin ve Suriye’yi ele geçirmesinin sorumlusu olarak görülen Cemal Paşa ordu komutanlığından ayrılarak İstanbul’a döndü. Ardından bahriye nazırlığından da alındı. Temmuz 1917’de Yıldırım Orduları Grubu kurularak 4. Ordu kaldırıldı.

1917 yılı Aralık ayında İngiliz Generali Allenby’nin ilerlemesi karşısında, Osmanlı ordusunun peş peşe mağlubiyet yaşaması üzerine 4. Ordu Komutanlığı görevinden ayrılarak İstanbul’a geldi.

Cemal Paşa, İttihat ve Terakki Fırkası'nın 1917 yılındaki son olağan kongresinde, merkez-i umumi azalığına getirildi. I. Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı Devleti yenik düşünce Talat Paşa kabinesinin istifasından sonra 1-2 Kasım 1918 tarihinde İttihat ve Terakki’nin yedi lideriyle birlikte bir Alman denizaltısıyla Odessa‘ya kaçan Cemal Paşa, önce Berlin, daha sonra da Münih ve İsviçre‘ye giderek İttihatçıların yurt dışı faaliyetlerinin düzenlenmesinde görev aldı.

İstanbul’daki sıkıyönetim mahkemesince, Osmanlı’da yaşayan Arap unsurlarının isyanına sebep olmakla suçlanan Cemal Paşa 5 Temmuz 1919 tarihinde gıyabında önce ordudan atıldı. Ardından gıyaben idama mahkum edildi. Cemal Paşa önce Rusya'ya gitti. Daha sonra Afgan ordusunun modernleştirilmesi için Afganistan’a gitti.

Eylül 1921’de Rus yöneticileri ve Enver Paşa ile görüşmeler yapmak üzere Moskova‘ya döndü. Enver Paşa‘yı Özbekistan‘da giriştiği hareketlerden ve Mustafa Kemal'e karşı takındığı tavırdan caydırmaya uğraştı.

Afganistan‘a dönerken uğradığı Tiflis'te iki Ermeni komitacı tarafından 21 Temmuz 1922 tarihinde 50 yaşında arabasında kurşunlanarak öldürüldü. Mezarı Kazım Karabekir tarafından Erzurum Karskapı Şehitliği'ne getirildi." (2)


Talât Paşa'nın Anıları adlı kitap şöyle tanıtılır;

"Baş aktörlerinin gözünden yakın tarihimizin en çalkantılı yılları: İttihat ve Terakki II. Meşrutiyet’le iktidara yürüyüşe başlamış; Talât Paşa, Enver ve Cemal Paşalarla birlikte devletin kaderini belirleyecek konumlara yükselmiştir…


Ardından büyük kırılma noktaları gelir: Almanlarla ittifak… Yavuz ve Midilli olayıyla Birinci Dünya Savaşı’na giriş… Farklı cephelerde yaşanan yenilgiler…Talât Paşa anılarını, Mondros Mütarekesi’nin ardından yerleştiği Berlin’de, hem iktidarda yaptıklarını anlatmak için, hem de ona yöneltilen suçlamalara karşı kaleme almıştı.


Talât Paşa’nın bu sıcak yıllara dair anıları, Nisan 1919’da İstanbul’da gıyabında görülen savaş suçları davasında avukatının yaptığı savunmayla biter. Paşa’nın, İngiliz Gizli İstihbarat Servisi çalışanlarından Aubrey Herbert’le, ölümünden bir buçuk ay önce yaptığı uzun söyleşi de, anıları bütünlemesi için kitabın ekinde yer alıyor.


Talât Paşa (1874-1921) Edirne Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Edirne Posta ve Telgraf Müdürlüğü’nde kâtip oldu. II. Abdülhamit’in baskıcı yönetimine karşı çalıştı. 1898-1908 arasında gezici posta memurluğu, Selanik Posta ve Telgraf Müdürlüğü kâtipliği ve başkâtipliği görevlerinde bulundu. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Edirne mebusu seçildi; Meclis-i Mebusan’da Birinci Reis Vekili oldu. Örgüt içindeki çalışmalarıyla İttihat ve Terakki’nin önde gelenlerinden biri haline geldi ve lider konumuna yükseldi. Temmuz 1909’da önce içişleri, ardından posta ve telgraf bakanı oldu. İttihat ve Terakki’ye başkan seçildi. İttihat ve Terakki’nin “tam iktidar” döneminde, Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Said Halim Paşa’nın görevinden çekilmesi üzerine Şubat 1917’de sadrazamlığa atandı. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile yenilgi kesinleşince istifa etti. 1 Kasım 1918’de İttihatçıların ileri gelenleriyle birlikte Türkiye’den ayrıldı. Berlin’e yerleşti. Ermeni örgütlerinin hedefi olduğu için, adını değiştirip gizlenerek yaşadı. Ancak 15  Mart 1921’de (Almanya-Berlin'de) Sogomon Teyleryan adlı bir Ermeni tarafından öldürüldü."
(3)



Enver Paşa'nın anılarını anlatan kitap da tanıtımını aynı  bakış açısıyla yapmaktadır;

"23 Temmuz 1908… Makedonya’nın Köprülü kazasında dağa çıkmış genç bir subay Meşrutiyet’i ilan eder… Bu subay, Enver Bey, başlattığı hareketin imparatorluğun kaderini kökten değiştireceğini ve kendi kaderinin de bu değişimle iç içe olduğunu henüz bilmemektedir…


Enver Paşa, bu sıcak günlerin ardından kaleme aldığı anılarında gençlik, öğrencilik ve subaylık yıllarından, II. Meşrutiyet’e uzanan dönemi anlatıyor. Enver Paşa’nın, Balkan dağlarında çete kovalama ve çatışmalarla başlayan askerlik hayatı, Talât Bey ile tanışması, İttihat ve Terakki’ye girişi ve dağa çıkışı…


Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Cemal ve Talât Paşalarla birlikte ülkeyi yöneten Enver Paşa’yı kendi kaleminden okumak isteyenler için.


Enver Paşa (1881-1922) 1902’de Harp Akademileri’ni bitirerek Selanik’te göreve başladı. 1906’da İttihat ve Terakki’ye üye oldu. II. Meşrutiyet’in ilanında önemli rol oynadı. 31 Mart İsyanı’na karşı Balkanlar’da toplanan Hareket Ordusu’na katıldı. Bingazi’de, Mustafa Kemal ile aynı cephelerde İtalyanlara karşı savaştı. İstanbul’a döndükten sonra İttihat ve Terakki’nin iktidarının pekişmesinde önemli yeri olan Babıâli Baskını’na katıldı. Balkan Savaşı’nda işgale uğrayan Edirne’nin kurtarılışının öncülerindendi. 1914’te Sait Halim Paşa kabinesinde harbiye nâzırı oldu. Hanedandan Naciye Sultan ile evlendi. Osmanlı-Alman ittifakının gelişmesinde ve ülkenin I. Dünya Savaşı’na girmesinde önemli rol oynadı. Ancak savaş öncesindeki askeri başarılarını, savaş sırasında tekrarlayamadı. Başkomutan vekili olarak görev yaptığı Sarıkamış Harekâtı kayıplarla sonuçlandı. Mondros Mütarekesi’nin ardından, Odessa ve Berlin üzerinden Orta Asya’ya gitti. Türkistan’ın bağımsızlığı için çalışırken, Tacikistan’da bir çarpışmada hayatını kaybetti. Mezarı 1996’da İstanbul’da Abide-i Hürriyet Tepesi’ne nakledildi.
"(4)




[Cemal Paşa, Anılarım, 1913-1922, Hazırlayan Fahri Parin, Anı, Parola Yayınları, 1. Baskı, Ocak 2016,  İstanbul, ISBN: 978-605-9121-49-1]



Seçkin Deniz, 27.02.2018, Sonsuz Ark, Kitap Notları, Kitap


Kitaplar ve Hayat




Kaynaklar:
1- Cemal Paşa, Anılarım, 1913-1922, Hazırlayan Fahri Parin, Anı, Parola Yayınları, http://www.dr.com.tr/Kitap/Cemal-Pasa-Anilarim-1913-1922/Cemal-Pasa/Edebiyat/Turk-Gunluk-Ani/urunno=0000000678129
2- Cemal Paşa Biyografisi http://www.biyografi.info/kisi/cemal-pasa
4- Talât Paşa'nın Anıları,  Hazırlayan  Alpay Kabacalı, İş Bankası Kültür Yayınları, https://www.iskultur.com.tr/talat-pasanin-anilari.aspx
4- Enver Paşa'nın Anıları 1881-1908, Hazırlayan Halil Erdoğan Cengiz, İş Bankası Kültür Yayınları


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz




Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı