14 Aralık 2017 Perşembe

SA5321/KY60-ES39: "Riyad’ı Yönetenler Mekke’den Utansın!"



Irak’ın ilk kralı olan Faysal bin Hüseyin bin Ali el-Haşimi’nin torunu Nesrin El Haşimi, Trump’ın Kudüs kararı için “Bu savaş ilanıdır” dedi. 

Haşimi, “Trump yaptığı ilanla barışı katletti” derken, “Suudi Arabistan’ın İsrail’le yaptığı gizli anlaşmaları açıklaması lazım! Suudi Arabistan’daki yöneticilerin hakimi oldukları kutsal beldelerden, Mekke ve Medine’den hiç utanmaları yok mu?” diye sordu. Haşimi, “Kudüs Allah’a ait bir toprak. Allah onu koruyacak. Çünkü artık biz Kudüs’ü koruyamıyoruz” dedi.

NesrinHasimi
Prenses Nesrin bin El Şerif bin Faysal bin Hüseyin bin Ali El Haşimi


Irak’ın ilk kralı Faysal bin Hüseyin bin Ali el-Haşimi’nin torunu Prenses Nesrin bin El Şerif bin Faysal bin Hüseyin bin Ali El Haşimi, bazı ziyaretler yapmak için Türkiye’de. Gerçek Hayat’a konuşan Haşimi, Trump’ın Kudüs kararı nedeniyle çok üzgündü. Trump’ın açıklama yaptığı gece neredeyse hiç uyumadığını ve ağladığını söyleyen Haşimi, yas tuttuğunu ve bu nedenle siyah giydiğini de ifade etti. Türkiye’deki Kudüs eylemlerine de katılacağını belirtti.

Ortadoğu’da yeni bir sömürge ve işgal projesi başlatıldığını anlatan Haşimi, Müslüman ülkelerin halklarının sokağa çıkacağını ve belki böylece liderlerin de harekete geçeceğini umuyor. Haşimi, “Suudi Arabistan’ın İsrail’le yaptığı gizli anlaşmaları açıklaması lazım! Suudi Arabistan’daki yöneticilerin hakimi oldukları kutsal beldelerden, Mekke ve Medine’den hiç utanmaları yok mu? Onlarda cesaret yok. Ama halkların tepkisi belki onları harekete geçirebilir” dedi.

Nesrin El Haşimi, Batı’nın aramızdan zayıf olanları bize karşı kullandığını da belirtirken, “Osmanlı tarihine baktığımızda Osmanlı devletini nasıl yıktılar? Zayıf insanları istedikleri gibi kullandılar. Neye ihtiyacı varsa, ya da neye zaafı varsa ona o istediğini verdiler. Para, güç, makam. Bunları kullanarak yıktılar. Halktaki etnik farklılıkları da kullandılar” dedi.

Irak darbesi sonrası doğduğunuz Kuveyt’te geçmiş çocukluğunuz. Irak’a giremediğiniz için bir nevi sürgün sayılır. Nasıldı o yıllar?

Kuveyt hiçbir zaman bizim için sürgün değildi. Bizim vatanımız gibiydi. Darbe olduğunda babam Mısır’daymış. Darbe haberi geldiğinde tam Kahire Havalimanı’nda dönmek üzereymiş. Mısır’ın Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır babama “Burası senin vatanın. Burada kalabilirsin” demiş. Babam aileden geriye kalan tek erkek. Amcam 1939’da vefat etmişti. Darbe olduğunda sarayda amcaoğullarım öldürülmüş. Mısır’da darbede öldürülenler için taziye yapılmış. Sonra babam Mısır’da annemle evlenmiş. Annem Mısırlı değil Hicazlı büyük bir aileden geliyor. Mısır’da evlendikten sonra Kuveyt’ten davet gelmiş, isterseniz gelin burada kalın diye. Böylece Kuveyt’e gitmişler.

Kuveyt küçük bir toplum olduğu için kendimizi yabancı gibi hissetmedik. Ben 14 yaşıma kadar Kuveyt’te kaldım.  Kuveyt’te kendimizi o toplumun bir parçası gibi hissediyorduk. Gerçekten güzel günlerdi. Kuveyt benim üzerimde çok büyük bir etki bıraktı hatta Amerika’da yaşarken Birleşmiş Milletler caddesinden her geçtiğimde Kuveyt bayrağını görünce yüzüme bir gülümseme yayılıyor. Bayrağını bile görünce hala etkileniyorum.

Babanız ne yapıyordu Kuveyt’te?

Babam işletme alanında yüksek lisans yaptı. Ticaretle ilgileniyordu. Bazı iş adamlarıyla birlikte Kuveyt Üniversitesi’nin kuruluşunu gerçekleştirdi. Mısırlı iş adamları ile ortak işler yürütüyordu. Bu üniversite ile Körfez ülkelerinde eğitimi güçlendirmeyi hedeflediler.

Irak’ı nasıl anlatırdı aileniz size?

Anne ve babam çocukluğumdan beri Irak sevgisi ile yetiştirdi bizi. Orada ailemize ne olduğunu biliyoruz, tarihimizden hiç kopmadık. Hamdolsun bizim Irak’la olan tarihimiz ak ve temiz. Irak kültürüyle, Irak lehçesiyle, Irak gelenekleriyle ve Irak yemekleriyle büyüdük. Bize, Irak’la ilgili hiç kötü bir şey anlatmadılar ama bu demek değil ki, kalbimizde hüzün yok… Kalplerimizde hep bir hüzün var. Ama bunu Irak halkı yapmadı, bunu yapanlar şu anda hayatta değiller. Allah onlara hesabını soracak. En nihayetinde, vatan vatandır, bunu yapan kişiler başka. Biz de bu vatanın bir parçası olduk. Biz, Kral Faysal’ın, Irak tarihinin ayrılmaz parçası olduğu bilinciyle yetiştik. Ondan sonra, amcam Gazi ve onun oğlu İkinci Faysal da aynı şekilde… Biz, onların hepsiyle iftihar ederek büyüdük, bu şekilde yetiştirildik. Aynı zamanda Iraklı olduğumuz için gurur duyduk. Sadece Kral Faysal Iraklı olduğu için Iraklı değiliz, biz Ebu Talib’in oğlu Hazreti Ali’den dolayı Iraklıyız. Hz. Ali’nin kabri Necef’te biz onun soyundan geliyoruz. O yüzden Irak kalbimizden silinmez. Hep baki olacak. Ülkemize gidemediğimiz için içimizde sürekli bir hasret kaldı. Kuveyt’teyken bile Irak’tan insanlar bizi gelip ziyaret ediyorlardı.

Irak’a kaç yılında gidebildiniz?

28 Ekim 2008’de Beyrut’tan gittim. Sadece Beyrut’tan gidiliyordu. Babamdan izin aldım ve gittim. Ailemden ilk giden ben oldum. Daha önce izin verilmiyordu. 2011’e kadar Irak’ta kaldım.

1989’da ailemizin mezarlığını tamir ettiler. Bir de ‘Zuhur Sarayı’mız vardı onu da restore etmeye başladılar. Daha sonra burası müze oldu. Bizim aileden kalan tüm eserleri burada topladılar. Daha sonra Irak işgali sırasında Amerikalılar müzeyi bombaladı.

İlk gittiğinizde neler hissettiniz?

Kendimi rüyada gibi hissettim. Kalbim duracak sandım. Uçağın kapısı açıldığında içeri dolan havanın hissettirdiklerini unutamıyorum. Irak’a vardığımda dedim ki, “Yapmak istediğiniz bütün röportajları kabul ederim, tüm televizyonlara çıkarım ama tek istediğim ailemin mezarını görmek istiyorum. Mezarlığa gitmek istiyordum. Oraya gittim ve ilk defa “Amca, dede” dedim yüksek sesle. İlk defa orada, mezarlıkta gerçekten Irak’ta olduğumu ve oranın benim vatanım olduğunu hissettim. Daha önce böyle bir hissi tatmamıştım. Irak’a vardıktan 4 gün sonra, Necef’te Hz. Ali’nin kabrine varınca şunu hissettim, ben Iraklıyım. Burası benim vatanım. Daha önce de şiir yazıyordum ancak ilk defa Irak’ta şiir yazdım; “Sonunda rüyam gerçek oldu”

ABD’nin Irak işgali esnasında neredeydiniz? Tepkiniz ne oldu?

Ailem ve ben buna karşı çıktık. Hatta protesto gösterilerine katıldık. O sırada ABD’deydik. Tüm Iraklılar gibi, biz de bu işgale karşı çıkıyorduk. Ama bu Saddam Hüseyin iyi bir yönetici diye değil. İşgal fikrine karşı çıkıyorduk. New York’daki Birleşmiş Milletler caddesine çıktık protesto için.

Elimde bayrak vardı. Polisler ana caddeye çıkmamamızı, medyanın bizi görüntülememesi için bizi durdurmaya çalıştılar. Fakat başardık ana caddeye ulaşmayı. Polis elimdeki bayrağı almaya çalıştı. Fakat izin vermedim, polis beni darp etti buna rağmen bayrağımı vermedim. Hiç istemedik Irak işgalini.

DEAŞ’ın kimin projesi olduğunu düşünüyorsunuz?

Ben doktor ve araştırmacıyım. Gerçeklerle düşünüyoruz. Biraz düşünelim; biz 11 Eylül olaylarını hatırladığımızda El Kaide yaptı diyoruz. El Kaide’yi kim meydana getirdi. Amerika zaten Sovyetler’le savaşmak için kendi eliyle El Kaide’yi yarattı. Daha sonra ‘ılımlı İslam’ tartışmasını çıkardılar. El Kaide ve Taliban’dan önce İslam ‘barış, hoşgörü dini’ olarak biliniyordu. Biz Müslümanlar, Hristiyanlar bir arada barış içinde yaşıyorduk. Onlar bu algıyı bozarak ‘radikal İslam’ kavramını ortaya çıkardılar. Kendi elleriyle yaptıkları şey onlara karşı çıktı. Kendileri ürettiler, sonra kendileri itiraf ettiler. Her şeyi oturup akıl çerçevesinde düşündüğümüzde arkalarında ne olduğunu görebiliriz. Bu örgütler nereden türedi, bunlara silah nereden geliyor? İslam’la terörü bağdaştırabiliyor musunuz? Mesela şimdi Malala Yusuf diye bir kız var. Şu an bütün konuşmalar onun hakkında ama İsrail’in bizim kızlarımıza yaptıklarından hiç bahsetmiyorlar. Malala Yusuf’u çok büyük bir şey başarmış gibi her yere çıkarıyorlar. Aslında bunu onu kullanmak için yapıyorlar. Gerçeklerden hiç bahsetmiyorlar bile. Benim Malala’ya karşı bir husumetim yok. Sadece Batı’nın yapmaya çalıştığını anlatıyorum. Kızlara ve çocuklara ne yaptılar? Neden onlardan bahsetmiyorlar hiç? DEAŞ’ın Yezidi kadınlarına yaptığı her şeyi dünya konuşurken, neden Müslüman kadınlara yapılanlardan hiç kimse haberdar değil? Bunların hepsini siyaset malzemesi olarak kullanıyorlar. Bu şeytani tohumu eken yine kendileri. El Kaide’yi başlatan Amerikalılardı, DEAŞ’ı da kim başlatacak? Amerika.

Trump’ın Kudüs açıklamasına ne diyorsunuz?

Neden bu konuya Trump karar veriyor? O kim ki? Otorite mi? Bu savaş ilanıdır. Dünden beri hiç uyuyamadım. Sürekli bunu düşündüm ve hatta ağladım o yüzden yas tutuyorum ve siyah giyiyorum. Böyle bir karar vermek Trump’ın işi değil bu yetkiyi ona kim veriyor? Benim herhangi bir yerde görevim yok, yetkili değilim ama benim de bir sözüm var ve ben buna karşıyım. Dün yaptıkları bu ilanla barışı katlettiler! Kudüs’te Mescid-i Aksa var, Kıyamet Kilisesi var, hep yan yana, ayıramazsınız. Kutsal bir şehir. Kudüs meselesi sadece, Kudüs meselesi değildir. Bu tüm İslam dünyasını ve Arapların tamamını ilgilendiren bir mesele. Kudüs’ün özgürleştirilmesinde medyanın ve aydınların çok büyük bir rolü var.

Peygamberimiz, İsa Aleyhisselam da oradaydı. Orası Allah’a ait bir toprak. O yüzden biz Allah’a devrediyoruz. Allah onu koruyacak. Çünkü artık biz Kudüs’ü koruyamıyoruz o yüzden Kudüs’ü Allah koruyacak. Peygamber Efendimizin dedesi Abdulmuttalip nasıl ‘Kabe’yi Rabbi korur’ dediği gibi, biz de “Allah Kudüs’ü koruyacaktır” diyoruz ve ebabil kuşlarını bekliyoruz.

Yeni bir Sykes-Picot haritası mı çiziliyor?

Sykes Picot iki ülke arasında olmuştu. Fransa ve Birleşik Krallık. Fakat şimdi birçok ülke var. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya Rusya Çin, İran… Artık Sykes-Picot meselesi değil yeni bir işgal söz konusu. Ortadoğu bu devletler tarafından işgal ediliyor. Yaptıkları bu. Amerika ve İngiltere ne yapıyor? Irak’ta ve Suriye’de yaşananlar aynı. Yeni bir sömürge, yeni bir işgal projesi bu. Artık eskisi gibi yazılı anlaşmalar yok.

Kudüs’le ilgili Müslüman dünyadan, özellikle Türkiye’den güçlü bir tepki bekliyor musunuz?

Türkiye’den güçlü ve konuya hakim bir duruş bekliyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başkanı olduğu için ondan tabi ki güçlü ve diplomatik bir hareket bekliyorum. Arap ülkeleri millet olarak halk olarak çıkacaklar sokağa, öfkelerini açığa çıkaracaklar. Belki halklar liderleri harekete geçirebilirler.

Suudi Arabistan’ın İsrail’le yaptığı gizli anlaşmaları açıklaması lazım! Suudi Arabistan’daki yöneticilerin hakimi oldukları kutsal beldelerden, Mekke ve Medine’den hiç utanmaları yok mu? Onlarda cesaret yok. Ama halkların tepkisi belki onları harekete geçirebilir…

Suudi Arabistan’ın Amerika’yla anlaştığını mı düşünüyorsunuz?

Medyadaki haberler böyle bir şey olduğunu işaret ediyor. Muhammed bin Selman’ın açıklamasından belli. Şu an bu anlaşmayı açıklamanın zamanı değil diyor. Şimdi değilse ne zaman?

Trump’ın bu kararını kim durdurabilir?

Türkiye ve İran. Kuveyt de olabilir. Sisi, 1967 savaşındaki şehitlere ve üzerindeki üniformaya saygı duysun ve o da harekete geçsin! Irak’ın elinden bir şey geleceğini düşünmüyorum çünkü kendi içerisinde büyük sorunları var. Kendisi de bir savaşın içinde.

Bölgedeki en güçlü ordular, Mısır, İran ve Türkiye orduları. Siyasi olarak da güçlü bu ülkeler. Bu nedenle istiyorum ki Mısır da Filistin toprakları için harekete geçsin. Allah Mısır yöneticilerine hidayet versin.

Arap ülkeleri bağımsızlığını kazanalı yaklaşık 100 sene oldu. Ortadoğu’da akan kan bir türlü durulmuyor. Irak’ı ABD işgal etti, Suriye iç savaşa sürüklendi. Yemen keza iç çatışmalar bir türlü durulmuyor. Suudi Arabistan’da yönetim halka kapalı bir süreç izliyor, bazı insanlar çok zengin bazıları çok sefil. Sizce nerede yanlış yapıldı?

Peygamberlerin hemen hepsi bu topraklardan çıktı. Tarih ve medeniyet bizim coğrafyamızdan çıktı. Sadece Ortadoğu’ya bakalım, Asuriler, Lidyalılar, Firavunlar… Biladi’ş Şam dediğimiz ülkeler… Her şeyi yakıp yıktılar ve tarihimizi çaldılar. İnsanları göçe zorladılar, vatanlarından çıkardılar. İki amaçları var, nesilleri öldürmek ve o bağı da yok etmek. Artık vatanınız yok bu yüzden bağınız yok vatanla, tarihi, kültürü ve manevi olarak orayla bağınızı kesmeye çalışıyorlar.

Artık bu vatanda tarihi hiçbir şey kalmadı. Tarihimizden ve medeniyetimizden ne kaldı geriye? Hiçbir şey kalmadı. Halep, Musul, Yemen, Irak hepsini yıktılar… Musul’un simgeci büyük camiiyi yıktılar… Şehirde medeniyetimizden hiçbir şey bırakmadılar…

Peygamberimiz Medine’de mezarı var. Orada yaşanmışlık, orada bir tarih var. Orada bir medeniyet olduğunu görerek bağlı kalıyorsun. Kabe’de aynı şekilde. Kabe’nin varlığı sayesinde bir bağ kuruyorsun. Fakat bizim medeniyetimizin eserleri yıkıldığı için de bizim bağımızı bu şekilde koparmaya çalışıyorlar.

Peki bizim sorumluluğumuz/hatamız nedir bu konuda?

Batı nasıl işgal etti bizi? Batı, aramızdan zayıf olanları bize karşı kullandılar. Osmanlı tarihine baktığımızda Osmanlı devletini nasıl yıktılar? Zayıf insanları istedikleri gibi kullandılar. Neye ihtiyacı varsa, ya da neye zaafı varsa ona o istediğini verdiler. Para, güç, makam. Bunları kullanarak yıktılar. Halktaki etnik farklılıkları da kullanıyorlar tabii ki. Sen Müslüman’sın, o Hristiyan diyerek fitne sokuyorlar aramıza. Bizim sorumluluğumuz, hatamız, aydınlarımızın sessiz olması. Hiç kimse konuşmuyor, kimse bunları duymak istemiyor. Sadece susmakla yetiniyorlar.


Emeti Saruhan, 14.12.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Hayatın Sıcak Yüzü, 
Emeti Saruhan Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Emeti Saruhan Hanımefendi'ye çalışmalarını bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz. Seçkin Deniz, 06.07.2017


İlk yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı