12 Ocak 2018 Cuma

SA5471/AS65: Çoğul Ötekilere Karşı

"Öteki, daha uzaktaki, yakındaki, başkası da ya da dişi olan, erkek olan farklı değil; farklı sandığınız için birbirinizin ne düşündüğünü biliyor olmaktan kaçıyorsunuz... "


Nasıl dayanıyorsunuz kendinize, nasıl katlanıyorsunuz içinizden geçenlerin tutarsızlığına? Tutup da kendi yakanızdan kendinizi sürüklemiyor musunuz hiç bir köşe başına? Gün gün dağılıp giden kendinizi toparlamak için neye ihtiyacınız var? Birbirinizin etinden beslenmekten ne vakit vazgeçeceksiniz? Ne vakit zihninizin bir yerine gömdüğünüz şeytanın fısıltılarını karşınıza alıp hesaba çekeceksiniz? Ne vakit söylesenize?

Gözleriniz size ait olmayana meylederken her dakika, her dakika sürüklenirken nefsinizin baştan çıkarıcı heveslerinin peşinden, nasıl dayanabiliyorsunuz kendinize? Kendiniz öteden-beriden, içeriden-dışarıdan hırsla gözü dönmüş bir şekilde nasıl tanrılar ediniyorsunuz öyle? Hiç mi korkmuyorsunuz size sınırlarını tek tek açıklayan Allah'tan?

Gözleriniz, kulaklarınız ve derileriniz aleyhinizde şahitlik edecek; gördükleriniz, duyduklarınız ve dokunduklarınız katiyetle zâyi olmayacak(*); söyledikleriniz ve söylemedikleriniz, ağzınızdan çıkanlar ve zihninizden geçenler tek tek size hatırlatılacak(**)... bundan kuşkunuz olmasın...

İşte siz ve biz, işte hepimiz yapıp ettiğimiz her şeyle apaçık ortadayız, birbirimizden saklasak da her şeyden sorumlu olacağız, bizi gören, duyan Allah var; biz kendimiz varız her şeyden önce, sonra şeytan var fısıltılarını düşündüklerimizin içine karıştırmak için tetikte duran. Birbirimizden saklasak da bakışlarımızdan(***), bakışlarımızın akıp gittiği yerlerden, bakışlarımızın çekip aldığı ve zihnimize yüklediği yeni yüklerden, kızgın hayallerden, felaketlerden sadece ve sadece siz ve biz sorumlu olacağız, şeytan fısıltılarını kulaklarımızdan, gözlerimizden, tenimizden uzatacak içimize...

İçimiz... içimize nasıl dayanabiliyoruz, siz içiniz içimizden farklı mı sanıyorsunuz? Öteki, daha uzaktaki, yakındaki, başkası da ya da dişi olan, erkek olan farklı değil; farklı sandığınız için birbirinizin ne düşündüğünü biliyor olmaktan kaçıyorsunuz... Birbiriniz için haram olana meylinizi unutarak, haram olanı yapabilmek için birbirinizin rızasına hasret çekiyorsunuz... Birbiriniz için tuzaksınız, tuzaklar kuruyorsunuz birbirinize, şeytan sizi hem tuzak kurarken hem tuzakta beklerken tuzağa sürüklüyor...

Birbirinize düşman olarak yer yüzüne indirildiniz, ama birbirinize düşman olarak yaşamak zorunda değilsiniz; apaçık düşmanınız şeytandır, iblistir; ona karşı birbirinizi haram olana sürüklemeyin, birbiriniz için helal olana koşun, helal olanı düşünün, konuşun; helal olana bakın, dokunun; helal olanı duyun...

Birbirinizin birbirinize olan düşmanlığı ile ancak bu şekilde başa çıkabilirsiniz, birbirinize ve kendinize ancak bu şekilde dayanabilirsiniz, birbirinizin etinden ancak bu şekilde beslenmekten vazgeçebilirsiniz. Çünkü Allah size ve bize taşıyamayacağımız yükü yüklemez , siz ve biz unuturuz veya yanılırız, ama bunun için hepimiz af dilediğimizde affeder...(****)

Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar.(*****)

Çoğul Ötekilere karşı ancak böyle güçlü olabiliriz.


Alper SELÇUK, 12.01.2018, Sonsuz Ark, Çoğul Ötekiler ve Tekil Bizler




(*) Nihayet oraya geldiklerinde vaktiyle yaptıklarından dolayı kulakları, gözleri ve derileri onların aleyhine şahitlik eder. Derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" diye sorarlar. "Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu" derler. İlk önce sizi O yarattı, şimdi de yine O’na dönüyorsunuz.Vaktiyle siz, ne kulaklarınızın ne gözlerinizin ne de derilerinizin aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınıyordunuz; üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. İşte rabbiniz hakkında taşıdığınız bu kanaatiniz sizi mahvetti, sonunda kaybedenlerden oldunuz. (Fussilet 20-23)

(**) “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. İçinizde olanı açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çekecektir. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye yeter.” (Bakara 2/284)

(***) Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler.... (Nur 30-31)

(****) Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et! (Bakara 286)

(*****) "Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir." (Enfal 29)



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.


Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı