19 Ekim 2017 Perşembe

SA5028/KY60-ES27: Elbet Çözülecekler

"15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasının ilk duruşması geçtiğimiz hafta yapıldı. İfadelerinin alınmasına başlanan erler benzer ifadelerle üç maymunu oynadı. Davayı takip eden müdahil avukatlar, eninde sonunda itiraf beklediklerini belirtiyorlar"


Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında, aralarında Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un da bulunduğu 34 kişinin şehit edildiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ndeki olaylara ilişkin haklarında 37'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen 135'i tutuklu 143 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. 

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında, aralarında Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un da bulunduğu 34 kişinin şehit edildiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ndeki olaylara ilişkin haklarında 37'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen 135'i tutuklu 143 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklardan eski Yarbay Turgay Ödemiş'in kimlik tespiti yapıldı.   ( Anılhan Tanışkan - Anadolu Ajansı )
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, tutuklu sanıklardan eski Yarbay Turgay Ödemiş'in kimlik tespiti yapıldı.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/237 E. Sayılı dosyası olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü Darbe davasının ilk duruşması 09 ve 13 Ekim tarihleri arasında Silivri’de görüldü. 424 mağdur (şehit yakını ve gazimizin bulunduğu) ve 143 sanığın yargılandığı dava, Darbe Ana Davası ile birlikte, İstanbul’daki darbe davalarının en önemlilerinden. Bu nedenle geçtiğimiz hafta Silivri’de oldukça yoğun bir trafik söz konusuydu. İlk gün salonda 80’in üzerinde müdahil avukat, çok sayıda müşteki bulunuyordu. Davayı kendi davası olarak bilip gelen izleyiciler ise davanın devam ettiği 5 gün boyunca salona sığmadılar. Zaman zaman dönüşümlü olarak salona alındılar, içeri giremeyenler ise mahkeme salonunun kapılarında beklediler.

Gerginlikler yaşanıyor

İlk gün daha çok kimlik tespiti ile geçen davanın, ikinci gününde sanık ifadelerinin alınmasına geçildi. Mahkeme başkanının belirlediği düzen üzere, ilk önce erler, alfabetik isim sırasına göre ifade vermeye başladılar. Mahkeme salonunda kimi zaman gergin anlar yaşandı. Müştekiler, izleyiciler ile sanıklar ve sanık avukatları arasında zaman zaman atışmalar oldu. Sanıkların ifade verme işlemi esnasında kendini tutamayıp, “Yalan söylüyorsun. Yarın olsa yine aynı darbeyi yaparsın” gibi ifadelerle müdahale eden izleyiciler düzenin sağlanması adına salon dışına çıkarıldılar.

Üç maymunu oynuyorlar

Her bir sanığın ifadesi sonrası gerek müdahil avukatlar, gerekse müştekiler tarafından sorulan sorularla çapraz sorgulamalar yapıldı. Pek çok erin ifadelerinde aynı şeyleri söylemesi, ortak bir savunma stratejisi geliştirildiği yönünde bir düşünce oluşturdu. Erlerin ifadelerine göre hepsi tatbikata gidiliyor diyerek kışladan çıkarılmıştı. Hiçbiri halka ateş eden ön saftaki askerlerin arasında değildi. Bir şeyler olduğunu anladıklarında gidip unimog’un altına yatmışlardı ya da içine girmişlerdi. Hatta bazıları uyuduğunu iddia etti. Teslim oluncaya kadar darbeden habersizlerdi. Kimseye ateş etmemiş ya da etmişlerse bile havaya ateş etmişlerdi. Başlarındaki komutan dışında etraflarındaki kimsenin adını bilmiyorlardı ya da hiç kimseyi ateş ederken görmemişlerdi ya da ateş edenler havaya ateş etmişti. Ortak ifadelerle hiçbir er diğer erlerin ismini vermedi. Erlerin bu yönde ifade vermelerini ya avukatları, ya aileleri ya da örgüt tembih etti ya da aynı koğuşta kaldıkları için birbirinin etkisinde kaldılar ve bu yönde ifade vermeye karar verdiler.

Koğuşlar ayrılırsa itiraf gelir

15 Temmuz Darbe Davalarını takip eden gönüllü müdahil avukatlardan, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasından sorumlu olan Bedrettin İskender, bu davanın sanık ve müşteki sayısının yüksek olması nedeniyle en son açılan davalardan biri olduğunu söylüyor. İskender 5 gündür devam eden davayı şöyle değerlendiriyor: “Mahkeme salonu basket maçının oynandığı bir stadyum gibi. Bir tarafta müştekiler, müştekilerin vekilleri, sanıklar, sanıkların vekilleri, onları koruyan askerler, izleyiciler, alkışlar, tepkiler… Üçüncü gün bir sanık ifadesinde suçlu olarak komutanlarını gösterdi. O esnada sanık erlerden biri kalktı ve komutanlarına hitaben ‘Bu alçaklar, şerefsizler bizim hayatımızı perişan etti’ dedi. Bunu anlamayan müştekiler kendilerine hakaret edildiğini düşündüğü için ayaklandı, ortalık karıştı, ciddi bir sıkıntı oldu. Mahkemeye ara verildi. Aslında tam o er çözülüyordu. Devamda ifadeye çağırılabilseydi belki itiraf gelecekti. Fakat mahkeme başkanı sırayla gittiği için bu sanığı ifadeye çağırmadı. Şimdiye kadar sadece 2 sanık olayı biraz izah eder ifade verdi ama kimin ateş ettiği konusunda komutanlar dışında er ismi vermediler. Hiç biri vermedi. Hepsi unimog’un altına yatmışlar, havaya ateş etmişler. Fakat bu sanıklar akşam aynı koğuşa gidiyor, aynı yerde kalıyor. Muhtemelen korkuyorlar. Birbirlerinin tesiri altında kalıyorlar. İfadeleri de aynı minvalde. Bunları ayrı ayrı koğuşlarda ayrı ayrı cezaevlerinde tutabilsek korkmadan gelip doğruları söyleyebilirler. Müdahil avukatlar içinde o gece köprüye gidenler de var. Toma ateş ettiğinde bir kilometre uzaktakilerin bile 30 santim havaya sıçradığını anlatıyorlar. Bu ortamda yatıp uyuduğunu iddia eden erler var.”

Komutanları yabancı servisler yetiştirdi

Davalarda itirafların söz konusu olabileceğini ifade eden İskender, o gece çekilen fotoğraflar ve videoların faydalı olduğunu ancak kör noktalarda olan askerler için, ifadelere gerek olduğunu söylüyor. Şu an ifadeleri alınan erler için “Muhtemelen bu erleri kalkan olsunlar diye getirdiler. Onları feda edeceklerdi. Harp Akademisi erleri daha işin içinde” diyen Avukat Bedrettin İskender, bu düşüncesini şöyle açıklıyor: “Eğer darbeciler o gece Cumhurbaşkanını alabilselerdi ya da darbeye gece 3’te başlayabilselerdi kimse sokağa çıkamayacak ve darbe başarılı olacaktı. ‘Darbeyi yaparız, yapamazsak da bu erleri feda ederiz’ diye düşünerek geri hizmetteki bu erleri getirdiler.”

Bedrettin İskender, erlerle ilgili diğer düşüncelerini ise şöyle anlatıyor: “Telefonları bırakmalarını söylemişler ama hepsinin telefonu elindeymiş. Aileleriyle görüşüp, mesajlaşmışlar. Birçoğu kaçabilecek pozisyondayken kaçmamış. Korktukları için mi kaçmadılar yoksa darbe yapıyoruz diye havaya mı girdiler bilmiyoruz. Fakat komutanları olan Binbaşı Ahmet Taştan ve Yarbay Turgay Ödemiş’in duruşmadaki hal ve tavırlarından özel yetiştirilmiş olduklarını düşünüyorum. Artık CIA mi MOSSAD mı yetiştirmiş devlet bunu araştırsın ama özel olarak yetiştirilmişler.”

Çapraz sorgu yoğun geçiyor

Müdahil avukatlardan Mehmet Alagöz, davaya katılımın yoğun olmasını beklediklerini ve öyle de olduğunu ifade ediyor. Alagöz, “Duruşma salonunda avukat sıraları tamamen doluydu, müşteki tarafı, basın kısmı hiç birinde yer yoktu. Bu insanların bu davayı sahiplendiği ve önemli gördüğünü açıkça gösteriyordu.” Olay yerine 3 farklı yerden asker getirilmiş olduğunu anlatan Alagöz, bunları 2. Zırhlı Tugay, İstanbul Kuleli Askeri Lisesi ve Hava Harp okulundan askerler olarak sayıyor. Rütbelilerin daha sonra dinleneceğini ifade eden Alagöz, “Çapraz sorgular çok yoğun geçiyor. Müştekiler dahi söz alıp sorular sorabiliyorlar. Özellikle köprüde ilk müdahaleyi yapan Safiye Bayat yüzleşip, sorular sordu. Bazı hususların aydınlanması da bu şekilde oldu. Zaman zaman gerilimler oluyor çünkü bir sürü insanın şehit olduğu, herkesin 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz sabahı dört gözle izlediği bir olaydı. Köprünün teslim olmasıyla darbe girişiminin başarısız olduğu netliğe kavuşmuştu” diyor.

Zamanla çözülecekler

İstanbul’daki davalar açısından bu davanın sembol olduğunu anlatan Avukat Mehmet Alagöz, sadece 15 Temmuz köprüsünde şehit olanların yakınlarının değil diğer yerlerdeki gazi ve şehit yakınlarının da aktif olarak davayı takip ettiklerini söylüyor. Alagöz, “Terhisine 3 gün kalmış, bir hafta kalmışken köprüye götürülüp ateş ettirilen askerlerin ifadesi bizi de üzüyor. Bu hale getirilmelerine üzülüyoruz. Zaman zaman onlar da kendilerini bu hale getiren komutanlarına hakaret ediyorlar. Erler başkasını ele vermemek amacıyla o gün deşifre edilen, silah kullandığı açıkça ortaya çıkan rütbelilerden başka kimsenin adını vermiyorlar. Silah kullananlar havaya ateş ettiğini, insanlara ateş etmediklerini iddia ediyorlar. Bir kısmının ifadesi hiç inandırıcı değil. Orada uyuduğunu anlatıyor. İfadelerde dikkat çeken başka bir konu suçu yakalanan rütbelilerin ya da ölen askerlerin üstüne atmaları, eylemleri sadece onlara yüklemeleri. Fakat zaman geçtikçe çözülme bekliyorum. Silah kullananları deşifre edebilirler” diyor.

Erlerden başlanması rütbeli stratejisini bozdu

Müdahil avukatlardan Mehmet Sarı ise yargılamada çok önemli olaylar gerçekleştiğini belirtiyor. Sarı, “Öncelikli olarak İstanbul’daki diğer darbe davalarından farklı olarak 15 Temmuz Şehitler köprüsü davasında öncelikli olarak er’lerden başlanarak ifade alınıyor. Bu sebeple rütbelilerin belirlediği savunma stratejisi bu davada etkili olamıyor. Er’ler ifadelerinde 15 Temmuz gecesi yaşananlara ilişkin önemli bilgiler veriyor” diyor.

Binbaşı kendi kendine gülüp havaya ateş ediyormuş

Avukat Mehmet Sarı, erlerin verdiği ifadelerde, 15 Temmuz gecesi köprüde insanlarımızın nasıl acımasızca şehit edildiklerinin sanık ifadeleri ile bir kez daha ortaya çıktığını anlatıyor: “Sanık erlerin ifadesine göre, sanık Yarbay Turgay Ödemiş arkalarından gelip ‘Nişan alın, eğer halk gelmeye devam ederse, sıkın, vurun, acımayın’ demiş. Başka bir er’in ifadesine göre köprüye gelip yolu kestikten sonra sanık Binbaşı Ahmet Taştan, daha hiç kimse gelmeden elindeki silah ile sebepsizce hiçbir şey yokken havaya ateş edip gülüyormuş. Başçavuş İbrahim Gül, yolun diğer tarafından geçen vatandaş için, ‘Bize tepki gösterenler terör yanlısı. Tepki gösterenler olursa havaya ateş edin biz 800 şehidimizin hesabını soracağız’ diye emir vermiş.

Hesabı sorulacak

Av. Sarı, 15 Temmuz Şehitler köprüsünde darbeci askerlerin tankla 3 top atışı yaparak sivil insanlara ateş ettiklerinin altını çiziyor ve “Askerlerin ifadelerine göre tank atışından dolayı köprü sallanmış. Bayrak açarak askerlere teslim olun diye gelen insanımıza kurşun sıkılarak 37 insanımız şehit edildi. Bu yönüyle bu dava, İstanbul’da devam eden 30 civarındaki darbe davası içinde en önemli dava. Darbecilerden anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüssü düzenleyen TCK’ 309-311-312 ve devamı maddelerin uyarınca hesap sorulacak” diyor.

Dava uzun sürecek

Avukat Bedrettin İskender dava sürecinin sanık sayısının fazlalığı ve çok soru sorulmasından dolayı yavaş işlediğini anlatıyor. Beş gün sonunda yaklaşık 30 sanığın dinlenmiş olacağını söyleyen İskender, “Henüz subaylara da geçilmiş değil. Belki onların ifadeleri yarım gün, belki tam gün sürecek. Bizim açımızdan onların ifadeleri önemli çünkü erlerin tamamı onları silah kullanırken, insan öldürüp yaralarken teşhis ediyorlar. Sorgular bittikten sonra delillerin değerlendirilmesi aşamasına geçilecek. Sonra savcı mütalaasını sunacak. Bizler de beyanda bulunacağız. Savunma avukatları müvekkilleri hakkında savunma yapacaklar. Mahkeme kararını açıklayacak. Bu işleyişle sürecin uzun süreceği açıkça görülüyor” diyor.

Çağlayan’a alınsın

Avukat Bedrettin İskender’in parmak bastığı bir diğer konu davaların Silivri’de olması sebebiyle gidip gelmenin zorluğu. İskender, “Silivri’ye gidip gelmek çok ciddi bir mücadele. Ben Ümraniye’de oturuyorum. Sadece Salı günü eve gittim. Mecburen Silivri’de kalıyorum. Sabah 6,30’da yola çıkarsan 7’de buradasın. 3 saat duruşmayı bekliyorsun. Ama saat 8’de çıkarsan trafikten davaya yetişemiyorsun. Geçmişte Ergenekon davalarını halktan uzaklaştırmak, kendi başlarına yargılama yapmak için bu salonları yaptılar. Hazır salonlar olduğu için bu dönemde de kullanılıyor ama bu yargılamaların Çağlayan adliyesinde ya da yakınındaki bir spor salonu olabilir orada yapılması daha uygun. HSYK böyle bir karar alırsa yapılabiliyor. Çağlayan’da daha iyi organize olabiliriz. İlk gün arkadaşları zorladık rica ettik. 80 civarında avukat arkadaşımız geldi. 2. gün bu sayı 30-35’e, 3. gün de 25’e kadar düştü. Çünkü bütün arkadaşlarımızın duruşmaları var. Her gün buraya gelmeleri cidden bir meşakkat. Ama Çağlayan’da olsa insanlar hem duruşmalarına girer hem de burayı takip ederler, her duruşmada 50- 60 kişi gelebilir” sözleriyle davaların Çağlayan Adliyesi’ne alınmasının iyi olacağını belirtiyor.


Emeti Saruhan, 19.10.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Hayatın Sıcak Yüzü, 

Emeti Saruhan Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Emeti Saruhan Hanımefendi'ye çalışmalarını bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz. Seçkin Deniz, 06.07.2017



İlk yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı